KİMİN GAZETECİSİ?

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras bir süredir Büyükşehir Belediyesi ile MUSKİ’ye yönelik eleştiri ve sorgulamada bulunan herkesi, adeta “en iyi savunma saldırıdır” dercesine topa tutuyor. Kurunun yanında yaş ta yanıyor. Büyükşehir Belediyesi ile ilgili herhangi bir olumsuzluğu dile getirmek isteyen gazeteci “Çimentocularla anılırım” kaygısı ile “kontrpiye” de kalıyor... Golü yiyen ise vatandaş oluyor...

+

YANGINLAR

Türkiye yanıyor. Yüreklerimiz dağlanıyor.

Gazeteci İsmail Saymaz, Eskişehir Seyitgazi'deki orman yangınında 5 orman işçisinin 5 de AKUT gönüllüsünün hayatını kaybetmesine dair kaleme aldığı yazısında, orman işçilerinin yeterli eğitim almadığını ve koruyucu donanımlarının yetersiz olduğunu yazdı.

Oysa bir orman yangınlarına bir de teröre karşı en deneyimli ülke Türkiye’dir!

İsmail Saymaz’a göre,Seyitgazi’de can veren bazı işçilerin koruyucu kıyafetleri yoktu. Yangına tişörtle müdahale etmişlerdi. Kıyaslamak gerekirse... Antalya’daki yangına gelen Azerbaycan ekipleri alev dayanımlı kıyafetler giyerken, konum takibi yapabilen cihazlar taşırken, nabız ve oksijen seviyesi gibi hayati parametreler yönünden anlık olarak izlenirken; Türk işçilerde bu sistemlerin hiçbiri yok... Sadece ‘Orman’ yazılı fosforlu yelekle çalışıyorlar!

Arazözlerin ekip yapısı 5+1 kişi olduğu halde personel eksikliği gerekçesiyle 2-3 kişiyle sevk ediliyorlar. Farklı illerden gelen ekipler telsiz sistemine entegre olamıyor. Ya telsizler farklı markalardan ya da frekans uyumsuz. Bu yüzden komuta merkeziyle iletişim kesiliyor. Uçaklara tişörtlerini sallayarak, su taleplerini iletmek zorunda kalıyorlar. 200 metreye kadar uzatılabilen hortumun başındaki personelle araçtakiler arasında telsiz olmadığı için basınç ayarı ile su kesme ya da yönlendirme ihtiyacı anlık iletilemiyor.

Haliyle yangın söndürülemiyor...

+

İSTİFA İÇİN DAHA NE GEREKİYOR?

Evet şiddetli rüzgar var... Mevsim normallerinin üzerinde sıcaklık yaşanıyor. Nem düşük.. En önemlisi önümüzdeki kış bizlere neler yaşatacağını çok merak ettiğim iklim değişikliği de var...

Bunlar yangınla mücadeleyi zayıflatmaktan öte yapılamaz hale getiriyor. İklim değişikliğini anlamak da mümkün.. Ancak bir yangında 10 insanın yitirilmesini anlamak bana mümkün gelmiyor.

Çanakkale, Sakarya, Bilecik, Eskişehir, Adana, Denizli ve Antalya'dan sonra hafta sonunda Bursa, Kahramanmaraş, Karabük, Uşak alev alevdi...

Ciğerlerimiz yandı” başlığı artık meseleyi anlatmıyor, “geleceğimiz kararıyor”...

Ormanlarımızı koruyamıyoruz tamam, orman yangınları ile mücadele edenleri neden koruyamıyoruz?

Yas ilan etmek için kaç alev savaşçısını da kaybetmemiz gerekiyor...? Orman Bakanının, Orman Genel Müdürünün, bir sorumlunun istifası için kaç hektar daha orman alanının kaybedilmesi, kaç ilde daha yangın çıkması, kaç kişinin daha ölmesi ve kaç ocağa daha ateş düşmesi gerekiyor...?

+

MUĞLA’DA ORMAN MI KALDI?

Hafta sonunda Muğla’da “ orman yangını” değil, Yatağan/Eskihisar da ve Ortaca/Sarıgerme de “tarım alanı yangını” vardı. Ekiplerin çoğu başka illere yardıma koşmuş. Muğla’da kalanlar Eskihisar’da Stratonikeia antik kentini, Sarıgerme de otelleri alevlerden korudu, yanmaktan kurtardı. Özellikle Kavaklıdere’de şehir merkezinde çıkan otluk yangının ormana ve yapılara sıçramadan söndürülmesi büyük başarıydı...

Muğla Orman teşkilatını kutluyorum. Elbette Kavaklıdere’de Mehmet Demir Başkan ve mesai arkadaşlarını da...

Bir dostum, “Bu yangınlar ya tarım alanında değil de orman alanında çıksaydı?” diye sormaya kalkınca yanındaki arkadaşı verdi yanıtı:

Muğla’da orman mı kaldı?

Bir de insanın aklına yanan tarım alanlarının altında kömür var mıdır sorusu geliyor. Kalan ormanları da yeni maden yasası halledecek gibi görünüyor...

+

MADENLER

Muğla’daki 5 ayrı maden projesi için sanki gümrükten mal kaçırır gibi iki günde “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararı verildi. Bu kararla, 4 ilçedeki mermer ocakları, kırma-eleme tesisleri ve sondaj faaliyetlerini kapsayan projelerde ÇED süreci işletilmeden doğrudan faaliyete geçilmesinin önü açıldı.

Söz konusu kararlar, kamuoyunda “süper izin” olarak anılan ve zeytinlik alanlarını madencilik faaliyetlerine açan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına TBMM de onay verilmesinin ardından geldi. Bilindiği gibi, Bakanlık kararı ile Menteşe, Yatağan, Kavaklıdere ve Milas ilçelerinde planlanan projeler ÇED sürecinden muaf tutuldu.

+

YANAN ALANLARA RES Mİ?

Bu arada Marmaris’te 2021’de yangında kaybedilen alandaki RES projesi onaylandı: 4 bin ağaç kesilecek...

Marmaris’te 2021’de 15 gün süren yangınlarda 70 bin hektarlık alan yanmıştı. Yangınların ardından iktidar, bölgelerin tamamının ağaçlandırıldığını belirtti. Yandaş kanallar da bölgedeki fidanların büyüyerek orman haline geldiğini haber verdi. Bunlarda yalan yoktu... Ancak daha önce de yanan alanlarda iktidar izniyle kurulan otellerin yanına enerji sektörü geldiği söyleniyor. Bunda da yalan yok...

Pekerler İnşaat ve Nesma Yapı’nın ortağı olduğu Asia Global Enerji, Menteşe’de dokuz rüzgar türbini kuracak. Basında yer alan haberlere göre, şirket aldığı “Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu” kararıyla birlikte 2021’de yanan alanlarda projeye başlayacak. Şirketin 653 milyon 720 bin TL harcayacağı proje alanı orman içerisinde yer alıyor. Türbinlerin yanı sıra alana da bir adet elektrik depolama tesisi kurulacak. Şirketin türbin inşaatı, TIR’la yapılacak nakliyat ve açılacak yollarla birlikte bölgede ağaç kesimi de yapılacak. ÇED raporunda belirtilene göre en az 4 bin 54 ağaç kesilecek.

Kuruma olumsuz görüş veren ise Muğla Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı oldu. Başkanlık görüşüne karşın proje onaylandı...

+

CHP’Lİ BELEDİYELER TARTIŞILAMAZ MI? TARTIŞILMAMALI MI?

Tekrar başa dönersek, önceki gün sosyal medya hesabımdan MUSKİ’de yaşanan tartışmalı görev değişikliği ile ilgili Ahmet Aras Başkan tarafından yapılan açıklama üzerine “Görev Değişikliği’nde ‘Şaibe’ Değil, ‘Sağlık Sorunu’ Varmış” başlıklı bir paylaşımım oldu. Altına olumlu olumsuz yorumlar geldi. Bunlardan birinde kadim dostum Ula Belediye Meclisi Üyesi Mimar Rukiye Selmanoğulları Uslu şöyle yazdı:

Muğla’da 48 saatte 5 maden ruhsatı verildi (bilgi:@EsmaTuran) Milyonlarca m2 orman yok olacak,yeraltı suları yok olacak. Böyle giderse sanki Muğla’nın en sorunlu kurumu algısı yaratılan MUSKİ’ye gerek kalmayacak. Herkes asıl Muğla’nın canım ormanlarına odaklanırsa ve mücadele ederse belki gelecek nesillere MUSKİ’yi tartışabilecek ortam bırakabiliriz.

Çok şaşırdım. MUSKİ tartışılamaz mı? Sevgili Rukiye’ye “Rukiye Selmanoğulları Uslu gazeteciler sadece doğal ve tarihi çevre talanı ile ilgili iddialara baksın, başka bir şeye bakmasın mı...” diye karşılık vermekle yetindim... Gerçi şimdi CHP’de Kılıçdaroğlu’na karşı olmak yükselen trend, ama O’nun “Basın gücü denetler” gibi beylik sözünü de yok sayamayız..

+

BEN BAĞIMSIZIM, MUĞLA’YA VE MESLEĞİME TARAFIM...

Yukarıdaki satırlar Rukiye arkadaşımın ve aynı düşünce de olanların ‘onayını’ almıştır. Bu satırlar ve “MUSKİ tartışılamaz mı?” sorum rahatsız edici olabilir... Kaldı ki gazeteci de “rahatsız ederse” gazetecidir...

Bugünlerde bana en çok sorulan soru şu: “CHP’liler, Muhtarlar, belediye başkanları, Muğlalılar, herkes Ahmet Aras’ın arkasında olduğunu açıkladı, açıklıyor. Sen neden arkasında değilsin?

Tabii “Ben gazeteciyim” yanıtı yetmiyor. Onları tatmin etmeniz için “Çimentoculara karşı olmanız” da gerekiyor... Doğrusu ben “çimentocular” ile Ahmet Aras arasındaki ‘savaş’, ‘kavga’, adı her ne ise onda kendimi “taraf” olmak zorunda görmüyorum. Evet, “Çimentocuların” olduğu iddia edilen, bana da öyle gelen künyesiz mevkutelere ve bu tür yayıncılığa sonuna kadar karşıyım.

Ancak körü körüne Ahmet Aras’ın avukatlığını yapmak zorunda da değilim...

Yani o yayınlara karşı durmakla birlikte, o yayınlarda “acaba” dedirten iddiaları sorgulamakta da imtina edemem. Bağımsız bir gazetecinin görmezden, duymazdan gelme lüksü, hakkı olamaz... Sormam sorgulamam, eleştirmem gereken bir konu, çimentocular gündeme getirmiş olsa da es geçemem... Geçersem gazeteci olamam... Kendisini yanlış tanımadıysam Ahmet Aras da böyle düşünür. Yerim kalmadı, şu kadar diyeyim:

“Ben dostlarımın arkasında değil yanlarında olurum”

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Başka gezegenlerde de hayat var mı diye merak ederiz, sanki bu gezegende yaşamayı becerebilmişisiz gibi. --Aldous Huxley