Muğla ili, Anadolu Yarımadası'nın güney-batı köşesinde bulunuyor.
Muğla ilinin önünde de Rodos ve 12 Adalar yer alıyor.
Rodos Adası, 1522 yılında Osmanlı topraklarına dahil edilince, otomatikman 12 Ada ile Bodrum ve Datça yarım adaları da Osmanlı topraklarına katılmış oldu.
İtalya, 1912 yılında Trablusgarp (Libya) topraklarına saldırınca Osmanlı-İtalya Savaşı çıktı.
İtalya, Trablusgarp'a İstanbul'dan deniz yolu ile yardım gelmesin diye, Rodos ve 12 Adalar'a da saldırdı.
Bunu ilk bilen Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ birleşerek, Balkanlar'da Osmanlı Devleti'ne saldırdılar.
Böylece Balkan Savaşı çıktı. Balkan Savaşı ile meşgul olan Osmanlı Devleti de, ne Trablusgarp'a ne de Rodos ve 12 Adalar'a müdahale edebildi.
Böylece 1522 yılından beri Osmanlı toprakları olan Rodos ve 12 Ada, 1912 yılında İtalyanların egemenliğine geçmiş oldular.
1912 ile 1914 yılları arasında Balkan Savaşı sürdü ve çok acılar çekildi.
Arkasından 1915 yılında I. Dünya Savaşı çıktı ve 1918 yılına kadar sürdü.
20 yıl sonra da 1938 yılında II. Dünya Savaşı çıktı ve o da 1945 yılına kadar sürdü.
Türkiye Cumhuriyeti akıllıca davranarak II. Dünya Savaşı'na bulaşmadı.
II. Dünya Savaşı'nda İtalya, Almanların ittifakı olduğu için, II. Dünya Savaşı'nda yenildi ve 1945 yılında Paris'te İtalyanların teslim konferansı yapıldı.
Ama biz, 1945 yılında Paris konferansına katılmadık.
Zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, "II. Dünya Savaşı'na katılmadığımız için, savaşın ganimetleri konusunda istekli olmayı doğru bulmuyorum" diyerek Paris'e heyet göndermedi.
Meydan boş kalınca da Rodos ve 12 Ada savaş mağduru Yunanistan'a verildi.
Yunanistan başta olmak üzere Avrupa ülkeleri II. Dünya Savaşı'ndan çok yorgun çıkmışlardı.
Biz ise savaşa girmediğimiz için, ordumuz sağlıklı ve dinamikti.
Eğer Paris konferansına katılsaydık, büyük bir ihtimalle:
1- Bodrum'un hemen önündeki İstanköy (Kos) Adası'nı...
2- Datça'nın adeta içinde olan Sömbeki (Simi) Adası'nı...
3- Bugünlerde başımıza dert olan Kızılhisar (Meis) Adası'nı geri alabilirdik.
Rodos ve 12 Adalar, Anadolu'nun doğal uzantıları olan adalardır.
Anadolu'nun hemen önündeki adaları Anadolu'dan beslemek kolaydır.
Ama bu adaları Atina'dan beslemek ise, çok masraflı ve zordur.
En güzel çözüm, Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan'ın küçük sorunlara ve provokasyonlara takılmadan elbirliği ile Ege Denizi'nin imkan ve güzelliklerinden beraberce yararlanmasıdır.
Bu yöntem, her iki ülkeyi refaha ulaştırır.
Geçmişi değiştirmeye gücümüz yetmiyor.
Ama geleceğimizi doğru planlayıp güzel ve yaşanır hale getirmemiz mümkündür...