"MaalesefMuğla ovası betonlaşmada son demlerini yaşıyor. Bunun önüne geçilebileceğini düşünmüyorum. Şehir tüm ovayayayılacak gibi görü nüyor. Bumanzarayı sevmiyorum. Siyah-beyaz hatıraların nostaljik küçük şehrini yüreğimdebir sızıyla yad ediyorum. Bu seyirde gelecekte görmek istemediğim gri tonlarlafona zemin olan so ğuk birşehirle karşılaşıyorum. Geçmişe bakıp gülümsüyorum, geleceğe bakıphüzünleniyorum."
Mutadyürüyüş rotalarımdan biri de Akyol Parkı ile Şehitlik arasında yaptığım sabahyürüyüşleridir. Sabah namazı vakti geçince çıkarım genelde yola. AkyolPark'ının kuşları uyanışın senfonisine eşlik ederler. Tatlı ve masum bir yayılırortama. Ve bir köpeğin havlaması ve her mahalden gelen köpek havlamaları ilesanki bölgelerinde "asayişin berkemal" olduğunu haber vermektedirler.
Belediyeotobüsü Menteşe evlerine ilk seferi için yolda görünür. Henüz sıcağın veyorgunluğun etkisi yoktur üzerinde; belki tatlı bir dinginlik. Akyol Fırınıgörev başındadır. Simitler, sıcak ekmekler kahvaltı sofralarındaki yerinialmayı beklemektedir.
Buyol güzergahında bir yanda Kızı ldağ'ınetekleri ile bir yanda Muğla ovasının Eğergediği'ne varan cenahında yemyeşil birtabiatla iç içesinizdir. Tabiat Muğla'ya İzmir yolundan gelenlere adeta "Cennetşehrimize, Gadın Mola'ma, hoş geldiniz." demektedir. Sabahın mahmurluğunuüzerinden atan şehir güneşin ışıkları ile taze bir güzellik sergilemektedir.
Gidişrotamı Muğla ovasına bakan tarafa, dönüş rota mı ise Kızıldağ'a bakan tarafta göre gerçekleştiriyorum. Günün ilkışıklarının Muğla ovasından yansıması manzarasını resmetmek istediğim muhteşembir manzaraya dönüşüyor. Ve Karadağ eteklerinde ovayı sınırlayan çevre yoluözellikle akşamları ışıklarla bir gerdanlık gibi parlıyor.
Benimiçin Gazi Anadolu Lisesi'nin bulunduğu tepeden Eğergediği'ne bakmak ise ayrıbir temaşa zevki. Kışı ayrı yazı ayrı yüzle çıkıyor karşınıza.. Bu manzarayıseyrederken nefesleniyorum. Yaz vakitleri buraları daha sakin oluyor. Kışınaraba yoğunluğu ve gürültüsü dikkatinizi dağıtabiliyor.
VeKaradağ eteklerinde her daim gönlümde ayrı bir yeri olan bir mekan daha var kisüküta eriyorum. Şehir Yeni Mezarlığı yemyeşil bir vadi içerisinde sessizlermekanını huzurla donatıyor. Rabbimden geçmişlerimizi rahmetiyle muameleeylemesini dileyerek, bu mekanın sahiplerine dualarımı yolluyorum. Ve yolumadevam ediyorum.
Akıllıkavşaktan Muğla Şehitler Anıtı'na doğru yürüyorum. Tarihin her safhasında Türklüğününasaletini ruhuna ve kimliğine aktaran şehrimin şehitlerinin anısını içimdehissediyorum. Ve Çanakkale Savaşı'ndan Kurtuluş Savaşı'na Cumhuriyet'ikucaklayan şehrimin kahramanlık sayfalarını okuyorum her bir şehit isminde.Şehitler Anıtı'nın şehrin tam girişindeolması manidar. Sanki bu şehrin kurtuluşu yoktur diyenlere, şehitlerimiz şehrinberatını sunmakta adeta. Her bir isimde Muğlalının Türk kimliği okunuyor. Buşehrin çocukları Muğla Şehitler Anıtı' nda geçmişindengeleceğine yön çizebilir ve yolunu bulabilir.
MuğlaŞehitler Anıtı'nı her bir ziyaretimde farklı duygulara, farklı ruh iklimlerinegeçiş yapıyorum. Gözyaşlarım aktı akacak, ama bu gözyaşlarında şehit atalarımınbenliğime nakşettikleri onurun mutluluğu var. Çanakkale şehidi atam Zeybekİsmail Efe'nin Çanakkale'ye gitmeden önce Sekibaşı Kahvesi önünde oynadığızeybek oyunu canlanıyor gözümde. Atına atlayıp rüzgar gibi gitmesinibabaannemin anlatımlarıyla efsaneleştiriyorum. Muğla zeybeğini duyuyorum. Anasışehit atama "Aşı karanfilim" dermiş. Boyu, posu, gözü pekliği ile ete kemiğebürünüyor, sanki benimle konuşuyor.
Kendimegeliyorum. Şehit atamı Çanakkale'ye uğurlayıp omuzlarım dik yürümeye devamediyorum. Kızıldağ'ın eteklerinden İkizce yoluna çıkan yoldan tırmanışageçiyorum. Şehre Kızıldağ'ın eteklerinden bakmak istiyorum. Yoluma AkyolParkı'nı da göreceğim yere kadar devam ediyorum.
Kızıldağ'ıözel bir parantez içerisinde bırakarak şehre bakıyorum. Kızıldağ eteklerindeşehri seyrettiğinizde şehir farklı bir yüzüyle karşınıza çıkıyor. Bir yanıylakucağında eski kimliğini saklayan Muğla, bir yanıyla yükselen ve artık bir boşalanı kalmayan apartmanların ve betonlaşmanın son haddindeki Muğla.
MaalesefMuğla ovası betonlaşmada son demlerini yaşıyor. Bunun önüne geçilebileceğinidüşünmüyorum. Şehir tüm ovaya yayılacak gibi görünüyor. Bu manzarayısevmiyorum. Siyah-beyaz hatıraların nostaljik küçük şehrini yüreğimde birsızıyla yad ediyorum. Bu seyirde gelecekte görmek istemediğim gri tonlarla fonazemin olan soğuk bir şehirle karşılaşıyorum.Geçmişe bakıp gülümsüyorum,geleceğe bakıp hüzünleniyorum.
AkyolParkı'na takılıyor gözlerim. İki selvi ağacı bana tam oradan geçen dereyi ve köprüyü hatırlatıyor. Ve bomboş ovayı.Şehirden Akyol'a çıkan cadde üzerinde pırıl pırıl bahçeli sayfiye evleri sankiİzmir Kordon'daymış hissini verirdi. Ve nazarında sabitlendiğim serviağaçlarının tam karşısında Akyol Cami ve hemen yanıbaşında Mehmet Ağa'nınmuhteşem taş evi bir villa gibi ihtişamıyla karşılardı sizi. Hemen sırasındabahçeli başka bir tarzda bir taş evilerisinde afet blokları ..
Bugüzergah şehrin bayramlarında Heykel'den buraya kadar bayram kutlamalarınaşehir halkının katılımına tanıklık ederdi. Bayramlık kıyafetler giyilir. Resmiolmayan bir bayram korteji oluşturulurdu. Bayraklar, balonlar, selamlaşmalar veaskerlerimizin fener alayı yürüyüşü Cumhuriyet'i kucaklayan şehrin bayramheyecanlarını da yaşatırdı. Bu geceleri hep ışıklar, bayraklar ve sosyal temaşazevki ile bezenmiş Muğlalının güzel yüzleriyle hatırlarım.
VeKoca Havuz!.. Çocukluğumda Koca Havuz'la ilgili anlatılanlar dışında bu mekanaait şahit olduğum bir anım olmasa da anlatılanların eşliğinde kafamdacanlandırabildiğim bir siluet oluşuyor. Benim gördüğüm Koca Havuz boş, bakımsızve yıkık durumdaydı. Oyun oynamaya geldiğimizi hayal meyal hatırlıyorum. KocaHavuz'un bulunduğu mekanda şimdi güzel bir park var. Parkın bir köşesinde deMuğla'yı İstiklal Harbi'ne taşıyan kahramanlarımızın bir anıtı var. Bu köşedeşehrin tarihine bir seyir imkanı bulabiliyorsunuz. Var olması güzel ama geliştirilmesiçok daha yerinde olur.
Kızıldağ'ıneteklerinde Akyol'a ve şehre bakarken çocukluğumdan bugüne ve geleceğe bir yolçiziyorum. Şehirle canlanıyorum,kendime geliyorum. Her ne durumda olursa olsunbu şehirde bir hayat var. Başka şehirlerde olmayan bir hayat. Sükunet, huzur veözgünlük. Bu üçleme beni rahatlatıyor, umutlandırıyor. Yavaş yavaş şehrinkucağına bırakıyorum kendimi. Sende doğdum, sende yaşadım, sende huzur mekanınaerişeceğim ey şehir!. Candan yakın, canana eş güzel şehrim.