Vaktiylegene Hamle 'de "Evden ÇıkarkenAldıklarımız" diye bir yazı neşretmiş ve defter-kitapla başlayan maceranın,ilaç ile son bulduğunu ve bunun da hiçbir şey alamadan evden çıkıp gitmeklebittiğini yazmıştım. O günlerin üzerinden neredeyse 15-16 yıl geçti. Ben buarada Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi 'ndeaçık kalp ameliyatı oldum (15.07.2014) ve kullandığım ilaç sayısı arttı. Zaten13. 01. 2005 günü Muğla Devlet Hastane si'ndekonan şeker hastalığı teşhisinden sonra, ufaktan ufaktan ilaç kullanmayabaşlamıştım ve 3 damarın değiştiği kalp ameliyatımdan sonra kullandığım ilaçsayısı artmış ve bunlara bir de insülinler eklenmişti. Üç defa yemek öncesi vebir defa da gece insülini.
Evegiren ilaç sayısı artmıştı yani.
Haplarınkullanım programı vardı. Kimisi aç karnına kimisi de tok karnına içilecekti.Buna göre yapılacak program için ilaçların bulunması gereken ey uygun yer,evdeki çalışma odamdı. Bazılarına bunun için en uygun yerin mutfak veya salonolduğu düşünülebilir ama ben ne mutfağı ne de salonu uygun gördüm bunun için.İlaçlarımın depolanması ve içilme programına uygun bir şekilde sıralanmasıgereken yer, çalışma odamdı ve öyle de yaptım.
Düzenlive sistemli ilaç içmenizi gerektirecek bir kronik hastalığınız varsa, günlükyaşayışınızı ilaç içme düzeni belirliyor. Sabah aç karnına şu şu şu ilaçlariçilecek; kahvaltıdan sonra şu şu şu. Öğleyin şunlar; akşam bunlar. Derkensistem kendiliğinden oturuyor ve bu sıkıcı bir durum olsa da ucunda sağlıkolduğu için katlanıyorsunuz.
Sabahuyanıldığında, güne yorganı savurarak başlayıp, keyifli bir kahvaltı ile damakzevkini tadarak işe gitmek gibi bir rahatlık varken, uyandığın anda ilaçprogramı aklınıza geliyorsa, güne biraz moralsiz başlıyorsunuz demektir.
***
Vaktiyleanacığım rahmetlinin en yakın dostu, hastalıkları ve ilaçları idi. Hersohbetimizde hastalıklarından mutlaka söz eder, "Kolum zırıncıyor." derdimesela. Sonra uzun uzun ilaçlarını anlatırdı. Kalbine iyi gelen, midesine iyigelen, ağrıyı ve "zırıncıma"yı kesip baş ağrısını bitiren ilaçları. Kimisi hap,kimisi şurup. Bir de arkadaşlarının hastalıkları ve ölümleri olurdu konuşmakonusu. Her gittiğimde anacığımın biraz daha yalnızlaştığını anlardım. Sonunda2 Haziran 2000 tarihinde o da bizi yalnız bırakıp gitti.
***,
5Haziran 1985 günü kaybettiğimiz rahmetli babamın pek ilaç kullandığınıgörmedim. O menhus hastalık 2 ayda aldı-sattı babamı. Âdetâ ayakta öldübabacığım. Kendisi askerde sağlıkçı imiş ve Osmancık, Yayla ve Dalbahçe köylerinin gönüllü sağlıkçısı idi. Ufacık bir sağlık takımı vardı. Şırınga,iğneler, pamuk, mini bir ispirto ocağı (iğneler ısıtılarak sterilize edilirdibu ocakta) ve sargı bezinden ibaret iğne takımı, o köylerde ne çok insanısağlığına kavuşturmuştur!... Rahmetli, bunu Allah rızası için yapardı. Hiçkimseden ücret almazdı.
***
Çocukluktanitibaren alışıktım aslında haplara, ilaçlara, iğnelere... 13 Ocak 2005 günüşeker hastalığı teşhisi konduğunda, hiç telaşlanmadım. Zaten çocukluktanitibaren o sağlık çantası ile dost gibi olduğumuzdan, doktorların verdiğiilaçlar, eski bir dosta kavuşma gibi geldi bana. Ayrıca ağabeyim 16 Ağustos2016'da kaybettiğimiz kardeşim Adem ve 25 Kasım 2019'da kaybettiğimiz ağabeyim Halil 'inyıllarca şeker hastalığını çekmeleriyle de konuya âşina idim. Ne ilaçlartedirgin etti beni, ne de perhizler. Hemen ilaçlı ve diyetli bir hayata adapteoldum.
Yani17 yıldan beri hayatımın ayrılmaz bir parçası ilaçlar.
Nasılsın?"diye soranlara "Doktorların devası, dostların duası ile emaneti gezdiriyoruz."diyorum ve çalışma odamdaki çöp kutusunun artık sadece ilaç kutularıyla doluyorolmasına da kafamı takmıyorum.
Yaaaçöp kutusu, hakkında yazı yazılacağı hiç aklına gelmemişti değil mi?