8 yıl sonra bir ilk... Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP lideri Özgür Özel görüştü... Şimdi herkes Erdoğan’ın iade i ziyaretini ikinci görüşmeyi merakla bekliyor.

Geçen haftadan bugüne iki fotoğraf kaldı;

Biri Bizanslılardan kalma tarihi Bozdağ Su Kemeri önünde Çevik Kuvvet’ten oluşturulan “barikat” fotoğrafı olurken, diğeri ise AK Parti Genel Merkezi’nde yapılan Erdoğan-Özel görüşmesinde çekilmiş boş bırakılmış koltuklu fotoğraf oldu... Doğrusu ilk fotoğraf umut kırıcı, ikinci fotoğraf ise umut vericiydi...

Bilindiği gibi CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 1 Mayıs'ta Taksim'e yürümek üzere vatandaşları Saraçhane'ye davet etmişti. Vatandaşlar geldi, ama CHP o ikinci fotoğraftaki barikatı geçmedi...

Geçse ne olurdu? Umutları yeşerten ikinci fotoğraf yaşanmazdı...

Aslında “Geçse ne olurdu?” sorusu yerine “CHP heyetinin ve oradaki sendikalarla, demokratik kitle örgütleriyle ‘Taksim’de bayrama’ gelen vatandaşlara izin çıksa ne olurdu?” diye de sorulabilirdi.

Ne olurdu? Gerçekten “bayram” olurdu. 1 Mayıs Emeğin Bayramı bir anda “Demokrasi Bayramına” dönüşürdü... Kanlı 1 Mayıs’tan sonra Taksim’i kutlamalara “Başbakan” olarak açan Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak da açmış olurdu. Güzel olurdu...

xx xx xx

Evet, Özgür Özel o barikatı aşmaya kalksaydık nelerin yaşanabileceğini herkes biliyor olmalı... Arbede yaşanırdı... Provokatörler ortaya çıkar Allah göstermesin yaralananlar olacağı gibi, ölenlerde olabilirdi...

Özgür Özel de buradan “kahraman” çıkmazdı... O barikatı aşmadı diye bugün Özgür Özel’i eleştirenler, itibarsızlaştırmaya çalışanlar, “Sarayla müzakere edilmez, mücadele edilir” diyenler dahil herkes Özgür Özel’i hedefe koyar, “vatandaşı kırdırmakla” suçlardı!

Nitekim polis barikatı nedeniyle “Taksim Yürüyüşünden” geri dönen CHP Genel Başkanı Özgür Özel de yaptığı açıklamada, “Polise verilmiş kanunsuz emre rağmen polisle itişip kakışmak bana da partime de yakışmazdı.” dedi.

Şunun altını çizmekte yarar var; Türkiye’de 1 Mayıs yasak değil, ama Gezi eylemleri kaynaklı bir “Taksim” takıntısı var... Keşke iktidar bu takıntıdan vazgeçebilseydi...

O gün bütün Türkiye Taksim’e kilitlendik, Anadolu’da 1 Mayıs kutlamaları vardı da nasıl vardı?

Muğla’da Sosyal Donatı Alanı’nda toplananlar saygı duruşunda bulunurken ardından İstiklal Marşını neden okumadılar, ben dahi anlamakta güçlük çekiyorum... TÜRKİŞ Konfederasyonu’na bağlı sendikaların tertip komitesinde yer almamalarını veya yer verilmemesini da anlamıyorum...

Efsane sendikacılar Kemal Türkler ile Şemsi Denizer’in kemiklerini sızlatmanın ne alemi var?

xx xx xx

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde Taksim'e çıkmak isteyenler polis engeliyle karşılaştı.

Şaraçhane'de yapılan toplanma çağrısına CHP lideri Özgür Özel ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da katılırken polisin kitleyi takip eden gazetecilere yönelik “Basını süpürün” sözleri Sözcü TV canlı yayınına  yansıdı. Sözcü TV canlı yayınına yansıyan sözlere o canlı yayında gazeteci Deniz Zeyrek, “Bu, aşağılık bir ifade” diyerek tepki gösterdi. Zeyrek “Bu emri kim verdiyse ahmakça bir iş yapmış. 'Gazeteciyi süpürün' ne demek, haddini bilsin o adam. Ondan sonra hakkımızı savunun diyorlar. Süpürürken düşünecektin. O emri kim vermiş? Daha önce de Çağlayan Adliyesi'nde aynı ifadeyi duydum. Çevik kuvvetin terminolojisinde 'Gazeteciyi süpürün' diye bir ifade var. Utanın. Sen kimi süpürüyorsun? 12 saat en zor koşullarda çalışıyorsun, hakkını biz savunuyoruz” ifadelerinde bulundu...

Talihsizlik... Neyse ki İstanbul Valisi Davut Gül, Basın Konseyi'nin düzenlediği Basın Özgürlüğü Ödül Töreni'nde gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlarken, “Müdür düzeyinde böyle bir talimat yok, verilmedi. Alt düzeyde maksadını aşmış olabilir. Söylenip söylenmediğini bilmiyorum, duymadım ama eğer böyle bir söz söylendiyse yanlış olmuştur, özür dilerim'”dedi.

Polisin gazetecilere yönelik “Süpürün” diye seslenmesine Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu da tepki gösterdi. Ancak Muğla’daki cemiyetlerden bir ses çıkmadı...

Üzücü tabii... Keşke “1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”nde, olmadı takip eden günlerde bunları değil de keşke o güne yakışır bir dayanışmanın sergilendiği, “hak, hukuk, adalet” talepleri ile birlikte “çalışanların, emeğin yapay zeka tehdidi altında olduğu” yakıcı sorun konuşulabilmiş olsaydı...

xx xx xx

İstanbul Valisi Davut Gül gerçekten kibarlık etmiş. Ondan önce de Cumhurbaşkanı Erdoğan kibarlıklar sergiledi. Özgür Özel-Tayyip Erdoğan görüşmesi ile ilgili teklif bilindiği gibi Özel’den geldi ve kimse ummazken gerçekleşti. Bu millet kavgadan, gerilimden o kadar çok yorulmuş, bezmiş ki bu bile bahar havaları esmesine yetti... Nitekim Erdoğan’da Özel’in teklifini kabul etmekle kalmadı, Kılıçdaroğlu’na karşı elini güçlendirircesine Özel’i Beştepe’de değil, AK Parti Genel Merkezi’nde kabul etti.. Bu önemli bir jestti...

Ancak görüşme günü daha ilk dakikada “boş koltuk” veya “oturma düzeni” sorunu yaşandı, ama Erdoğan “İadei ziyaret” sözü ile gerilimi anında giderdi. Şimdi herkes merakla, umutla iade i ziyareti bekliyor...

Evet 8 yıl aradan sonra bir ilk gerçekleşti. Bir siyasi kaza yaşanmazsa Erdoğan şimdi de CHP’ye giderek ikinci bir ilke daha imza atacak. “Özgür efendi”den “Özgür bey”e geldik... AK Partili kaynaklarıma göre Erdoğan, Özgür Özel’e zaman zaman “Özgür” diye hitap etmiş.

Olup bitenlere kimse alışık değil, ne oluyor, neler oluyor?

xx xx xx

Ne oluyor, neler oluyor?” sorusunun yanıtını verirken herkes temkinli ve herkes “İyi şeyler olur inşallah” diye yaklaşım gösteriyor. Bende aynı dilek ve temenniyi taşıyorum. Umarım bu oksijen bolluğunun sarhoşluğunda kalmayız.

Kulis haberlerine bakılırsa karşılıklı Rize Balı ve Manisa Mesir Macunu ikram edilen görüşme çok keyifli geçmiş.

Özgür Özel, “Ben 15 Temmuz’u tiyatro olarak görmedim” derken, Erdoğan, CHP’nin 31 Mart başarısı ile ilgili olarak, “CHP'nin bu başarısının altında kurultaydan sonraki değişim başarınızın yansıması var. Sizi tebrik ediyorum” demiş.

Sadece cezaevlerinde mağdur edilenler konusunda anlaşamamışlar. Özgür Özel cezaevlerindeki “Gezi Mağdurları” ile “28 Şubat mağdurlarını” anımsatırken, Erdoğan da “Keşke siz de Avrupalılara Türkiye’de yargının bağımsız olduğunu söyleseniz” ifadesinde bulunmuş. Galiba bütün mesele Anayasa değişikliği...

Gündemde çok şey var... En son da “Atatürksüz müfredat” geldi gündeme... Giderek kabarıyor, ama Erdoğan’ın gündeminde ise Anayasa değişikliği var. “Sivil Anayasa yapalım” diyor. Kimilerinin aklına “Her sivil Anayasa demokratik midir?” soru geliyor. Nitekim geçen zamanda delik deşik edilen 82 Anayasasını da yüzde 90’lara varan oy oranı ile sivil halkımız onayladı!

Özgür Özel’de o görüşmede “Elimizdekini uygulayalım” demiş. Elimizdeki uygulansa 1 Mayıs Taksim de kutlanırdı... Erdoğan’ın Türkiye’nin sivil anayasaya ihtiyacı olduğunu söyleyince de Özel, daha önce Numan Kurtulmuş’a verdiği yanıtı “Giymeyeceksek o kıyafeti neden diktirelim?” diye tekrarlamış. Özgürlükçü sivil bir Anayasayı kendilerinin de istediğini vurgulayan Özel, şöyle devam etmiş:

Ancak sokakta insanların öncelikli sorunları ve ihtiyaçları arasında Anayasa yok. Herkes geçim derdinde. Asgari ücret, emekli ücretleri, hayat pahalılığı, yüksek enflasyon sorunu dururken Anayasa konuşmak olmaz.

Erdoğan buna ekonomiyi düzeltme kararlılıklarını anlatarak karşılık vermiş.

xx xx xx

CHP'liler bekleyip görelim modundalar... Ben olup bitenleri “erken genel seçimin” ayak sesleri diyorum. Erdoğan erken seçime karşı... Özgür Özel’de seçim istemediklerini söylüyor, ama “Büyük Emekli Mitingi” hazırlığını da yapıyor! Yarın “Erken genel seçim bizim değil, sokağın talebi” diyebilir..

Gerçi Erdoğan da erken seçim istemiyor görünmekle birlikte “Kabinede ve MKYK da, il başkanlıklarında yeni bir kurultay yapmadan değişikliklere” başlıyor. Bunlar boşuna değil...

Erdoğan’ın iade i ziyareti ne zaman yapacağı belli değil, inşallah ilki sulandırılmadan yapılır...

Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan CHP’nin seçim başarısı ile ilgili Özgür Özel’i överken sanki erken genel seçimde karşısında Mansur Yavaş veya Ekrem İmamoğlu’nu görmek istemiyormuş da Özel’i muhatap alıyormuş gibi bir durum var. Erdoğan, Özgür Özel’i 2028’in favori Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu karşısında güçlendirmek istiyor.

Bakarsınız Erdoğan iade i ziyaretten önce Gezicilerin ve 28 Şubatçıların özgürlüklerine kavuşmalarını da sağlayabilir. Çünkü Özgür Özel’in isteklerinin bir kısmının bile ziyaret öncesi yapılması Türkiye’de Erdoğan lehinde yeni bahar rüzgarları estirirken, CHP'de dengeler değişecektir.

-----------------

GÜNÜN SÖZÜ; Her şey hakkında bir şey öğrenmeye ve bir şey hakkındaki her şeyi öğrenmeye çalışın.--Thomas Henry Huxley