Gazeteci Yazar Sedat Kaya geçtiğimiz Çarşamba günü ilginç bir haber paylaşımda bulundu.

Sakarya'nın Karasu ilçesinde denize sıfır olan Menzil tarikatına ait 34 villa, Karasu Belediyesi tarafından sabaha karşı 04.00 sularında belediye ekiplerinin şafak baskını ile teker teker yıkıldı.” diye başlayan habere göre, Karasu da Menzil tarikatına ait arsada kurulan kaçak tatil köyü daha önce tartışmalara neden olmuş. Denize sıfır inşa edilen tatil köyünün yıkım kararının üzerindeki yürütmeyi durdurma kararı kalkmış, Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı bu köyün yıkılacağını açıklamış...

Bu belediye başkanı CHP’li değil, bir de AK Partiliymiş... Hatta İmam Hatip mezunu... Yani görmezden gelebilirdi, gelmemiş... Muhtemelen araya girenlerde olmuştur, ama belli ki dinlememiş, sözünü tutup gereğini yapmış.

Başkanın “Orası yıkılacak” sözünün anımsatıldığı haber “Şafak Baskını İle Teker Teker Yıkıldı” ara başlığıyla “Menzil tarikatının kaçak olarak inşa ettiği tek katlı 34 ev, 1 sosyal tesis ve avluların bulunduğu tatil köyü için mahkemeden yıkım kararı çıktı. Kararın ardından Karasu Belediyesi ekipleri, jandarma eşliğinde sabaha karşı 04.00’te bölgeye gitti. Zabıta ekipleri, kaçak tatil köyünün duvarlarına tırmanarak içeriye girdi. İş makineleri, tatil köyünün dış duvarlarını yıkarak yıkıma başladı. Tek katlı yapılar, ekiplerin 3 saatlik çalışmasıyla yıkıldı.” diye noktalanmış...

+

Sedat Kaya yukarıdaki “Demek ki yıkılabiliyormuş.” başlığı atarak yukarıdaki haberi paylaşırken “Datça Belediyesi elini tutan yok, yık kaçakları artık. Neyi bekliyorsun?” çağrısı yapmış.

Bende bu paylaşımdan yola çıkıp, Ula Belediye Başkanı Mehmet Caner’e “Başkan senin elini tutan kim?” başlığı atarak çağrıda bulunacaktım. Başkan yıkıma başlamış...

Geçtiğimiz günlerde Ula Belediye Başkanı Mehmet Caner, Belediye Meclis üyeleri ve Belediye teknik personelleri ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Muğla İl Müdürü Ömer Bolat’ı ziyaret etmişti.

Duyumlarıma göre o ziyarette Ula ve Menteşe İlçeleri arasındaki idari sınır uyuşmazlığının çözümü ile birlikte  ÖÇK sınırları içinde sözüm ona Doğal Sit, Kentsel Sit ve Arkeolojik kararlarla koruma altındaki, Sakin Şehir (Cittaslow) unvanını elde edebilmiş Akyaka’nın “İmar Planlarının yürürlüğe konulabilmesi” ve Kadın Azmağı mevkii ile Çınar mevkiinde bulunan kaçak yapılaşmaların kaldırılmasına ilişkin konular görüşülmüş.

Belki de bu görüşme kaçakların yıkılmasına vesile olmuş olabilir...

+

Anlayacağınız Ula Belediyesi Akyaka azmaklarında başlattığı yıkımla bu sorunla mücadelede önemli bir adım atmış bulunuyor.

Doğal ve tarihi çevre ile Nail Çakırhan Mimarisi’nin korunmasında yerleşik halktan ve Akyaka severlerden tam destek alan Başkan Mehmet Caner’in Azmaklardaki kaçak yapılarla Maden İskelesi bölgesinde saptanan kaçak yapı ve iskeleleri birer birer yıkmaya başlaması takdirle karşılanırken, geleceğe dair de umutların yeşermesine yol açtı...

Şimdi gözler Çınar’da...

Anlaşılan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Muğla İl Müdürü Ömer Bolat, bu konuda Ula Belediyesi’nin elini güçlendirecek, Başkan Caner’i yüreklendirecek söylemde bulunmamış...

+

Bu arada yine geçenlerde Menteşe’nin Yerkesik/Kıran Mahallesi'nde sit alanı içerisinde bulunan kaçak yapıların yıkım çalışmalarına başlandı. Kıyametler koptu...

İlginçtir “yıkımın durdurulabilmesi” için beni bile arayanlar oldu. O arayanlar “Fakir köylünün evlerini yıkacaklar. Güçleri onlara yetiyor” diyorlardı. Sanıyorum Gökkova Körfezi’nin Akbük’ten önceki “Çınar Tenekeli Mahallesi” sakinleri ile Kıran Köylülerini kıyaslıyorlardı...

Belki de Akbük’ün nüfuzlu uyanık varsıllarını kastediyorlardı!

Kıran sahilinde, Turnalı’da, Akbük’te, Gökova Körfezi kıyısında kaçak yapılaşma tüm hızıyla ve yeni bir “İmar Affı” umuduyla devam ediyor.

Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’a sorarsanız, “Buraları planlanırsa kaçak yapılaşma önlenir”miş.

İmar Planı yapmak yetmez, kanalizasyonu ve tüm donatısıyla buraya altyapı da götürmek gerekir!!!

Allah aşkına Bodrum’da, Milas kıyılarında, Datça’da, Bozburun Yarımadası’nda, Fethiye’de “imar planı” yok mu?

O Hatay’ın başına bela olan “İmar Barışı” yapıldı, ama herkes kaldığı yerden devam ediyor...

+

Gazetelerin önemli bölümü Menteşe Belediyesi’nin Kıran Mahallesi’ndeki yıkımını “Köylünün yuvasını başına yıkıyorlar” diye verdi. Yeniden Refah Partisi Muğla İl Başkanı Fatih Kocabıyık da köylülerin yanında yer alarak yıkımların durdurulması çağrısında bulundu.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından ruhsatsız olduğu tespit edilen ve hukuki süreci tamamlanan 14 yapının yıkımı 12 Ocak’ta başladı. Sit alanında yer alan bu yapılar için köylüler, yıkıma karşı çıkarken, ekiplerin köye girişini engellemek amacıyla yol kapatma eylemi yapıldı. Köylüler ile görevli Jandarma arasında zaman zaman arbede yaşandı.

Çıkan haberlerde bir köylü “Yangın atlattık, şimdi bu yağmurda, kış günü ne yapacağız? Oy istemeye geldiklerinde vaatlerde bulundular, ama hiçbirini gerçekleştirmediler” derken bir başkası şöyle diyordu:

İmar barışını uzatarak bizi ümitlendirdiler. Ancak doğru bir şekilde bilgilendirilmedik. Şimdi kış günü hepimiz kapı dışarı ediliyoruz.

Bu son ifadeden de anlaşılıyor ki, bu “İmar Barışları” adeta kaçak yapılaşmanın teşviki gibi.

Yakın zamanda yapılan “İmar Barışı” adı ile bir ilkti ama, bilmem kaçıncı kere yapılmış “Kaçak yapı affı”ydı... Bu “Dürüst kanunlara saygılı” yurttaşlara karşı senelerdir yapılan büyük bir haksızlık olmanın yanında büyük bir “kent suçudur” da... Bu suça bir de “barış” adı verildi. Ben bu suç ortakları ile asla barışamam... 

+

Tabii tepkiler karşısında doğal olarak Menteşe Belediyesi açıklamada bulundu. Söz konusu binaların yıkımına idari ve hukuki yargı süreçleri tamamlanarak karar verildiği, Belediyenin ilgili bakanlıklar kontrolünde gerçekleştirilen yıkımın araç, gereç ve iş gücü desteği sağladığı belirtilen açıklamada şöyle denildi:

Çevre Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının Müfettişlerince tespiti yapılan yapı yasağı bulunan sit alanlarındaki yapılar ve aynı bakanlıklar müfettişlerince imar barışı süresince usulüne uygun olmayan yapı kayıt belgesi almış olan yapıların yine bakanlık kontrolünde yıkımları yapılmaktadır. Yıkımı yapılacak olan yapılar idari ve hukuki yargı süreçleri tamamlanarak yıkım kararları kesinleşen yapılardır. Yasada yıkım işlemleri ilçe Belediyeleri tarafından Çevre Şehircilik ve iklim Değişikliği İl Müdürlüğü denetiminde yapılması esas olduğu için yıkımda kullanılan araç gereç ve iş gücü ilçe belediyelerince karşılanmaktadır.

Bu açıklamaya rağmen hala yıkımların faturası Menteşe Belediyesi’ne ve Başkan Gonca Köksal’a çıkarılıyor! 

+

Yurttaşlar yasa, hak, hukuk bilmez... Bilse de işine gelmediğinde bilmezden gelir.

Kaçak yapılaşmanın yaşandığı yer “Doğal SİT”, koruma altında... Burada ÖÇK (Özel Çevre Koruma Bölgesi) var.. Bunların ne olduğunu çoğunuz bilmez, ama en iyi Kıranlılar bilir... Söz konusu yerlerde zeytinlikleri var... Buralarda Gonca Köksal Başkanın dediği gibi “İmar Planı” olsa, bunlar oralarda ruhsat alıp ev yapmazlar. Parselleyip turizmcilere veya yatırımcılara satarlar!

Aslında benzer  durum Akbük’te de var... Orada hala yıkılmayı bekleyenler veya gözden kaçanlar veya yeni yapılanlar var... Onlar dururken bunların yıkılması haksızlık olabilir, ama kaçak yapıların yıkılması haksızlık değildir... Kaçak yapıların kendisi büyük bir haksızlıktır...

Menteşe Belediyesi durumu gayet güzel açıklamış, ama yetmez... Anlaşılmaz, anlamak istenmez... Gonca Köksal Başkan şöyle demeli:

Bu yapıların kaçak olmasını biz değil Devlet belirliyor. Devletin belirlediği kaçak yapının yıkımı görevi belediyelere verilmiş. Ben Başkan olarak bu yıkımı yapmak zorundayım. Kanun yık diyor. Yıkmazsam soruşturma açılır. Suç işlemiş olurum

Aynı ifadeleri Ula Belediye Başkanı Mehmet Caner de kullanarak, Akyaka Azmaklarında ve Maden İskelesi’nde başlattığı güzel uygulamanın finalini Çınar’ın “Tenekeli Mahallesi’nde yapmalıdır.

Yapmazsa Kıranlılara haksızlık olur...

---------------                 --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Çocuklar kimsenin projesi değil, ülkenin geleceğidir.