"Yaşamadan yaşamak nasılmış öğrendim.Her duyduğum, her gördüğüm ve yüreğimde hissettiğim her hikâyede ben de vardım oysa.Ben insandım. İnsana ait ne varsa bende de vardı. O acılar benden birparçaydı."
Sizi gördüm, duydum çok ötesindeyüreğimde hissettim. Yüreğim yangın yeri. Yanıklar bütün duvarları aştı, herkül yepyeni küller getirdi. Yüreğim bir türlü soğumadı. Acıları aştı benliği,acılar belleğimde iz bıraktı.
Bu yangınlar, bu depremler, bu acılar,bu elem bana insan olma yolunu gösterdi. Belki insan olmayı öğretti. Onlar içinher yaptığım her duada kendime rahmet yolları aradım. Onlar için yaptığım heryardımda kendime yardım yolları aradım. Dinlediğim her depremzede hikâyesindeben de vardım.
Yaşamadan yaşamak nasılmış öğrendim.Her duyduğum, her gördüğüm ve yüreğimde hissettiğim her hikâyede ben de vardımoysa. Ben insandım. İnsana ait ne varsa bende de vardı. O acılar benden birparçaydı.
Oysa paramparça olmuş, benler olmuş herbirimiz bir yere savrulmuştuk. Yaşadığımız olağanüstü bir afette yere çakıldık,mıhlandık. Ait olduğumuz yerden kopukluğumuz bizi çaresiz, kimsesiz bıraktı.Oysa her ben önce "Biz"de tamamlanıyordu. Her ben "Biz"de şifa buluyor, "Biz"indokunuşunda kimsesizlikten, çaresizlikten kurtuluyorduk.
Boğazımızda düğümler bizi nefessizbırakmıyordu artık. Senaryonun en kötüsü de yaşanan onca şeye rağmenduyarsızlaşmaktı. Yaşananları alelade şeyler hükmünde görmekti. Kanıksamayakanmaktı. Oysa her kanıksamada kendimizi kandırıyorduk.
İnsanlar konuşuyordu. Aslında herkeskonuşuyordu. Ağzı olan herkes mi konuşuyordu? Bunu bile idrak edebilmekten acizmiydik? Bu kadar mı uzaktık yaşadıklarımızdan. Yaşadıklarımızdan öğreneceğimizhiçbir şey kalmamış mıydı? Yokuş yukarı tırmanırken yokuş aşağı gider gibimiydik?
Onca telaşımız neydi bu hız ve hazçağında?
Ortalık toz dumanken sesler duyuyorum,görüntü desen bir hiç. Gördüklerim, duyduklarımda seçiciyim oysa. İyi ki deseçiciyim. Enkaz altından kurtarılan her hayat benim de kurutuluşum. Gökyüzüylebuluşan her insan her birimize umut dağıtıyor. Her kurtuluş bizim de insanlıkadına kurtuluşumuz. O güneş yüzlü aydınlık insanlar "Hızır" nefesiyleyetişiyorlar imdada. Akıllarında hiçbir gölge yok. Yüreklerinin götürdüğüyerdeler.
Vatanın her yerinden hatta dünyanın heryerinden bu insan hikâyesinde "Biz" varız diyen gül yürekliler. Sizin adınızolmasın, hangi gruptan olduğunuz bilinmesin. Yüreğinizle ısıtın, gözlerinizdekiaşkla aydınlatın ve "insan" olmanın onuruyla donatın her yeri. Bakın uğrunacanınızı bile teslim ettiğiniz bu hikâyede sizler nice canlar kurtardınız. Adımucize olsun insan oluşumuza iman edeceğimiz güzellikler yaşattınız. Çocuk,genç, yaşlı fark etmez her kurtuluş hikâyesinde nasıl da sarıldınızbirbirinize. Gözyaşları döküldü, sevinç gözyaşları bulunduğunuz ateş denizinde.
Kahramanlar mı arıyorduk kurtuluşhikâyemizde. İşte kahramanlar. Sadece deprem bölgesindeki kurtarıcılar değilgeri planda kalmış nice isimsiz gönüllü. Harçlığını, kefen parasını hatta birensar olma şuurunda malı, mülkü, parası her şeyini veren gönüllüler ordusu. Sizgönül güzelleri, sizler kahramansınız. Gözlerinizde yaşaran her ışıltı bakıngökkuşağına çevirdi dünyamızı.
Bu acıda nefes aldık sayenizde. Gerisikuru gürültü, boş çığlık. Duymak bile istemiyorum. Ne demişti bir yazarımız.Çığ geldiğinde önce aydınlar susar. Susmanın sessizliğinde düşünürler.Beklerler zamanı. Ortalık toz dumanken atılacak çığlıkların sadece yüreklerdekiyangını harlamasını ya da bir nebze soğutmasını beklemek nafile çaba.
Olağanüstü zamanlardan geçiyoruz, zorzamanlardan. Aklımızı bilimin ve deneyimin rotasından çıkarmadan karar vermeli.Sadece "Biz"de buluşarak hareket etmeliyiz.
Bütün bunların dışında yaşadığımız heranı kaydetmeli, not etmeli gerekirse ki gerekli hikâyelerini yazmalıyız. Bugüneait her yazdığımız geleceğimize ışık tutacaktır. Maalesef yaşadığımız herfelaketi çabuk unutuyoruz. Ben'in aldanışına ve tuzaklarına kanmadan, kanıksamadanyazmalıyız. Yaşadıklarımızdan öğreneceğimiz neler var neler. Yardımda, yarasarmada, kara gün dostu olmada her ne kadar güzel hikâyelerimiz var unutmamaktada, hatırlayıp şuur kazanmakta da maharetlerimiz olmalı.
Her birimizin ömür serüveninde bir hikâyesivar. Bu hikâyede özne "Ben", evet! "Ben" kıymetli, evet! "Ben" olmadan "Biz"olmaz. O zaman "Ben"i kıymetli kılanın "Biz" olduğunu da unutmamalıyız.