Günümüzün hastalığı,
KİBİR.
Yani büyüklük duyma,
Kaf dağı burnunla,
İnsanlara yukarıdan bakmaktır.
Hastalık ya,
Bir tarif edelim,
Bir deşelim bu konuyu.
Günümüzde çok yükselmiş olan kibrin,
Duygu, düşünce ve davranış düzeyinde arttığını söyleyebiliriz.
Geçmişte başkaları üzerinde etkili olma imkanı sınırlıyken,
Ve belli kişilerin kibirli davranışlarından söz edilirken,
Dijital dünya,
Dijital teknoloji,
Ve küresel düzen,
Hızlı iletişim kurma,
Ve etkileme imkanlarının verdiği olanaktan dolayı,
Sanki kibir bir hastalık haline geldi.
Bu sendrom bulaşıcı bir hastalık gibi.
Özellikle siyasi iktidarı elinde tutanlarda,
Zehirli bir sarmaşık gibi hızla yayılır.
Bireyin kendini üstün görme,
Konu ne olursa olsun,
Konu nereye giderse gitsin,
Kendini haklı görme,
Ayrıca da doyumsuz ve sevimsiz davranışları ile
Çevresindekilere tahakküm kurma eğilimi toplumu gerer.
Kendi fikir ve davranışlarının en doğru olduğuna inanıp,
Kendilerine aşırı güvendiklerinden,
Başkalarını dinleme,
Başkalarına karşı empati kurma,
Başkalarının da haklı olduğunu kabul eğilimleri neredeyse yoktur.
O kadar büyük ego ile
Kibirleri kaf dağı kadar büyür ki,
Kendilerini her duygu,
Her düşünce
Her davranışın merkezine koyduklarından dolayı,
Başkalarını hor görür,
Aşağılarlar ve küçük görürler.
GÜÇ ZEHİRLENMESİ yaşarlar.
Böylesine toksik hastalığa yakalananlar,
Empati kuramaz,
Aşırı hırslıdır,
Öfkelidir,
İnsanları küçümser,
Kolaylıkla hakka girer,
Adaleti lehine ister,
Kuralları kendisine göre koyar,
Ve buna göre yorumlamalar yapar.
Doyumsuzdur.
Ahlakı değerlerden kopar,
Kendini hep önde ve haklı görme vardır.
Geri bildirimlere kapalı olarak,
İnsanlara üsten bakar.
İnsan ilişkilerinde sınırları açarak,
Mal ve mevki hırsı ile eli harama gider.
Her konuda gösteriş merakı zehirli bir yılan gibidir.
Kısaca özetlersek;
Bir nevi güç zehirlenmesi olup,
Utanmasa ben tanrıyım diyecek kadar,
Bu zehirli hastalığa tutulur.
Bu hastalığa tutulmuş,
Gelişmiş zihinsel,
Ve baskın kişilik özelliklerine sahip liderlerde,
Kibir hastalığına yakalanarak,
Toplum üzerinde tahakküm kurarlar.
Bunlardan Firavun ve Hitler aklıma gelen ilk örneklerdir.
Sorun nedir biliyor musunuz?
Liderler için,
Yüksek kişilik ve zihinsel özelliklerini,
Birlik bilinci için değil de egosal zehirle,
Toplumsal yapıya zarar vermesidir.
Yani sorun bu potansiyellerini,
Sadece kendi istek ve ideolojileri doğrultusunda kullanmalarıdır.
Zamanla güç zehirlenmesine girerek,
Kendi dışında kimseyi görmemeleri,
Daha da tehlikeli olan durum,
Kibir sendromuna kapılan liderin,
Toplumun ortak amaç ve ideolojilerini,
Değer, ahlak ve inançlarını,
Sadece kendi amaçlarına ulaşma amaçlı kullanımıdır.
Yani hakkı olmayanı HAK görür.
Dünyada;
Son zamanlarda,
Göksel olayların çok olması,
Kıtlığın baş göstermesi,
Ekonomilerin çökmesi,
Yapılan haksızlıklar,
Yapılan adaletsizlikler,
Sadece bir ülkede değil tüm dünyada olan şeyler.
Çocuklarımız için,
Bizim için,
Zor zamanlardayız.
Ve deccali dönemi yaşıyoruz.
Kibir kıyafeti giymiş,
Yöneticiler, liderler adaletsiz tutumları ile,
Hak yeme,
Hukuksuzluk, negatif olgu ve olaylarla,
İlahi sistemin helak programının arifesindeler.
Geçmişten ders çıkarmazsak,
Tekrar insanlığın başına gelir.
Ve yüce rehberimiz Kuran’da;
İsra/16’da,
Bir ülkeyi helak etmek istediğimizde,
Zenginlik sebebi ile şımarmış elebaşlarına,
İyilikleri emrederiz;
Buna rağmen onlar orada,
Kötülük işlerler.
Böylece o ülke helake müstahak olur.
Bizde orayı darmadağın ederiz.(İsra Süresi/16’ci Ayet)der.
Ne büyük bir uyarı var aslında.
Başkası açken sen tok yatamazsın,
Hakça paylaşımı sağlamak zorundayız.
Bu kadar göksel uyarıların geldiği zamanda,
Hakkı olmayanın hak görüldüğü zamanda,
Uyanmaz ve tövbe edip,
Adaleti ve hakkı yerine getirmezsek,
Ülkelerden daha ziyade,
Şımaranlar için bu program başlayacaktır.
Haksızlıklarla yapılan zulümlere dur demek zorundayız.
Kısa özetlerse Kibir zehirli bir hastalıktır.
Hatırlatayım,
Bu kez Helak programları şımarmışlara çalışacak.
Hak olmayanı HAK görmeyelim artık.
HAK-HELAL üzerinden okuyalım günümüzde yaşadıklarımız.
Burada çok mesaj var.
ANLAYABİLENE…