Bugünkü yazımda dünkü yazımı Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun Muğla il merkezi ve Fethiye için vaat ettiği hastaneler “iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi?” diye değerlendirme yaparak sürdürsem mi ya da emekli Tarım Orman İl Müdürü Veteriner Hekim Barış Saylak’ın “Geleceğimizin Teminatı Tarım Arazileri ‘Hobi’ye Kurban Edilemez: Yeni Yönetmelik Ülkemizin Beka Meselesidir!” başlıklı değerlendirmesini mi ele alsam, yoksa CHP’nin Tarım ve Hayvancılıktan sorumlu Gölge Bakanı Sencer Solakoğlu’nun hesapta olmayan Akbelen ziyaretini mi paylaşsam derken Sabah gurubu Muğla Temsilcisi Hayrettin Şaşmaz’ın şaşırtan haberi beni fena şaşırttı…
Aslında Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın özel danışmanı MUBRAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Levent Arkan’ın hazmedilemeyen skandalının yankıları sürerken cezaevinden tahliyesinin ardından yaptığı açıklama ve tahliyesi ile ilgili bir değerlendirmede de bulunmam gerekiyordu. Bunun beklendiğini biliyorum.
Ama, ah Hayrettin Hocam böyle de başlık atılır mı?
Nevrim döndü…
*
Hayrettin Şaşmaz önceki gece Facebook sayfasında paylaştığı haberine “Özgür Özel’in prensesi lüks villanın kirasını ödemeden kaçtı!” başlığı atmış.
Şimdi Özgür Özel’in prensesi kim, Muğla ile ne ilgisi var diyeceksiniz…
Hani şu Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden kopyala yapıştır yapılarak Dünya Kenti Muğla’nın geleceğini planlamak üzere Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olarak kurulan MUPA’nın patroniçesi…
Galiba bir skandalımız daha oldu…
*
Hayrettin Şaşmaz Hocam Sabah Gazetesi’nde çıkan haberinin spotunda şu ifadelerde bulunmuş:
“Özel danışmanın, iş vaadiyle üniversite öğrencisine taciz skandalının ardından CHP’li Muğla Büyükşehir Belediyesindeki rezaletlere bir yenisi eklendi. Özgür Özel’in prensesi olarak kentin geleceğini planlamakla görevli MUPA Başkanı olan yüksek maaş alan Tansu Özcan’ın, süper lüks villanın kiralarını ödemeden kaçtığı ortaya çıktı. Mülk sahibi ise icra takibi başlattı.”
Şimdi bazı CHP’li dostların bana tepki göstereceklerinin farkındayım.
“Ya arkadaş yazmak zorunda mısın? Onların belediyelerinde yaşanan skandalları onların gazeteleri ve Sabah yazıyor mu?” diyecekler.
Sıkıntı burada işte… Ben onların gazetecisi olmadığım gibi sizin gazeteciniz de değilim.
Bu köşenin takipçilerinden Aslı Yokaş daha yeni 10 Nisan’da “Büyük kopyaya kızıp küçük kopyaya razı olacaksak, en azından fotokopi kalitesini tartışalım.” diye paylaşımda bulunmuştu. Sanıyorum anlamayanlar (!) oldu, 11 Nisan’da da şu paylaşımı yaptı:
“Halk TV mi? Muhalif refleksle seçer, biçer, sunar.
Diğerleri mi? İktidar refleksiyle aynısını yapar.
Yani ortada gazetecilikten çok taraftarlık yarışı var. En ironik olan ne biliyor musun? Herkes karşı tarafı ‘algı yapıyor’ diye suçluyor… ama kendi izlediğini ‘gerçek’ sanıyor. Gerçek şu:
Sen haber izlemiyorsun. Sana uygun hikâyeyi izliyorsun. Ve en tehlikelisi: Bunu fark etmeyen değil… fark ettiği halde hoşuna gittiği için devam edenler.”
Bilmem anlatabildim mi?
Tabii bir gerçeğin altını da çizelim. İktidar CHP’li belediyeler de sürekli açık arıyor. Bu da normal… Normal olmayan, hal böyle iken CHP’li belediyelerin rahatlığı…
Evet, iktidar kendi belediyelerine bakmıyor. Hatta oralarda olumsuzlukların üstünü örtüyor. Ancak bu CHP’li belediyelerin “savunma mekanizması” haline de getirilmemeli. Aslı Yokaş’ın dediği gibi vatandaşın “Büyük kopyaya kızıp küçük kopyaya razı olmasını” beklemeyin. Yanlış yapmayın… Daha dikkatli davranın…
*
O gün Fırat Erişen adında bir kullanıcı Aslı Yokaş’a “Hoşuna gittiğinden daha çok menfaatleri o yönde olduğundan diyebiliriz sanki hocam” diye katkıda bulunurken, Aslı Yokas şöyle devam etti:
“Boşuna anlatmaya çalışıyoruz çünkü. Bunlar vatandaş değil, tribün. Aynı ezber:
‘Çalıyor ama yol yapıyor.’, ‘Çalıyor ama çalışıyor.’, ‘Bizimki daha az çaldı.’
Yani artık mesele yanlışın yanlış olması değil, kimin yaptığına göre puanlanması.
Ahlak terazisi bozulmuş: Hırsızlık bile karşılaştırmalı analiz konusu. ‘Bizden mi, sizden mi?’ diye soran bir zihniyetin adaletle, vicdanla, kamu hakkıyla bağı kalmaz.
İki yanlıştan bir doğru çıkmaz. Ama bunlar hâlâ denemeye devam ediyor.”
Mesele bu kadar basit ama binmişiz bir kere bir alamete…
*
Hayrettin Şaşmaz Hocam da haberinde “Özel danışmanın, iş vaadiyle üniversite öğrencisine taciz skandalının ardından CHP'li Muğla Büyükşehir Belediyesindeki rezaletlere bir yenisi eklendi. Muğla Planlama Ajansı (MUPA), 2024 yılında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in katılımıyla düzenlenen törenle kamuoyuna tanıtılmış, kentin geleceğini planlama iddiasıyla faaliyetlerine başlamıştı. Özgür Özel'in prensesi olan Tansu Özcan, ajansın başına oturtulmuştu.” diye bir anımsatmada bulunmuş.
“Muğla Planlama Ajansı Başkanı Tansu Özcan’ın Özgür Özel'in prensesi olduğunu” Hayrettin Hocam nereden çıkarmış bilmiyoruz, ama “Süper Lüks Villa Kiraladı” ara başlığı altında şöyle devam etmiş:
“Muğla'nın her alanda bilgi, istatistik toplayarak kentin geleceğini planlamakla görevli MUPA Başkanı olan Tansu Özcan, 9 Temmuz 2024 tarihinde Muğla'nın Menteşe ilçesinde bulunan 6 numaralı süper lüks villayı kiraladı. Taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesine göre taşınmazın başlangıçta aylık 45 bin TL bedelle, bir yıllık süreyle kiralandığı ve ödemelerin her ayın 9'u ile 12'si arasında ev sahibinin IBAN hesabına yapılacağı hükme bağlandı. Sözleşmede konutun oturum amaçlı kullanılacağı ve demirbaşların eksiksiz teslim edildiği de kayıt altına alındı. Ancak süreç içerisinde kira bedelinin yeniden belirlendiği ve 2026 yılı itibarıyla aylık kiranın 65 bin TL'ye yükseldiği öğrenildi. Tansu Özcan, ev sahibine haber vermeden anahtarları kapıya bırakıp kaçtı. Özcan, Mart ve Nisan 2026 dönemlerine ilişkin kira ve site aidatlarının ödemedi. Söz konusu iki aylık dönemde kira ve aidat borcunun toplam 137 bin 500 TL'ye ulaştığı belirtildi. Ödemelerin yapılmaması üzerine ev sahibi H.D.'nin yasal süreci başlattığı, icra dairesine ‘takip talebi’ sunduğu ve haciz yoluyla tahsil yoluna gidildiği bildirildi. Dosyada yalnızca ana alacağın değil, yasal faiz, masraf ve vekalet ücretlerinin de talep edildiği ifade edildi. İcra dosyasında borçlu olarak Tansu Özcan, alacaklı olarak ise H.D. yer aldı. Sürecin İcra ve İflas Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu kapsamında yürütüldüğü kaydedildi.”
*
Tabii çok da abartmamak lazım.
Elbette bir asgari ücretli veya ortalama 30 bin TL’ye kirada oturanlar için bunlar uçuk rakamlar, ama olay sıradan insanlarında başına gelebilecek bir olay. Kiraya neredeyse yüzde 50 zam gelmiş. MUPA Başkanı bu zammı aşırı bulmuş ve konutu boşaltmış olabilir. Muhtemelen makul mantıklı bir açıklaması da olacaktır.
Yaşamın olağan akışı içinde değerlendirilebilecek bir olay hemen haber mi yapılır?
Ben yapmazdım, ama Hayrettin Hocam yapmış. Çünkü gazetesi bu tür haberleri yayınlıyor!
Bu yüzden kendisini de kınamam.
Olay yaşamın olağan akışında normal, sıradan karşılanabilir, ama Tansu Özcan Hanım sıradan biri değil, göz önünde biridir. Üstelik gerek CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e gerekse çalıştığı kurumun CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Aras’a yakınlığı ile bilindiğinden herkesten daha çok dikkatli, özenli olmak zorunda.
Ahmet Aras Başkan’ın özel danışmanı Levent Arkan da öyle…
Maalesef dikkatsizlikler skandala yol açabiliyor.
Ahmet Aras Başkanı ve bu şehri yormayın…
*
Bu arada sermayesinin %100 hissesine Büyükşehir Belediyesinin sahip olduğu Muğla Şehir Planlama Ajansı Anonim Şirketinin (MUPA)10.02.2026 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında kabul edilen 09.02.2026 tarihli yönetim kurulu kararı şirketin 61.250.000,00 TL olan sermaye tutarının 71.000.000,00 TL nakdi sermaye olarak artırılarak 132.250.000,00 TL’ye talep edilmiş ve Belediye Meclisi’nde komisyona havale edilmişti. Galiba komisyon, talebi bekletme kararı almış.
Hem bu konuya hem de “MUPA bugüne kadar ne işe yaradı?” sorusunun yanıtına yarın bakalım…
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ: Ya okunmaya değer şeyler yazın, Ya da yazmaya değer şeyler yapın. --Benjamin Franklin