ATATÜRK TÜRKİYESİ’NDE KADIN HAKLARINI UYGULAYAMAMAK!

Kurtuluş Oğan Hocamın dünkü yazıma başlık olan “3 Aralık kutlanacak bir gün değildir. Utanç günüdür.” şeklindeki ifadesi ezberimde çakılı kaldı.

Kurtuluş Hocanın dün köşeme alıntıladığım yorumunun başlığı da “Bir şeyin ‘özel günü’ varsa, diğer günlerde olmadığı içindir.” şeklindeydi.

İşte o günlerden biri de “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü”dür…

Çok değil 3 Aralık’tan bir hafta kadar önceydi.

O gün kadınlar için hak hukuk adaletten söz edilirken, “Yalnız değilsiniz” diye bildiriler okunurken, gazete köşeleri, manşetleri o güne ayrılırken Ortaca’da Ortaca Belediyesi Dal-Bel Şirketi çalışanı 2 emekçi kadının (NT ve AY) “cinsel taciz ve şiddet” savıyla MBB Başkanlığı’na verdikleri 07.11. 2025 tarihli dilekçeye yanıt aranıyordu… NT ve AY o gün yapayalnızdı…!

O gün kadınlar için hak hukuk adaletten söz edilirken, MBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler

Dairesinin Sağlık Hizmetleri Şubesinde görev yapan 2 kadın daha yapayalnızmış, haberimiz yokmuş…

*

Biliyor musunuz bugün de 5 Aralık Dünya Kadın Hakları günü.

Diğer günlerde olmayan veya kullanılamayan haklarla ilgili işte bir gün daha…

5 Aralık 1934 tarihinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren yasanın kabulünü her yıl “5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü” olarak hep birlikte gururla kutlamaktayız.

Çünkü Dünyanın pek çok ülkesinden önce, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmiş olması Türk kadını için ayrı bir gurur kaynağıdır.

Peki kadınlarımız; Atatürk kadınları bu hakkı ve evrensel haklarını ne kadar kullanabilmekteler veya ‘kullandırılmaktalar’?

Atatürk’ün kurduğu Sosyalist Enternasyonal Üyesi Cumhuriyet Halk Partisi’nde bile kadınlar için “kadın kotası” var! Bir de “Öteki partilerde yok, biz de var” diye övünmezler mi?

Muğla, TBMM’de 2 CHP’li kadın milletvekili ile temsil ediliyor. Bu hem Muğla hem CHP Muğla örgütleri için gurur verici olabilir, 7 milletvekilinden 2’sinin kadın olması ise ne kadar gurur verici olabilir?

Muğla gibi bir yerde, CHP gibi bir partide “ Belediye Başkanlarının eşlerinin” kurultay delegesi (hem de) seçilmesi ne kadar onurlu olabilir?

Muğla’da kaç partide kaç kadın ilçe başkanı var? Kaç partinin kadın il başkanı var? Sadece CHP’de bir kadın ilçe Belediye Başkanı olması o kadın için onur duyulacak bir şey olabilir de Muğla için gurur verici olabilir mi?

Parlamentoda kaç kadın milletvekilimiz ve AK Parti Hükümeti’nde kaç kadın bakan var?

Ben bugünü çok da gurur verici bulmuyorum.

Dünya da kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren ilk ve tek lider olan Atatürk’le gurur duyuyorum…

*

Neyse…

Yerel basında yer alan haberlere göre, MBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesinin Sağlık Hizmetleri Şubesinde görev yapan 2 kadın çalışan, Şube Müdürünün kendilerine sözlü cinsel tacizde ve psikolojik şiddette bulunduğunu iddia ederek yaşananları Daire Başkanlıkları ile MBB Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanına sözlü ve yazılı olarak bildirmiş.

Tıpkı Ortaca Belediyesi iştiraki şirkette çalışan 2 emekçi kadının yaptığını yapmışlar…

Ortaca’dakilerin dilekçelerinin üzerinden bir ay geçmiş… Büyükşehir’deki kadınlar şikayetçi olalı da 3 ayı geçmiş. Hiç birine işlem yapılmamış. Mağdur kadınlar Kenan Gürbüz arkadaşımıza şöyle anlatmış:

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Şiddete Karşı Tutum Belgesi imzaladı. Kadınlara verdiği önemi göstermek için Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığını kurdu. Bu konuda başkanımızın kadın çalışanlara verdiği önemin farkındayız. Yaşadıklarımızdan muhtemelen başkanımızın bilgisi yok. Yaşadıklarımız sonrasında psikolojimiz bozuldu. İstifa aşamasına geldik. Yaşananlar aile ve çalışma hayatımızı derinden etkiledi. Bu süreçte kaygı ve korkularımız arttı. Kendimizi güvende hissetmiyoruz. Kadın olarak öz saygınlığımızı kaybettik. Kendimizi değersiz ve YALNIZ HİSSETTİK. Söz konusu kişi Şube Müdürü olarak görev yaptığı için bizleri sürekli nüfusunu kullanarak tehdit ediyor. Kendisinin dokunulmaz olduğu mesajını vererek gözümüzü korkutuyor. Şiddete Karşı Tutum Belgesi imzalayan Başkanımızdan gereğini yapmasını istiyoruz

*

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, 9 Temmuz 2024’te Şiddete Karşı Tutum Belgesi imzalamış ve bu belgesinin İLO 190 Sayılı Çalışma Yaşamında şiddet ve tacizi önlemeye yönelik politika belgesi doğrultusunda ve ulusal mevzuat temelinde hazırlandığı ve Muğla Büyükşehir Belediyesinin şiddet taciz ve mobing durumları karşısında temel ilke ve prensiplerini ortaya koyduğu ifade edilmişti…

Ahmet Aras Başkan da bu konuda asla taviz vermeyeceklerini bildirmişti.

Acaba Muğla’da belediyelerdeki erkek çalışanların hepsine işe girerken bu belgeyi imzalasalar bir işe yarar mı?!

Bilenler vardır rahmetli Orhan Çakır döneminde ben de Muğla Belediyesi’nde Basın Halkla İlişkilerde çalıştım ve bu tür çirkinliklere tanık olmadım. Benden önce de olmamıştı benden sonra da… Sadece Muğla Belediyesi değil, öteki Belediyelerde de durun farksızdı.

Çünkü o yıllarda belediye çalışanları bir “aile”ydi… Tabir caizse “mahalle baskısı” da vardı.

İşin gerçeği “aidiyet duygusu” çok yüksekti. Bu anlamda “Tutum Belgesi” önemli olmakla birlikte “aidiyet duygusu” olmayanları o ailenin içine almamakta yarar var…

Neyse ki basın var…

Çıkan haberlerin ardından gereği yapıldı. MBB de görev yapan iki kadın çalışanın, birim amirleri hakkındaki taciz ve psikolojik baskı iddialarına yönelik olarak, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatıyla idari soruşturma başlatıldı. Söz konusu birim amiri soruşturma tamamlanana kadar görevden uzaklaştırıldı.

Darısı Ortaca’nın başına…

*

AKYAKA’DA ORMAN PİKNİK ALANI ORTADAN KALKIYOR

Dünkü yazımda şu ifadem olmuştu:

“Bugün de Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde ve Ortaca Belediyesi’nde kadın çalışanlara cinsel taciz ve şiddet…; Akyaka’da piknik alanına taciz ve çam ağaçlarına şiddet…; Datça’da zeytin şiddet…;  Bodrum’da hazine arazilerine tecavüz... konularını ele almak niyetindeydim.”

Kurtuluş Oğan Hocamdan “feyz”, Devrim Kurtuluş Hoca’dan “gaz” alıp 3 Aralık Dünya Engelliler günü üzerine Muğla’nın hallerini ele almaya çalıştım.

Bugüne bıraktıklarımdan “kadına” ya da “insanlığımıza” dair olanı yukarıda ifade ettim.

Başlıkta vurguladığım gibi de yalan ve talan Muğla’nın her yerinde. Bugünkü yazımı onlardan Akyaka piknik alanının ırzına geçilip, çam ağaçlarına şiddetten söz ederek noktalayalım.

Gerisine yarın kaldığımız yerden devam ederiz…

Akyaka’da bir avuç çevreci ayakta, Akyakalılar, Muğlalılar seyrediyor…

Türkiye’nin ilk ‘konaklamalı orman kamplarından biri’ haline getirilen güzelim Orman Piknik Alanı ile ilgili “İçinde taş ev, ağaç bungalov, karavan ve çadır kurulan, günübirlik tatilciler ile birlikte yaz aylarında günlük 7 bin kişiye hizmet veren Ula’nın Gökova Konaklamalı Orman Parkında, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri tarafından yeni sezon öncesi risk teşkil eden ve kuruyan ağaçlar tespit edilerek işaretlenmeye başlanmış.”

Çok dikkatli kaleme alınmış… “Katliama girişiliyor” diyecek halleri yok tabii…

*

Gazeteler yazmış. Ah şu gazeteciler!

Akyaka Mahallesi Gökova Konaklamalı Orman parkında 15 Eylül 2024 tarihinde Albay Koyu'nda şiddetli rüzgâr nedeniyle devrilen çam ağacı 3 tatilcinin üzerine devrilmiş ve tatilcilerden birisi ağır yaralanmıştı.”

Gerekçe tamam… İşaretleyelim kesime başlayalım…

Haberler şöyle bitiyor:

Yetkililer, kamp alanında vatandaşların güvenliğini sağlamak ve benzer kazaların önüne geçmek amacıyla kapsamlı bir tarama yürütüldüğünü belirtti. İşaretlenen ağaçların en kısa sürede kontrollü şekilde kaldırılacağı ifade edildi.”

Çevreciler ne diyor? İşte “Gökovamız” adlı whatsaap gurubu yazışmaları:

-Piknik alanı girişine “Şantiye Alanına Girilmez” levhaları konulmuş. “Üretim personeli harici ormana girmek yasaktır” yazılmış.

-Ne üretiyorlarmış?

-Yol, elektrik panosu, şantiye atıkları vs.. Proje Alanındaki tüm ağaçlar kesilince, girilir sanırım.!

-Orası 1.Özel Çevre Koruma Bölgesi. 2.1.Derece Doğal Sit (Niteliği düşürdüler Danıştay olmaz dedi) 3.ÖÇK alanı içindeki ORMAN.. Sonuç: SUÇ… Tabiki Mahkemelerimiz bilir! Ve elimizden hiçbir şey gelmiyor, ne yazık ki, ağaçlara bağlasak kendimizi, kılıf hazır can güvenliği, canım ormanımız elden gidiyor. Canım çok acıyor. Niye 1 avuç insan kahroluyor, bu kadar mı duyarsız olduk?! Keşke Saynur GELENDOST, Oktay EKİNCİ, ... yaşasalardı, sahipsiz kaldı, Gökova'mız…

SİT’ten söz eden devreye giriyor:

-Burada sadece Bilimsel Amaçlı Çalışmalar yapılabilir. Bu konuda Uluslararası Sözleşme var. Devletin imzaladığı Uluslararası Sözleşmeler se yok hükmünde! Bir de Tescilli Bazilika var, erken Bizans döneminden… Ha bir de ORMAN’da 57 tane Yapı Kayıt Belgesi oluşturmuşlar! Danıştay olmaz diyor, ama olsun oluşturmuşlar bir kere…

BEN: Sanki taammüden adam, pardon çam kesiyorlar… Sohbet şöyle noktalanıyor:

-Bu da burada kalsın; Akyaka Gökova Orman Kampımızı fütursuzca kıyanlara, bu kıyıma sessiz kalıp göz yumanları, tarih asla affetmeyecek, unutmayacak...!

---------------                           --------------

GÜNÜN SÖZÜ;Dünün üzüntüleri ve yarının endişeleriyle donatılmış bir kalpten, bugün bir şey bekleme. --Hannah Arendt