Özcan Özgür

Bugünler CHP’de büyük kesim daha dün gibi “Sakin Güç” dedikleri, “Gandi” yakıştırmasında bulundukları, bir insana gösterilebilecek saygının en yükseklerinden biri olan “Piro” sıfatı ile andıkları Kemal Kılıçdaroğlu’nu ipe çekiyor.

Yeni CHP’liler “linç kültürünün ilkelliğinden” bizim anlayamadığımız biçimde adeta haz duyuyorlar. Evet sizi duyar gibi oluyorum, öyle de olanlar olabilir, ama o kelimeyi burada zikretmekten utanç duyarım.

Buna karşılık, üstelik ortalıkta “devrimci” geçinen bir CHP’li “İlk iki karısına kocalık yapamayan soytarı CHP'ye kayyumluk mu yapacak?” diye paylaşım yapabiliyor. Kılıçdaroğlu ile birlikte Gürsel Tekin de ipe çekiliyor. Tabii arada Deniz Baykal da nasibini alıyor!

Acaba diyorum, Gürsel Tekin eşlerine o CHP’linin dediğini yapmış olsaydı, ataması kabul görür müydü?

+

Evet bugünlerde herkes eski defterleri, bohçaları, çeyiz sandıklarını karıştırıyor. O sandıklardan, bohçalardan Zülfi Livaneli’nin Deniz Baykal rahmetliye hitaben kaleme aldığı “Deniz Baykal Dediğiniz Kişi Kimdir Biliyor musunuz?” başlıklı bir yazıda çıkarılmış paylaşılıyor.

Orada “Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan'ın ‘milletvekili olmadan başbakan olma’ önerisini reddetmişti. Türkiye'nin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz ‘Tayyip Erdoğan başbakan olacak!’ diye tutturdunuz. Sizi ‘Çok tehlikeli bir oyun bu!’ diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız..” diyen Zülfi Livaneli özetle şu ifadelerde bulunmuş:

Deniz Bey lütfen hatırlayın: 19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen'in evindeydik. ‘İki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz.’ iddianıza karşılık ben ‘Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan'ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var. Program Türkiye'yi ılımlı İslam cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasi hayatını bitirecek.’ dedim...

+

Yazısında Baykal’ı “Tayyip Erdoğan'ın yüzde 34 oyla meclisin üçte ikisini ele geçirmesinin manivelası” ve “Melih Gökçek’in dostu” olmakla suçlayan Zülfi Livaneli kendisini haklı çıkaran yazısını şöyle noktalamış:

Bu ülkenin sola şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bütün uyarılarımıza rağmen partiyi sağa çekmekte, Kürtlerden, Alevilerden, solculardan ayırmakta ısrarlı oldunuz. Erdal İnönü, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Mehmet Moğultay, Seyfi Oktay, Celal Doğan ve daha birçok sosyal demokratla el ele tutuşup halkın karşısına çıkmanız gerekirken; eski MHP'lileri, eski ANAP'lıları, idamla yargılanmış sağcı militanları parti vitrinine çıkarmakta ısrar ettiniz.

Size defalarca ‘Bir şeyin aslı varken kopyasına kimse bakmaz!’ dememize rağmen, sol politikaları değil, MHP çizgisini tercih ettiniz. Sağcıları ve sekreterinizi Meclis'e sokarken, İsmet Paşa'nın Avrupa Konseyi'nde komisyon başkanı olma başarısını gösteren torunu Gülsün Bilgehan'ı Meclis dışında bıraktınız.

İnanın ki bunları yazarken samimi olarak üzülüyorum. Keşke haklı çıkmasaydım, keşke sizin tahminleriniz doğrulansaydı diyorum ama durum ortada.

Yazık oldu Deniz Bey, hem size, hem partinize, hem de size inanan temiz yürekli sosyal demokratlara.

Artık bundan sonra istifa etseniz de bir etmeseniz de.

+

CHP bugün tam da Zülfü Livaneli’nin tanımladığı durumda:

Bad-el harab-ül Basra!

Bazen “Bu Yunan İzmir’de denize dökülürken, itlerini bitlerini Cumhuriyet ile birlikte kurulan Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakılmış olabilir mi?” diye düşünmeden edemiyorum!!!

Bu arada Şair Galip Sarıaltın da “Bay Kemal’in Şeceresi” başlıklı bir şiir yazmış. Herkes şairin adını silip kendisi yazmış gibi paylaşıyor.

Bay Kemal / En son söylenecek / Sözümü en başta söyleyeceğim bugün / Sonra bir bir dökeceğim incilerimi.(“) TARİH seni / affetmeyecek bay Kemal..” diye başlayan şiir şöyle devam ediyor:

“Uzun zamandır/ içinde olduğun karanlık ilişkilerin / En kullanışlı aparatı oldun ya / helal olsun sana … / Baykal CHP yi / 50 yıl esir almıştı .. / Ona verilen görev / CHP yi küçültmekti .. / Nitekim onun döneminde / CHP evet ölmedi / ama uçamayan kuşa döndü .. / Sende onun sağ koluydun.. / Onu ordan bir kaset komplosuyla indirdiler /

NEDEN… / Çünkü o görevini tamamlamıştı… / İkinci bölüm ona göre değildi .. / Yeni dönemde / başka bir maşa gerekliydi.. / Daha yumuşak … / daha kullanışlı … / Küçülen partiyi / sağa çekecek biri olmalıydı.. / Baykalın söylem tarzı / buna uymazdı … / Öyle ya / herkese farklı elbise yakışır / İşte o aktör sendin …..!”

Şeytanın avukatlığını yapalım... Pior Kılıçdaroğlu’nun sağ kolu kimdi?

+

Şiir oldukça uzun. İsterseniz https://www.facebook.com/yavuzkan.akdogan/posts/10162678105874354/ linki tıklayıp tamamını okuyabilirsiniz. Şair Galip Sarıaltın şiirini şöyle tamamlamış:

Sana verilen görev / kolu kanadı kırık bu kuşu / SAĞA çekerek Erdoğan’ın önünü açmaktı .. / Tam senlik yani… / Nitekim sayende Erdoğan / hiç kaybetmedi / SEN de hiç kazanamadın..

Bak şimdi burada / ROKHEFELLER ABD projesine girersem / mevzu uzar ..

Başınızı ağrıttım / Asıl konuya dönelim / başlıyoruz / günahlarını saymaya

Atatürk düşmanı olduğu bilinen / EKMELEDDİNE tıpın tıpış / oy verilmesini sağladığın gün / Türkiyenin ekseni değişti .. / Ama sen yine utanmadın ..

O kadar kontrolden çıkmıştın ki / Mitinglerde Ülkücü işareti bile / yapmaya başladın .. / Ama sen yine utanmadın / ‘Dokunulmazların kaldırılması Erdoğan’ın / Parlementoyu esir alma hamlesiydi. / İnsan haklarına ve hukuka aykırı ama / şimdi destek olmasak / bize terörist derler diye destek olduk’ dedin. / sayende iki parti lideri şu an hapiste / Ama sen yine utanmadın..

Sana rakip olan / Muharrem İnce den kurtulmak için / Onu kasıtlı olarak / Cumhurbaşkanı adayı ilan edip / Sonra çekiliverdin … Sayende / Muharrem İnce ortada kaldı iyimi / Erdoğan ise yine sarayda kaldı / Ya arkadaş sen yine utanmadın ….”

Aslında sadece Muharrem İnce değil, CHP’nin ve ülkenin geleceği ortada kaldı...

+

Bugün 5 Eylül.. Dört gün sonra 9 Eylül... Önümüzdeki Salı günü Cumhuriyet Halk Partisi’nin 102. Yılı kutlanacak. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) kuruluş haftasındayız. Bu haftanın içinde CHP İstanbul İl Başkanlığına Gürsel Tekin’in atanmasına tepkiler devam ediyor. Dün CHP İl Başkanları Ankara da toplanırken, il başkanlıkları illerinde basın açıklaması yaparak tepkilerini duyurdular.

Menteşe’de Sınırsızlık Meydanı’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan CHP Muğla İl Sekreteri Müge Yenisu, mahkeme kararını “yok hükmünde” ilan ederek, “Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı zamanıdır. Demokrasi inşa etme, her alanda adaleti tesis etme zamanıdır” dedi.

Açıklamaya milletvekilleri Cumhur Uzun, Süreyya Öneş Derici ve Gizem Özcan, 27. Dönem Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay, eski büyükşehir belediye başkanı Osman Gürün, Menteşe eski Belediye Başkanı Bahattin Gümüş ve çok sayıda partili katıldı.

CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptali ve Gürsel Tekin’in ataması ile ilgili mahkeme kararını eleştirirsiniz, itiraz hakkınızı kullanırsınız, ki o hak kullanıldı, ama “yok” sayamazsınız. Yok sayarsanız o başka şey olur, “hukuk mücadelesi” veremezsiniz. O zaman Özgür Özel'in dün yaptığı açıklamaya ters düşersiniz.

Dün CHP’nin kuruluş yıldönümü nedeniyle gerçekleştirilen etkinliklerin açılış konuşmasında, “demokratik siyaset cephesi” vurgusu yapan Özgür Özel “Demokrasi için birleşik mücadele” çağrısında bulunarak şöyle diyordu: “AKP’nin korkuyu örgütlüyor. Korkuya karşı umudu örgütleyeceğiz. İsterlerse CHP’ye kayyum atasınlar, biz yolumuzdan dönmeyiz

+

CHP’de (SHP) ne Kılıçdaroğlu döneminde ne de Baykal döneminde “dinlenmeyen” isimler vardır. Onlardan biri de Fikri Sağlar’dır. Sağlar dün sosyal medya hesabından şu çağrıyı yaptı:

15 Eylül Pazartesi günü CHP'nin kurultay davasının duruşması var. CHP'ye ve tüm muhalefet partilerine çağrımdır: 14 Eylül Pazar günü Ankara, İstanbul ve İzmir'de meydanlara milyonları toplayarak 'demokrasi ve adalet' nöbetine başlanmalıdır. CHP düşerse, Türkiye düşer!..

Meslektaşlarımızdan Abdulkadir Sevindik de şu paylaşımı yaptı:

Elimde olsa 2025 Yılını tarih sayfalarından çıkarırım. Cumhuriyetimizin kuruluş ilkeleri ve anayasamızla ters düşen, bizi biz yapan değerlerimizden uzaklaştığımız ne çok şey oldu. Sosyo-ekonomik ve hukuki olarak gerçekleşen oldu bittilere gösterdiğimiz sabır sürse sürse sandığa kadar sürecek emin olun! Feraset sahibi Türk vatandaşı, her zaman olduğu gibi, bu olan bitenin hesabını sandıkta görecektir.

Bu kurt bu kışı da geçirir ama yediği ayazı hiç unutmayacak!

Hukuktan ve sandıktan uzak kalmamalıyız...

Evet, bu ‘kayyum’ Gordiyom düğümüne döndü, ama Özgür Özel’in bu düğümü öfke diliyle değil, akıl diliyle çözmesinde yarar var...

Dün bir paylaşımda Gürsel Tekin’den geldi, şöyle:

Ortada bir cenaze var. Kaldırmayalım da koksun mu?

Eğer CHP’liler kurmayları yüzünden, kendilerini “biat edercesine” teslim ettikleri yüzünden, daha doğrusu kendileri yüzünden geldikleri bu durumdan “hep birlikte” yine kendileri çıkabilirler: 15 Eylül’den sonra yenilenecek olası kurultayda...

---------------                 --------------

GÜNÜN SÖZÜ;Miniminicik bir kase, ümitlerimi kodum dolmuyor! --Ahmet Kutsi Tecer