Narin Güran, Sur vakası, Gazze, terör affı, Tusaş saldırısı…
Ve daha küçük, büyük bir sürü olay. Türkiye’nin gündemi hızlıca değişiyor. Toplum gördüğü olayları yorumlamakta ve hazmetmekte zorlanıyor. Bu durum insanların psikolojisini etkilemeye başladı. Toplum ruhen ve aklen yorulmaya başladı. Bazı şeylerin kırılması belki de kapanmayan yaralar açacak.
Dünya gündemine dair gelişmelere maalesef bir yere kadar etki etme şansımız var. Bu sebeple Gazze, Lübnan, Ukrayna vb. coğrafyalarda olanlara ancak bir duruş sergileyerek karşı koyabiliriz. Bundan ötesi bir vatandaş olarak bizi aşıyor. Lakin ülke içindeki gelişmeler ise kamuoyu ve devlet erki tarafından daha hızlı düzenlenebilir. Otoriter ve adaleti tecelli ettiren bir devlet anlayışı toplumun içini soğutur. Her yeni güne yeni gündemlerin ardında koşarak başlamayabiliriz. Aksi takdirde kötülükten güç alan vicdansız insanlar yeni kötülüklere kapı aralayacak. Toplum yargılamaları, olay çözümlemelerini ve sonuçlarını bilmek zorunda değil ama kötü olayların yaşanmamasını ve bu kötülükleri yapmaya kimsenin cüret edememesini görmek istiyor.