10 Ağustos günü Gazze’de Et- Tabiin Okulu bombalandı. Bu saldırıda Meram babasının şehadetine şahitlik etti. Bundan sonraki söyleyecekleri genel olarak onun ağzından dile gelecek.

“Yardım istemiyoruz. Savaş dursun istiyoruz!” Babasını, ağabeyini, amcasını kaybeden insanın çığlığı bu. Yapılan saldırıda ayrıca birçok kişinin cesedi poşete dolduruldu. Böylesine acıklı ve kederli.

Gördüklerime dayanamıyorum, diyor. Dünyaya sesleniyor. “Sizin çocuğunuz ölse böyle sessiz kalır mıydınız? Bizden ne istediniz? Kimseye zararımız yoktu. Babamla Kuran-ı Kerim ezber yarışması için ödül üzerine anlaşmıştık.” Bu cümleler de Meram’a ait. Artık babası yok. Meram yiyecek içecek hiçbir şey istemiyor. Sadece savaş dursun istiyor. En can alıcı cümleleri belki de sona saklıyor. “Hepimiz yorulduk. Acı çekmemizden keyif mi alıyorsunuz?”

Özellikle Arap toplumlarına ve tüm insanlığa haykırıyor. “Sizi dünyada ve ahirette affetmeyeceğim. Rabbimden de affetmemesini isteyeceğim.”

Bu sözler üzerine çokça düşünmemiz gerekir. Masum bir çocuk yürek yarasıyla beraber yaşadığı çağa feci şekilde tanıklık ediyor. Bu çağda biz de yaşananlardan uzak değiliz. Hepimiz görüyoruz, duyuyoruz. “Eyy insanlık neredesin!” diye haykırmış. Bu sese kulak vermemek aynı zamanda yarın hesap gününde insanın söylenenlerle yüzleşmesi demektir. İnsanlık adına sadece insanlık adına bile devletler, toplumlar, bireyler harekete geçmek zorunda. Yoksa Meram’ın bedduası hepimizi yakar.