NAZMİYE HALVAŞİ’NİN ANEKDOTU

Başlık bana ait değil... Datça’dan Sedat Kaya üstada ait...

Halk TV yazarlarından Sedat Kaya Datça’dan orada yaşamakta olan CHP eski Parti Meclisi (PM) Üyelerinden Nazmiye Halvaşi’nin CHP İstanbul İl Başkanlığı’na mahkeme kararı ile kayyum atanması karşısında 3 Eylül’de paylaştığı anekdotu Sedat arkadaşımız “Kirli Dosyaların Gölgesinde Siyaset” başlığı ile kaleme alıp paylaştı.

Sedat Kaya’nın yazısından sonra Halvaşi’nin anekdotunu kendi kaleminden iki kere okudum. Herkes okumalı. Bu paylaşımı o yüzden yapıyorum. Keşke yaygın basından, İstanbul Basınından birileri de paylaşsa da CHP’yi yönetenler de okusalar ve şapkalarını önlerine koysalar.

Çoğunun işine gelmez tabii...

+

Yazısına “Yılların CHP'lisi Nazmiye Halvaşi, sosyal medyada paylaştığı yazısında siyasetin karanlık yüzünü açığa çıkaran çarpıcı bir anekdot anlattı.” diye başlayan Sedat Kaya şöyle devam ediyor:

Yıl 1998.. Nazmiye Halvaşi, CHP’nin 28. Olağan Kurultayı’nda, genç yaşında Parti Meclisi’ne seçiliyor. Deniz Baykal’ın listesini delip giren yedi kişiden biri. Altmış kişilik masada çoğunluk değiller ama gündemi belirleyen konuşmalar hep onlardan geliyor. Halvaşi’nin anlattığı bir sahne aslında Türkiye’de siyasetin nasıl bir bataklık olduğunu gözler önüne seriyor. Parti Meclisi toplantısı öncesi, projelerinden birini anlatmak için Genel Sayman Mahmut Yıldız’ın odasına giriyor. Baykal’ın kurmayları da orada. Projesini anlatıyor. Dinliyorlar ama tek kelime etmiyorlar. O sırada Mehmet Sevigen (Deniz Baykal’a yakınlığı ile bilinir ve 2021 de CHP’den ihraç edildi) ayağa kalkıyor.

-Halvaşi, sen siyaset yapmak istiyorsun değil mi?

-Yapıyorum!

İşte siyasetin kanlı canlı gerçeği orada yüzüne vuruluyor.

‘Yok, böyle  projeyle falan olmaz. Siyasette ilerlemenin iki yolu vardır. Ya ilçende üye yapıp delegeyi, yönetimi ele geçirirsin… Ya da elimizde seninle ilgili bir dosya olur. Senin hiçbir açığın yok, dosyan yok. O zaman seni kim, nasıl durdurabilir? Mutlaka bir açığın olmalı!’

Tokat gibi bir söz. Bir genç siyasetçi için perde ardındaki gerçeğin ta kendisi. İşte dosyalarla yönetilen, dosyalarla susturulan, dosyalarla esir alınan siyaset düzeni.

+

Sedat arkadaşımızın yazısından Halvaşi’nin anekdotunu okurken Halvaşi için “CHP’yi ne güzel özetlemiş” dedim. Hatta Sedat Kaya’nın sayfasında yazının altına şu yorumu yaptım:

“Şaşırtıcı bir değerlendirme. CHP kurmayları "dosyası olanları" siyasete kabul ederlerken, o dosyaların başkalarının elinde de olabileceğini hesaplamazlarsa eh olacağı budur...”

Tabii bende şunu belirtmeliyim. CHP denilince akla Deniz Baykallar, Hikmet Çetinler, Altan Öymenler ve doğal olarak Kemal Kılıçdaroğlular, Maharrem İnceler gelir de Bülent Ecevit ile Erdal İnönü gelmez...

Çünkü Bülent Ecevit DSP Genel Başkanı olarak rahmetli olurken, Erdal İnönü’de daha çok SHP Genel Başkanlığı ile bilinir, tanınır...

Ben Ecevit CHP’sinde Gençlik Kolu Başkanlığı yapmıştım. CHP’li olmakla her zaman gurur duyduğum bir dönemdir.. O CHP’de Sevingenler ve ardından gelen onun benzerleri CHP’de yoktu. O nedenledir ki CHP’lilerin “kirli dosyaları” da olmazdı!

Kirli dosyalar dönemi maalesef Deniz Baykallar ile başladı, Kemal Kılıçdaroğlular dönemi ile devam etti.

Kılıçdaroğlu, Baykal’ın Genel Başkan Yardımcısı’ydı. Özgür Özel de Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan Yardımcısı...

+

Aynı kanaatteyim, “Halvaşi’nin anlattıkları sadece 90’ların CHP’sine değil, bugünün Türkiye’sine de ışık tutuyor.” diyen Sedat Kaya şöyle devam etmiş:

“Eğer siyasette aklın almadığı şeyler oluyorsa, bilin ki ortada dosyalar vardır. Bu ülkenin her yerinde, dünyanın her köşesinde, şirketlerden devletlere kadar... Güç, liyakatle değil, birilerinin elindeki kirli dosyalarla kuruluyor.”

Neymiş “Güç, liyakatle değil, birilerinin elindeki kirli dosyalarla kuruluyor.”muş...

Bu durum günümüz Türkiye’sinde sadece CHP’deki “hastalık” değil, aynı zamanda yerel yönetimlerimizde de, AK Parti’nin “Başkanlık Hükümet Sistemi”nde de geçerlidir...

+

Kayyuma sert çıkış gösteren eski PM Üyesi Nazmiye Halvaşi CHP’nin şimdi onur üyesi.. Ona göre, CHP’de “dosya siyaseti” söz konusu.. Ona göre şimdi “Dosyası olan ihanet ediyor”...

Sedat Kaya’da noktayı şöyle koymuş:

Halvaşi diyor ki; Bugün CHP’nin 38. Kurultayı iktidarın kâbusu olduysa sebep budur. Çünkü bu kez dosyalar yoktu. Delegeler kendi iradeleriyle karar verdiler. Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde ilk kez bir genel başkan, delege oylarıyla koltuğunu kaybetti.

Ve iktidar, elinde dosya olmayınca, bu kez hukuku yerle bir etti. ‘Akıl almaz işler’ yaparak CHP’nin kapısına kilit vurmak için geçmişi didik didik etmeye başladı.

En acısı ne biliyor musunuz? İktidarın elinde dosyası olanlar, kendi partisine ihanet ediyor.

Kayyımı kabul ederek küçülüyorlar. Dosyası olmayanlar ise halkın vicdanına güvenerek yol yürüyor.

CHP'deki son gelişmelere bu açıdan da bakmak gerek.

Bence de...

Halvaşi’ye göre 38. Kurultay’da “Dosyası olanlar” yoktu... Halvaşi’ye sadece bu  noktada katılamıyorum. 38. Kurultay da Gürsel Tekin yok muydu? Özlem Çerçioğlu da vardı...

Doğrusu ben CHP’de “Dosyası olanlar” döneminin her noktaya üyeler ile ön seçim sonucu gelindiği zaman sona erebileceğine inanıyorum...

+

Nazmiye Halvaşi’nin anekdotu Sedat Kaya arkadaşımın aktardığı kadar değil, fazlası var. Benin bu köşe de yetmezdi. O nedenle bu anekdotu Halvaşi’nin facebook sayfasından okuyun derim.

Halvaşi o yazısına noktayı geçmişte CHP’de görev alan isimlere seslenerek şöyle koyuyor:

Bugün mesele CHP’nin iç tartışmaları değildir. Seçilmişlere yapılan her türlü müdahaleyi kınıyorum, kayyumları kabul etmiyorum. Eski MYK, PM, YDK üyeleri, il ve ilçe başkanları, kadın ve gençlik kolları, milletvekilleri ve belediye başkanlarını ortak karşı duruşa davet ediyorum.

Bu çağrıya ben de katılıyorum.

Rus otokrasisinin eşiğindeki ülkemizde bu çağrıya hayır demek mümkün değil.

Karşı durulmalı, ama hukuk içinde de kalınmalı. Ben Cumhuriyet kurmuş bir partinin Genel Başkanına “Hukuku tanımıyorum” demek yakışmıyor...

+

DÜNKÜ YAZIMIN YANKILARI

Marmaris’ten Nurten Erbay’ın dün “O zaman soru şu: 2017 Mühürsüz oylarını YSK nasıl ve neden kabul etti? O seçimde yok hükmünde değil midir?” şeklinde yaptığı paylaşım çok önemli.

Mahkeme kararı tartışırsınız, karara karşı durursunuz, ama “Yok hükmünde” sayamazsınız. Var...

Evet, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın 38. İl Kongresinde bir usulsüzlük, yolsuzluk yaşandı ise  o zaman itiraz edilmiş olması gerekirdi. Yasalar açık. Varsa bir itirazınız bunu 6 ay içinde yaptınız yaptınız, yoksa geçmiş olsun.

Hem bunun yapılacağı yer Asliye Hukuk Mahkemeleri değil, seçim kurullarıdır.

Ben CHP’nin yargı yoluna gidip itirazını yapması halinde kazanacağına inanıyorum. Bunu yapmamak kaosa neden olur ki bu CHP’ye yakışmaz.

Dünkü yazımda da vurguladım, “Özgür Özel öfke dilini bırakıp, akıl diline dönmelidir” dedim. Özgür Özel kaos itemiyorsa bunu yapmalıdır. Kaos ne CHP’ye ne de ülkemize fayda sağlamaz.

Yeni parti kurulabilir diyenler var. Bu da büyük yanlış olur. Bu da bütünleşmeye değil, ayrışmaya hizmet eder.

+

Dünkü yazımın altına ilginç ve uzun yorum yapanlar oldu. O yorumlardan birini yapan Nabide Kılınç’a yanıt verirken şöyle dedim:

“Nabide Kılınç İyi güzelde Özgür Özel dün Kılıçdaroğlu'nun dibindeki adam değil miydı? İmamoğlu İBB'nin dışında 38. kurultaya kadar CHP'nin ve mücadelesinin neresinde vardı? Muharrem İnce genel başkan adayı olduğunda Özgür Özel ve İmamoğlu neredeydi?”

Nazmiye Halvaşi’nin anekdotunun tamamını okuyun dedim, onu okurken okumadıysanız dünkü yazımı da okuyun derim...

---------            -----------

GÜNÜN SÖZÜ; İnsanların da yan etkileri var. Bazıları başını döndürürken, bazıları mideni bulandırabiliyor. --Nicanor Parra