"Birtürkü söylemek, sessizce bazen neşeli, bazen kederli. Bir zeybeğin dizvuruşundaki sağlamlıkla basabilmek üzerinde yürüdüğün toprağa. Yirmi dörtsaatte paylaşılan bir anın sıradanlıklarından kurtulmak.. Hayal ufkunda hüzüngemilerini yakmak. İçinden geldiğince konuşmak, konuşmak. Bastırılmış bütünistekleri sımsıkı bağladığın bohçadan çıkarmak, kördüğüm olsa bile."

Irmaklartersine akar durur, gökyüzü kıpkırmızıdır utancından. Sevgiler gönülleresığmaz, taşar durur sevdalılarına. Aşk imiş her cümle derdin nedeni. Söylermisiniz, kim şişirecek rengârenk sevda balonlarını. Yağmur yağıyor bir yandan.Yağmur seslerine eşlik ediyor yanık sevdalar. Dumanı tütmez olmuş ocaklar gibiterk edilmiş sevdalara tanıklık etmek, sessizce türküler söylemekle eştir.Bütün sevdalar bir elmanın yarısında, bir papatyanın yapraklarında, umutkaynaklarından beslenir durur. Bilir mi ki, sevda bahçesinde üçüncü bir çiçeğeyer yoktur. Şairin dediği gibi " aşk, iki kişiliktir ".

Evinbütün pencereleri kapanmış sımsıkı. Küçücük elleriyle sımsıkı kapatmış ağzınıküçük çocuk. Küçük çocuk sabırlı, umutlu, inançlı bir o kadar da kadersiz.. En yakınlarınıkaybetmiş. Birdenbire hayatın bütün yükünü çekmek ona mı kaldı? Bilinmez!..Peki, neydi hayalleri?

Birsofranın sıcaklığını hissetmek, buğusu gönüllere işleyen bir çorbayı aynıtastan kaşıklayarak paylaşmak. Ve o küçük odanın loş ışığında radyodan "YurttanSesleri dinlemek. Özellikle de Nezahat Bayram'dan "Cevizin Yaprağı DalArasında.."yı. Yeni demlenmiş çayın kendine has sunduğu sıcaklığı yudum yudumtatmak. Ve ileride ortak bir geçmişi paylaşmak adına yapılan koyu sohbetlerdekaybolmak.. Nasıl geçtiği bilinmeyen zamana inat yaşadığın her anın tadınıçıkarabilmek.

Sevmek,sevilmek; riyasız, çıkarsız doğduğun andaki gibi saf ve masum. Kendine aitolanı ararken başka "ben" leri ezip geçmeden ortak bir yaşamı paylaşmak. "Birimizhepimiz için" denmese de en azından içinde yaşattığın o umudu hiçkaybetmemek. Gözlerinle okumak bütün bir hayatı. Gözlerinle paylaşmak bütündostlukları. Gözlerinle akıtmak çekilen bunca dertleri, sıkıntıları..

Birtürkü söylemek, sessizce bazen neşeli, bazen kederli. Bir zeybeğin dizvuruşundaki sağlamlıkla basabilmek üzerinde yürüdüğün toprağa. Yirmi dörtsaatte paylaşılan bir anın sıradanlıklarından kurtulmak.. Hayal ufkunda hüzüngemilerini yakmak. İçinden geldiğince konuşmak, konuşmak. Bastırılmış bütünistekleri sımsıkı bağladığın bohçadan çıkarmak, kördüğüm olsa bile.

Dışarıdayağan yağmurun rahmetinde aydınlanıp ocakta yanmakta olan odunun sıcaklığındahayaller kurmak. O hayalleri sessiz bir türküyle kanatlandırmak. Uçurmak,uçurmak semanın en çılgın mavisine.

Vebir uçurtmanın kuyruğuna takmak bütün çocukluk düşlerini.

Sessizcetürkü söylemek heyecanla, aşkla. Ansızın gelirler, elimizden tutarlar. Bizfarkına varamadan hayatımızın en büyük hediyesini verirler bizlere.. Bu belkide yaşayabileceğimiz en şanslı dakikalarımızdır. Gel gör ki günübirlik yaşamasevdalısı "ben" lerimizle kendi iç dünyalarımıza o kadar dalmışızdır; okadar derinlerdeyizdir. Oradan kurtulmanın imkanı yoktur. Oysa nefes alıpverdiğimiz bir dakika bile o kadar kıymetlidir ki.

Bugünhava ne güzel! Güneş ne kadar güzel doğuyormuş meğer! Ağaçlar, kuşlar,çiçekler, böcekler tümüyle doğa bu kadar da anlamlı gelmemişti bana! Şu herzaman kırmızı eldivenlerini önlük cebinde taşıyan ufaklık gülümseyerek selamveriyor. Gülüşü, bakışı insanın içini ısıtıyor. Nasıl da fark edemedim dahaönce! Hamle'de yazılarımı teslim ettiğim sevgili editör kardeşim, en soğukhavalarda bile insancıl yaklaşımlarıyla insanı ne kadar da mutlu kılabiliyor.Sevdiklerim yanımda, sağlıkları yerinde.. Öğrencilerim, arkadaşlarım, dostlarımsayesinde hayat yaşanılır hale geliyor.

Oncakoşuşturmaca içinde bir günü kendimize ayırabiliyorsak ve o bir gün bileumutlarımızı, heyecanlarımızı, mutluluklarımızı yaşayabiliyorsak biz gerçektenözel bir insanız demektir. Böylece hayatın sıradanlığından kurtulup bizesunulan güzelliklerin farkına varabiliriz. Bir kenarda sessizce türkümüzüsöylerken bir yandan da hayatın kadrolu seyircisi olmaktan da kurtuluruz.

"birmutluluk şarkısı duydum kulaklarımda

geçmişgünlere hasretle dolup taşan

gönlümson bir sevgi sözü duymak isterken

birayrılık ezgisi çalındı plağımda

'söylesevgili, sevgili söyle'diye mırıldanırken

denizkenarında gölgesini kaybetmiş dalgalarla

seni, sade seni, sade seni, yalnız seni, tek seni

kaybolmuşluklarınarasından çıkardım

özlemlerimdebile bir sen bir de ben vardım.."

İsmailZORBA

Gündeliksıradan hayatımızı özlemle yâd ettiğim o huzur dolu günlere bakmak istedimiçimden. Yaşadığımız bugüne ait onca şiddet, zulüm, çile, gözyaşı ve kahırsonrası sadece insanı, sadece insanı hatırlama adına.. Haydi, hep berabersessizce bir türkü söyleyelim. İçimizdeki insanı hatırlayalım, içimizdekiinsana seslenelim.