ARDI ARDINA HUKUK ZAFERLERİ

Dünkü yazımın başlığı “Marmarislilerin ‘hukuk mücadelesi’, Ahmet Aras’ın ‘hukuk zaferi’..”şeklindeydi. Muğla da son günlerde, Sinpaş’ı saymazsak çevreye dair keyifli haberler geliyor.

Hukuk zaferleri birbirini izliyor.

Haberi Mustafa Sarıipek’de gördüm. “Muğlalı Çevreciler Mutlu: Akyaka Kazanımı İstinafta Onandı” diye başlık atmış. Sadece Muğlalı çevreciler mi, tüm Akyakalılar ve Akyaka sevenlerde mutlu olmalılar.

Çünkü Gökova Ekoloji Meclisi üyeleri Akyaka’da, Muğla Vakfı’nın işlettiği kamu alanında “şezlong eylemi” yaptıkları için haklarında dava açılmış ve ceza almakla karşı karşıya kalmışlardı..

Marmarisli meslektaşımız Mustafa Sarıipek haberinde “Gökova Ekoloji Meclisi, Muğla Akyaka Orman Kampı’ndaki kamusal alanları koruma mücadelesinde kazandıkları davanın İstinaf Mahkemesi tarafından onanmasının ardından tüm destekçilere teşekkür etti.” diye yazmış.

Gökova Ekoloji Meclisi üyeleri nezaket göstermişler... Bence herkes “Gökova Ekoloji Meclisi”ni kutlayıp, üyelerine teşekkür etmeli...

Akyaka’nın korunması için mücadele ettiler, bunun için yargılandılar ve haklı oldukları ve yasalar dışına çıkmadıkları için de aklandılar. Gökova Ekoloji Meclisi üyelerinin savunmanlarına ve onları aklayan yargılamadaki hukukçulara teşekkür edelim...

+

AKYAKA ORMAN KAMPI’NDA ŞEZLONG EYLEMİNE BERAAT

Gökova Ekoloji Meclisi tarafından yapılan açıklamada “Akyaka Orman Kampı’nda kamusal alanları koruma mücadelesinde yargılandığımız davada verilen beraat kararının istinafta onaylanması gerçekten önemli bir kazanım oldu. Öncelikle avukatımız Arzu Alper’e, eylemlere katılan tüm dostlara ve yargılama sürecinde duruşmalara gelerek şahitlik yapan tüm dostlara dayanışmaları için teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verilirken, beraat kararının gerekçesinde şöyle denilmiş:

İş ve Çalışma Hürriyetini ihlal suçunun oluşabilmesi için eyleminin tehdit veya cebir altında gerçekleştirilmesi ya da hukuka aykırı bir davranışla işlenmesi gerektiği, kovuşturma aşamasında dinlenen tanıkların beyanlarında sanıkların herhangi bir cebir veya tehdit içeren eyleminin bulunmadığı, sadece ‘Her gün buradayız, şezlongları buradan kaldıracağız, siz göreceksiniz’ şeklindeki söylemin suçun oluşması için gerekli olan tehdit veya cebir unsurunu içermediği, ayrıca sanıkların Muğla ili Ula ilçesi Akyaka mahallesindeki orman kampının Muğla'ya Hizmet Vakfı ‘İktisadi İşletmesine’ kiralanmak suretiyle vatandaşın anayasal hakkının kısıtlandığını protesto etmek amacıyla hareket ettikleri, nitekim eyleme çok sayıda vatandaşın da katıldığı gözetildiğinde suçun yasal unsurlarının oluşmadığı

+

Habere göre, yerel mahkeme kararının onanması, çevreciler tarafından bölgedeki çevre duyarlılığı ve doğal alanların korunmasına yönelik kazanılmış önemli bir zafer olarak değerlendirilirken, Gökova Ekoloji Meclisi, mücadelenin sadece Akyaka Orman Kampı için değil, tüm Muğla il genelindeki doğa ve kamusal alanlar için bir örnek teşkil ettiğini vurgulamış. Doğru bir saptama...

Yeni turizm sezonu kapıda... Bu karar, önce Yunanistan’da, sonra bizde Bodrum ve Datça’da sergilenen “Havlu eylemleri” bu yaz da yaşanabilir ve yaygınlaşabilir. Gerçekten de bu mahkeme kararı “Kıyıların halkın olduğu”na dair aktiviteler için bir ‘güvence’ gibi olmakla birlikte “cesaretlendirici” de olmuş.

Yapılan açıklamada da belirtildiği gibi, MUÇEV’in küçük biraderi ‘Muğla Vakfı'nın kamusal alan işgaline karşı yapılan eylemler sırasında işletmeci kendilerinin “çalışma hürriyetlerinin engellediği ve şezlonglarının kırıldığı” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştu.

Gökova Ekoloji Meclisi açıklamasında da bu konuda “Biz de kıyı kanuna aykırı faaliyet yürüttüğü için işletme hakkında, Akyaka Orman Kampının asıl sorumlusu olan Muğla Orman İşletmesi hakkında da kiracısı Muğla Vakfı'nın bu yasadışı ve işletme planına aykırı faaliyetlerine göz yumduğu için suç duyurusunda bulunmuştuk. Savcı bizim suçlamalarımızı dikkate almayarak davayı yalnızca bizim suçlandığımız bir ceza davası olarak açtı. Sonrasında bize önerilen uzlaşmayı da reddederek yargılanmamızı istedik” denilmiş...

+

Açıklamanın devamında da “Her ne kadar Muğla Vakfı'nın ve Orman Bölge Müdürlüğü'nün yargılanmasını sağlayamamış olsak da karar metnine Muğla Vakfı'nın kiracı olarak faaliyet gösterdiği Orman Kampında Kıyı Kanunu’na aykırı olarak faaliyet gösterdiğinin eklenmesini sağlamış olmak çok önemli bir kazanım oldu.” diyerek “Bu benzer mücadeleler veren tüm dostlar için örnek bir karar oldu. Özelleştirme furyasında kıyıları kiralayarak halka kapatan işletmeler artık 'parasını ödedim, istediğimi yaparım' anlayışı ile hareket edemeyecekler. Bu tür işgalci işletmelere karşı mücadele edenler suç duyurusunda bulunarak dava açabilirler, Akyaka'da verilen bu kararı örnek olarak mahkemeye sunabilirler.” ifadesinde bulunan Gökova Ekoloji Meclisi mensupları sözlerini şöyle noktalamış:

Hukukun yurttaşların yaşamını zindan etmek için bir araca dönüştürüldüğü bu kötü süreçten geçerken bundan sonra kıyı mücadelenin hukuki boyutunda asıl yoğunlaşmamız gereken konunun bu olduğunu düşünüyoruz. Kıyı kanununa aykırı faaliyet gösteren işletmelerle birlikte onlara izin veren kurumların da yargılanmasını sağlayabilmeliyiz. Bu izinleri veren, kamusal alanların talan edilmesine ortak olan tüm Valilikler, Belediyeler, Orman Bölge Müdürlükleri, ÇŞİD, vb.,  yani yasaları uygulamakla görevli devlet kurumlarının sorumluları da görevlerini suistimal ederek, toplumsal barışın yok edilmesine yol açarak suç işliyorlar. Bir gün o kurumların sorumlularının da yargılanmalarını sağlamalıyız. Adalet ve toplumsal barış için mücadeleye devam.

+

“SİNPAŞ MESELESİ MARKO PAŞA’YA MI HAVALE EDİLDİ?”

Önceki gün yine Marmaris Kaymakamlığı önünde yerini alan Kent Politikalari Derneği, “Kaymakamlık, Sinpaş Meselesini Marko Paşaya Havale Etti!” başlığı ile açıklamada bulundu.

Kent Politikaları Derneği, Sinpaş için verilen mahkeme kararının, uygulanması için bir imza kampanyası düzenlemiş ve toplanılan imzaları hafta başında Marmaris Kaymakamlığı'na teslim etmişti. Dilekçenin gereğinin yapılması içinde her gün saat 14.00'te kaymakamlık önünde açıklama yapmaya başlamışlardı.

Kent Politikalari Derneği’nin önceki gün Kaymakamlık önünden son açıklamaları ise şöyle oldu:

Marmaris Kaymakamı ile bugün bir görüşme yaptık. Ancak yaptığımız görüşmede mahkeme kararının uygulanması için kaymakamlık makamının şu ana kadar bir işlem başlatmadığını, önümüzdeki hafta ilgili kurumlarla toplantı yapmayı planladığını öğrendik.

+

BOLU DA YAŞANANLAR MARMARİS’TE DE YAŞANSIN MI İSTENİYOR?

Kent Politikaları Derneği, kaymakamlıktaki görüşmelerini değerlendirirken de “Bugün Bolu'dan sesleniyoruz. Yanlış duymadınız! Alınması gereken yasal önlemlerin ilgili kurumlarca denetlenmemesi ve uygulanmaması nedeniyle 78 kişinin yanarak ya da boğularak hayatını kaybettiği Bolu'dan sesleniyoruz.” diye mizahi bir ifade kullanarak şöyle devam ettiler:

Bugün Kaymakamlık makamıyla yaptığımız görüşmede gördük ki Bolu'da ne yaşandıysa Marmariste de aynısı olsun isteniyor; Bolu'da yaşanan ihmallerin aynısının Marmaris'te de tekrarlanmasına göz yumuluyor. 6 bin 200 imzayla Kaymakamlığı göreve davet etmemize rağmen şu an dahil  olmak üzere Kaymakamlık Makamı hareket geçmedi, hiçbir somut adım atmadı. Kaymakamlık, önümüzdeki hafta ilgili kurumlarla birlikte toplantı yapacağını söyleyerek sorunun çözülmesi yerine mesele Marko Paşa’ya havale edildi. Tercih edilen yoldan kamu yararı çıkmayacağı şüphe götürmez gerçek olarak karşımızda duruyor. Daha vahimi Sayın Kaymakam bir buçuk yıla yaklaşan görev süresi sonunda, Sinpaş’ın 15 hektarlık Milli Park alanını gasp ettiğini, çöktüğünü ilk kez duyuyormuşçasına not almıştır. Kaymakamlık Makamını bağlayan yasal işlemler için sorumlu kurum olarak belediyeyi işaret etti. Yani Marmaris’teki mesele Bolu’daki çözümsüzlüğe mahkûm edilmek istenmektedir.

+

Kent Politikalari Derneği sözcüleri ardından “Kaymakamlık makamının sorumluluğunu yoruma hiç izin vermeyeceğini” belirttikleri ilgili kanun maddelerini de şöyle sıraladılar:

Kaymakam, İçişleri Bakanlığı’na bağlı olup, İl İdaresi Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ile İl İdare Kanunu md 11/ (H) fıkrası ile valiye verilmiş olan yetkiler, ilçede kaymakam tarafından da kullanılabilir.

- Anayasa’mızın 138. maddesinin 4. fıkrasında ise, ‘Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.’ hükmü yer almaktadır. İdarenin de idari yargı hakiminin verdiği kararın yerine getirilip getirilmemesinde herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.

- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ‘Görevi kötüye kullanma’ başlıklı 257. maddesine göre; ‘(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

- (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Yani devletin egemenlik hakkına kafa tutup mühürlenmiş alanda, bilmem kaç işçi çalıştırmaya devam eden şirketi kulağından tuttuğu gibi Milli Parktan çıkartmak en yüksek mülki amir olan Kaymakamlık Makamının sorumluluğundadır. Kaymakamlık makamı her şeye yetkili ama hiçbir şeyden sorumlu değilmiş gibi davranıyor.

Yasal olarak mühürlenmiş bir alanda faaliyet devam eden bir şirket, yetkili kurumlar tarafından derhâl durdurulması gerekirken, sorumlular sessiz kalarak bu hukuksuzluğu meşrulaştırıyor. Yetkililerin sessiz kalması, yasal düzenlemelerin uygulanmaması anlamına gelir. Bu kabul edilemez!”

---------                   -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Kötülük, ancak tam hızla giderken dengede kalabiliyordu, bisiklette olduğu gibi...--Jean-Paul Sartre