Başlık benim değil... TarihAraştırmacısı Gazeteci-Yazar Murat Bardakçı 'ya ait. Haber Türk 'te 15Haziran tarihli yazısına bu başlığı atmış.
Ben de bu konudaki yazıma " Keşkeyapmasaydınız, bu restorasyon değil... " başlığı atmıştım, ama BüyükşehirBelediye Başkanı Osman Gürün 'ün " savunmasına " dayanarak değil, Restoratör,Y. Mimar-Yazar Ertuğrul Aladağ 'ın " açıklamalarına " dayanarak Datça 'da Çeşmeköy Camii restorasyonun doğru olduğunu, ancak " telafisi mümkün "hatalar bulunduğunu yazmıştım.
Yazımda vurgulamamıştım, onuda belirteyim; restorasyonu üstlenen müteahhit, projede yer alan " kiremitsaplama " uygulamasını " cephedeki sıvanın daha kurumadan yereakmasının, kuruyup dökülmesinin önlenmesi " için değil de bir " süsleme "olarak algılamış olmalıdır.
Ben bunu ve bazı eksiklerigörmüştüm. Ayrıca herkesin " beyaza " takılıp, restorasyonu linçekatıldıklarına dikkati çekmiştim...
xx xx xx
Murat Bardakçı da yazısına " Aşağıda iki fotoğraf görüyorsunuz:Harabe haline gelmiş eski bir binanın ve aynı mekânın beyazlara büründürülmüşson hâlinin fotoğraflarını... " diye başlamış. O da " beyaza "takılmış olmalı.... Demek ki Başkan Gürün 'ün tepkiler karşısındasonradan yaptığı bilgilendirme tatmin edici olmamış. Ki o bilgilendirme de o " beyazın "nedeni de açıklanmamıştı...
Murat Bardakçı 15 Haziran 'da yazacak bir şey bulamayıp, " Çeşmeköy Camiirestorasyonunu " kalemine dolamış diyemeyiz. Seversiniz sevmezsinizkendisi konu sıkıntısı çeken yazarlarımızdan değildir. Tersine O 'nunkalemine de dolanmış olması konunun önemini gösterir...
Yazının her satırı önemli, amabenim dikkatimi çeken, " İşin tuhaf yanı, adına 'restorasyon' denen bugarabetin yeni değil, beş sene önce tamamlanmış olması; o zamandan buyana çokşükür dikkat çekmemesi ama Belediye Başkanı'nın kör göze parmak sokarcasınaşimdi gündeme getirmesidir. Hadise budur! Bir tarafta 'restorasyon' adı altındamimarî bir cinayet, diğer tarafta da Başkan'ın kendi kalesine attığı mükemmelbir gol vardır. " satırları oldu.
Muğla Büyükşehir Belediyesi 'nden bu konuda yapılacak açıklamayı meraklabekliyorum...
xx xx xx
Bardakçı " B urası mönüsünde tekila ile beraber taconun,burritonun ve zehir gibi acı quasadillanın bulunduğu Meksika'daki bir esnaflokantası; Yunan adalarından birindeki Ortodoks kilisesi yahut İran'daki birZerdüşt tapınağı falan değil, güya cami! Datça'da restore edilen iki asırlıkÇeşmeköy Camii! " diyerek, şöyle devam etmiş:
" Yeni bir 'Sünger Bob'hadisesi, bir zevksizlik, kültürsüzlük, estetik fukaralığı ve 'restorasyon' adıaltında tarihin perişan edilmesinin örneği ile karşı karşıyayız!
' Restorasyon' olduğuiddia edilen mimarî sefaletlerde üzerinde asıl durulması gereken husus buişleri kimlerin yaptırttığı değil kimlerin yaptığı; yani restorasyon projesinihazırlayıp uygulayan mimarların zevkleri, görgüleri ve ilmî donanımlarıdır.
Bir bakanlık, belediye,vakıf veya başka bir kuruluş mülkiyetindeki tarihî eseri restore ettirmekistediği takdirde bakkala, kasaba veya köfteciye müraacat edecek değil ya,mimarlara müracaat eder ve işte netice! "
Üstadın " İşte netice "sözü dışındaki sözlerine katılıyorum. Bu memlekette yanlış mimar da var, doğrumüteahhitte var...
xx xx xx
Sayın Bardakçı' nın sözlerioldukça acımasız olmuş. Evet hedefine koyduğu mimarlardan Muğla 'da daçok var, ama genellemesine katılmak mümkün değil. Çünkü Çeşmeköy Camii restorasyonundamimarın doğru olduğunu biliyoruz, müteahhit ne kadar doğru bilmiyoruz... Ki Muğla 'daçok iyi mimarlarımız da var...
Belki müteahhit te doğrudurda, bu çalışmayı denetleyen Büyükşehir Belediyesi ilgili birimiyanlıştır, ama onu da bilmiyoruz...
Bardakçı 'nın sözleri ise şöyle devam ediyor:
" Türkiye'de bugünyana-yakıla şikâyet ettiğimiz mimarî çirkinliğin ve kirliliğin tek sebebi,maalesef mimarlarımızdır! Sayıları maalesef çok az olan birkaç hakiki mimarıtenzih ederek söyleyeyim: Memleketin dört bir tarafında senelerdir pıtarak gibidikilen sakil, ruhsuz ve apartmanlar ile birbirlerinden beter diğer binalardoktorların, manavların, kimyagerlerin yahut jeologların falan değil, diplomasahibi olmuş ama estetikten nasibini alamamış zevksiz mimarların eseridir,bütün projelerin altında mimarın imzası vardır; iyi, faydalı ve gerekli olanher şeyi engellemeyi şiar edinen Mimarlar Odası'ndan ise 'İstemezük!' haricindebir ses işitilmemektedir! "
Sayın Bardakçı'nın " iyi,faydalı ve gerekli olan her şeyi engellemeyi şiar edinen Mimarlar Odası'ndanise 'İstemezük!' haricinde bir ses işitilmemektedir! " ifadesinee aslakatılmam mümkün değildir. Bu konuda da Mimarlar Odası 'nın ve hatta TMMOB 'unbir açıklaması olur herhalde...
xx xx xx
Yazısında Muğla BüyükşehirBelediyesi 'nin eleştirilerin ardından bir açıklama yaptığını ve ÇeşmeköyCamii 'nin restorasyonunda her şeyin onaylı restorasyon projesine uygunolarak restorasyon ilkeleri ile kurallarına göre tamamlandığını ve projenin 2015 'te Tarihi Kentler Birliği tarafından başarı ödülüne lâyık görüldüğünüduyurduğunu ifade eden Bardakçı, bu komuda da saldırgan davranmış:
" Hiş şaşılacak bir şeydeğil; mimarlık fakültesi mezunu estetik fukaralarının projesini "bozacınınşahidi şıracı" misali aynı fakülteden mezun diğer estetik fukaraları onaylıyor,sonra da siyasî görüş doğrultusunda ödül dağıtılıyor! "
Bu sözlere katılmam söz konusubile olmaz. Muhatapları yanıt verir:
Yine de Bardakçı 'nın şusözlerine katılmak ta mümkün olabilir:
" Önümüzdeki sene,Cumhuriyet ilân edileli yüz sene olacak. Ama, Türkiye kendini dünyayatanıtabilmek için hâlâ asırlar öncesinin saraylarından, hamamlarından,Peribacaları'ndan ve hattâ Bizans yapılarından medet umuyor ise, yüz seneboyunca övünebileceğimiz tek bir mimarî eser bile verememiş ve 'CumhuriyetMimarisi'nin sembolü olacak bir bina bile dikememişiz demektir. "
Şahsen ben Muğla 'da " Şuyapı var " diyemiyorum. Elbette güzel yapılarımız da var, ama " anıtsal "bir yapıdan söz etmek neredeyse münkün değil...
Ne dersiniz Eski GarajAlanı'ndaki ' meydan düzenlemesi ' olabilir mi?!
xx xx xx
Evet, T arih AraştırmacısıGazeteci-Yazar Murat Bardakçı yazısında biraz da Datça Çeşmeköy Camii restorasyonuüzerinden mimarlara yüklenmiş...
Elbette bazı noktalarda haklıolabilir, ama bu kadar da acımasız olmaz.
Zaman zaman " Çok muacımasız davranıyorum " diye kendi kendimi sorgularım. Murat Bardakç ı'nınbu yazısını okurken biraz rahatladım.
Yukarıda da vurguladığım gibiben daha çok " İşin tuhaf yanı, adına 'restorasyon' denen bu garabetinyeni değil, beş sene önce tamamlanmış olması; o zamandan buyana çok şükürdikkat çekmemesi ama Belediye Başkanı'nın kör göze parmak sokarcasına şimdigündeme getirmesidir. Hadise budur! Bir tarafta 'restorasyon' adı altındamimarî bir cinayet, diğer tarafta da Başkan'ın kendi kalesine attığı mükemmelbir gol vardır. " diyen satırlara takıldım..
Muğla Büyükşehir Belediyesi 'nin bir açıklaması olmalı...
---------------------------------
GÜNÜN SÖZÜ : İnsansız adalet olmaz. Adaletsiz insan olurmu? Olur, olmaz olur mu! Ama, olmaz olsun. --Özdemir Asaf
SÜLEYMAN DEMİREL : Türkiye 'nin ilk hayali ihracatınıgerçekleştiren yeğeni Yahya Demirel için,
"Yahya'yı ben kulağındantutup mahkemeye verdim." DEMİŞTİ...
ÇİVİ
Bayır'da günde 300 tırıngiriş çıkış yapacağı park alanı aranıyormuş. Arkadaşım "Yaşadık, Yatağan,Bayır, Muğla'da işsiz şoför kalmaz" dedi.
Beni Bi Gülmek Aldı:)))