Hacı Hüseyin Nizamoğlu, Hamle Gazete ve Matbaası’nın kurucusu yaklaşık 100-150 Adalet Partiliden (AP) biridir... Kurucular son yıllarda birer birer irtihal ettiler. 23 Temmuz Salı akşamı O da katıldı gidenlere... Galiba yaşayan tek kurucu 22. Dönem Muğla Milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu kaldı. Allah O’na da sağlıklı uzun ömürler versin.

Rahmetli üç yıl önce sevgili eşi Hafize anneyi toprağa verdi.

Hacı Hüseyin Nizamoğlu eski topraktır... 23 Temmuz akşamı Hak’a yürüdüğünde 95 yaşında olduğu söylendi. Belki daha fazlaydı. Eşi O’ndan önce gitmemiş olsa 100 yaşını bulabilirdi...

Hacı Hüseyin Nizamoğlu Muğla’nın örnek (Resmen) köylerinden Menteşe’ye bağlı Kozağaç Köyü’ndendir. “Mahalle” diyorlar, ama benim için hala Menteşe dedikleri Muğla... Kozağaç da köy... Ben de aynı köydenim.

Kozağaç’ın en renkli siyasi isimlerinden birisi Demokrat Süleyman’dır. (Süleyman Atasever) Adı üzerinde Demokrat Parti kökenli... Hacı Hüseyin Nizamoğlu da aynı köktendir... Demokrat Süleyman rahmetli de 90’ını geçmişti. Siyaset, bir de aktif içinde iseniz ‘eskileri’ uzun yaşatıyor olmalı...

Bilemiyorum.

Bildiğim bir şey varsa o da Hacı Hüseyin Nizamoğlu’nun düşmeye bağlı pıhtı atma sonucu yoğun bakımda entübe edilinceye kadar kendisini hiç kaybetmemiş olması ve düzenli olarak “kitapçı” dükkanına gidip geldiği gibi Hamle’de haftalık yazılarını hiç ihmal etmemiş olmasıdır...

xx xx xx

Hacı Hüseyin Nizamoğlu’nun adı “Hacı” değil tabi... Hac ibadetini yerine getirdiğinden...

Mesleği de gazetecilik değildi. Muğla Arastası’nın ünlü terzilerindendi. Üstelik tüccar terzi... Çok çırak yetiştirdi...

Muğla’da yerel gazete olarak düzeli çıkan rahmetli Hasan Nuri Öncüer’in Devrim Gazetesi ile birlikte rahmetli Tufan Doğu’nun İlkadım’ı, Erman Şahin’in Yeni Muğla’sı vardı... Rahmetli Bülent Önuçan’ın AP Muğla İl Başkanı olduğu günlerdir... Önuçan ve arkadaşları bir toplantı yaparlar ve “Halk Partililerin üç tane gazetesi var, bizim neden yok?” sorusunu tartışıp yanıtını ararlar. Aslında bazılarının kafasında yanıtta vardır. Hamle A.Ş. kurulur. “Milliyetçi Mukaddesatçı Hamle Gazetesi” yayına başlayacaktır...

Ancak herkesin işi gücü var ve müteşebbislerin içinde bir “gazeteci” yoktur... Herkesin kafasında “Kızılçullu Köy Enstitüsü”nde bir süre okumuşluğu olan kurucu ortaklardan Hüseyin Nizamoğlu vardır ve ihale onun üzerinde kalır. İyi ki kalmış... Çünkü bir başkasının elinde Hamle, pek çok gazete çıkarma teşebbüsünde olduğu gibi kapanır, bir “macera” olarak basın ve siyaset tarihinde yerini alırdı...

Matbaacılık neyse de, gazetecilik “melekeniz” varsa yapılabilen, başarılabilen bir şeydir... O “meleke” kardeşlerde de varmış. Orman Mühendisi olduğu halde Hayati Nizamoğlu ve öğretmen olduğu halde Halilibrahim Nizamoğlu mesleklerini bırakıp Hamle’de görev aldılar ve Hamle’yi geliştirip bugünlere taşıdılar...

xx xx xx

Hamle faaliyete geçtiğinde ben Demokrat İzmir ve Tercüman Gazetelerine muhabirliğe başlayalı çok olmuştu da Tufan Doğu’nun İlkadım Gazetesi’nde köşe yazarlığına yeni başlamıştım. İki Kozağaçlı köşelerimizden kapıştığımız, atıştığımız çok oldu...

Bir gün Hamle’nin (Hedef Kırtasiye) önünden geçerken Hüseyin amca önüme çıkıp “Len olum yete garı, buyon soluklan. Yazıp durma. Sene laf yetiştiriyon derken, memleket meselelerini yazme ihmal edipduruz. Bak bunun vebali senin ha...” demişti.

Yine bir başka sefer önüme çıktığında da “Ende valiyi yazıp durma. Bu adamı bi sen değil, bizde istimeyoz. Emme sen adamın aleyhinde yazdıkça biz adamı Moludan aldırımepduruz. Bırak gari...” diyordu...

Valinin adını vermek istemiyorum, zaten rahmetli oldu... Her gün köşemden eleştiriyordum. Meğer Muğla sağı da kendisinden memnun değilmiş, ama benim yazıları Ankara’nın önüne koyup koltuğunu sağlamlaştırıyormuş... Tabii ben Hüseyin amcanın uyarısı üzerine eleştiriyi kestim ve o vali gitti...

Türkiye’nin 70’li, 80’li yılları malum... İlkadımcılar ve Hamleciler gazete dağıtıcısına kadar adeta rakiplikten, hasımlıktan öte düşman gibiydik...

Yine de “Muğla” denilince akan sular dururdu. Hüseyin amca Tufan ağabeyle görüşerek veya Hüseyin amcanın önüme geçmesi sonucu köşelerimizden “anlaşmalı” aynı konuyu ele aldığımız gibi, Muğla’nın çok önemli meselelerini birlikte manşetlerimize taşıdığımız da olmuştur...

xx xx xx

Kader...

Artık Hamle’yi Nizamoğlu kardeşler Hayati ve Halilibrahim çıkarıyordu... Hüseyin Nizamoğlu’da damadı Mehmet Arıtkan ile kırtasiyeciliğe başlamıştı... Hamle’de Demokrat Partililiği, Adalet Partililiği köşesinde yaşatan yazılarıyla vardı... Cumhuriyet Halk Partisi O’nun için hep ‘komünistlerin’ partisi olmuştur... Geçmişi, 12 Eylül günlerini bugüne taşıyarak CHP’yi, CHP’lileri eleştirir onların sinir uçlarına basardı...

İsmail Atasever’i saymazsak kendisi ile ilgili (Ahmet Buldanlı gibi arada sırada yazanları saymazsak) “Muğla sağının ilk ve son kalemi” demek fazla abartılı olmayacaktır...

Benim de bir “Son Nokta” maceram olmuştu... Zübeyde Fellahoğlu’nun “Muğla Gazetesi”nde yazarken adam saydıklarımız tarafından ayartılmamız sonucu (Tabii projede hep hayalimdi) Muğla Gazetesi’ni bırakıp giderek Muğla’nın il çapında (Pazar dahil) günlük yayın yapan ve her ilçede bayide satılan ilk yerel gazetesini çıkardık. Adı gibi oldu; Son Nokta... Mucize gibiydi, bin 500’e yakın satış tirajını yakalamıştık. Patronun siyasi emelleri suya düşünce hevesi söndü ve ilk icraatları da beni alacaklarımı da ödemeden “atmaları” oldu. Benden sonra da tiraj düştü ve gazete pek çokları gibi “macera çöplüğünde” yerini aldı.

İşsiz kalmıştım. 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi ve birisi “Hamle’de çalışacağımı” söylese küfür edebilirdim... Hayati Nizamoğlu “Gel beraber çalışalım” dedi. “Sen benim solcu olduğumu bilmiyor musun?” diye karşılık verdim. Kararlıydı, Aklında Hürriyet Gazetesi’nin yerelini çıkarmak vardı, Hamle’de çok seslilik yaratmak istiyordu. “İstediğin gibi yazmakta hürsün. Biz karışmayacağız” dedi... Karışmadılar da... Hayati Nizamoğlu hala yazılarımı sizlerle beraber okuyor... Bunu yazılarımdan rahatsız olanlara anlatamıyoruz, ama böyle...

xx xx xx

Benim Hamle’de yazmaya başlamam Hüseyin amcayı rahatsız etmişti... Arada bir Hayati Nizamoğlu’nu arayıp, “Sen ne biçim patronsun, bu yazılara neden izin veriyorsun diye” fırçaladığını biliyorum. Ki Hüseyin amcanın kendisini tutamadığı sert yazılarının da zaman zaman “hukuksal problem yaratabilir” gerekçesiyle Hayati Nizamoğlu tarafından sansürlendiği oluyordu... Bunu da benim veya İsmail Atasever’in yaptırdığımızı düşünüp sinirleniyordu... Çünkü sadece bana değil, Demokrat/Adalet Partililiğe, DYP’lilğe devam edip AK Parti’yi eleştirdiği için İsmail Atasever’e de iyi gözle bakmıyordu...

Ama ben O’nun itiraf etmese de Hamle’de yazıyor olmamdan büyük keyif aldığının da farkındaydım.

Muğla Ticaret Borsası’nı Hayati Nizamoğlu kurmuştur. Kurucu başkanlığını yaptığı sırada kendisini eleştiren bir yazı yazmıştım. Hayati Nizamoğlu’da köşeme tekzip göndermişti. Eee yayınladık tabii...

Ertesi gün Hüseyin amca tekzibi görünce hemen telefona sarılıyor. “Hayati, oğlum bunu damı yapacaktınız? Sen nasıl patronsun? Patron tekzip mi gönderir, atsana işten” diyor. Hayati Nizamoğlu’nun yanıtı da “Baba bizde demokrasi var.” diye olunca Hüseyin amca şöyle soruyor:

Ben bu İsmail’in (Atasever) yazılarını doğru bulmuyorum. Tekzip edebilir miyim?

xx xx xx

Hamle’nın “Yılım EN’leri” ödül törenlerinden birinde Milliyet Gazetesi’nde “Genç Bakış” köşesinin  Yazarı Abbas Güçlü de Hamle okurlarının oylarıyla Yılın Gazetecisi ödülü almıştı.

Ankara’ya döndüğünde köşesinde Hamle’den söz ederken, “Muğla’da Hamle diye bir yerel gazete var. Okurlarından ödül aldım. Gazetenin patronları sağcı.  Her görüşten yazar var. Biri solcu. O patronu eleştiren bir yazı yazmış, patron da tekzip göndermiş. Hamle bu demokrasi meselesini çözmüş.” diyordu...

Hamle gerçekten çözdü. Kaç senedir özgürce yazıyorum. Hüseyin amca bile bana katlanmaya başlamıştı. Hatta arada bir beğendiği yazılarımda oluyordu. Bir seferinde yine dükkanın önünde yakalayıp “Aferin. Dik dur, eğilme sakın” dediğini unutamıyorum...

Tabii olan Hayati Nizamoğlu’na oluyor. Yazılarımdan rahatsız olanlardan bazılarının kendileri ile ilgili yazıyı O’nun yazdırdığını düşünüyorlar. Hayati Nizamoğlu “Ben Özcan beye hiçbir zaman şunu yaz demedim, demem. Biliyorum dersem, tersine yazar” dese de inandıramıyor garibim...

xx xx xx

Bazı erken ölümler için “Kısa yaşadı, ama dolu dolu yaşadı” derler, deriz... Hacı Hüseyin Nizamoğlu “Uzun ve dolu dolu” yaşadı... Muğla’da O Adalet Partisi ile Hamle O’nunla özdeşleşti.... İstese Adalet Partisi’nden Muğla Milletveki olurdu. Ki kimlere o yolu açmadı... Partisinin İlçe Başkanı olmakla yetindi. Galiba bir dönem de İl Genel Meclisi Üyeliği yapmıştı.

Tabakhane de ustaların ustası terziydi. Ama daha çok “Politik Gazeteci”ydi...

Onun ardından iki satır yazmak da bana nasip oldu... Çünkü Muğla sağında O’nu anlatabilecek “gazeteci” de yoktu... Musa Gökbel’in ardından CHP’de bir dönem kapandı demiştim, Hüseyin amcanın ardından da Muğla sağında bir dönem kapandı...

Kendisi ile hiç anlaşamamıştık, dünyalarımız farklıydı, ama Ünal Türkeş için de yazmıştım... Bu yazıyı yazarken kendi kendime “Benim arkamdan kim yazar?” diye sordum. Acı ve üzücü ama benim arkamdan yazan olmayacak. Artık “gazeteci” yetişmiyor... Siyasetçi de gazeteci de yetişmez oldu... Bu işlere “kolay” gözüyle bakıldığından, işler başka türlü halledildiğinden  olmalı...

Hüseyin amca mekanın cennet, ruhun şad olsun...

----------                  -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Yukarı yarım kürenin, aşağı yarım küreyi ezmesine küreselleşme denir. --Fidel Castro