"Başlarda yaşamaya mahkum edildiğimiz bir senaryodanbahsetmiştim. Evet, sıradan insanların, sıradan milletlerin yaşamaya mahkumedildiği bir senaryoydu bu. Öyküsü çok önceden yazılmış hiç değişmeyen siyasisöylemler gibi hep aynı girdaba sürüklenmeye mahkum edilmiş insanlarınyaşayacağı bir senaryo. Oysa zor zamanlarda Türklüğün hikâyesi yazılansenaryoların hayata geçmesine asla izin vermez."

Sanki bir film sahnesinin içine çekilmişiz de gibi hayatımızbilmediğimiz bir senaryonun içerisinde yaşadıklarımıza anlam vermeyeçalışıyoruz. Bu sahnede oyunculuğumuz figüranlıktan öte bir mahkumiyet sanki.Bir afete çok yakından tanıklık etmek hakikaten bambaşka. Hele yangının içindengeçenler, ateşten gömleği geçirip söndürme ve kurtarma cenahında bulunanlar.İnsanın farklı rollere büründüğü zamanlarda farklı hikâyeleriyle dekarşılaşabiliyoruz. Sahnenin içindekilerle dışındakilerin farklılıkları.

Biz filmi başa saralım. Bir yanda saat başı uçak, helikoptersesleri, itfaiye sirenleri, cankurtaran çığlıkları bir yanda çılgınca kayıpgiden zamanın içerisinde nefes almakta zorlandığımız isli, geniz yakıcı birhava. Güneşin kaybolduğu kesif bir kırmızı ve gri karışımı bulutların gökyüzünükapladığı bir ortamda kulaklarımız bütün dikkatiyle gelecek haberleri bekliyor.Aynı pencereden binlerce kez baktığımız pencereden jeneriğin hakimiyetinigösterdiği farklı bir mekana bakıyoruz sanki. Kafamız iyice karışmış durumda.Ne yaşadığımızı, neye şahitlik ettiğimizi idrak etme derdindeyiz.

Senaryonun ana kahramanı yangın, benliğimizi tümüyle kuşatmışsalgını çok uzaklara gönderiyor. Afet her şeye hükmediyor. Dualarımız dışındasığınağımız yok. Haftalardır süren yangının geliyorum diyen çığlığını hemen yanıbaşımızda hissediyoruz. Ateş düştüğü yerde daha çok iz bırakıyor. Zamanı zeminiaşan artık her şeyin süregelen doğallığını tümüyle aştığı bir zaman dilimindehaklı olarak herkes bir şeyler konuşuyor, yorumlar yapıyor. Çaresizlik ve korkukulaklara, gözlere akıldan çok duyguların yönetimine hakim oluyor.

Sahneye kalabalıkların egemen olduğu şuur dışı zamanlardaaklın yönetimi çok önemli. Can telaşına düşen insanın duyguları bütüniptidailiğiyle ortaya koyuyor. Nedenler, niçinler, nasıllar dışında siyasetinbütün çerçevelerinin dışında afet zamanlarında ortaya çıkan sıradan bir insanprofilinin dışına çıkan, kaybolduğunu ya da yitirdiğimizi zannettiğimiz "Biz"infarkı ortaya çıkıyor. Türk'ün, Türk milletinin farkı. Dayanışma, merhamet, birölür bin diriliriz diyen destansı bir söylemin coşkusu.

Tarihi boyunca nice yangınları atlatmış bu asil millet,hakikatler karşısında Hakk'ın yanında bütün hasletlerini ortaya koymaktagecikmiyor. Yangın karşısında biz bir birey olarak elimiz kolumuz bağlıoturamayız. Bu demek değil ki elimize kazmayı küreği alıp haydi yangın yerine..Elbette hayır!. Yüreğimizde yangının izlerini, yaralarını, feryatlarınıduymamız bile yeter. Bir damla gözyaşı dünyaya bedel. İnsan olmanın, Türkolmanın asaleti var olan hasletleri ortaya koyuyor. İnsanımız elinden gelen nevarsa yapma azminde, kararlılığında. Bu yolda canını bile tehlikeye atmaktançekinmeyen insanımızın kahramanlığı ortada.

Başlarda yaşamaya mahkum edildiğimiz bir senaryodanbahsetmiştim. Evet, sıradan insanların, sıradan milletlerin yaşamaya mahkumedildiği bir senaryoydu bu. Öyküsü çok önceden yazılmış hiç değişmeyen siyasisöylemler gibi hep aynı girdaba sürüklenmeye mahkum edilmiş insanlarınyaşayacağı bir senaryo. Oysa zor zamanlarda Türklüğün hikâyesi yazılan senaryolarınhayata geçmesine asla izin vermez.

Kaza ve kader bizim hayatımızda bambaşka uyanışlara gebedir.Bunu unutanlar bu afetin, bu yangınların yaşattığı büyük kayıplara rağmençaresiz değildir. Bu millet her zaman dimdik ayaktadır, nöbettedir . Madden, manen tüm varlığıyla.

Yangın esnasında bazı sinyaller vardı ki bu bir uyanışınhabercisi oldu. Özümüzdeki ışığı gördük. Biri askerliğini sınırda yaparkengiriştiği kahramanlık mücadelesinden yaralı olarak kurtulan bir gencimiz yangınyerine yardıma giderken şehit oldu. Onun kahramanlığı böyle afetlerde bileyitmeyeceğimizin göstergesiydi. Diğer haykırış Tokyo'dan geldi. Olimpiyatşampiyonu millî gururumuz Busenaz Sürmeli'nin Türk milletine gönderdiği mesajdahaykırıyordu tüm dünyaya: "Bir ölür, binkere diriliriz." Sözün aslı ölmek ya da dirilmek değil. Özünde her zorluğakarşı dimdik ayakta durabilme gücüydü aslında.

Yangın yerinden gelen haberler, fotoğraflar. Her birininhikâyesi öylesine kendimizi salıverdiğimiz insanın tekrar hayata dönüşüydüaslında. Kadınlara, çocuklara, hayvanlara uygulanan şiddetle çepeçevre sarılankaybolan insanlığın unutmaya zorlandığı güzellikler tekrar hayata geçti. Yangınyerinde insanımızın sadece insana değil bütün canlılara dokunuşundaki sevgi,merhamet gözleri yaşartırken gönülleri aydınlattı. İnsanın gözünde, elinde,gönlünde var olan sevginin yansıyışı dünyamıza yepyeni ufuklar kazandırdı.

Şu an için nedenler, nasıllar, niçinlere girmek istemiyorum.Onca sis bulutunun her yeri kapladığı bu bilinmezlikte zaman en büyük hakikat avcısıdır.Kayıplarımızın ortaya konması, yeni stratejiler, yeni duyarlılık ve yaklaşımlarinsanımızın geleceğe dair atacağı adımlarda akla ve bilime verilmesi gerekenönemin hakikatini karşımıza çıkarmaktadır. Sağduyulu olmalı, unutmayameyillenmiş bugünü yaşamaya konumlandırılmış bakışlarımızı değiştirmemizisağlamalıdır. Bugün artık dünde kalmalı, yepyeni bir ufukla yepyeni yoldanhedefine odaklanmış insanlarımızın inancıyla, azmiyle yola çıkmalıyız.

Özellikle Muğla'mızın bu yangın sonrası yaşadığı kaybın nekadar büyük olduğunu unutmamalıyız. Şu anda otuz ve üstü yaşlarda olanlarkaybettiğimiz doğa güzelliklerimizi bir daha görme mutluluğuna erişemeyecek.Ama hatıralarımıza aktardığımız güzellikler en az otuz beş yıl sonrasınatanıklık edecek gençlerimize, çocuklarımıza bizim yaşadığımız, tanıklıkettiğimiz güzellikleri yaşamaları için mücadele etmeliyiz. Şu an kapkaraçerçeveyle sınırlanmış bencillikleri, ötekileştirmeleri aşıp özümüzdeki güzelinsanla kucaklaşmalı nedeni, nasılı, niçini hep birlikte cevaplamalıyı z. "Ben"den "Biz"e geçişimiz ne kadar geç olursa kayıplarımız daha çok olur. Yoksa bir yangının külünü yenidenyakar geçer, altında bizlerde yanar kül oluruz.