Yok!...

Hemen telaşlanıpdepremde yıkıldığını falan düşünmeyin.

Kötekli Camii insan iradesiyle yıkıldı.

Yenisini ve dahagüzelini, daha imkânlısını ve daha da mimarî değeri olanı yapılmak üzereyıkıldı.

Kötekli Camii1967 yılında köylünün gayretiyle yapılmış. O zaman köyün adı Hacı Araplar . 12 Eylül 1980 darbecileriburanın adında hem "hacı" hem "arap" görünce "Urun ha!..." deyip adınıdeğiştirmişler ve köye yerleşenlerin obasının adı olan " Kötekli "yi köye ad olarak vermişler. O günden bugüne burası"Kötekli". Tabii ki yaşlılar hâlâ yöreağzıyla "Hacıraplaa" diyor.

"Köyün adınadalmayalım sayın yazar. Lütfen konuya gelin!..." der gibi olduğunuzu anladım.

Kötekli camisikonusuna devam.

Ben 1994 yılındageldiğimde Rektörlük ve Fen-Edebiyat Fakültesi , Kötekli'de idi.Tabii ki Cuma namazları da tek cami olan o camide kılınacaktı. Yani, o camibizim ilk göz ağrımızdı.

Dört köşe duvar,kiremitle kaplı çatı, ufak bir soncemaat mahalli ve asma kat. Bahçesinde de ufak ve tatlı bir şadırvan ileberaber bir incir ağacı, yanında da 5-6 tane zeytin ağacı.

O yıllarda içcemaat yeri ve son cemaat yeri yetiyordu cumalarda, bayramlarda. Öğrenci sayısıçok az idi ve çoğu da şehir merkezinde oturuyordu. Yurtlarda kalan öğrenci sayısı da azdı; çünkügenel olarak öğrenci azdı. Bu yüzden o cami yetiyordu.

Büyük bir sanateseri olmasa da o sade ve basit köy mescidi özelliğiyle bana çok tatlı gelmişticami. Rahmetli kayınpederimle giderdikarada. O da sempatik bulurdu camiyi. Belki o köy saflığı ve samimiyetiydi bizimutlu eden. Ağır süsler, kallavi nakışlar ve muhteşem hüsn-i hatlar yoktu belkiama samimiyet vardı, teslimiyet vardı, bir temizlik vardı.

Sonraöğreniyoruz. Camiin bir de fedakârlık boyutu varmış.

Bir günakşamüstü, sevgili Tuncay (Baydur) 'ınmarketinin önünde sohbet ediyoruz. Rahmetli babası Sadet amca da var sohbette. Bir ara "Öğrenci ve personel sayısıarttı. Artık cami küçük geliyor. Yıkıp yeniden yapsak da büyütsek mi?" dedim.

Sadet amca biöfkelensin, bi öfkelensin!...

"Bu caminininşaatına biz deve ile kum, çimento, taş, tuğla, kiremit ve kireç taşıdık. Hertuğlasında, her taşında hepimizin alın teri ve hatırası var!... Yıktırmayız bucamiyi!..." dedi.

O anda bütünköylüleri karşımda bulmuş gibi oldum!...

Ben ne kadarpragmatist, ne kadar çıkarcı ve güncelci olup çıkmışım meğer!... Bizokumuş-yazmışlar hep böyleyiz. Hemen değiştirelim!... Yediden yapalım!..."

Değiştirelim,yeniden yapalım da onca hatıra ne olacak peki?

O camininzerresine değmeye kalktığımızda, emek verenlerin hatırasına saygısızlık etmişolacaktık. Böyle yapmaktansa daha büyük yeni bir cami yapılmalıydı. Nitekimöyle de oldu. 1999'da Hacıaraplar Camii yapılıp ibadete açıldı.

Peki yetti miyeni cami?...

Yetmedi tabii.

Üniversiteye de Ali Rıza Hakses Camii yapıldı.

Gene yetmedi.

Çünkü Kötekli'deyaklaşık 15 bin insan ikamet etmekteydi ve bunlardan Cuma namazlarına gidenlerhayli yekun tutuyordu.

Kötekli Camiizamana dayanamadı ve Malatyalı bir hayırseverin teşebbüsüyle yeniden yapılmaküzere Ocak ayında ibadete kapatıldı. Yenisi inşallah seneye ibadeteaçılacakmış.

Yıkımabaşlandığı günlerde oradan geçemeyip arka sokaklardan dolandım hep. Geçen haftaöğrendim ki cami tamamen yıkılmış ve molozlar da kaldırılmış.

Dün geçerkenuğradım.

İçim bi hoşoldu.

Tuncay'ın babasıSadet amcayla beraber pek çok köylünün hatırası da yok olmuştu; benim de 28yıllık hatıram ortadan kaybolmuştu.

Bi hüzün çöktüiçime. Kalbim sızladı.