" Birden aklıma eski günler düşüyor. Et ete,üst üste poliklinik kapısı önünde bekleyen insanlar, bölüm sekreteryasınınüzerine abanan insanlar, kuru kalabalık, işini çabucak çözüme ulaştırmakisteyen insanların telaşı. Ve bir sürü hırgür ve şikayetler. Bütün buyaşananlara rağmen virüs yokken neydi bunca umarsızlık. Virüs bizi hizaya soktugibi, bir nizamname getirdi hayatımıza. Yaşamak için yaşam nizamnamesi."
Günlüğümdekinotlara bakmaya bir süre ara verme vakti geldi. Hiçbir zaman eskisi gibiolmayacak. Önümüzde yeniden şekillendireceğimiz normal günler var. Bu normalgünlerde evde geçirdiğimiz zamandan çıkardığımız derslerle ne kadardeğiştiğimizi de göreceğiz. Çektiğimiz çilece olgunlaşırız, tecrübe edindikçedemleniriz. Yeni dirilişlerin yolu yeniden uyanışlarda saklıdır. Yaşayarakgöreceğiz, yaşayarak ö ğreneceğiz. Notlarabir bakalım :
" Her dışarıçıkışımda bir sıkıntı yaşıyorum. Maskemi takıyorum, mesafemi koruyorum,temizliğe de riayet ediyorum. Ama yine de içimde aşamadığ ım bir tedirginlik. Bu duyguyu tahlil ederkenderinlere inemiyorum. Çünkü neyi nasıl yaşadığımın farkına varabilmem içinüzerinden bir zaman geçmesi gerek. Dünya ve insanlık nereye gittiğini bilmediğiyepyeni bir yolda yürürken, ben de aynı yolun yolcusu olarak bütüntedirginliklerimin çözümünü zamana bırakmalıyım.
Bugünaylar sonra ilk defa hastaneye gittim. Uzaylılar gibi baştan ayağa zırhlarımıtakındım. Siperlik bile almıştım başıma takmıştım ama malum maske ve gözlüğünüstünde taşıyamadım. Her nefes alışverişimde acayip buğu yaptı. Arabadaki gibideğil ki klimayı çalıştır camın üzerindeki buğu gitsin. Derdim de takamadığımsiperliğin buğusu değil. Hastaneye doğru yaklaşan adımlarım. İzlediğimhaberlerdeki hastane görüntüleri kafamın içerisinde şekilleniyor. Beynimin enücra köşelerindeki arşivin dosyaları tek tek açılıyor. Ama nafile!.Hastanedeyim.
Hastaneyegitmeden önce her şeyi planlıyorum. Giderken üzerime ne giyeceğim, dönüşteüzerimdekileri hemen çıkarıp değiştirmem gerek. Ve dönüşte üzerime giyeceğimtemiz giysileri dip odadaki yere koyuyorum. Temizlik malzemeleri yerinde,koruyucular da hakeza öyle. Bu kadar planlama ve disiplin eski normal hayatımdabile yoktu. Zamana karşı bu kadar planlamacı hiçbir zaman olmamıştım. Bir sürülaf ü güzaftan sonra hastaneye giremedim değil mi?
Hastanedeyim,kontrollerimi yaptırmam gerek Kimseye değmeden, kimseyle yakınlaşmadan mesafeyikoruyarak yürüyorum. Selamlaşma filan çoktan ertelendi. Bir tanıdık, bir aşinayüz çıkar da sohbete başlar diye yürürken başımı yerden kaldırmıyorum. İşinkomik tarafı bunca koruma zırhı altında beni kim tanıyacak? Olsun. Gözbakışından bilir, tanışlarını. Hastanemiz pırıl pırıl. Fazla hasta yok.Hastalar görevlilerin uyarılarıyla sosyal mesafeyi koruyorlar. Bölümsekreteryasında gerekli işlemleri yaptırıyorum sıramı beklemeye koyuluyorum.Koridorun en sonuna geçiyorum. Bekleme için oturacağınız koltukların arasındaşeritler çekilmiş, uyarı yazıları konmuş. İnsanlar sosyal mesafeye dikkatederek oturuyor. Ben oturmuyorum. Koltuklarla da sosyal mesafemi korumalıyım.
Birdenaklıma eski günler düşüyor. Et ete, üst üste poliklinik kapısı önünde bekleyeninsanlar, bölüm sekreteryasının üzerine abanan insanlar, kuru kalabalık, işiniçabucak çözüme ulaştırmak isteyen insanların telaşı. Ve bir sürü hırgür veşikayetler. Bütün bu yaşananlara rağmen virüs yokken neydi bunca umarsızlık.Virüs bizi hizaya soktu gibi, bir nizamname getirdi hayatımıza. Yaşamak içinyaşam nizamnamesi. Ama bu düşüncemden beş dakika demeden vazgeçeceğim galibadiyorum. İnsanlar yine yığının kalabalığına dönüşüyor. Mesafeler birbirinekarışıyor ki görevlilerin ikazı geliyor. Ve insanlar gerekli normlara uymayaitiliyor. Hastanedeyiz neticede, sağlık bu, can pazarı. Bazen aklının önünegeçiyor duyguların.
Nihayethastanedeki kontrollerim ve işlemlerimi bitirip bu kaostan ayrılıyorum. Sonradüşünüyorum kendi kendime. Ya hastanede çalışanları ne yapsınlar; doktorlar,hemşireler, gör evliler. Görevleri buneticede hergün hastaneye gelip gitmek zorundalar. Ve pandemi sürecinin bu asilkahramanlarına geriye dönüp bir daha bakmak için hastaneye giriyorum. Kendikorkularımın, şüphelerimin gölgesinde asıl olanı görmeden mi gideceğim. Bu kadarferagat ve fedakarlıkla canlarını hiçe sayarak çalışan sağlık görevlilerimizeminnetle bakıyorum. Bütün tedirginliğim sona eriyor.
Bizlerevlerimizde kendi düzenimizde bu zor süreci atlatmaya çalışırken onlarevlerinden, sevdiklerinden ayrı her an hastalığa yakalanma riski içerisindemücadele ederek geçirdiler bu süreci. Kendimize gelmemiz gerek. Onlar sadecehayat kurtarmakla şifa vermiyorlar. Hayatlarıyla ve yaşadıklarıyla da hepimizebirer ibret levhası yazdırıyorlar. Bir doktorun, bir sağlık görevlisinin hayatıhepimize ibret olmalı, kendimize getirmeli. Bu yüzden her duamda sağlıkgörevlilerimizi özel bir yere koyuyorum."
Öncedensöylediğim gibi pandemi sürecinin insanlık üzerindeki etkilerini, değişimlerizamanla göreceğiz. Bazıları aynı hamam aynı tas misali hiçbir şey olmamış gibiyaşamaya çalışacaklar. Bazıları da yaşanan süreçten çıkardıkları derslerle dahagüzel bir dünya için gayret gösterecekler, yeni nizamnameler yazacaklar. Bencehiçbir yaşam eskisi gibi olmayacak. Evet, kabulleneceğiz zamanla. Yaşayarakgöreceğiz ve öğreneceğiz. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Dünyayı bu cendereiçerisine sokan, onca masum canın yitip gitmesine sebebiyet veren insanlaryaşadıkları bu zor süreçten yeni bir dünya düzenine geçmek zorunda kalacak.
Bizedüşen en önemli görev ise gelecek güzel günlere dair umudumuzu asla yitirmedenelimizden kayıp giden ve insanı insan yapan bütün güzel hasletlerimizle yaşamatutunmak. Biz de gelip geçiyoruz dünya üzerinden. Bir nefeslik ömre bedelcanımız bile bir emanet bizlere. Bu emanetin şuurunda gelecek nesillere,evlatlarımıza nasıl bir dünya bırakacağımız hayattan çıkardığımız derslerebağlı.