DÜN DÜNYANIN EN BÜYÜK DEVRİMCİSİNİ SELAMLADIK “İşte o an zaman durdu”, “O an zamanın durduğu andı” gibi sözleri bir kitapta okumuş, bir filmde duymuşuzdur. Bizim kendimizin söylediği yaşadığı veya bir arkadaşımızdan dostumuzdan duyduğu o anlar vardır... Ancak dünyanın hiçbir ülkesinde zamanın durduğu bir an yoktur. Bir tek bizde var. Bir tek bizde yılda bir kere saat 09.05 de zaman duruyor...
DÜN DÜNYANIN EN BÜYÜK DEVRİMCİSİNİ SELAMLADIK
“İşte o an zaman durdu”, “O an zamanın durduğu andı” gibi sözleri bir kitapta okumuş, bir filmde duymuşuzdur. Bizim kendimizin söylediği yaşadığı veya bir arkadaşımızdan dostumuzdan duyduğu o anlar vardır... Ancak dünyanın hiçbir ülkesinde zamanın durduğu bir an yoktur. Bir tek bizde var. Bir tek bizde yılda bir kere saat 09.05 de zaman duruyor...
Herkes işini gücünü bırakıp ayağa kalkıyor, yürüyenler olduğu yerde kalıyor, motorlu araç sürücüleri kontağı kapatıp, aracından inerek saygı duruşuna geçiyor, derin bir tefekkür içinde... Hiçbir zorlama yok...
Aslında bu ritüel benim anlatmaya çalıştığım gibi anlatılamaz da, yaşanır... O an bir ürperme hissedilir, boğazımızda bir şey düğümlenir, bir çoğumuz ağlamaklı oluruz... Elbette putperest bir ülke değiliz. Bir puta saygı göstermiyoruz...
Yok olan bir imparatorluktan bir millet, bir devlet tesis eden, Cumhuriyet kuran, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen, kadınlarına seçme seçilme hakkı tanıyan ve tüm eserlerini, gerçekleştirmeye ömrünün yetmediği “ruha” saygı gösteriyoruz... Hiçbir ülkenin halkı bunu yapmaz...
Zamanın durduğu bu an çok önemli bir an; “millet” olduğumuz, aynı duyguları, düşünceleri yaşadığımız, şucu bucu diye ayrışmadığımız, kurucusu olduğu Diyanet dün de olduğu gibi adını zikretmeyi bile çok görse de, büyüklerimiz bu Diyanete “Bu ne edepsizlik” demese de dün saat 09.05 de yek vücuttuk..
Bu anın kıymetini bilin... Dün dünyanın en büyük devrimcisini selamladık.
xx xx xx
OSMAN GÜRÜN BÜYÜKŞEHİR MECLİSİNDE YUHALANDI!
İşte bu büyük halkla araya bazı yerlerde bariyer konulması hiç yakışmıyor. Hele hele yöneticilerinin “sosyal demokrat” olduklarını iddia ettiği Muğla Büyükşehir Belediyesine hiç yakışmıyor. Geçen ayın olağan meclis toplantısında olduğu gibi önceki gün Belediye Başkanı Osman Gürün başkanlığında gerçekleşen bu ayın olağan Büyükşehir Meclis Toplantısında da çimentoculara karşı büyük mücadele vermekte olan Deştin köylüleri ile onların haklı mücadelesine destek veren yaşam savunucularının arasına, yani “halk” ile “halkın meclisinin” arasına “bariyer” kondu... Hani şu toplumsal olaylarda ve güvenlik gerektiren miting, konser ve benzeri olaylarda polisin, jandarmanın kullandığı bariyerlerden...
Maksat yer belirlemek ise, bari insan utanır, sıkılır da oraya çiçek saksısı filan koyar!
Önceki günkü toplantıda da geçen ayın toplantısında olduğu gibi Deştinliler ve çevreciler, Bayır/Deştinde kurulmak istenen çimento fabrikasının ÇED Olumlu raporu/kararının iptalinden sonra Menteşe Belediyesinin kendi verdiği ruhsatı iptal etmesi ile birlikte söz konusu fabrikanın varlık sebebi ÇED’in yanında diğer varlık sebebi olan 1/5.000’lik ve 1/25.000’lik nazım imar planlarının iptalini talep ettiler.
Bir farkla... Önceki toplantıda sözlü olarak yapılan talep bu defa İYİ Parti Fethiye Meclis Üyesi Gürsel İnce tarafındanyazılı soru önergesi olarak verildi..
xx xx xx
Ancak MBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı V. Emin Madran’ın idari, CHP Grup Başkanvekili Av Nevzat Sarıçoban’ın hukuki açıklamalarından sonra, AK Partili, MHP’li ve İYİ Partili Meclis Üyelerinin “Evet” oylarına karşı, Deştin’de seçimlerde birinci çıkan CHP’nin üstelik çoğu çevreci geçinen ve yeniden veya ilk kez “belediye başkanı adaylığına hazırlanan” meclis üyelerinin “Hayır” oyları ile Meclis Üyesi Gürsel İnce’nin 1/5.000’lik ve 1/25.000’lik planların iptali ile ilgili önerge geri çevrildi...
Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmış ve ilgili bakanlıkça onaylanmış planların iptalini talep eden önerge üzerine yapılan görüşmelerde MBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı V. Emin Madran çimentocularla yaşanan neredeyse 30 yıllık planlama sürecini anlattıktan sonra “Şimdi geldiğimiz noktada bir karar var ortada, karar plan kararı değil. ÇED'in iptali kararı. Yani konu farklı. ÇED (Çevre Etki Değerlendirmesi) iptal edildi (iptali istenen) planın yürütülme şansı yok. O nedenle planı iptale de gerek yok. Tapuya da şerh düştük.” derken, CHP Meclis Grup Başkanvekili Nevzat Sarıçoban “Yetkimiz olmayan bir konuyu meclis gündemine alarak komisyona göndermemiz bence sakıncalı. Bu nedenle biz aleyhinde oy kullanacağız.” ifadesinde bulundu.
Belediye Başkanı Osman Gürün de “Böyle bir işlem yapmamız mümkün değil, konu planla ilgili değil. Konu ÇED'le ilgili. Dolayısıyla bizim böyle bir karar almamız söz konusu değil.” değerlendirmesinde bulunduktan sonra itirazlar kaale alınmadı ve oylamaya geçildi. Başkan Gürün, sonucu “Oy çokluğu ile kabul edilmemiştir arkadaşlar.” deyince kıyamet koptu...
xx xx xx
Önergenin reddedilmesi üzerine büyük bir gerilim ve arbede yaşandı. Muğla’da CHP’li bir belediyenin meclis toplantısında bariyer ve zabıta yetmiyor gibi bir de polis çağrıldığı görüldü... Ve ilk kez bir meclis toplantısında Başkan Gürün üstelik çoğu CHP’li halk tarafından yuhalandı!
Meclis toplantısı, katılımcılar kimlik kayıtları not edilerek içeri alındığından birçok köylü içeriye giremeden başlatıldı. Köylüler ve çevreciler ile meclis arasında barikat kurulurken, görüntü alınmaması uyarısı yapıldı. İYİ Partili Meclis Üyesi’nin verdiği önergenin gündeme alınmaması üzerine köylüler barikatı kaldırmak istedi. Bunun üzerine Çevik Kuvvet ekipleri alana dahil edildi. Başkan Gürün’ü yuhalayarak protesto eden köylüler salondan kolluk gücü ile çıkarıldılar.
Yaşanan arbede de köylüler alkışlarla “Bravo” nidalarıyla protestoda bulunan ve “Halka karşı barikat kuramazsınız.”, “Deştin Çayı özgür akacak...”, “Havama suyuma toprağıma dokunma...” sloganları atarken, bazılarının “Nerede Cumhur Çoban?” diye sordukları dikkati çekti. Bir köylü kadın Başkan Gürün’e “Benim oyumla oturdun sen oraya haram olsun.” ifadesinde bulunurken, yine kadınların “Kaç para aldınız bunu yaptığınız için kaç para? Yarın Muğla da nasıl insanların yüzüne bakacaksınız?” sorularını sordukları gözlendi. “Yuh. Yuh. Yuh. Yazıklar olsun, yazıklar olsun. Utanmazlar, utanmazlar...” seslenişleri birbirine karıştı... Deştin Platformu Sözcüsü Haluk Özsoy’un “Bunlar şu anda çimentoculara tekrar dirilme fırsatı sunmaya çalışıyorlar...” diye bağırdığı görüldü...
xx xx xx
Bu “çağa uygun görünmeyen” görüntülerin ardından meclis toplantısından çıkarılan Deştinliler, Bayırlılar ve yaşam savunucuları Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi avlusunda toplandılar ve köylülerle çevreciler adına konuşan Mimar Rukiye Uslu, “ÇED İptal Oldu. Entegre Çimento Fabrikası Amaçlı İmar Planları Da İptal Edilmelidir” başlıklı MUÇEP Menteşe Meclisi, Deştin Çevre Platformu ve Barış Çevre Komitesi imzalı ortak basın açıklamasını okudu.
Açıklamada “Menteşe’nin Bayır, Yatağan’ın Deştin mahalleleri ortak sınırı Tekağaç Mevkii’nde kurulmak istenen entegre çimento fabrikası için hazırlanmış ve bakanlıkça da onaylanmış olan ÇED raporu Menteşe Kent Konseyi, Akdeniz Yeşilleri Derneği ve köylüler tarafından açılmış dava sonucu 07-09-2023 tarihinde iptal ettirilmiştir. ÇED raporunun iptali sonrası Menteşe Belediyesi inşaat alanında tespit ve mühürleme yapmış, ardından da Yapı İnşaat Ruhsatını iptal etmiştir.
Şimdiye kadar bir sürü isim değişikliği yapmış ve son olarak ta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ismini alan bakanlığımızda tek değişmeyen şey çevreyi değil, sermaye çevrelerini korumasıdır. Bu bakanlık 17 sene önce de çimentocuların hazırladığı 52 maden ocağı ile çoğunluğu orman 36.000 dönümlük alanı yok edecek olan 1. ÇED raporuna onay vermiş, o rapor Deştin köylülerinin açtığı dava sonucu iki ayrı bilirkişi heyetinin vermiş olduğu olumsuz rapor sonucu iptal edilmişti. Köylüler karşı çıkmasa ve dava açmasaydı 36.000 dönümlük orman ve verimli tarım arazileri şu ana kadar maden ocaklarınca yok edilmiş, yerine krater çukurları açılmış olacaktı.” hatırlatması yapıldı...
xx xx xx
Yine (Adı Adoçim iken Muğla Çimento olarak değiştirilen) aynı firma tarafından hazırlanmış ve bakanlıkça onaylanmış ÇED’in daha köylülerce iptal ettirildiği gibi, 2. ÇED raporunun da köylülerce iptal ettirildiği hatırlatılarak, “ancak söz konusu planların iptal edilmemesini yeni ÇED’e yol açtığının” belirtildiği açıklamada “Bakanlık böyle olduktan sonra Çimentocu şirket bakanlık tarafından onaylanmış üçüncü, dördüncü ÇED ile de yeniden karşımıza çıkabilir. Tüm Muğlalılar olarak bu yıkım projesinden tam olarak kurtulmak istiyorsak çimentocu şirkete yeniden doğuş imkanı sağlayan Entegre Çimento Fabrikası amaçlı İmar Planları iptal edilmelidir.” denilerek şöyle devam edildi:
“2.ÇED nedeniyle imar planlarının iptali mahkeme tarafından kaldırılınca Büyükşehir Belediyesi ve Menteşe Belediyesi’nce daha önce verdikleri imar planları iptal kararı kaldırılmış ve imar planları tekrar geçerli hale getirilmiştir. Bu karar da kanuna aykırıdır. Belediye Meclisince iptal edilmiş ve askı sürecince itiraz edilmeyip iptali onaylanmış İmar Planları, yenisi yapılmadan ve gerekli onay sürecinden geçmeden sadece iptal kararını kaldıran meclis kararı ile tekrar geçerli hale getirilemez. Bu yapılan işlem usulsüzdür, hukuksuzdur. Görüldüğü üzere, imar planlarının sürüyor olmasının tek hukuki dayanağı bu ikinci ÇED Olumlu raporunun olmasıdır. Bu ikinci ÇED, Menteşe Kent Konseyi, Akdeniz Yeşilleri Derneği ve Köylülerin açtığı dava sonucu iptal ettirilmiş, böylece bugün geçerli olan imar planlarının hukuki dayanağı ortadan kaldırılmıştır. Bu yüzden büyükşehir belediyemiz tarafından Entegre Çimento Fabrikası amaçlı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planları ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planları da İptal edilmelidir. İdari paralellik ilkesi gereği planların onama yetkisi de iptal yetkisi de belediye meclislerinindir. Bakanlık onayı gerekmemektedir. Belediyelere bu yetki bakanlıkça değil, yasalarca verilmiştir. Belediyeler de bakanlık ta yasalara uymalıdır. Belediye Meclislerinin yasalara uyarak, kendi sorumluluğundaki İmar planlarını iptal etmek yerine bakanlığa görüş sorma yolunu seçmesi topu taca atmaktır. İş yapmak yerine çimentoculara zaman kazandırmak, yeni bir ÇED ile gelirlerse işin önünü açmaktır. Belediye Meclis üyeleri olarak gerçekten Çimento Yıkım Projesine karşı çıkıyorsanız, 30 senedir, çeşitli şekillerde karşımıza çıkan bu canavarın başının tamamen ezilmesi için üzerinize düşen sorumlulukları yerine getirmelisiniz. Bunun yolu da imar planlarının geri dönüşü olmayacak şekilde iptal edilmesinden geçer.”
Pes doğrusu... Anlaşılan Menteşe ve Büyükşehir Belediyeleri çimentoculardan galiba üçüncü ÇED bekliyor! Hayırlı işler...
------------------
GÜNÜN SÖZÜ; İnci deniz dibinde; çer-çöp çıkmış sahile. --Muhammed İkbal