Bu pilav daha çok su kaldırır” diye bir deyim vardır. Vallahi görünen o ki, hafta sonunda yapılan AK Parti Muğla Genişletilmiş İl Danışma Kurulu Toplantısı ve o toplantıda Vekil Kadem Mete’nin kendilerine “milletvekili değillermiş” gibi davranıldığını ifade ettiği ve bu sözü “milletvekili görülmedikleri” şeklinde algılanan Vekillerin sözleri daha çok su kaldırır.

Hatta o su, iki vekilin ilk seçimde kılacakları “pişmanlık namazı” için çok abdest aldırır...

Ben çok bulaşmayacağım... Çünkü Muğla’daki bütün AK Partililer gibi Kadem Mete’den korkuyorum! Tabii Allah’tan başka kimseden ve Kadem Mete’den de korkmam. Ama “Şerrinden” korkarım...! O yüzden Fethiye’den, Bodrum’dan, Marmaris’ten meslektaşlarımın yazdıklarını paylaşacağım.

Adam kırmızı görmüş boğa gibi... Hava çok sıcak, üzerime çamur sıçratmak istemiyorum....

+

Bu Danışma Meclisi kadar Milletvekili Yakup Otgöz’ün “Biz olmayınca oylar artacaksa, gereğini yaparız” şeklindeki manidar sözü ve Milletvekili Kadem Mete’nin yeniden gaflara başladığının işaretini veren “Eğer birilerinden korkunuz varsa Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi evde karınızın yanına oturun.” sözü de çok su kaldıracaktır. Kadem Mete dua etsin, Muğla AK Parti’de bir feminist hareket yok.

Sordum soruşturdum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da böyle bir ifadesi yokmuş! Cumhurbaşkanının adını geçirince salondan alkış alıp destek göreceğini düşünmüş olabilir mi bilmiyorum, ama liderine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iftira atmış, O’nu bilerek veya bilmeyerek “kadın düşmanı” göstermiş olamaz diye düşünmek istiyorum!!!

İşin ilginci salonda bulunan Genel Başkan Yardımcısı Fatma Bettül Sayan Kaya da bir kadın... Kadem Mete’nin “kadınları itibarsızlaştıran” bu sözlerine sessiz kalmış olması dikkatimi çekti. Tabii Muğla AK Parti’de bir ‘kadın hareketi’ olsaydı, bugün belki de onların “Kadem Mete Kadınları Aşağıladı” başlıklı bildirisini şöyle paylaşıyor olabilirdik:

Biz AK Kadınlar, mal gibi evde oturmuyoruz. Sizin zihniyette olanlar yüzünden elbette evlerinde oturanlar da var, ama bu onların kabahati değildir. Cumhurbaşkanımıza iftira atmakla kalmayıp, biz kadınları da mal gibi evde oturan gösteriyorsunuz. Ne söylemek istiyorsanız, derdinizi başka türlü anlatamadınız mı? Biz kadınları rahat bırakın.

+

Dünkü yazıma “İl Başkanı ilin başkanıdır. İlin patronudur. AK Parti teşkilatında bu böyledir. İl Başkanına herkes tabidir. Milletvekilleri de dahil. İl Başkanı program yapar, program yaparken önce İl Yürütme Kurulu ile istişare eder ve programı sahada uygular. Vekillerde ona uyar. İl Başkanı kime tabidir?

Soruyu AK Parti’nin Muğla Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda Milletvekili Kadem Mete sormuş.” diye başlamıştım. Verdiği yanıtta dünkü yazımda var.

Gerçekten çok bulaşmayacağım, ama küçük bir saptamada bulunmadan da geçemeyeceğim. Hafta sonunda 28 Haziran Cumartesi günü yapılan toplantı adı üzerinde bir “Danışma Meclisi”... Kongre değil... O sert çıkışlar için kongre olsa “normaldir” diyecektim... Bir de keşke bir il başkanının neyi nasıl yapacağını, yapmayacağını anlatıp, adlarını vermeden İl Başkanı Haluk Laçin ve AK Parti Üyesi bile olmayan Behçet Saatcı ile Fethiye İlçe Başkanı Kadir Sarıhan’a saldıracağına bir “Divan Başkanının” danışma meclisini nasıl yöneteceğini anlatsaymış!

Bu anlamda sorularımı yanıtlarken, adının yazılmamasını isteyen İl Yönetim Kurulu Üyesi, “Divan Başkanı il koordinatörümüz değil de ben olsaydım, Kadem Mete’nin basının önünde partimizi zor duruma düşürmesine, Cumhurbaşkanımızın Muğla’daki tasarruflarını tartışılır hale getirmesine izin vermezdim. Mikrofonu kapatırdım. Olmadı toplantıyı sona erdirirdim, ama eski milletvekili olan il koordinatörümüz çok nazik, kibar adam. Çok da sabırlı.” demesi oldukça dikkat çekiciydi.

İl Başkanından değil, Kadem Mete’den korktuğu belliydi... “Ağabey aman beni o adamla uğraştırma” diyordu...

+

Gazetelere baktım, Orhan Okutan ‘Fethiye Alternatif Bakış’ta toplantının yapıldığı gün “AK Parti Muğla’da Güç Savaşı Sürüyor” başlığı altında, Milletvekili Kadem Mete’nin isim vermeden Aydın Ayaydın' ı kastederek, eleştirilerden İl Başkanı Haluk Laçin, Fethiye İlçe Başkanı Kadir Sarıhan ve Behçet Saatcı’nın da nasibini aldığını belirterek, “Ak Parti Muğla Genişletilmiş İl Danışma Kurulu Toplantısında eleştiriler gırla gitti.” derken, dün de “Sorun Ayaydınmış” başlığı atmış. Çok güldüm..

O an aklıma “Kadem Mete görünür, saygı görür, güvenilir, sevilir bir milletvekili olsaydı, Muğla’da ‘Aydın Ayaydın Sorunu’ olur muydu?” sorusu geldi. Kaldı ki, seçimlerden sonra diğer adaylar gibi kaybolmadı.. Geleceğe yönelik bir beklentisi olmamasına karşın, her gün bir köyde, bir mahallede vatandaşla beraber...

Ben de milletvekili olsam rahatsız olurum...

Marmaris Manşet “Kadem Mete'den Kürsü Şov! Sözler, Yenir Yutulur Değil!” başlığı ile haftanın analizini yapmış. Bizim Tandoğan Uysal da Bodrum Gündem de “Kadem Mete’nin ‘Cesur Çıkışı’ mı, Partiye Tuzak mı? Kadınları Aşağılama mı?” başlığı atmış.

Gazeteci milleti işte, Muğla’nın birbirinden uzak yerlerinden “aynı fotoğrafı” görüyorlar. Bir hikmeti olmalı, ama bu “kadınların evde oturması” meselesi Kadem Mete’nin il başkanlığında başına geleni şimdi görülmeyen milletvekilliğinde de getirebilir!

Sayın Kadem Mete, AK Parti Muğla İl Başkanı olduğu yıllarda Ortaca’da bir kahve toplantısında referandumda neden 'evet' denilmesi gerektiğini anlattığı konuşmasında, “Türk erkeğinin kıllısı Hz. Ali'ye, kadının kıllısı da ayıya benzermiş” demiş kıyamet kopmuştu. Tepkiler karşısında sözlerine açıklık getirmeye çalışan Mete, bu seferde “Ben, sadece vatandaşımızın biri 'bize kıllı diyorlar' dediği için Anadolumuzun sözüyle cümlelerimi söyledim” ifadesinde bulunmuş, tüy dikmiştii..

+

Danışma Meclisi’nde ne olduğunu anlayamadım. O yukarıda adının verilmesini istemeyen il yöneticisine sordum. “Senin bugünkü (dünkü) yazının başlığı her şeyi anlatıyor. ‘Atamalar ‘siyasi kramplara’ neden olmuş olabilir mi?’ demişsin. Mesele bu.” diyerek şöyle anlattı:

Biz ondan daha çok danışma kurulu yapıyoruz. Genelde yaz aylarında yapılmazdı. Bazen Halk Eğitim de küçük salonlarda yapılırdı. Şimdi üniversitede salonu dolduruyoruz. Dün sizde hatırlatmışsınız, 7 belediyemiz yok sayelerinde. Kadir Sarıhan Fethiye’de filancaları ziyaret etmemiş, Behçet Saatcı’yı neden ziyaret etmiş. Bunlar basının önünde konuşulacak şeyler mi? Boş laflar. İlçe Başkanlarına danışılmıyormuş. Kendileri danışmıyordu. Biz her il danışma meclisinden önce bütün ilçelerde danışma toplantıları yapıp herkesin görüşünü alıyoruz. O toplantılarda kendilerini göremiyoruz. Mayıs toplantısında yoktu. Yakup Otgöz vardı. Gayet memnundu. Bu toplantıda Ona ne oldu anlamadık. Fethiye’de Cumhurbaşkanının tasarrufuna muhalif olanlarla, Alim Karaca’nın kazanmasını sağlayanlarla ne görüşeceğiz. Partiyi yönetirken kırıp döktüklerinden saygı bekliyorlar.

+

Benzer şeyleri Orhan Okutan arkadaşımız da ifade etmiş. Dünkü “Sorun Ayaydınmış” başlıklı yazısında “Bir arkadaşın yerel seçim sürecinde ettiği bir sözü hatırlıyorum: ‘Ağaca çıkarken dalları kırma, inerken lazım olur’.. Görünen o ki, Vekil Kadem Mete'ye de o dallar lazım olmuş gibi geliyor...” diye yazmış. Şu ifadelerde bulunmuş:

Her iki Ak Parti Milletvekili de Muğla’da bakanlarla çektirdikleri fotoğraflarla hatırlanacak. Her bakanla fotoğraf çektirip Muğla’nın sorunlarını görüştük, destek sözü aldık’ spotlarıyla basına servis edilen haberler hala arşivlerde duruyor. Ancak çözülen bir sorun göremedik. ‘Bakanla görüştük, Fethiye Karabel Tünelinde çalışma başladı’ dedikten sonra üzerinden 2 yıl geçti hala çalışma başlamadı.

Tandoğan Uysal da Bodrum Gündem de dünkü “Kadem Mete’nin ‘Cesur Çıkışı’ mı, Partiye Tuzak mı? Kadınları Aşağılama mı?” başlıklı yazısını şöyle noktalamış:

Kadem Mete’nin ‘Akrabamdır, ne dersem yapar’ dediği Sağlık Bakanı’nın bu atamayı (İl Müdürü) yapması, Kadem Mete’nin dengesini bozdu. Kürsüdeki asıl öfkesi ‘Benden habersiz Sağlık Bakanı’na nasıl gidersin?’ diyedir. Çünkü Bakan’a kendisiyle birlikte gitseydi emir eri gibi çalışan müdür görevden alınmazdı. Haluk Laçin’in Ankara’da Muğla için verdiği mücadele halk tarafından alkışlanırken, Kadem Mete bu alkışı argo bir dille boğmaya kalkınca halkın gözünde cesur bir lider değil, partisini kendi elleriyle zora sokan bir siyaset figürüne dönüşüyor. Cesur olmak isterken karikatürleşmek de siyasetin cilvesi olsa gerek...

Tandoğan Uysal’ın anlattığını anlamışsınızdır, İl Sağlık Müdürü olarak Dr. Eriş Başaran Akça’nın atanması... Av. Gültekin Akça da Kadem Mete’nin ‘İl Başkanıydı’... Bu ne biçim arkadaşlıktır, ne biçim vefadır anlamış değilim...

+

Neyse durum anlaşılıyor. Tandoğan Uysal’ın dediği gibi Kadem Mete’nin dengesi partisine zarar verecek kadar bozulmuş. Partisi beni ilgilendirmez de, olan Muğla’ya oluyor. Sayın Kadem Mete’nin bir an önce kendisini toplamasında yarar var. Yoksa yeniden başlayan gaflarına sadece güleriz...

Ah o yanıtı zor sorular... Dün ben de yazımı “Cesaret mi şov mu? Kadem Mete'nin sözleri partiyi karıştıracak? AK Parti Muğla’da yol ayrımı mı? Sorulacak çok soru var. Yarın sorarız.” diye noktalamıştım.

Zor ise beni korkutmaz, teşvik eder.. Soruları bugünde soramadım. Yerim kalmadı. CHP İl Başkanı Av. Zekican Balcı’nın “polemik girişimine” de gelemedik. Geliriz... Allah’ın günü çok...

Menteşe’den de Nejat Altınsoy, “AK Parti teşkilat yapısında çatlak mı, yöntem sorunu mu?” başlıklı yazısında “Muğla’da bir çatlaktan yansıyanlar: Teşkilat, temsil ve cesaret üzerine. Milletvekili Kadem Mete’den dikkat çeken çıkış: Böyle teşkilatçılık olmaz, kafamı kuma gömmeyeceğim.” diye yazmış.

Bu konuya girmem, siyasette adamı her yere gömerler. Mezarlıklar “vazgeçilmezlerle” dolu... Bu söz Yakup Otgöz’e daha mı uydu ne...

----------                  -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Her şey hakkında bir şey öğrenmeye ve bir şey hakkındaki her şeyi öğrenmeye çalışın. --Henry Huxley