DEPREM FIRTINASI SÜRÜYOR
Bugün 6 Şubat... Bugünü hafta sonunda Ege Denizi'nde yaşanan deprem fırtınası ile karşıladık.
Deprem fırtınası Yunan adalarını korku içinde bıraktı. Adalarda futbol sahalarına çadırlar kurulurken biz genel iktidarımızın ve yerel iktidarlarımızın “sakinliğinin” bize de geçişini yaşadık.
Bizim Vatandaş Ahmet; Tan Karaosmanoğlu geçen Pazar günü akşam NTV’nin karşıda yaşanan panik ve alınan önlemlerle ilgili haberinin kupürünü paylaşarak “Amacım panik yaratmak değil. Ama Yunanistan Alarma geçtiğine göre bizdeki durum ne?” diye sordu. Ben bu paylaşımın altına “Bize bir şey olmaz” diye yazdım!
Bu sakinliğimiz, soğukkanlılığımız karşıda nasıl algılanıyordur acaba? “Bu ne rahatlıktır?” mı, “Bu ne korkusuzluktur?” mu, yoksa “Bu ne vurdumduymazlıktır” mı diyorlardır?
6 Şubat Depremlerinin 2’nci yılındayız.
Adıyaman, Hatay bölgesinde hala konteynırlarda yaşamaya çalışıyorlar. Konteynırlar yanıyor...
Ege’de bu korkutan deprem fırtınası yaşanmasaydı 6 Şubat sanki aklımızda bile yoktu...
+
SEYREDİYORUZ...
Ege Denizi'nde 28 Ocak'tan itibaren 400'ün üzerinde deprem meydana geldi. Santorini başta pek çok ada deprem fırtınasıyla sarsılırken, hafta başından beri Santorini neredeyse boşalmış durumda...
Yunanistan ve Türkiye'nin sahil kısımlarında hissedilen depremler, bölgede büyük endişeye neden olurken, Akdeniz ülkesi okulları tatil etme kadarı aldı. İklim Krizi ve Sivil Koruma Bakanı Vasilis Kikilyas'ın başkanlığında düzenlenen toplantıda, Santorini, Yamurgi, Niyoz ve Anafiya adalarındaki okullarda cumaya kadar eğitim öğretime ara verilmesi kararlaştırıldı. Bölge halkının ise kapalı alanlardan uzak durması istendi.
Tsunami uyarıları nedeniyle bazı adalarda tahliyeler yaşandı. Rezervasyonlar iptal ediliyor. Yunanistan turizmi ve dolayısıyla ekonomisi şimdiden büyük yara almış gibi görünüyor. Ancak tüm canlıların güvenliği de her şeyden önemli... O nedenle geçtiğimiz Pazar günü Yunan Hükumeti alarma geçerken her türlü önlem alındı.
Bütün bunlar yaşanırken biz seyrediyorduk, seyrediyoruz...
+
İZMİR’DE DEPREM TOPLANTISI VE MUĞLA DA KRİZ MASASI
Yine de haksızlık etmeyelim... Önceki gün Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden açıklama yapıldı. Büyükşehir Belediyesi Ege'deki depremler sonrası Kriz Masası oluşturmuş. Kriz masası, AFAD ve 13 ilçe belediyesi yanında tüm ilgili kurumlarla koordineli bir şekilde çalışarak olası depremin etkilerini en aza indirmek için kapsamlı bir risk analizi gerçekleştirecekmiş. Bölgedeki kritik noktalar belirlenerek acil müdahale planları masaya yatırılacakmış.
Bu arada önceki gün Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’in koordinasyonunda İzmir’de düzenlenen olası deprem risklerinin değerlendirildiği toplantıya katılmış.
Başkan Aras, Kıyı Ege Belediyeler Birliği’ni neden toplamadı bilmiyoruz. Tsunami riski ciddiye alınmıyor mu acaba? Habere göre, galiba Tsunami önceki gün Gökhan Zeybek’in başkanlık yaptığı toplantıda konuşulmamış!
“Depreme Karşı Hazırlıklı Olmalıyız” diyen Başkan Aras toplantıdan sonra “Ege Denizi'nde meydana gelen sarsıntılar, bölgedeki deprem gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Muğla’nın deprem kuşağında yer aldığı bilinciyle hareket ederek, ilçe belediyelerimiz ve AFAD ile koordinasyon içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Öncelikli hedefimiz, halkımızın güvenliğini en üst düzeyde sağlamak ve olası riskleri minimize etmektir.” diye açıklama yapmış...
+
TSUNAMİYE KARŞI ÖNLEM VAR MI?
Bütün benzer olaylarda olduğu gibi, deprem fırtınası sürecinde de seçilmiş yöneticiler ve atanmışlar suskun kalırken bilim insanları konuştu. Bilim insanlarının büyük bölümü volkanik aktiviteye dikkat çekerken, açıklamalarda volkanik bir ada olan Santorini yakınlarında yeni bir volkanik patlama olabileceğine, bu patlamanın 7-8’lik deprem üretebileceğine işaret ediliyor..
Büyük bir depremin tsunami yaratabileceği, bu tsunaminin adalarla birlikte Bodrum ve Datça kıyılarını olumsuz etkileyeceği kaydediliyor... Doğru düzgün depreme hazırlığımız yok... Tabii Muğla Büyükşehir’den yapılan açıklamaya göre var, ama galiba tsunamiye karşı yok...
Öte yandan yaşanan yoğun depremlerle ilgili Prof. Dr. Şükrü Ersoy CNN Türk'te önemli açıklamalarda bulundu. Ersoy “Tsunami için Türkiye'de erken uyarı sistemi var. AFAD bu görevi Kandilli'ye verdi. Aynı zamanda bu uyarı tüm Akdeniz'i de içeriyor. AFAD gibi her ülkenin kuruluşları var ve o ülkelere de uyarılar gidecek. Mısır'a, İtalya'ya uyarılar gidecek. Orda olursa da bize uyarı gelecek” dedi.
Kıyı kesimlerinde siren sistemleri bulunuyormuş... Ama vatandaşların hangi sesin hangi anlama geldiğini bilmesi gerekiyormuş. “Afet yönetiminde vatandaşların da bu işlerden haberdar olması hayati önem taşıyor.” diyen Prof. Dr. Ersoy, “Tsunami gerçekleştiğinde 140 kilometre mesafesi bulunan Türkiye kıyılarına ulaşması yaklaşık yarım saati bulur. Ersoy’a göre, 30 saniyede haber alınır ve tedbir alınır.” diye de kaydediyor. Eh bu açıklama yüreklere su serpici, ama çok soru var...
Mesela srende hangi sesin hangi anlama geldiğini nasıl öğreneceğiz?
+
BELEDİYE BASIN BÜROSU
Bir de Büyükşehir Belediyesi’nde haberleri kim kaleme alır, kim redakte eder, kim denetler çok merak ediyorum... İzmir’de yapılan toplantıda Gökan Zeybek, Prof. Dr. Ersoy’un tersine “İzmir ve civarında tsunami konusunda erken uyarı sistemi yoktur.” demiş. Şaşırdım... Toplantıda çok hayati kararlarda alınmış. Mesela toplantıya katılan belediyelerin ilgili birimleri 24 saat esasına göre bir teyakkuz içinde olacaklarmış...
+
“EGE DENİZİ ORTASINDA YERİN DOĞUM SANCISI SÜRÜYOR”
Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan böyle diyor. Ege’de sancı sürüyor.. Deprem fırtınası Santorini (Thira) yanardağ adası, Anafi, Amorgos, Aniye, Skinos, Naksos adaları ile çevrili yaklaşık 50 km yarıçaplı bir çember içinde sürüyor. Prof. Dr. Ercan’a göre sancı büyük ve ne doğuracağı kuşkulu.
Uzmanlara göre, Santorini çemberinin Türkiye uzaklığı 140-150 km... Atina’ya uzaklığı da yine 140-150 km, tam ortada yaralıyor. Yani o çemberin içinde 140-150 km uzaklıkta da olsak Muğla kıyıları da bulunuyor...
Prof. Dr. Ercan, önceki gün paylaştığı yazılı açıklamada, Santori’nin ‘Güney Ege dalma batma kuşağı’nın 150 km kuzeyinde yer aldığını belirtirken “Bu bölüm birinci önemde dalma batmalı deprem oluşum kuşağıdır. Bu kuşak Santorini adasından Türkiye’de Bozburun Küdür Yanardağıı’na kadar deniz içinde sürüyor.” diyerek şöyle anlatıyor:
“Jeofizik açıdan buradan kaygılanılan durum şu: acaba bu deprem fırtınası ile sancı sonunda Santorini yanar dağının yaklaşık 50 ile 60 km kuzeyde yeni bir yanardağ mı doğacak, yoksa burada yıkıcı büyük bir deprem mi olacak? jeofizik bilimciler ikiye ayrılmış durumda çoğunluk burada büyük ölçekte bir deprem bekliyor ve bu depremi bir süpürtü dalgasının (tsunami) eşlik edeceğini ve bu süpürtü dalgalarının da, gerek Pelepones kıyılarında, gerek Türkiye Batı Anadolu kıyılarında ve ayrıca adalarda olumsuz etkiler yaratacağı beklentisi var. Öteki beklenti de burada patlamalı değil püskürmeli bir yanardağ oluşması. Doğa olayları denetlenemez. Şu an beklemedeyiz, olayları sadece izliyoruz bugün için Türkiye kıyılarında uyarı yapacak çekinceli bir durum söz konusu değil. Yunanistan özellikle Santorini Adası’nda yaşayanları boşaltmayı sürdürüyor durum bu. Sancının sonucunu beklemedeyiz.”
+
13 YIL ÖNCE BİR YANARDAĞIMIZ OLMUŞTU
Şimdi bu satırları okuyanların “Küdür Yanardağı da nereden çıktı?” diye sorduklarını duyar gibiyim...
Yunanistan kıta sahanlığına katıp kendi mülkü ilan etmezse (!) Marmaris'te deniz dibinde 13 yıl önce 'Hawaii' türü bir yanardağımız olmuştu. Prof. Dr. Ahmet Ercan’ın bundan13 sene önce Marmaris Belediyesi desteğinde bir bilim heyeti ile Marmaris'in Bozburun Yarımadası ile Yunanistan'ın Simi (Sömbeki) Adası arasındaki bölgede yaptığı araştırmada bir yanardağ ve iki bacası tespit edilmişti.
Aman ha paniğe mahal yok... Bu yanardağ patlarsa bir zararı yok, ama tedbirsiz kalmaya da gerek yok!
Yanardağa bulunduğu mevki dolayısıyla o zaman “Küdür Yanardağı” adını verdiklerini belirten Prof. Dr. Ahmet Ercan, “Yanardağ ağzının Küdür Burnu'nun kuzeyine doğru yaklaşık 200 metre açıkta, denizin yaklaşık 200 metre derinliğinde olduğunu belirledik. 2 bacası olduğunu tespit ettik. Bu bacalarda lav yığılmaları sürüyor. Daha önce tahmin ettiğimiz kırığı da tespit ettik. Yaklaşık 2.5-3 kilometre uzunluğundaki kırık kuzey ve güney doğrultularında uzanıyor” demişti.
Prof. Dr. Ahmet Ercan bu kimsenin ilgilenmediği, belki ihtimal vermediği bu buluş ile ilgili “Bu tür, lavları daha cıvık olan yanardağlara, 'Hawaii türü yanardağlar' diyoruz. Yanardağ bacasının yüzeye çıkması ne kadar zaman alır bilemiyoruz. 1 veya 3 yıl sonra da olabilir, 20 yıl sonra da olabilir” diye kaydetmişti...
Sözlerini “Yanardağ bacasının su yüzeyine kadar çıkıp, büyük patlama ile bölge halkına ve turizme zarar verme ihtimalini en fazla yüzde 5 olasılık olarak değerlendiriyorum. Tekne ile yanardağ bacasının üstünde uzun süre durarak ölçümler yaptık. İnsanların Marmaris'te oturdukları yerden yanardağdan korkmalarına gerek yok.” diye noktalamıştı...
Bakarsınız Santorini’nin kuzeyindeki yanardağ patlar mı derken, bizim malzeme biriktiren Küdür Yanardağı patlar ve lavları Simi ile Bozburun’u birleştiriverir... Coğrafya milletlerinde kaderidir.
Yunanistan ne kadar savaş çığırtkanlığı yapsa da doğa bizi yakınlaştırmaya devam ediyor...
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; İyiler rasgele bir araya gelmezler. Onları niyetleri bir araya getirir.--Halil Cibran