Kendini Kaybetmiş İnsan

Abone Ol

Her yeni güne başka bir kötülükle uyanıyoruz. Sabah haberleri ile başlayan kötülük furyası elimizdeki telefonlarla zirveye ulaşıyor. İzlediğimiz bazı haberler, dinlediğimiz bazı radyo programları, tıkladığımız bazı internet videoları ne yazık ki şiddet arzusunu müzminleştiriyor insan toplumumuza. Bir süre sonra da kankasının haberler hayatın sıradan akışında kaybolup gidiyor. Oysaki her bir kötü haber birilerinin canını yakmıştır. Haberler olanlar içinde yürek yarasıydı. Sıradanlaşınca en azından sanki olan için yürek yarası olmasa bile arkadan kalkıyor. Bugün de bir markette şarjı olduğu için diğerinin önüne kayboluyoruz.

Bir de mevzunun nasıl buralara geldiğine yani insanın nasıl bu kadar bozulduğuna anlamaya çalışalım. Ne yazık ki modern dönem insanı imkansız vaat ediyor. Bozulma da tam bu noktadan başlıyor. Pervasız bir arzu cenderesine kapılan insan neyin peşinde olduğunu farkında bile olmuyor. Böyle bir durumda kötülük her seferinde tekrardan geçiyor. Bir günah anında de onun varlığı anlaşılır.

İzlediğimiz haberlerde evladı öldüren baba, kardeşini vuran abi, komşusunu katleden bir kadın, okulu silahla basan öğrenci gibi durumları görüyoruz. Market sırasını kıran bir kardeşine sadece öfkeyle kilitlenmiş kör bir vakadan öncesi de var. Örneğin baba oğluna vurduğu gibi kötü yola düşmüştür. Şarjı marketi soydura para hırsına yenilmiştir. Abi kardeşi vurduysa miras mevzusu vardır.

Asıl önemlisi kötülük artarak devam ediyoruz biz ders almak yerine kötülüğe meyil artırmışız demektir. Bu durumda aile, mahalle, toplum daha da çökmez noktaya gelir.

Tespitler kıymetlidir. Çare ne sorusu ondan daha kıymetlidir. İnsan bu hayata ne amaçla geldiğini bilirse o zaman daha sağlıklı bir ömür sürer. Hayatın madde ve mana arasında sıkıştığını tanımından mana yönünü seçmek de kötülüğün aramızdan def’i için önemlidir. Yoksa çoktan kaybetmişler listesinde ismimizi arayabiliriz.