Değerli Dostlarım, İlçem Ula’da yaşananlar, yapılanlar, yapılan çalışmalar ve yapılacak çalışmalar hakkında çok sık olmasa da zaman zaman bu köşenin müdavimleri bilirler ve okurlar; yazılarım oldu. Yine de olacak. Zira doğma büyüme Ula’lı olduğum ve Ula’da ikamet ettiğim için yaşadığım ve hayat sürdüğüm beldemde olan bitenleri siz değerli okurlarımla paylaşmaktan başka niyetim yoktur.

Öteden beri tenkit etmeyi çok sevmem; tam tersi olarak tenkit edilmeyi sever ve hoşlanırım. Tabii yapılan tenkit belden aşağı olmamalı; kırmızı çizgimizdir. Zaman zaman gerek İlçe Belediye Başkanlığı gerekse Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın çalışmaları hakkında "yapıcı" tenkitlerim oldu. Yaptığım tenkitleri burada tekrar sayacak değilim.

Gazeteci ağabeylerimizden ve büyüklerimizden öğrendiğimize göre 5N1K yöntemi vardır. Bendeniz gazeteci değilim; bu saatten sonra da olmam, imkanım yok. Gazetemizde uzun yıllardır "köşe" yazısı yazıyorum. Daha doğrusu yazımın da mahlasından anlaşılacağı üzere sevgili okurlarımla hasbihal ediyorum.

İlçem Ula, "kaza" statüsüne katılalı yaklaşık yetmiş (70) yıl olmuş. Tarih vermek gerekirse ilçe statüsüne giriş tarihi 01.06.1954’tür. İlçe olduğu yıllarda Muğla ilimizin ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan 4. büyük ilçesiydi. Ama şimdilerde, başta merkezine yakınlığımız dezavantaja dönüştüğü için, Muğla-Marmaris-Fethiye ve Antalya karayolu da (ticari bakımdan altın yol) ilçemiz Ula’nın dışından geçtiği için günün ve zamanın gelişmesine ayak uyduramamış ve küçülmüştür.

Geçen hafta içinde telefonum çaldı. Telefonumda kayıtlı olmayan bir numara çaldı. Hatta eşimin rahatsızlığı sebebiyle Muğla Sıtkı Koçman Eğitim ve Araştırma Hastanesindeydim. Hemen açtım telefonumu. Tok bir ses ile "Alo, Reşat Bey ile mi görüşüyorum?" dedi. Bendeniz de "Evet, benim, buyurunuz" dedim. Telefon eden kişi dedi ki, "Ben Ula Belediye Başkanı Mehmet Caner. Rahatsız ediyorum" dedi başkanımız. "Bir acı kahvemi içer misiniz?" dedi. "Ben de hastanedeyim" dedim. "Müsait zaman yakalarsanız beni arayınız ve ben sizi belediyede bekleyeceğim" dedi. Bir ince ruhlu kişi ile karşı karşıya olduğumu ve bizzat (aracı koymadan) aradığı kişiyi kendi arayan ve hatta kendi GSM telefonundan arayan bir belediye başkanı...

Bir gün sonra telefon ederek saat 14.00’te görüşmek için randevu talep ettim yine aynı telefondan. Randevuyu kendisi verdi. Buluştuk. Oldukça sevecen ve sıcak bir karşılama ile bendenizi karşıladı Başkan Mehmet Caner. Hemen konuya geçti. Haftalar önce resmi tatil günlerinde işyerlerini açmak isteyen esnaflardan belli bir ücret alındığını köşeme taşıyarak yadırgadığımı ve neden böyle bir çalışmaya gidildiğini paylaşmış idim. Önüme Belediye Gelirleri Kanunu ile daha önceden alınmış Belediye Meclisi kararını bana gösterdi. Gerçi resmi tatil günlerinde işyerini açmak isteyen esnaflardan para tahsil edilmesi ile ilgili kanun, 1980 askeri darbe zamanında çıkarılan bir kanun. O kanunda "alabilir" de diyor, "almayabilir" de diyor. Gerçi Başkan Mehmet Caner; Sayıştay denetçisi eğer bu kanun maddesi uygulanmazsa "kamu zararı doğurur" diye tenkidi sonucu böyle bir işlemin yapıldığını izah etti. Burada yeri gelmişken başta 1982 yılında yürürlüğe konulan 1980 askeri darbe mahsulü anayasa yenilenmeli ve sivil anayasa yapılmalı; askeri darbe zamanında çıkarılan halka uyumsuz, demokratik haklara aykırı kanunlar da yenilenmeli diye aklıma geliverdi.

Bir başka konu; her siyasi kişiye nasip olmayan ve ilçemizde 25 yıl belediye başkanlığı yapmış arkadaşımız Sayın Ümit Karaarslan’ın başlattığı adına kısaca huzurevinin Muğla Büyükşehir Belediyesine devredildiğini köşeme taşımış ve en azından ilçemiz belediye başkanlığına bir akar oluşmasını yazmıştım. Tabi bu yapı, rahmetli İsmail Akkaya başkanımız zamanında da tamamlanamadı ve bayrağı sonradan eline alan mimar başkanımız Özay Türkler zamanında aylık belli bir gelir karşılığında Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne devredilmiş idi. Mehmet Başkan dedi ki, "Evet, doğru; daha yapının eksiklikleri var. Tapu kaydı Ula Belediye Başkanlığında kalmak üzere Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredileceğini, daha devredilmediğini, protokol imzalanmadığını, eksikliklerin tamamlanmasını müteakip kısaca 'huzurevinin' Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredileceğini, vasıfsız çalışacakların (hizmetli, özel güvenlik, hasta bakıcı vs.) ise mutlaka ilçem Ula’dan istihdam edileceğini protokole yazacağım" dedi.

Eksiklikleri tamamlanan kapalı spor salonunun çok masraflı olmasından dolayı İl Gençlik ve Spor Müdürlüğüne devredildiğini, yarı olimpik yüzme havuzunda daha kati/kesin teslimat yapılamadığından müteahhit firma tarafından eksikliklerin tamamlanmasından sonra önce teslim alınacak, sonra da Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bir protokol çerçevesinde devredilecektir diyerek Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Caner konuya açıklık getirdi.

Bir acı kahve ikram ederek haftalık olarak yazmış olduğum yazılarımı bu kadar işi ve meşguliyeti arasında okuyarak belli bir hazırlık da yaparak konuların birinci ağızdan dinlememe vesile olduğu için değerli başkanımızı tebrik ediyorum. Ayrıca otopark konusu da gündeme geldi. Şu anda Ula-Muğla otobüslerinin ilk hareket ettiği mevkii olan alanın daha önceleri kamulaştırması yapılmış olması nedeniyle tüm belge ve dokümanların hazırlanmasından sonra otopark yapılması için Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığından yapımının talep edileceğini de sohbet esnasında paylaşmış oldu.

Gönül istiyor ki; ilçem Ula’da yapılan ve son on yılda yapılan yatırımların getirisinin de ilçem Ula’da kalmasıdır. İlçe halkı belediye teşkilatından hizmet ve yatırım talep eder doğal olarak. Zira belediye teşkilatı tamamen hizmete yönelik bir kurumdur. Kamu yatırımları gelir ve bütçe gelirleri ile doğru orantılıdır. İlçem Ula’nın çok fazla gelir getirici mekan ve akar kaynakları bulunmamaktadır. Bakanlıklar da ilçe için hazırlanan dosya, plan ve projeleri değerlendirerek bütçeye dayalı ödenek gönderme yöntemini benimsemelidir. Dosya hazırlayıp proje geliştirip bakanlıklardan ödenek talep edilmesi en kestirme yol gibi görünmektedir.

İlçem Ula’da yapılacak çok hizmet, açılacak çok cadde, halledilecek başta mimari konular vardır. Ne diyelim; inşallah çalışmaları yakından takip edeceğiz.

Hoşça kalınız. Sağlıcakla kalınız.

NOT: Bugün 1 Ocak 2025. Yeni miladi yılımız kutlu olsun. Yeni yılda çocuklar katledilmesin. Ormanlarımız yanmasın/yakılmasın. Yeni yılda yağmurlarımız bol ve bereketli olsun. Huzurlu, mutlu, sağlıklı daha nice nice yeni yıllara…