Değerli Dostlarım; memuriyetimin son yıllarında “Toplam Kalite” çalışması yapıldı. Bizim de içinde bulunduğumuz hizmet sınıfı olarak bu derslerden istifade ettik. Mesleğinin zirvesine ulaşmış olan hocalarımızdan bir tanesi bizlere ders verirken özellikle yazmamızı talep etti. Anladık ki bu oldukça önemli bir kaide. Peki, neydi o önemli kaide? “Ya yazdığına göre hareket et, ya da hareket ettiğin gibi yaz.” Kısaca şöyle de denilebilir: Ya yazıya uy ve öyle hareket et ya da hareket ettiğini yazıya dök. İki kural vardır değerli okurlarım. Ya kanun, yönetmelik, genelge, yönerge vb. metinlere uyacaksınız ya da kendinize ait bir metin yazacak ve kendinize özgü kural koyacaksınız. Şöyle aklınıza gelebilir: Kanun, yasa, yönetmelik, genelge gibi tüm metinleri kim ya da kimler yayımlayarak yürürlüğe koyar? Tabii ki devlet. Devletimizin kurum ve kuruluşları, anayasal düzeni ve devlet olma geleneğimizi sürdürebilmek için, kısaca “mevzuat” dediğimiz uyulması gereken kuralları açıklar. Yani devlet yapar. Karşılığı yoktur. Devlet içinde başka kural koyucu olamaz veya olmamalıdır. Nereden geldik bu zor mevzuya derseniz, dilimin döndüğü kadar izah etmeye çalışacağım.

Ocak ayı içinde Bolu ilinin sınırları içinde, kayak merkezi olarak bilinen bir bölgede konaklama esnasında geceleyin bir yangın meydana geldi. Yangının gece saat 03.00 civarında olduğunu gazetelerden ve medyadan öğrendik. Otelin büyük bir konaklama merkezi olduğu ve tamamen dolu olduğu bilgisi de verildi. Dağların tepesinde, yağan kar nimeti üzerinde, tamamen eğlenme ve tatil yapma odaklı olarak toplamda 300'e yakın “AİLE” bulunduğu da belirtildi. Arkadaş grubu olarak gelenler de elbette vardır.

Bir deyiş vardır bizim buralarda: “Deniz ateş alır mı? Almaz. Ya alırsa?” Nasreddin Hoca'mızın da buna benzer bir sözü vardır. Hani Hoca, göle yoğurt mayası çalmaya başlar. Derler ki: “Hocam, bu süt değil, su. Maya tutmaz.” Hoca şöyle bir doğrulur ve der ki: “Ya tutarsa?” Belki birbirinden farklı deyimler ama bir konu var ki birleştirici: “Ya yangın çıkarsa?” veya “Ya maya tutarsa?” Hazırlık yapmaya yarayan ata sözü özelliğinde uyarıcı cümlelerimizden sadece ikisi.

Yaklaşık 300 kişinin konakladığı bir tesiste yangın çıkma ihtimali milyonda bir bile olsa her türlü tedbirin alınması gerekirdi. Bu tesisin hizmete alınabilmesi için mutlaka ve mutlaka “YANGIN TEDBİRLERİ”ni içeren kurallar manzumesi, yani emirler vardır. Zira burada 300'e yakın “İNSAN” konaklıyor. Yukarıda ne demiştik? Ya yazılanlara uyacaksınız ya da yaptıklarınızı yazacaksınız. Burada kendinize ait bir kural koyamayacağınıza göre yazılanlara uymanız gerekir.

78 can, gerek yanarak gerekse boğularak hayatını kaybetti. Tamamen eğlenme ve hoş vakit geçirmek için gittikleri konaklama merkezinde can verdiler. Sebebi çok ama bize göre en önemlisi yazılanlara uymamak, “Bana/bize bir şey olmaz” diyerek yola çıkmaktı. Dağın tepesinde yangın çıkmaz mı? Ya çıkarsa?

Son yıllarda her türlü teknik ilerledi. Konaklama merkezlerinde yangın sensörleri, alarm butonları gibi sistemler mevcut. Ancak öğrendiğimize göre otelin gece görevlisi yangın alarmı butonlarına basmamış! Doğruysa fecaat.

Lütfen yazılan kurallara uyalım. Uyalım ki canlar yanmasın. Kendimize göre kural yazmayalım. Yazmamamız gerekir.

Hoşçakalınız. Sağlıcakla kalınız.