"Ogün bugündür Kumrulu Kapının Kızı, boynunda gerdanlık, göğsünde mektuplar gizligizli odasının kalın perdelerinin arasından Kozluların bahçesini seyreder.Bilir ki bir gün bahçenin ve gönlünün efendisi kemanıyla haber verecektirgeldiğini. O da her şeyi unutup sevdiğine koşa koşa gidecektir."
KumruluKapının Kızı, evin en üst katındaki odasından seyrediyordu yan komşununbahçesini. Bahçe ne zamandır tarumardı. O gittiğinden beri bahçeye kimsenin elideğmemişti. Hane sahiplerinin bahçeye ayıracak zamanları yoktu. Bütün zamanlarımusluk akarken küplerini doldurmakla geçiyordu. Erkeğinden kadınına, çocuğunahepsinin vaktini dükkân alıyordu. Bir tek o, zamanını dükkânda geçirmektenhoşlanmazdı. Bahçeden hiç çıkmazdı. Onun elinde her fidan hayat bulurdu.Meyveye durmayan fidanların çiçekleri onun elinde en doyumsuz kokularlabuluşurdu. Hele meyveye duranların tadı bal olup akardı ağızlardan. Bahçeningüzelliklerine kemanıyla güzellikler katardı. Onun gönül bağından kopannağmeler Kumrulu Kapının Kızı'nın yüreğinde hiç dinmeyecek heyecanlaryaratırdı.
Bahçeyebakan pencerenin önünde saatlerce onun gelişini beklerdi. Kalın perdelerinaralığından bakarken kalbi heyecandan kuş yüreği gibi çarpardı. Bir gözüpenceredeyken kulağı da dışarıdan gelecek ayak seslerine dikkat kesilirdi.Keman sesiyle dünyalar onun olurdu.
Oysaşimdi her şey nasıl da değişmişti. Artık pencereden o bahçeye bakmak yasaktı.Kumrulu kapının hiçbir ferdi Kozluların hanesine ayak basmak şöyle dursun evdenyöne bakmayı bile kendilerine zül sayarlardı. Çarşıya, Kozluların evi yönündekestirmeden gidilebilecekken yolu uzatmayı göze alarak tam tersi istikamettenyürünürdü. Kumrulu Kapının Kızı kanatları kırılmış halde eve geldiğinden beri durumböyleydi. Bir zamanlar yediği içtiği ayrı gitmeyen iki aile birbirlerinekapılarını bir ömür boyu kapatmışlardı.
Aklındahep aynı soru vardı? O bunca zamandır neredeydi? Burada olsaydı her şey farklıolurdu. Adı kayıplar arasında çıkmış, o kaybolunca bütün değer verdiği her şeyde elinden alınmıştı. Onun kayboluşunun faturası Kumrulu Kapının Kızı'nakesilmişti. Oysa o sevmekten başka ne yapmıştı? Bir kere sesi, soluğu bileçıkmamıştı. Sevdiğinin gözlerine teslim olmuştu. Ailesinin bütün geçimsizliklerini,ona karşı takındıkları soğuk davranışlarını görmezden gelmişti. Ona layıkgörülen bunca haksızlık ne uğrunaydı? Hepsi yükte hafif pahada ağır, onlarınsadece maddiyata yönelmiş istekleri yerine getirilmediği içindi.
Oysao, bu eve tüm varlığıyla gelmemiş miydi? Düşündükçe başına ağrılar saplanıyor,gözleri kararıyor, olduğu yere yığılıveriyordu. Nice zamandır ailesi gözleriniaçması için beklemiş, dualar etmiş, en sonunda gözlerini açıp bir bardak suisteyince bir hafta şehrin fakirlerini doyurmuşlardı. Kumrulu kapının fertleriiçin kızları kıymetlileriydi, onu kem gözlerden sakınırlardı.
Zamannasıl da kum saatindeki kumlar gibi akıp gidiyor, her şey nasıl değişiyordu\ Nekadar zaman geçti, neler yaşandı? Kafasında cevap bekleyen onca soru... Kimseyede soramıyordu. Sadece Bahtiyar'a sorabilirdi. Onu en iyi Bahtiyar anlardı.Bahtiyar'la konuşurdu gizli gizli. Garibimin dili olsa neler söylerdi neler.Ötmeyi de bırakmış, sükûtu rehber edinmişti kendince. Oysa o kemandan nağmelerbir dökülmeye görsün Bahtiyar yarış ederdi onu nağmeleriyle. Ne güzel öterdiBahtiyar. Sahibesine atılan tokadın ardından o da nasibini almıştı kafesiduvara fırlatılarak. O günden beri kalp çarpıntısı çekiyordu, aynı sahibesigibi. Günlerce kendine gelememişti. İkisi birbirlerine sığınmışlardı.
KumruluKapının Kızı, aylardır odasından çıkmıyordu. Gelen yemekleri de kuş yeminceyiyordu. O da sırf gözünün içine bakan ailesi üzülmesin diye. Ondan ümidinikesmiş olsa her şey farklı olurdu. Ölüm bir kavuşma mıydı? Umudu tükendiğinde busorunun cevabını aramaya giderdi. Şimdilik bekliyordu, bekleyecekti. O sözvermişti giderken, kısa zamanda geleceğim, zamanı gelince seni de alıp gideceğim, diye. Her şeyin maddiyatlaölçüldüğü Kozluların evinde ne zamandır o da mutsuzdu. Sevdiğine kavuşmak içinher zorluğa katlanmış, ailesi ne derse peki demişti. Keman çalmaktan, şiiryazmaktan hatta bahçede vakit geçirmekten bile vazgeçmişti. Bütün zamanını hiçsevmediği dükkânda geçirmeyi kabul etmişti. Hiç durmadan yapılan hesap kitaplarnefes aldırmıyordu ama Kumrulu Kapılı Kız'ın varlığı ona yeterdi. Onungözlerine bakarak kemanını çalar, onun dudaklarında şiirler yazar, onunsaçlarında bahçesini hayal ederdi.
Nişan,nikâh, düğün derken her şey bir rüya gibi geçmişti. Kozlular her zamanki gibiKumrulu kapının fertlerine güzel maskeleriyle görünmüşler, tatlı dilleriyleistediklerini elde etmişlerdi. Onlar için Kumrulu Kapının Kızı malıyla mülküyle bir mücevherdeğerindeydi. Hele aile yadigârı elmas gerdanlık paha biçilmezdi. O da gelinbirlikte kızla Kozlulara gelmişti. Ninesinin dualarla ve yemin verdirerekboynuna taktığı elmas gerdanlık kızın prangası olmuştu. Herkesin gözüelmastaydı. Bir gün kayınvalidesi, "Kızım bu kadar kıymetli mücevher her güntakılmaz, ver de kasamıza koyalım." dediğinde nezaketle "Olmaz! Ben nineme bugerdanlığı boynumdan hiç çıkarmayacağıma dair yemin verdim." diyerekkayınvalidesini geri çevirmişti.
Bukonuşmadan sonra Kozluların maskesi düşmüş, gerçek yüzlerini gösterirolmuşlardı. Ne yapsa beğenmiyorlar, en ufak bir sözünde onu aşağılıyorlardı. Budurum karşısında sus pus olmuştu, ogelinceye kadar odasından çıkmıyordu. O, odadan içeri girince renkler, kokularve musiki odaya doluyor. Bütün hayat odaya akıyordu. Birlikte vakit geçirmelerinede müsaade etmeyeceklerdi ama o, onlara dükkânda iyi para kazandırıyordu.Odaları Kozluların evinde kendilerine ait bir adaya dönüşmüştü. Beraberkaldıkları o kısacık vakitler ne kadar güzeldi. Peki, nereye kadar?
Tahammülmülkünün yıkıldığı bir an o, karar verdi. Kumrulu kapının kızı günden günegözünün önünde eriyordu. Son yaptığı iş gezisinde kurtuluş için beklediğifırsatı buldu. Komşu ülkelerden birinde hem de iyi bir ücret karşılığı elemanaranıyordu. Sahip olduğu nitelikler aranan elemana ait bütün özelliklerikarşılıyordu. Asıl planı sevdiğiyle o memlekette bir hayat kurmak için gereklihazırlıkları yapmaktı. Ailesine ise bu fırsatı iyi değerlendirirse yurt dışındaçok sağlam iş bağlantıları kurabileceğini söyleyecekti.
Birgece onun ağzından çıkan her sözü kana kana dinleyen Kumrulu Kapının Kızı,ayrılık kelimesini duyduğunda bir feryat kopardı. Kuş yüreği bu haberedayanamamış, ilk kez o zaman bayılmıştı. Sevdiğinin teskin edici sözleri onukendine getirdi. Sevdiğine, "Tamam, Sen nasıl istiyorsan öyle olsun, yalnızbeni buralarda boynu bükük bırakma!" dedi. O, eline geçen her fırsatta mektupyazacağını söyledi, öyle de oldu. Altı ay boyunca her hafta mektup geldi. Ondangelen her mektubu ezberledi, gözyaşıyla mühürledi. Mektuplar gelmez oluncaKozlular, çalıştığı yerle irtibat kurdular. Önce net bir haber alamadılar,sonra birdenbire kayboldu, nereye gitti, nedeni bilinmiyor, cevabını aldılar.
KumruluKapının Kızı, söylenen hiçbir şeye inanmadı. Haftalarca odadan çıkmadı.Mektuplarını göğsünde taşıdı, öpüp kokladı. Sonra bahçeye düştü yolu. Sabahtanakşama bahçeden çıkmadı. Bahçeyi onun gibi dokudu, güzelliklerle nakşetti. Birgün ailesi ziyaretine geldi. Annesi, "Kızım!" diye söze başlayınca susturduonu. Ailesi akılları kızlarında kala kala oradan boyunları bükük ayrıldı Kozlularınevinden.
Bundancesaret alan kayınpederi ile kayınvalidesi bir gün kapısını çaldılar.Gözyaşları içinde o gittiğinden beri dara düştüklerini, iflasın eşiğinegeldiklerini, boynundaki gerdanlığı rehin verirse işlerinin açılacağınısöylediler. Yüzlerine baktı, gözlerinde her zaman gördüğü maskeyi gördü."Olmaz, imkansız!. Nineme verdiğim yemini de çiğnerim ama o, gelmeden olmaz."dedi. O an bütün maskeler düştü. Kayınpederi yüzüne öyle bir tokat attı kiorada yere yığıldı. Odasının altını üstüne getirdiler. Kapısını kilitlediler.Hiçbir yere bırakmadılar. Kumrulu Kapının Kızı sessizliğe mahkûm etti kendini,yemeden içmeden de kesildi.
Taki Kozluların yanında çalışanlardan biri her şeye göze alıp kızın ailesinehaber verene kadar. O gün iki aile arasındaki bütün duvarlar yıkıldı. Kumrulukapı bütün bütün söküldü yerinden. Aile, kızları için bütün nezaketi, saygıyıortadan kaldırdı. Baskın yaptılar Kozluların hanesine. Kızlarını söküp aldılar.
Ogün bugündür Kumrulu Kapının Kızı, boynunda gerdanlık, göğsünde mektuplar gizligizli odasının kalın perdelerinin arasından Kozluların bahçesini seyreder.Bilir ki bir gün bahçenin ve gönlünün efendisi kemanıyla haber verecektirgeldiğini. O da her şeyi unutup sevdiğine koşa koşa gidecektir.