"Düğerekyolunun güzellikleri aslında sonbahar sonu ile bahar ortalarını bulanvakitlerdir. Yağmur sularının şehirden ve Karabağlar'dan Hamursuz'un Düğerek'ikucaklayan yamacından başlayan Düden'de suyun biriktiği vakitler.
Düğerekve hayal içre gah görünen gahkaybolan sırlı gölü Düden'in manzarasıyla tamamlanan görüntüsü temaşada zirvenoktasıdır."
Caddeler,sokaklar, kaldırımlar ve de şehrimi çepeçevre sarıp kucaklayan yollar. Bir araçile Muğla'nın yollarında huzur içerisinde seyahat etmenin sıkıntısı bir yanabırakalım; bu şehirde bir yerden bir yere ulaşmanın yayan daha konforluolduğunu unutmayalım. Şehrin en uzak mesafelerini yürüyerek kolaylıkla katedebilirsiniz. Ama yürümeyi unutan yeni nesil için bu işkenceye dönüşebilir.
Yürüyüşmesafesinde en uzak yerleri keşfe çıkıyorum. Herhalde en mesafelileri Şehrinmerkezinden Düğerek'e, Karabağlar'a ve de Kötekli'ye doğru olanlardır.Cumhuriyet doğumluların ve öncesinin her yere yürüyerek gittiğini düşünürsekşehir olarak Muğla, bütün aşıklarını tez zamanda birbirine kavuşturmuştur.Sağlığın başlangıcında yürüyüşlerin en doğal spor yapma yolunu unutmayalım.Benim gözümde şehrin yolları araçlar için değil yürümek için var. Tabi bunlarıyazarken talkım verme ile salkım yeme konusunda ne kadar samimi olduğumubilemezsiniz.
Şehrinalt yapısının tam anlamıyla yerine oturmadığı zamanlardayız. Aracınızla biryere varmak için yola çıktığınızda nerenin trafiğe kapalı olacağınıbilemezsiniz. Her zamanki yoldan gideyim derken bakmışsınız yol kazıçalışmaları var; varacağınız yere iki katı mesafeden ulaşacaksınız demektir.Bazı yerlere hiç sapmayın orası her daim yol çalışması alanı haline gelmişdemektir. Ve yollar yamalı, yamru yumru ve sadece araç kullanırken değilyürürken dahi her an ayağınızın takılabileceği yükseltilerin, çukurlarınbulunduğu yollarımız. Muğla'ya kendimi saldığım an gözüm kapalı gidebileceğimyollarım sadece ana caddelerde. Ara sokaklarda maalesef sıkıntı çok büyük. Kaldırımlarındurumuna ise hiç girmeyeceğim.
Fotoğraftakibütün gri noktalara rağmen şehrim beyazı ve yeşiliyle gönlümdeki huzura meskenolmaya devam ediyor. Bugün sabahın erken saatlerinde güzergahımı Düğerek'edoğru çevirdim. Düğerek yolunun güzellikleri aslında sonbahar sonu ile baharortalarını bulan vakitlerdir. Yağmur sularının şehirden ve Karabağlar'danHamursuz'un Düğerek'i kucaklayan yamacından başlayan Düden'de suyun biriktiğivakitler. Düğerek ve hayal içre gah görünen gah kaybolan sırlı gölü Düden'inmanzarasıyla tamamlanan görüntüsü temaşada zirve noktasıdır.
İlkokulsıralarında Hayat Bilgisi dersinde şehrimiz bölümünde Evliya Çelebi'nin şehrianlatırken bahsettiği adlarıyla kalan mahallelerimizi sayarken sevgiliöğretmenim Ayfer Yaykın'ın yeni mahallemiz Düğerek'i de ekleyerek saydırdığınıhatırlıyorum. Düğerek şehrin sırlanmış bir yamacında kendine özgü biryaşantısı, kültürü, dili ve kimliğiyle tanımlanabilecek bir köyü iken mahallesiolmuştu.
Düğerek'likadınlarımızın kendine özgü kıyafetleri, konuşmalarıyla fark edilen ağızözellikleri ve altın dişleriyle belleğimizde özgün bir yer edinmiştir. Ne zamanPerşembe pazarına çıksak ilin her yöresinden gelen insanlarımızı kıyafetleriyleayırt etmek mümkündü. Düğerekli annelerimiz başlarına kendine özgü biçimdesardıkları daha çok sarı renkte peştemalleri, değişik desende entarilerininaltına giydikleri kırmalı donları ile kendi yöresel kimliklerini üzerlerindetaşırlardı. Düğerek'te evlenen gençlerin dişlerinin altından yaptırmaları isebir öncelikti.
Birde Düğerekliler için konuşulan rivayetlerde ortaya çıkan "Şeytan Köylü"ifadesini nereden geldiğini hiç düşünmemiştim. Ne kadar zeki, uyanıkolduklarını düşünmüştüm. Düğerek'in tarihçesinde bahsi geçen bir rivayetteŞeytanköy adıyla anılmasının hikayesi aktarılır. Tavaslıoğlu lakaplı zengin birzat köyden arazi alır, hanlar hamamlar yaptırır. Mülkünün etrafını duvarlaçevirmek ister. Bu iş için köyün insanlarını çalıştırır, duvar bir yandanörülürken geceleri yapılan yerler yıkılır, iş uzar da uzar. Durumu fark edenAğa; "Yarabbi şeytanı yarattın, Düğerekli'yi neden yarattın?", der. Vearazisini köylüye bağışlar. Bunun üzerine köy "Şeytanköy" diye anılmaya başlar.Tabi bunlar rivayet, köylünün uyanıklığı ön plana çıkarılıyor böylece.
Benimiçin Düğerek; Hamursuz, Düden, kil, Kırkbir evler, Yüzoniki evler, hayvanpazarı, Ahi Sinan Cami ve çekişmeli geçen mahalle maçları ile tamamlanan biryer hükmündeydi. Arkadaşlarımla ve öğrencilerimle yaşama geçirdiğimziyaretlerle Muğla'nın vazgeçilmez bir parçasına dönüştü.
Yolüzerinde sözü fazla uzatmadan Kışla'nın bulunduğu yol üzerinden yürüyüşümüzedevam edelim. Kışla'dan geçerken hatıralarımı süsleyen eski siyah beyazfotoğraflarda kalan görüntülere hasretle bakıyorum. Muğla'nın en güzel yeşilliksahalarından biriydi Kışla. Kışla üzerine anlatılanlar. Kışla'nın mekanalındığı sosyal hayatın güzel anılarına dair izler. Hatta kahvehanelerde sözkışlaya geldiğinde anlatılan futbol hikayeleri.. Ve gençlik aşklarımızınbuluşma yeri Kışla!.. Kışla'dan geriye kalanlar yaklaşan hazan rüzgarlarınınyanında yerlerde uçuşan kuru yapraklar gibi hüzne çağrı yapıyor.
Şehriniçerisinde bugüne dek korunmuş, yaşatılagelmiş doğa güzellikleri nedenkatledilir ki? Betonlaşmanın beyinlere hükmettiği bloklaşma tabiatıngüzelliklerini katlettiriyor. Şehrin içinde yer alan nefes alınabilecek ikialan yaşatılsaydı ne güzel olurdu değil mi? Bir yanda Koruluk denilen yer, biryanda Kışla!.. Koruluk'u kaybettik diyelim, Kışla'ya nasıl kıydık? Geriye nekaldı?..
Kışla'danhazan hüzünleri yaşayarak ayrılıyorum. Yolumun güzergahı askeri alan, HamursuzDağı ve Düden'in bulunduğu alana doğru ilerliyor. Hamursuz'un bu yüzündekeşfedilmemiş yerler var. Hamursuz'un bu yüzü askeri alan olduğu için sadecedışarıdan seyredilerek geçilen bir yer. Hamursuz'un Karabağlar'la buluşan güneyucunda Düden'in başladığı yere geliyoruz. Buralarda bu mevsimde su bulunmuyor.Ama suyun dolduğu alanlar göz önüne geldiğinde sonbahar-ilkbahar arası tam databloluk manzarlarla baş başa kalabilirsiniz. Ve Düğerek'e giden eski yolunyerine yapılan yol Düden'i ikiye bölüyor. Ve bu yolun iki tarafı da, eğer Düden çok su tutmuşsa sular içinde kalıyor.Harika bir seyir ve yolculuk!..
Düden'edair o kadar hikaye ve hatıra var ki aklımda. İlki ortaokul zamanı öğretmenimizbir çalışma için malzeme olarak kil istemişti. İlkbahar başlarıbisikletlerimize atlayıp buraya kil almaya geldiğimi hatırlıyorum. Kil yapışyapış tutkal gibi bir kıpkızıl bir çamur. Bir türlü çıkaramıyorum. Neredeysetırnaklarımla kazıyorum, çıkaramıyorum. Bir arkadaşım imdadıma yetişiyor, hemenel çabukluğu ile çıkarıyor. O gün elimin toprak işlerine hiç de yatkınolmadığını anlamış olmam gerekiyormuş ama nerede?
Yinebir sohbet esnasında sonbahardan başlayarak ilkbahar ortalarına kadar yağanyağmurların Karabağlar'dan irimler arasından yol alıp Düden'de nasıltoplandığı, bunun doğal bir devri daim olduğu anlatılmıştı. Karabağlar'dayolların, irimlerin arasının ya yükseltilmesi ya da kapatılması sonucu burayadoğal akışın son bulduğu ve Karabağ'lardaki yurtları sık sık su bastığından, sututtuğundan dem vuruldu. Yine enteresan bir konu üzerinde de duruldu. Düden'eatılan bir saman balyası Gökova'da Azmak'tan çıkmış. Bu rivayetin üstünde başkabir anlatı da bir bilim adam yaptığı bir araştırma sırasında Düden'e bir izotopbırakmış. Bu izotopun Akyaka'dan çıktığı tespit edilmiş. Beni hayretleriçerisinde bırakan nokta Düden'deki suyun toplanması, aylarca durması ve suyunçekilirken yeraltında izlediği yolla denize kavuşması. Düden'i seyrederken hepbu aklıma gelir.
Düden'iseyrederken aklıma bir de babamın anlattığı av hikâyeleri gelir. Bu mekanınkıraçlığında, suyun toprak rengi ile gri tonları tamamladığı tabloda avcılar vekuşlar aklıma gelir hep nedense. Buraya av hikayeleri çok yaraşırdı
Düden'edair bir hikaye de anlatılmayacak gibi değil. Muğla'ya tayini çıkan bir memurDüğerek'ten ev tutmuş. Yine sonbahar sonu, kış başı diyelim. Ev Düden'e yakın.Eşine telefon etmiş ve evin göl kenarında muhteşem bir manzaraya sahip olduğunusöylemiş. Her ne olduysa eşini bahar sonu yaz başı getirmek nasip olmuş. Eşinineve gelince ilk sorduğu ise, gölün nerede olduğuymuş.
Düğerek'edoğru yapılacak yürüyüşlerimizi özellikle Düden'in göle dönüştüğü mevsimlerdeyapmak mekanın güzelliğini ve temaşa esnasında yaşayacağınız güzelliklere demkatacaktır.
Düğerek'inkendine özgü eski Muğla'dan kalan izlerle yaşattığı sükunet ve huzurunda hattadinginliğinde Seci yaylasına gidelim. Gün batışını Seci yaylasından seyreduralım. Muğla'nın çok nadir günbatımı anlarından birini yaşarsınız. Güneşinvedasında, ayın tatlı tatlı aydınlığında Seci yaylasında sırlar keşfedersinizana hükmeden tarifsiz duygular yaşarsınız. Yanınızda benim gibi mısralarlagidin. Bu anlar deli eder insanı, öyle deli eder ki baktıkça seyrin ufkunabakar bakar; dalar gidersiniz.