Bu yazımı dün yazmış olsaydım Muğla 31. Kültür ve Sanat Şenliği’nden artakalanlara devam edecektik.
“ Menteşe Belediyesinin avukatı veya sözcüsü değilim...” başlığını taşıyan önceki (17 Ekim 2024 ) günkü yazımın altına Ahmet Tan Karaosmanoğlu bir yorum yaptı, kimsenin aklına gelmeyeni veya gelip de söyleyemediğini yazmış.
Şöyle:
“Efem,
Bu ilçe belediyelerinin borçlarından hep bahsedilip duruluyor. Bu borçlar için hep önceki ilçe belediye başkanları suçlanıyor. Ben de dinleyip duruyorum. Ne bahaneleri var diye?
Neden hiç kimse (!!!) ‘Muğla büyükşehir oluncaya kadar ilçe belediyeleri kendi yağları ile kavruluyordu. Büyükşehir olduktan sonra ilçe belediyelerin elinden bütün gelir getirici mülkler Sayın Osman Gürün tarafından alındı demiyor?????
Daha önce ilçe belediyeleri gelirlerine göre personel alıp hizmet üretmeye çalışıyorlardı. Daha sonra (2014 sonrası gelir getirici mülkler büyükşehir tarafından alınınca) geliri olmayan belediyeler oldular.
Dolayısı ile işçi cıkaramayacaklarına göre (siyaseten bu mümkün değil) mevcut personellerinin maaşlarını ve SGK primlerini ödeyemez hale geldiler.
İlçe belediyelerin borçlarının tek müsebbibi önceki büyükşehirdir.”
Bu da bir başka bakış açısı...
+
Son yerel seçimlerde çoğu CHP’li yeni Belediye Başkanları adeta enkaz devraldılar. Yeni başkanlar o akıl almaz borçları kendinden olmayan belediyelerin borç listesini belediye başkanlığı binasının cephesinde cümle aleme duyurup şikayet ederken kendilerinden olan başkanlardan devralanlar “kol kırılır yen içinde kalır” dediler.
Ama kalmıyor işte, kangren oluyor!
Seçimlerin hemen ardından bu alacak verecek meseleleri tartışılırken, bir de baktık ki Muğla’da en borçsuz belediye Muğla Büyükşehir Belediyesi çıktı. Hatta Osman Gürün’ün yerine gelen Ahmet Aras’a çok ciddi bir miras; nakit birikimi bıraktığı görüldü. Kimse de bıraktığı “kötü mirasa” bakmadı...!
Öyle ki bırakın CHP içindeki Osman Gürün taraftarlarını, AK Parti’den bile o Bodrum’da her gün patlayan DSİ isale hattını devri iktidarında görmezden gelen Osman Gürün’ü alkışlarken, MHP İl Başkanı Oğuz Akarfırat da Osman Gürün’ü ‘birikim bırakmakla” övgüye boğarken, mealen söylüyorum ‘çaresizlik içindeki ilçe belediyeleri arazi satışı yaparken bir tarihi binayı satın almış olmasından’ dolayı Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ı eleştirdi.
Akarfırat elbette eleştirecek, AK Parti’nin yapmadığı muhalefet görevini yapacak. Eleştirisinin haklı yanları da var... Ama o Cumhuriyet Meydanı gibi bir yerdeki tarihi yapının kurda kuşa yem edilmemiş olması da alkışlanmalıydı...
Benim bir aklımın almadığı da, özellikle Milas’ta Muhammet Tokat’ın, Marmaris’te Mehmet Oktay’ın ve Menteşe’de Bahattin Gümüş’ün kendisinden sonra gelenlere bıraktıkları enkazın görülmemesi, görmezden gelinmesidir. Mesela Bahattin Gümüş’ün partisi kendisini aday göstermediği halde, maaş ödeyememekle karşı karşıya bıraktığı belediyeye ihtiyaç olmadığı halde personel alımı yapması nasıl açıklanabilir?
Bana göre bunlar sadece partilerine değil, Muğla’ya da kötülük etmişlerdir...
+
Evet, Ahmet Tan Karaosmanoğlu’nun ortaya koyduğu sav da doğrudur ve önemlidir.
“Menteşe Belediyesinin avukatı veya sözcüsü değilim...” başlıklı yazımda bir önceki yazımla ilgili şu ifadelerim de olmuştu:
“Bir de Hasan Telli’nin yazısından alıntıladığım ‘Bahattin başkan döneminden borç kaldığını söyleyenler bir baksınlar hangi yıl borç kalmış. Yıl ortasında borç olur yıl sonu borçlar temizlenir. Bahattin başkan hiçbir dönemde çalışan işçilerin emekleri gasp etmedi haklarını almalarını sağladı. Ek mesai ücretlerini bile eksiksiz ödedi.’ şeklindeki vatandaş ifadesine takılanlar olmuş. ‘Buna neden cevap vermediniz?’ diyenler çıktı.
Çok güldüm... Menteşe Belediyesinin avukatı veya sözcüsü değilim...
Bir de ‘Hem Bahattin Gümüş’ten kaldığı söylenen borçları ödemek için arsa/arazi satıyorlar hem de şarkıcılı türkücülü şenlik yapıyorlar. Bunlara neden değinmiyorsunuz’ eleştirileri aldım.
Haksız da değiller... Böylesine ‘Ayranı yok içmeye tahterevanla gider ...maya.’ derler, ama galiba ayranlar Büyükşehir Belediyesinden gelmiş...”
Sanıyorum Ahmet Tan Karaosmanoğlu yukarıdaki yorumunu biraz da bu ifadeler üstünden yaptı.
Karaosmanoğlu’nun ortaya koyduğu şekilde kimsenin Osman Gürün’ün başkanlığında ilçe belediyelerinin kaynaklarına adeta (yasal da olsa) el koyduğunu görmezden geldiği gibi, Bahattin Gümüş’ün başkanlığında da taşınmaz satışları yapıldığı da görmezden geliniyor.
Hadi Gonca Köksal, çaresiz yaptığı yapmaya çalıştığı satışlarla Bahattin Gümüş’ün bıraktığı borçları ödüyor veya ödeyemiyor, peki Bahattin Gümüş Kafaca Belediyesi’nden, Bayır Belediyesi’nden geçen tarlaları imarlı hale getirip “ki Osman Gürün köylülere ‘toprağınızı satmayın’ uyarısı yaparken” çatır çatır satarken kimin borcunu ödüyordu acaba?
+
Bu arada “Şenlik etkinliklerini yazmayacak mısın?” diye soranlar var. Kimse merak etmesin, hepsini yazacağız. Bu köşede konuşulmadık, yazılmadık hiçbir şey kalmaz...
Şenliğe devam edeceğiz, ama aşağıda yerim de az kaldı. CHP Muğla İl Başkanlığı’ndan bir çağrı geldi. Önemli... Ona yer verelim... Altında irtibat için CHP Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) Üyesi Av. Remzi Kazmaz (05322154032) ve CHP İl Başkanı Av. Zekican Balcı (0 532732 55 33) isimlerinin yer aldığı çağrı şöyle:
“Ülkemizde yargıyı sopa gibi kullananlar gün geçmiyor ki üyelerimize, yöneticilerimize, başkanlarımıza karşı haksız hukuksuz uygulamalar yapmasın, hak savunucuları soruşturmalar hatta yargılamalarla karşılaşmasın. Savunmanın sesini kısmaya, savunmayı işlevsiz konuma getirip etkisizleştirmeye yönelik her türlü keyfi uygulamalarla karşı karşıyayız.
Diğer taraftan günbegün hukuktan uzaklaşan iktidarın hukukun üstünlüğü ve hukukun evrensel ilkelerini yok sayma yolunda keyfi uygulamaları sürmekte. İktidar, AYM kararlarını uygulamayarak, AİHM kararlarını tanımayarak hukuk devletinin temel ilkelerini zedelemektedir.
İBB Başkanımız sayın Ekrem İmamoğlu’na karşı yapılan haksız hukuksuz uygulamalara sessiz kalmadık
Partimize ve Partili üye ve yöneticilerimize açılan haksız ve hukuksuz tüm soruşturma davalarına da asla sessiz kalmayacağız
İnsan Hakları ve Çevre Hakları konusunda Türkiyenin her bölgesinde Avukat ve Aktivist olarak mücadele eden CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyemiz Avukat Remzi Kazmaz Bodrum 1.Ağır Cezada yargılanıyor. Şu anda yargılanma nedeni bir çevre davasında katıldığı halkın bilgilendirilmesi toplantısında yaşanan gerginlik ve tartışma ortamında şikayetçilere karşı kullandığım iddia edilen ‘vatan haini’ tanımlamasıdır. Davanın ilk celsesi 25 Eylül’de Bodrum 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü ve savcılık tarafından Remzi Kazmaz’ın TCK 125. Md istinaden cezalandırmam talep edildi.
Bu sorun ne İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlunun, ne de YDK yöneticimiz Av Remzi Kazmaz’ın sorunudur. Bu sorun hepimizin ortak sorunudur. Hukuk devletinin sorunudur. Bu nedenle 23 Ekim Çarşamba günü Saat 14.00’de, Bodrum 1. Ağır Ceza Mahkemesinde davanın ikinci duruşmasına katılarak YDK yöneticimiz Av Remzi KAZMAZ ın yanında olacağız. Ama biz orada savunmayı savunmak için bulunacağız. Hukuk Devletini savunmak için olacağız.”
+
CHP Muğla İl Başkanlığı’ndan yapılan çağrıda 23 Ekim Çarşamba günü Saat 14.00’de, Bodrum 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek celseye CHP Muğla örgütleri ile beraber Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve ilçe belediye başkanlarının, CHP il ve ilçe başkanlarının, STK temsilcilerinin, Muğla Barosu Başkanının, CHP Parti Meclisi Üyelerinin ve Genel Merkez Yöneticilerinin katılacağı da kaydedildi.
Bir de “İl Başkanımız Sayın Av. Zekican Balcı duruşmaya cübbesi ile katılacaktır. O nedenle Avukat olan Partililerimiz Başkanımızın yanında destek amaçlı katılabileceği gibi vekaleten müdafi olarak savunma yapmak isteyenlerde vekalet bilgilerini Av Remzi Kazmaz’a gönderebilirler.” diye not düşülmüş.
+
Öte yandan CHP YDK Üyesi Av. Remzi Kazmaz gibi bir aktivist olan Haluk Özsoy hakkında da Muğla 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılmış bir dava bulunuyor. İlk duruşma 4 Aralık 2024’te... Haluk Özsoy, Muğla Emek ve Demokrasi Güçleri’nin 03.12.2023 tarihinde gerçekleştirdiği “Muğla Adalet ve Demokrasi Yürüyüşü” sonunda adliye önünde bir konuşma yapmış ve konuşmasında adaletin işleyiş sistemini eleştirmişti. O eleştirisi “ Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin Yargı Organlarını alenen
alenen aşağılama” olarak değerlendirilmiş ve TCK 301/1, 53/1,2,3,4,5 maddelerinden yargılanıyor.
Sayın Remzi Kazmaz’a verilen verilecek destek bakalım Haluk Özsoy’a da verilir mi...
--------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ;Büyük bir fikir üretmek için, önce bir çok fikir üretmiş olmak gerekir. --Thomas Edison