"Hâllince hâllenmeyi bırakalı sankiasırlar olmuş insanlık. Herkes kendi içinde boğulmakta, kaybolmakta.Masumiyetin timsali çocuklar, ihtiyarlar ezilmekte, çiğnenmekte. Hakkınıalamayan garibanlar, fakirler tarumar edilmekte. Büyük efendinin dünyasında hepkan, hep zulüm, hep kötülük var. Karanlığa alışmış gözler şavkı görünceyanıyor."

Geçmişe ait zamana götürüyor hatıralar.Üsküdar'da denize nazır bir tepede Aziz Mahmut Hüdayî türbesini ziyaretteyiz.Mekân, bütün mana erlerinin mekânlarında var olan huzuru sirayet ettiriyorruhlarımıza. Burada sadece huzuru yaşamakla kalmıyoruz attığımız her bir adımdamekânın ruhumuza nakşettiği ibretlik okumalara da girişiyoruz. Dünyaya ait nevarsa bütün gayrisini dışarıda bırakıyoruz. İlk okuma türbe girişinde birlevhada bir sözde saklı: "Edeple gelen, lütufla gider." Sözünsöz olmaktan çıktığı kelam sırrına erdiği yerde mana hükmünü veriyor. Burasıruhu tazeleyen, gönlü mayalayan, insan olma yoluna erdiren bir talim yeri. Herşey terbiyede saklı değil mi?

"Edeple gelen, lütufla gider." Bu söz üzere gidip geliyoruz yolumuza çizdiğimizistikamette. Bir bakıyorum hemen türbenin eşiğindeyim. Dışarıya, ardımdabıraktığım dünyaya bakıyorum. İçim acıyor. Hadsizlik sınırları aşmış.İnsanların dizginlenemez iştihaları, zulüm ile abad olmaya tahakküm edilmişgözyaşı medeniyeti, kahır hep kahır. Bir türlü kendine dönmeyen, dönemeyeninsanoğlu.

Hâllince hâllenmeyi bırakalı sankiasırlar olmuş insanlık. Herkes kendi içinde boğulmakta, kaybolmakta.Masumiyetin timsali çocuklar, ihtiyarlar ezilmekte, çiğnenmekte. Hakkınıalamayan garibanlar, fakirler tarumar edilmekte. Büyük efendinin dünyasında hepkan, hep zulüm, hep kötülük var. Karanlığa alışmış gözler şavkı görünceyanıyor.

Eşikten içeride şehrimin gönül sultanıŞahidî İbrahim Dede'nin bir beyiti aklıma geliyor: "Her kim fukarâ kalbine dokuna/Dokuna sînesi Allah okuna" Yine insanda başlayan insanda bitenyolculuğun yolarına güller dökülüp Kâinatın Sultanı rehberliğinde Hak demindeaslonana varış. Bütün insanlığın hikâyesinde sevginin, aşkın mayası çalınmakta.

"Banabu ten gerekmez, can gerektir

Ol bâkicennete îman gerektir."

Aziz Mahmûd Hüdâyî

Bak eşiğin dışarısındagözyaşı medeniyetinde insanlığa susamış yürekler el açıp imdat çığlıklarıatmada, aman dilemekte. Gönül ikliminin sultanlarını aramaya gerek yok. Onlarbu toprakların her bir karışında karşımızda. Türbeye de gerek gönüllermakamında bir bakış, bir okuyuş mesafesince yanı başımızda. Ruh iklimimizdeinsanlığa dair eşiklerin önünde bir adım atmak yetecek huzura ermek için.

İnsana dair tümbahşedilmiş güzellikler adım adım hizmetimizde. İyilik, merhamet, şükür, edep,adalet, hayır, dostluk, tevazu, ihsan, sevgi! Daha neler, neler?. Ruha açılanbu kapılarda ruh eşiklerine sadece bir adım atmak, bütün o heva veheveslerimizden sıyrılıp bedenimizeyapışmış gaflet uykusundan uyanıp kendimize gelmek için sadece bir adım,küçücük bir adım yeterli. Orada aydınlık var, içinizi ısıtan sevgi doluyürekler var, aşk var.

Bu yazılarıokuduğunuzda on bir ayın sultanı Ramazan'ı taçlandırdığımız zamanlardaolacağız. Kendi içimizdeki otuz günlük sabır yolculuğunun ruhumuza kattığıgüzelliklerle donanacağız. Bayrama ereceğiz. Bayram hükmünde insanlığın birnebze olsun gözyaşı medeniyetinden ruhları teskin eden huzuruna varacağız.Bayramlaşacağız. Bayram vakti yeniden doğacağız, yen uyanışlarda, yenidirilişlerde dualar edeceğiz. Gönül yaralarımız tazelenecek belki ama ümit vehamd noktasında Hakk'ın varlığında huzur bulacağız.

Belki bir vakitte kuşmisali, bir kuşun pır pır atan yüreğindeki heyecanlarda; bu vakitleri KâinatınEfendisi'nin huzurunda geçirme adına, bir can bulma telaşında; belki haddimiziaşarak layık olmadığımız mutlulukların, güzelliklerin makamına bir toz zerresimisali yakın olmaya adayacağız.

Dualarımız gönüleşiklerinden bir adım atamayan tüm insanlığa olacak. Dualarımız bu canların hertürlü çileden, her türlü zulümden, şerden, nizadan, nifaktan kurtuluşu adınaolacak. Bayramın sırrınca hep güzelliklerle, iyiliklerle; hep aşkla inşallah.

" Gülistânda gülü handân eden dost

Ana bülbülleri nâlân eden dost

Dilerse katreyi ummân eden dost

Kimini kul kimin sultân eden dost"

Aziz Mahmûd Hüdâyî