Birkaç gündür Muğla 31. Kültür ve Sanat Şenliği üzerine yazıyoruz.

Bir iki gün daha yazabilirim, ama şenliği her zaman ele alabiliriz. Bugün CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “zorla getirme” kararı olayına bakalım.

Herkesten önce bizim Ali Turbalıoğlu yazdı.

Söze “Severiz sevmeyiz, ülkeye ve kurumlarına hizmet ederken tek bir şaibesi olmayan, Atatürk’ün kurmuş olduğu partinin genel başkanlığını yapmış, önceki dönem Genel Başkanımızın zorla mahkemeye getirilmesi celbini çıkaran hakim bey sana helal olsun.” diye başlayan Ali Turbalıoğlu önceki gün sosyal medya hesabından şu ifadelerde bulundu:

Bunu adresi belli, yaşadığı şehir belli bir insana yapıyorsunuz.

26 suç dosyası olan iti serbest bırakıyorsunuz, sonra o it gidip gencecik polisimizi vuruyor hayatının baharından koparıyor. Çocuklara taciz ediyorlar serbest bırakıyorsunuz. Karısını darp ediyor serbest bırakıyorsunuz. Ama konu Kılıçdaroğlu olunca ‘zorla getirilmesi’ diye yazıyorsunuz.

İsterdim ki tüm CHP Genel Merkezi ve 81 il sahip çıksın..

Bu ülkeye gerçekten yazık oluyor, biz bunların hiç birini hak etmiyoruz. Ne sağcısı ne solcusu…

Biz insanız. Avrupa’nın gözünde medeni olmayabiliriz, ama merhametli vicdanlı insanlarız.

Ülkemde vefa kalmadı, herkes bir birinin kötü olmasını istiyor. Hak eden biri varsa zaten kötü olsun, yok olsun, yönetmesin...

Devletin dini ADALETTİR.

Adalet ona başka, buna başka işlerse bir gün hepimiz aygıtı yeriz.

 

+

Memleketin onca sorunu var, ama hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Mustafa Doğan İnal’a hakaretten dava açılmış olan CHP’nin önceki Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun duruşmaya ihzarlı olarak çağrılmış olması; zorla getirilmesinin istenmiş olması tartışılıyor.

Ki ben bile bir ‘Kent Yazarı’ olarak şenlik yazılarıma ara verme gereği duyuyorum.

Bir “şüphelinin” mahkemeye ihzarlı olarak çağrılıp, duruşmaya hazır edilmesi çok da önemli değildir. Sıradandır. Doğaldır.

Ancak bu öyle değil...

Ali Turbalıoğlu’nun da dediği gibi “26 suç dosyası olan iti serbest bırakıyorsunuz, sonra o it gidip gencecik polisimizi vuruyor hayatının baharından koparıyor.”...

Telafisi yok, imkansız…

Kılıçdaroğlu duruşmaya çağrılır çağrılmaz gitmiş olsa ne olacak? Telafisi imkansız bir olumsuzluk yaşanması ihtimali mi var?

Tutuksuz yargılanacak ve muhtemelen yatarı olmayan bir ceza almayıp salıverilecek. Salıverilince gidip birine zarar da verecek değil... Ayrıca Kılıçdaroğlu adı sanı belirsiz bir kişi de değil, yurt dışına kaçma ihtimali olmadığı gibi, ortada karartılabilecek bir suç da yok... Altı üstü hakaret... Ayrıca hakaret iddiasında bulunan kişi Cumhurbaşkanı da değil...

Hem olsa ne olacak? Cumhurbaşkanı olunca şüphelinin hemen derdest edilip hakim karşısına mı çıkarılması gerekir. Uygun olunca gider verir ifadesini...

 

+

Bende bir “gazeteci” olarak sık sık ifade veririm.

Savcılık tarafından ifadeye çağrılırım ve ne zaman çağrıldıysam görevli polis tebligatta bulunacaklarını belirterek nazik bir şekilde karakola davette bulunmuştur. Ben de engelli olduğumu belirterek karakola gelemeyeceğimi ifade etmişimdir. Sonuç olarak her seferinde görevli polis ikametgahıma gelerek tebligatını yapıp, ifademi almıştır.

Mazeret belirterek katılmadığım duruşmalarda olmuştur.

Hal böyle iken bir siyasi partinin genel başkanlığını yapmış, toplumda saygınlığı olan bir insanı polis nezaretinde duruşmada hazır etmeye kalkarsanız tepki alırsınız ve bu “olay” olur.

Aslında Turbalıoğlu’nun da dediği gibi “seversiniz sevmezsiniz” yer yerinden oynaması gerekirdi...

Yeniden genel başkan olma ihtimali bulunduğu gibi Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve hatta Başbakan olma ihtimali de olan bir insana bu yapılırsa kime ne yapılmaz...! Bu durumda da “zorla duruşmaya getirme” kararı hukuki olmadığı gibi, “siyasallaştırılmış yargının gözdağı verme çabası” olarak değerlendirilir.

Turbalıoğlu’nun vurguladığı gibi, “Devletin Dini” olması gereken ve “Mülkün Temeli” olarak nitelendirilen “adaleti” bu tür değerlendirmelerle karşı karşıya bırakmak Hukukumuza ve Ülkemize kötülüktür...

 

+

Nitekim hukuksuz kararın ardından Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabı X üzerinden yayınladığı videolu mesajında “Erdoğan'ın korkulu rüyası olmaya devam ettikçe, ekonomik kriz derinleştikçe Kılıçdaroğlu düşmanlığı artmaya, türlü ayak oyunlarıyla CHP'lileri siyaset dışına itmeye çalışanlara açık ve net çağrımdır; tek bir CHP'liyi saray yargısına teslim etmeyeceğiz. Ne beni ne de diğer yol arkadaşlarımızı harcatmayacağız” ifadelerini kullandı.

Bu arada CHP Genel Başkanı Özgür Özel de partisinin 7'nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yargılandığı hakaret davasında mahkemenin zorla getirme kararına tepki göstererek “Önceki Genel Başkanımız Sn. Kemal Kılıçdaroğlu hakkında bugün verilen zorla getirme kararı, hukuki olmadığı gibi, siyasallaştırılmış yargının gözdağı verme çabasıdır. Partimiz bu çabalara karşı bir ve bütün olarak dimdik ayaktadır” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, karara tepki gösterip Kılıçdaroğlu'na destek veren paylaşımında “Zorla getirme kararlarını onlarca suç kaydı olup ortalıklarda gezenlere işletin. 7. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na devam eden bir dava sebebiyle verilen zorla getirme kararı hukuki değil siyasidir. Bu süreçte Kemal Bey’in sonuna kadar yanındayız.” derken, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise, Genel Başkanı Özel'in paylaşımını  paylaştı...

 

+

Neyse dün ben bu yazımı kaleme alırken Kılıçdaroğlu hakkındaki zorla getirme kararı kaldırıldı. Yer yerinden oynamamış olsa da sanırım gösterilen tepkiler “işgüzarca alınmış olan kararın” kaldırılması için yeterli oldu.

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki zorla getirme kararının kaldırıldığını avukatı Celal Çelik açıkladı. Avukat Celal Çiçek X hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili hukuksuz ‘Zorla Getirme Kararı’ kaldırıldı! İstanbul 48 Asliye Ceza Mahkemesi, infial yaratan kararından geri adım attı! İlgili Hakim, itiraz sunulmadan kendi hukuksal kararını bugün itibariyle kaldırmak zorunda kaldı.. Kamuoyunun bilgisine..."

 

+

Söz konusu hakaret davası ile ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Mustafa Doğan İnal ‘müşteki', Kemal Kılıçdaroğlu ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer alıyor. İddianamede, şüpheli Kılıçdaroğlu'nun Türkiye Büyük Millet Meclisi Cumhuriyet Halk Partisi Grup Toplantısı'nda müşteki İnal'ın adını açıkça kullanarak ‘Bu kadar kirli bir adam yoktur', ‘Bu adamın mal varlığını açıklayın kardeşim’ gibi söylemlerde bulunduğu aktarılmış bulunuyor.

İddianamede dosyanın Uzlaştırma Bürosu'na gönderildiği de belirtilerek, buna rağmen taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığı da kaydediliyor. Hazırlanan iddianamede şüpheli Kemal Kılıçdaroğlu'nun ‘hakaret’ suçundan 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

Zorla getirme kararına nasıl gelindi?

İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada sanık olan CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun savunmasının alınması için Ankara'daki mahkemeye talimat yazılarak Kılıçdaroğlu'na davetiye çıkarıldı. Kılıçdaroğlu'nun avukatı müvekkilinin şehir dışında olduğunu belirtirken mahkeme mazereti kabul ederek savunmanın alınması için yeniden duruşma günü verdi. Bir sonraki celsede Kılıçdaroğlu'nun avukatı bu kez de müvekkilinin yoğun siyasi programlar dolayısıyla duruşmaya katılmayacağını bildirerek mazeret dilekçesi verdi.

Bunun üzerine Ankara 35.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından talimat evrakı kapatılarak 31 Mayıs 2024'te davaya bakan İstanbul 48. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. İstanbul 48. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 Haziran 2024'te yapılan duruşmaya sanık müdafi, kovuşturma şartını ileri sürerek bu konuda karar verilmesi ve sanığı hazır etme konusunda mahkemeden süre istedi. Mahkemenin 27 Haziran 2024'teki celsesinde de Kılıçdaroğlu yine duruşmaya katılmadı. Mahkeme tarafından yargılamanın kovuşturma şartına tabi olmadığının ve bir sonraki celseye de sanığın katılmaması durumunda hakkında zorla getirme kararı çıkarılacağı Kılıçdaroğlu'nun avukatına bildirildi.

Neyse herkese geçmiş olsun. Tabii Kılıçdaroğlu da çok şanslı... Gündemde kalması için bir şeyler her zaman çıkıyor...

---------------                           ----------------

GÜNÜN SÖZÜ: Az gelişmiş demokrasilerde vaatler yalnızca onlara inananları bağlar, vaatleri yapanları değil. --Oscar Wilde