Biraz dikkatli bakınca insan, kendisi ile bile geçinemediğini görüyor...
Bu duyguyu en güzel, Can Yücel'in 20 Yaşındaki Ben... şiiri verir insana.
Öğrene öğrene büyüyoruz.
Hata yapa yapa doğruyu bulabiliyoruz.
1974 yılında Yatağan Termik Santrali’nin açılışına gelen genç Enerji Bakanı Deniz Baykal'ı hatırlıyorum.
Büyük bir iş yapılmış gibi gururluydu.
Aradan geçen zaman içinde termik santrallerin can düşmanımız olduğunu öğrendik.
Muğla ili, turizm sektörü için cazip bir coğrafyaya sahipti.
Turistik tesisler yapılıyordu, elektriğe ihtiyacımız vardı.
Yatağan Termik Santrali ile yetinmeyip, Yeniköy ile Ören Termik Santrallerini de yaptık.
Elektrik sorunumuza bir çözüm bulmuştuk ama havamızı yitirmiştik...
Tarım gol yemişti.
Havamızı geri almak için bu sefer de üç termik santralin kapatılması için uğraş vermeye başladık.
Çok üzüldük.
Enerji sorunumuza bir çözüm bulmalıyız.
Çin, toryum ile çalışan nükleer bir santrali devreye sokmuş.
Toryum ile çalışan nükleer santral, 20 bin yıl boyunca kesintisiz enerji üretebilecek kapasitedeymiş.
Bu bir devrim.
Toryum konusunda çalışan çok değerli ilim insanlarımız vardı.
Burdur Havalimanı'nda yaşanan bir uçak kazasında bu değerli insanlarımızı yitirdik.
Dinimiz "İlim, Çin'de bile olsa, gidip onu almak gerek." diye bize yol gösteriyor.
Toryum ile çalışan nükleer enerji santralleri ile önce Muğla ilinin, sonra ülkemizin ve ardından dünyamızın enerji sorununu çözebiliriz.
Petrol, doğalgaz ve kömüre bağımlı kalırsak daha çok karşı karşıya gelerek kavga ederiz...
Toryum, enerji sorunumuzun çözümü için tek alternatif gibi görünüyor...