Değerli dostlarım, Haziran/ 2024 ayı geldi ve geçti. Haziran ayı Yaz Mevsiminin ilk ayıdır. Gerçi bu yıllarda yıllar önceki yıllara benzememeye başladı. Örneğin, Mayıs ayının ilk günü “Bahar Bayramı” olarak kutlanırdı bizim gençliğimizde. Kırlara çıkılır, papatya ve gelincik çiçekleri derlenir, yeni yetişkin kızlar papatya ve gelincik çiçeklerinden saçlarına taç yaparlardı. Tarih gibi oldu ama ortada da bir gerçek var. Bahar Bayramı, olmadı İşçi Bayramı, olmadı demokrasi ve özgürlük günü, olmadı son olarak “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmaya başlandı. Neyse konumuz bu değildi ama yazı bir yerlerle gidesi geliyor. Sonra 06 Mayıs “Hıdırellez” günü olarak yerleşik kültürümüzde yerini koruyor. Sonra 23/24 Mayıs günlerinde de “Ülker” günleri vardır Yörük kültürümüzde. Hesaplama şöyledir, Hıdırellez’den onsekiz gün sonra Ülker’dir. Ülker’den de onsekiz gün sonra Gündönümü yani 21/23 Haziran tarihlerine rast gelir.

Böyle girizgahtan sonra yaz günleri nasıl geçiyor, yaz günlerinde neler yapılıyor, yaz mevsiminde ilçem Ula’da ne gibi etkinlikler düzenleniyor, kısaca paylaşmak isterim. Kurban Bayramı tatili uzatılmasıyla yurt içinde yerli turist hareketliliği yaşandı. Ak Parti’nin 2002 yılı Kasım ayında tek başına iktidara gelmesiyle birlikte ilk olarak Muğla Merkez ilçe ( bu günlerde Menteşe ilçesi)den Yatağan’a çift (bölünmüş) yol yapılmaya başlandı. Daha önce asfalt yollarımız gidiş geliş tek şeritten ilerlerdik, evet evet yanlış okumuyorsunuz tek şerit idi yollarımız. Başlar ama bitirilemez, zira Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarına 06 ay ömür biçenler var idi. Muğla-Yatağan Yolu “Bölünmüş Yol” olarak hizmete açıldı. 2002 yılında on yaşında olanlar, bu günlerde 32 aşında, Muğla-Yatağan yolunu böyleydi zannederler diye yazıyorum. Türk Milleti olarak bizler çabuk unuturuz.

Gelelim Sakar geçidi denilen gidiş yönünde ve geliş yönünde tek yönlü idi. Hatta bazı virajlarda araç durar gelen araca yol verirdi. Sakar yolu da bölünmüş yol yapılacak denildiğinde bu yöreyi ve sarp yolu bilenler teşkilat mensuplarıyla (Adalet ve Kalkınma Partisi) adeta alay ettiler. Sakar yolu çift yönlü bölünmüş yol yapımına başlandı ve çok kısa zamanda tamamlanarak hizmete alındı. Bu günlerde trafiği görünce hiç düşünesim bile gelmiyor. Ne olurdu bu trafiğe, nasıl ilerlerlerdi aracıyla insanlar.  Sadece tatil günlerinde de değil, yapılan bu çift yönlü bölünmüş yollar hali hazır trafiğe neredeyse cevap veremeyecek halde.

Akaryakıt dediğimiz bazen de adına fosil yakıtı da denilen motorin, benzin ve LPG ile çalışan araçlar adeta çift şerit olarak yollarda ilerlemekteler. Adı geçen yakıtların litre fiyatları çok pahallandı. Buna rağmen yollarda hiç eksilme olmadığı gibi gün geçtikçe artmakta, neredeyse her evde en az bir araç olmaya başladı. Bir evde 2 aracı olan olduğu gibi lüks (modelli) araçlarda çoğunlukta.  Tüketim toplumu haline geldiğimizi zaman zaman bu köşede okumuşsunuzdur. Üretim toplumu idik. Yakın zaman kadar her aile kışlık ihtiyacını kendisi hazırlar, kendisi üretir ve fazlasını da satardı. Bizzatihi ilçem Ula’da her evin önünde bir tulumba ve havuz var idi. Evler bahçeli idi. Ekim ayında her evin önüne sarımsak taneleri ekilir, biraz yeşil olarak, çokça da olgunlaştıktan sonra Muğla pazarına satılmaya götürülür, tabii fazlasını satardık. Adımız onun için sarımsakçı Ulalılar idi. Sarımsağımıza sahip çıkamadığımız gibi, ata tohumumuzu birkaç aile haricinde tamamen kaybettik. Adına festivaller yapılan sarımsak sahip çıkılabilseydi Ula sarımsağı olacak idi.

Yaz aylarında öğrenciler yaz tatilini geçirmek üzere en yakın Akyaka Mahallemize gidiyorlar. Cümle gayet akıcı oldu. Ama tatil için değil çalışmak için iş bulabildiyse belki Akyaka Mahallemize gidiyorlar. Daha çok Akyaka Mahallemize Muğla ili haricinde özellikle Denizli ilimize en yakın Deniz Kerme Körfezi olmasından dolayı daha çok Denizlili vatandaşlarımız çoğunlukla Akyaka’ya geliyorlar. Zaten yerleşik olan çeşitli dış memleketlerden üç aylığına tatil için geliyorlar. Bu dış ülkelerden gelenlerin mekanları dokuz ay boyunca boş durur. İç turistte de durum bundan farklı değildir. Neden yazıyorum bu cümleleri sayfiye yeri idi Akyaka şimdilerde ise rantiye şehri haline geldi. Orta halli insanların ailelerin Akyaka’ya gidipte üç beş gün deniz, kum ve güneşten istifade etmeleri hayalden öteye geçmiyor. Pekâla bu gelenler kimler, kapitalist, materyalist, emperyalist ekonomiye ayak uydurmuş, bir şekilde mal/mülk edinmiş ve parasını iyi değerlendirenler diyeceğim de, nasıl diye sorarsanız bende cevabı yok.

Önceleri köy statüsü olan, sonradan belde statüsünü kazanan daha sonra da Muğla ilimizin Büyükşehir olmasından dolayı beldelerin mahalleye dönüşmesinden sonra bir muhtarlık ile mahalle tüzel kişiliği ile yoluna devam eden “AKYAKA”ya  ilçesi Ula sadece karşıdan seyretti, karşıdan baktı ve ilçem Ula’ya hiçbir girdisi ve katkısı ol(a)madı. Ne yazık ki. Onbeş dakikalık bir uzaklıkta 650 metre yükseklikte bir yayla havası olan ilçem Ula’da hiçbir otel yoktur. Apart türü de yoktur. Bu işe akıl yoran da yoktur yerel halktan. On beş dakika da “0” deniz seviyesine inilir, yine on beş yirmi, dakikada (rampa payı var) 650 metreye yayla havasına çıkılır. İlçem Ula’da yatırım yapabilen, yatırım kabiliyeti olanalar geçmiş de var idi, onlar da en yakın Aydın, İzmir ve İstanbul’a yatırım yapmayı daha uygun görmüşler ki, Akyaka’ya yatırım yapan Muğlalı/Ulalı yerli yatırımcı bir elin parmağı kadar var ya da yoktur.

Muğla-Marmaris, Muğla- Fethiye, Muğla-Antalya yolu ilçem Ula’nın 3 km Batısından geçer. Ula bu altın yolu değerlendirememiştir. Eğer doğru kanıt bulur, doğru bilgi bulursam bu yolun hikayesini de ileride sizlerle paylaşacağım. Bu altın yol büyüklerimiz dediğimiz Ulalı ağabeylerimizin karşı durmaları sonucunda yol Ula’ya saptırılamamıştır. Ula kapalı bir ekonomiye, sahip olmuş değil zorunlu bu hale getirilmiş ve son on yıldır aklı başında ne yaptığını bilen ve en azından Ula’nın kıymetini öğrenen çok çok aileler Ula’ya göç edip yerleşmektedir.

Son olarak bir turizmci büyüğümüz Ula’ya gelip, hem Kapız dediğimiz büyük kanyonu değerlendirmek hem de Çaydere’nin (şimdiki ismi Yeşilova) üzerinden Akyaka’ya teleferik kurulması teşebbüsünde bulunmasına rağmen, yerel idareciler ve yine Ula’nın ön adamları dediğimiz ağabeylerimiz tarafından yatırımcı kişi caydırılmış ve yatırım yapılamamıştır. Geç değil, yine yapılabilir, yine gündeme getirilebilir. Yatırımcılara ihtiyacımız vardır. Ümitsiz değilim. Umutsuz da değilim. Zira Ula’nın yerli halkı artık pazardan çarşıdan çekilmek üzere. Birde yerli halkın üçüncü nesli biraz bendenizi umutlandırıyor. Bakarsın önümüzdeki beş yıl içinde bazı şeyler gündeme getirilebilir.

Hoşçakalınız. Sağlıcakla kalınız…