Bu aynı konudaki üçüncü yazım. Bu son... Tabii ileride gerekirse yine yazarım.

Önceki günkü ilk yazımı çok kişi okudu, çok kişide telefonla aradı. Bazıları “Dalaman’dan Aydın’a su verilmemeli mi?” diye sordu.

Şahsen benim böyle bir talebim olmadığı gibi şu ana kadar DP İl Başkanı Atınç Koylu’nun dışında kimsenin de talebi yok.

Ancak bir yere “akıtırken” bir yere “bakıtırsanız” elbette kıyamet kopmaz, ama “mızı” da çıkar...

İşte bu noktada akla gelen “Aydınlılar isterken Muğlalılar istedi mi?” sorusu oluyor.

Sorunun yanıtı bende yok. İsteyen olduysa çıkar “Biz istedik” der.

Ağlamayan çocuğa da meme vermezler...

+

Dün bu konuda  TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şube Başkanlığından basınımıza bir yazılı açıklama yapılmış olmalı. Açıklama bana da geldi. Meslek Odalarımızın duyarlılığı insanı mutlu ediyor. Dünkü yazımda “Milas Kent Konseyi Çevre ve Enerji Çalışma Grubu”nu kutladığım gibi, İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi’ni de kutluyorum.

Dalaman Çayı üzerinde planlanan her türlü su tahsisi uygulamasının şeffaf, bilimsel ve katılımcı bir yaklaşımla ele alınması gerektiğine” inandıklarını belirten İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi Yönetim Kurulu Üyelerinin “Dalaman Çayı Su Tahsis Planı Hakkında Teknik ve Yerel Değerlendirme Kamuoyunun bilgisine, Son dönemde gündeme gelen Dalaman Çayı’ndan Aydın iline su taşınması planlamaları, hem kaynak havzası olan Muğla'nın su güvenliği hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından çok yönlü değerlendirilmesi gereken bir konudur.” diye başlayan açıklaması şu satırlarla noktalanmış:

Dalaman Çayı'nın öncelikle Muğla halkının ve doğasının ihtiyacını karşılayacak şekilde değerlendirilmesi, hem kaynak yönetimi hem de kamu vicdanı açısından önemlidir. Karar vericileri, kaynak havzası ve hedef bölge arasında adil, dengeli ve sürdürülebilir bir yaklaşım geliştirmeye; tüm paydaşları sürece dahil etmeye davet ediyoruz.

+

Görüldüğü gibi İnşaat Mühendisleri Odamız’da “Aydın’a su verilmesine” karşı değil... Hakkaniyet ve şeffaflık diyorlar...

Sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 4 Haziran 2025 tarihinde imzalanan “Batı Akdeniz Havzası Su Tahsis Planı ve Eylem Planı” kararına, kararnamesine “Dalaman Çayı’ndan Aydın ili ile birlikte havzanın paydaşları Muğla ve Denizli’de gerektiğinde yararlandırılır ve bunun için DSİ Genel Müdürlüğü tarafından gerekli altyapı tesis edilir” diye bir madde eklenir, olur biter.

Herkes mutlu...

Böyle bir kararname bir günde hazırlanıp imzalanamaz. Mutlaka bunun ciddi bir bekraundu vardır. Ki ilk yazımda bu konuda Aydın basınında yer alanları paylaştım.

Benim anlayamadığım o sarada CHP Muğla Milletvekilleri ne yapıyorlardı?

+

Üstteki soruyu AK Parti Muğla Milletvekillerine sormuyorum. Biri zaten “Orman, zeytinlik, mera ve sit alanlarını madenlere açılması yönünde MAPEG’e sınırsız yetki verecek” olan ‘süper izin’ için hazırlanan torba teklifi Meclis’e sunanlar arasında yer almış bulunuyor. Tasarı bugün oylanacak, çok meşguller...

Akbelen savaşçıları da bugün Ankara’da meclis önünde olacaklar. Bu konuda gitmeden şu paylaşımı yaptılar:

Karadam, Karacahisar Mahalleleri Doğayı, Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği (KARDOK) üyeleri, zeytinliklerin, ormanların ve tarım arazilerinin özel şirketlere devrinin önünü açacağı gerekçesiyle Torba Yasa’ya karşı çıkmak için Ankara’ya gidiyoruz. Torba yasaya dur diyeceğiz.

Dernek tarafından dün yapılan duyuruda, “Bugün,18 Haziran 2025 Çarşamba saat 19.00’da İkizköy’den Ankara’ya hareket edilecek.19 Haziran 2025 Perşembe günü (bugün) saat 09.00’da Türkiye Millet Meclisi Dikmen Kapısı önünde basın açıklaması yapılacaktır.” denildi.

Bu arada dün bir yazılı basın açıklaması da CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan’dan geldi. Özcan,

söz konusu torba yasa teklifi için “AKP’nin ‘harika çocukları’ için zeytinlikleri katledecekler!” dedi. “Akbelen’i savundukları gibi aynı dirençle bu teklifin de karşısında olduklarını” söyleyen Özcan,

Toprağı, ağacı, geleceği savunuyoruz. Zeytinlikler madencilik için feda edilemez. Ortada bir kamu yararı yoktur, varsa yoksa sermayenin çıkarı vardır. AKP'nin harika çocuklarına yönelik kanun teklifi geri çekilmelidir. Bu ülkenin ağacına da çiftçisine de toprağına da sahip çıkmaya devam edeceğiz” ifadesinde bulundu...

+

Konumuza dönersek, 4 Haziran 2025 tarihli kararname hazırlanıncaya kadar başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras olmak üzere konunun kendilerini yakından ilgilendirmesi gereken Bodrum, Milas, Menteşe, Köyceğiz, Dalaman Belediye Başkanları neredeydiler acaba?

Bilindiği gibi, tabii unutanlar çoktur (!), Başkan Aras’ın seçimin ardından ilk işi Bodrum'un su sorununu çözmek üzere Büyükşehir Bütçesi’nden MUSKİ’ye “sadece bu sorunun çözümü” için 1 milyar TL'lik ödenek aktarmıştı. Başkan Aras o zaman “Belediyenin öz kaynaklarının kullanılacağı projelerle Bodrum'a hem ilave su sağlanacak hem de hat arızaları büyük oranda azalacak.” demişti...

Yarımada da isale hattı belli aralıklarla patlamaya ve Başkan Aras’ın 1 milyar TL’lik ödenek aktardığı “çalışma” da devam ediyor tabii...

Bu konuya girmeyeceğim. Bu konu bir başka yazımın konusu olabilir. Ben sadece sormak istiyorum;

Hadi Osman Gürün yıllarca Sandras suyundan yararlanmamak için direndi, Ahmet Aras’ın aklına Dalaman Akköprü Barajı suyu gelmedi mi?

Barajda biriken su önce Bereket Enerji’nin satılığa çıkarılan tribünlerini çalıştırıyor, sonra üzerinde rafting turizmi yapılan çay Dalaman Ovası’nı sulayıp, kalanı Akdeniz’e akıyor...

Başta Dalaman Belediye Başkanımız olmak üzere hepimiz ise bakıyor...!

+

Yıllar önce Akyaka’da Yücelen Otel’de dönemin Belediye Başkanı Osman Gürün’ün ev sahipliğinde Ege Akdeniz Hizmet Vakfı tarafından yapılan toplantıda Dalaman Çayı da konuşulmuştu. Çok emin değilim, ama böyle bir şey olmuştu.

Katılımcılardan 18. Dönem Muğla Milletvekili Şükrü Zeybek mealen “Dalaman Çayı’ndan Muğla ve Akyakaya hat döşenirse hem Ula ve Muğla’nın hem de Marmaris, Datça, Bozburun Yarımadası ile Bodrum Yarımadasının su sorunu temelli olarak çözülür” demişti.

Tabii o zaman bıyıkaltı gülenler de olmuştu!

Nereden baksanız 10-15 yıllık hikaye bu... Biz sadece bıyıkaltı bıyıküstü güleriz ağlanacak halimize... Aydınlılar, Denizlililer kadar olamadık.  Üstelik komşuyuz... Onları kıskanmıyor, imreniyorum..

+

Konuyu Ahmet Aras Başkan ile yakın zamanda bir telefon görüşmemizde konuşmuştuk. Bodrum’da “deniz suyunun arıtılarak” içme suyu şebekesine verilmesi gündeme gelmişti. “Başkan denizden siz değilde termik santral sahipleri su arıtıp kullansalar, barajların suyunu sulamaya ve size bıraksalar nasıl olur” dedikten sonra Dalaman Çayı ile ilgili de şöyle demiştim:

“Barajdan Bodrum’a su götürmeye kalksanız DSİ ‘para yok’ der, ‘Çok para’ der olmaz. Çayın suyu denize boşa akıyor. Çayın ağzından suyu dev şamandıralara doldurup, birbirine bağlayıp bir balıkçı kayığı ile Bodrum’a taşıyıp suyu kıyıdan barajlara bassanız olmaz mı? Hatta çürüğe çıkarılmış tankerlerde olabilir demiştim.”

Sevgili Başkan sanırım ciddiye almamıştı...

Komşu Aydınlı taşıyor işte. Karar çıktı. Yatırım Bütçesine de koydurdular mı tamam...

+

Bu arada önceki gün Demokrat Parti (DP) Muğla İl Başkanı Atınç Koylu bir görsel paylaştı çok güldüm. Rahmetlinin ölüm yıl dönümüne de yakışmış. Görselde Demirel’in ağzından “Ey Goca Molalılar Suyunuzu gaptırmayın” yazılmış. Bir de “Eve lazım olan camiye haramdır” sözüne yer verilerek “Dalaman Çayının suyu Muğla için kullanılmalıdır” ifadesinde bulunulmuş.

DP İl Başkanı Koylu paylaşımını şöyle noktalamış:

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ!

Her yere sondaj kuyusu açmak çözüm olmadığı gibi daha büyük sorunlar yaratıyor ve yaratacak. Bu işi takip edin, suyumuza sahip çıkın. Bu arada hatırlatmış da olalım, su bedelleriniz çok yüksek. Bu vesileyle Muğla’nın su sorununu gündemde tutmaya ve çözüm önerileri sunmaya çalışan değerli hemşehrimiz Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey’e de çabaları için teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Ben tabii “Dalaman Çayının suyu Muğla için kullanılmalıdır” sözüne katılmıyorum. Biri içerken, biri bakmamalı... Dalaman Çayı gerektiğinde hakkaniyetli bölüşümle havzanın paydaşları Denizli’ye de, Aydın’a da, Muğla’ya da yeter.

---------------                 --------------

GÜNÜN SÖZÜ: Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, öteki ise doğmamıştır. --Çin Atasözü