Kadıncinayetlerinin sayısı ile Covid - 19 'dan kaybettiklerimizin sayıları sonzamanlarda adeta yarışıyorlar. Covid - 19 son 15-20 gündür serikatil gibi.. Saplantılı, cani ruhlu erkeklerimizden daha hızlı çalışıyor.
Muğla 'da il genelinde Koronadan neredeyse günde 5 kişi kaybetmeye başladık.
Kızamık gibi, Boğmaca gibi, Verem gibi, Veba gibi pek çok bulaşıcı hastalığın çaresi,aşısı bulundu.
Covid- 19 'daçaresiz değil... Herkes kurtarılamasa da tedavi edildiğini görüyoruz. Birdeğil, birden fazla aşısı da bulundu. Kurtuluş ışığı görüldü.
Kadıncinayetlerinin ve şiddetin ise aşısı, tedavisi yok...
Oyüzden kadın cinayetleri ve şiddet daha önemli. Çaresi ise yine "insanın"kendisi, ama...
xx xx xx
Haftasonunda kadın cinayetleri ile ilgili yazmak üzere bilgisayar başına oturduğumda Av. Kemal Ertuğrul 'dan " tesadüfün bu kadarı da olmaz " dedirtenbir watzap mesajı aldım. Cumhuriyet 'te yazan Elçin Poyrazlar 'ın 11Aralık 2020 Cuma günü yayınlanan " Uykularınız kaçsın "başlıklı yazısının linkini atmış. Elçin Poyrazlar yazısına " Birkadın yaşadığı tacizi ne yapmalı? Yıllarca ailesine, çevresine, işine,itibarına zarar gelmesin diye göğsünde sakladığı yarasını ne zaman açıpgöstermeli? Kurban olma konumu, suçlanma, aşağılanma, giydiği giysi ya dabulunduğu mekan yüzünden tacizi hak ettiği saldırılarına maruz kalacağını bilebile, suskunluğunu nasıl bozmalı? " diye başlamış.
Okurkenaklıma Marmaris 'te bir kurumda yöneticinin tacizini yaşayan ve " el neder " anlayışının baskısı altında o tacize uzun süre maruz kaldıktan sonrasavcılığa başvurup, bunu benden yazmamı isterken titreyen sesiyle " Abibenim kimliğimi saklarsınız değil mi? " diyen " dul kadın " geldi..Bir de bir siyasi partide benzer durumu yaşayan sekreter kadının " el ne der "baskısıyla Savcılığa gitmek istemeyişi geldi...
ElçinPoyrazlar'ın anlatmaya çalıştığı kadınlar o kadar çoklar ki.. Çok azı yargıyabaşvurabiliyor...
xx xx xx
ElçinPoyrazlar yazısında sorularına şöyle devam etmiş:
" Onasaldıran erkek, utancını ve suçluluk duygusunu kadına yükleyip parlakbaşarısıyla gerinirken sadece izlemeli ve çok da abartmamalı mı? Edebiyat,sinema, medya, akademi, tıp, hukuk, siyaset. Her alanda erkek tanrılarıçamurdan yaratıp tapınan erkeklerin yaptığı gibi her türlü insani suçtan vezaaftan onları muaf mı tutmalı? Yoksa 'Olur böyle hatalar. Bir eril faillikyapmış' deyip geçmeli mi? Sustukça küçülmeli, sustukça kendini eritmeli,sustukça azalmalı mı kadın? Doğru. Bu topraklarda 'az kadın' makbuldür. Azgörünen, az konuşan, az ağlayan, az çalışan, az gezen, az var olan kadınmünasiptir. Az kadınla çoğalır erkekler. "
Geçenhafta bir kadın daha eksildi.
Fethiyeli olan FulyaÖztürk , İzmir 'de yaşıyordu. Artık yaşamıyor. Boşandığı eşi HasanOzan Baştosun tarafından 11 Aralık 'ta silahla vurularak öldürüldü.
FulyaÖztürk " el ne der? " dememiş, kendini küçültmek, eritmek, yok etmek istememiş,boşanmış ama...
Gazeteler" İzmir'in Karabağlar ilçesinde, yaklaşık 2 yıl önce boşandığı eski eşitarafından silahla vurularak öldürülen 35 yaşındaki Fulya Öztürk, Muğla'nınFethiye ilçesinde gözyaşları içerisinde toprağa verildi. " diye yazdı...
xx xx xx
" Azkadın o dev erklerini taşımak için ideal ölçüdür. " diyen Cumhuriyet yazarı Elçin Poyrazlar " Peki erkek-tanrıların azılı müritleri birkadının erkek tacizini kaç kere yaşadığını bilebilir mi? " diye soranyazısında okura " Bu yazı yazar Hasan Ali Toptaş'ın tacizlerini ortayaçıkararak sönmeyeceğine inandığım bir isyan dalgası başlatan ve yaşadıklarısaldırıları konuşma cesareti gösteren tüm kadınlar için yazıldı. Kadındayanışmasına selam olsun.. " diye seslenmiş. Şimdi " Hasan Ali Toptaşta kim? " diyenler olabilir. 20 kadını taciz ettiği iddia edilen ve Doğu'nunKafka'sı olarak tanımlanan bir ünlü yazar...
Busatırları okurken de geçtiğimiz günlerde Bodrum 'da yaşanan cinayetianımsadım.
Buda bir kadın cinayeti (!) idi, ama maktul erkek, sanık kadın..! Umarım arkasıgelmez...
Gazeteler" Çocuklarının gözü önünde kocasını 22 yerinden bıçaklayarak öldürdü "başlığı attı.
Nekadar çok öfkeliymiş? Bodrum 'da bir kadının kocasını öldürmesi birisyanın başlangıcı olabilir mi?
Busoruyu sormak bile abes... Olabilseydi şu anda bütün kadınlar ' isyanda 'olurdu...
Kadınlardaha yaşadıkları saldırıları konuşma cesaretine bile sahip değiller... Üstelikkadınlar isyanın içine kan akıtmaya da kalkışmamalılar.
Bunu" erkek " olmam nedeniyle değil, " insan " olmaya çalışmam nedeniylesöylüyorum. Kadınlar elbette isyan etmeliler, " yeter artık " demeliler,ama bunun yolu " koca katili " olmak olmamalı..
Yoksahaklı bile olsalar o zaman erkeklerden ne farkları kalır ki... Ben şimdi"kadınlar", "insanlar" bu Bodrumlu kadınla dayanışmaya girerler mi diye çokmerak ediyorum...
xx xx xx
Cinayetbasına " Çocuklarının gözü önünde kocasını 22 yerinden bıçaklayaraköldürdü " başlığı ile yansıdı. Ardından ikinci haber " Kocasınıbıçaklayarak öldüren kadın tutuklandı " başlığı ile geldi. " Muğla'nınBodrum İlçesinde 3 çocuğunun gözü önünde kocası Vedat Demir'i bıçaklayaraköldüren 38 yaşındaki Ş. Demir tutuklandı. Ş. Demir ifadesinde kocasınınçocuklarına ve kendisine şiddet uyguladığı için bıçakladığını söyledi. "diye yazıldı.
" Elindebıçakla polisi bekledi " ara başlığı ile de " Olayın ardından eve gelenpolis ekipleri Ş. Demir'i kıyafetleri kanlar içerisinde gözaltına aldı.Elindeki meyve bıçağını polislere teslim eden Demir, çocuklarına veda ettiktensonra Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. " denildi...
Bunoktada kadın için " Ne kadar soğuk kanlıymış " denebilir. Hatta habere " Soğukkanlı cinayet " başlığı bile atılabilir.. Ama " Kadının canına tak etmiş "de denebilir.. Sizce hangisi?
Kadınınhaberlerdeki " Eşim zaman zaman bana ve 3 çocuğuma şiddet uyguluyordu. Çokpişmanım. " sözü de dikkat çekici...
Buyıl içinde Ula 'da Şubat ayında kiralık katil tutup kocasınıöldürten kadın da oldu, ama sanıyorum Bodrum cinayeti Muğla 'dakadın tarafından işlenen üçüncü cinayet... İlkinde çocuktum. " Kadın adamıbaltayla öldürmüş " diye duymuştuk. Sanırım " namus " cinayetiydi!İkincisi geçtiğimiz yakın yıllarda yaşandı. Sosyologların incelemesinde yararvar... Aslında özellikle Kötekli de olmak üzere hepsi incelenmeli...
xx xx xx
Buarada geçenlerde Av. Emin Özler 'in 9 Aralık 'ta MilletvekiliYelda Erol Gökcan ile paylaştığı bir öneri vardı. Bayıldım. Budur iştededim... İşte o paylaşım;
" Uzaklaştırmaçıkarttık. Ama kısa süreli bir hapis cezası bir kadını öldürmeyi kafasınakoymuş bir erkeği caydırabilir mi? Caydıramaz. O halde elektronik kelepçeyegeçeceğiz. Bu cihazlara ABD'deki polislerde bulunan şok cihazlarına benzer birfonksiyon da ekleyeceğiz. Bir verici de koruma talep eden kadına vereceğiz.Kolay erişilmesi için bir bileklik olarak tasarlanabilir. Taraflar arasındakimesafe 100 metre altına indiğinde koruma kararı talep eden kadına ve emniyetebilgisi ulaşacak. Bu durumda acilen kolluk birimleri harekete geçecek. Ayrıcataraflar arasındaki mesafe 10 metreye düştüğünde hakkında tedbir talep edilenşahsa uyarı neviinden anlık şok verilecek. Mesafe açılmazsa şok miktarı artarakkadına kendini koruyup uzlaşması hususunda yeterli fırsatı sağlayacak. "
Nedenolmasın? Milletvekili Gökcan 'ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ilebu öneriyi paylaşmasında büyük yarar var...
xx xx xx
ElçinPoyrazlar da yazısını kadınlarla ilgili " Her sokağa çıktığında arkasına bakmakzorunda kalışını, bir erkekten davet aldığında yalnız kalmamak içinuğraşmasını, patronuysa anlamazlığa gelmesini, dilinin tutulmasını, kendinibanyoya kapatıp tacizcisinden özür dilemesini, kaçmak için pencereden atlamayıdüşünmesini. " diyerek şöyle noktalamış:
" Bunlarıbilebilir misiniz? Peki çok çok sonra zayıf bir kadın sesi tacizcisini tedirginparmağıyla ifşa ettiğinde o sesin ona verdiği temiz nefesi? Biz o tedirgin sesiçok iyi tanıdığımız için ona inanırız. Siz ise ilk ifşada 'Acaba yalan mısöylüyor?' diye önce kadından kuşku duyarsınız. 'Flört ile tacizikarıştırmayalım' dersiniz. 'Kanıt gösterin! Açıklamak için neden bu kadarbeklemiş?' diye tepinirsiniz. Biz beklemedik. Bunları duymaya geç kalan sizinkulaklarınız. Kadınlar ödeyecekleri bedellere, titreyen ellerine, zincirlerinerağmen o sesin peşinden gitti. Sizden yaralarımızı sarmanızı beklemiyoruz. İlkçığlık atıldı. O çığlığın yarattığı çatlağın ışığına tutunacağız. Tacizi,tecavüzü, şiddeti ifşa ettikçe çoğalacağız. Azar azar çoğalıp tüm faillerin vesuç ortaklarının uykularını kaçıracağız. "
İnşallah...
---------------------------------------
GÜNÜNSÖZÜ: Bir milletin büyüklüğü, nüfusunun çokluğu ile değil, akıllı ve faziletsahibi adamlarının sayısı ile belli olur. -Victor Hugo
ÇİVİ
Arkadaşım,"AK Parti ve CHP Muğla'da FETÖ'ye karşı omuz omza mücadele verebilir mi?" diyesordu.
BeniBi Gülmek Aldı: )))))