Yoğunve yorucu bir haftanın ardından biraz dinlenmek üzere televizyonun karşısınageçtiğimde bir arkadaşım aklıma geldi. Yakın zamanda görev yeri değişmiş,göreve başladığı kuruma alışmaya çalışıyordu. Arayıp halini hatırını sordum.Biraz işten güçten konuştuk. Görev yaptığı kurumun müdürü değişmiş, yeni müdüryakın zamanda göreve başlamış. "Yeni müdür nasıl, uyumlu çalışabiliyormusunuz?" diye sorunca şunları söyledi:
"Sonderece anlayışlı ve nezaketli bir müdür. Geçenlerde rahatsızlandım. Üç gün izinalıp evde istirahat etmek niyetindeyken bana "Git evine, dinlen. Sanaihtiyacımız var.' dedi. Ben de ertesi gün işe gelmeyerek evde istirahat ettim.Ancak tam olarak kendimi iyi hissetmeme rağmen ikinci gün işe geri döndüm.Müdür beyin bu yaklaşımı karşısında bir gün daha evde kalmak içimden gelmedi."
Arkadaşımbunu anlatınca "İkinize de helal olsun." dedim. Bu arada daha önce bizzatolayların taraflarından dinlediğim şeyler aklıma geldi. Sekiz aylık hamileeşini rutin kontrol için hastaneye götürmek üzere bir gün izin isteyenpersoneline, "Ya başkası götürsün ya da git rapor al." diyen yöneticiler vardı.Resmî kurumlardaki işi için bir gün izin alamayan personel vardı. Kendisine birgün izin verilmeyen personel de gidip 3-5 gün rapor almak zorunda kalıyordu.
Müdürün,"Git evine, dinlen. Sana ihtiyacımız var.' dediği personel ise "Müdür hazırizin vermişken 2-3 gün evde yatayım." demiyordu. Doktora gidip 3 gün rapor hiçalmıyordu.
İyiniyetli ve samimi bir yaklaşım, aynısıyla karşılık buluyor ve kazanan Devletoluyordu. Oysa kendince Devlet'in 8 saat mesaisinin hesabını yapanlar, farkındaolmadan Devlet'e çok daha fazlasını kaybettiriyordu.
Mesaiyeriayet elbette önemli. Aldığımız her kuruş maaş kamu kaynağının bir parçası vebize bir hizmetin karşılığında veriliyor. Ancak mesaiye riayet etmek; bedeneniş yerinde olmak, odasında ve koltuğunda oturmak hiç değil. Mesaiye riayetetmek, kendisini bütün varlığıyla işine vermekle mümkün. Bu memleket, "Sistemçöktü, internet yok." deyip önündeki kuyruğa aldırmadan bilgisayarda okeyoynayanları da gördü.
Kısacası,içten gelen bir istek olmaksızın şeklen yapılan şeylerin kimseye faydasıolmuyor. İçten gelerek, samimiyetle ve iyi niyetle yapılan şeyler ise hepkazandırıyor. Devlet'e kazandırıyor, kuruma kazandırıyor, müdüre kazandırıyor,memura kazandırıyor.
İşinözü ise samimiyet ve iyi niyet. Samimi ve iyi niyete dayalı ilişkiler. Samimive iyi niyete dayalı yönetim.
Çokmu zor? Hiç de zor değil. Maliyeti daha düşük. Kırıcı değil, onarıcı.Uzaklaştıran değil, yaklaştıran. Küstüren değil, sevdiren.
Öyleysebiz neden hep zor olanı, daha masraflı olanı tercih ediyoruz? Neden kırmak,küstürmek, uzaklaştırmak daha çok tercih ediliyor?
Bunoktada "Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla örülüymüş."diyebilirsiniz. Galiba eski bir İngiliz atasözü. Bu "iyi niyet" deyince neanladığımıza bağlı. Yaradılışla birlikte içimize yerleştirilen ve sahipolduğumuz değerlerden doğan ve zamanla duygu, düşünce ve davranışlarımızayansıyan bir "içsel bilinç" olan iyi niyetin, sonu cehenneme çıkan sokağınparke taşları olması mümkün mü?
"Niyet",bir amaca yönelme istek ve düşüncesidir. Bir irade ortaya koymaktır. "İyiniyet" ise bu iyi irade ile birlikte iyi eylemi de içine alan bir süreçtir.Yani iyi duygu, iyi düşünce, iyi eylem iyi niyetin bir parçasıdır. Bunlar birbütündür. Eş zamanlı ve ortak amaçlıdır. Böyle bir ortaklık insana kaybettirirmi?
Niyet,dışa yansıyan tutum, davranış ve kararlarımızın arkasında bulunan ve bütünbunları yönlendiren içsel sebep ve kararlardır. İyi niyet ise bu içsel sebep vekararların iyiliğe yönelmesidir. Başkalarının iyiliğine yönelen bu niyetin bizekaybettirmesi mümkün mü?
Birve beraber olabilmek, çatışma ve çelişkileri ortadan kaldırabilmek, doğru işleryapabilmek için iyi niyete ihtiyacımız var. Sevdirmek, yakınlaştırmak için iyiniyete ihtiyacımız var.
Kazanmakve kazandırmak için iyi niyete ihtiyacımız var.
İyiniyeti suiistimal etmeden daha güzeliyle karşılık veren güzel yürekli insanlaraihtiyacımız var.
Hüsnüniyetsahiplerine selam olsun.
01.09.2021