Şu 24 Temmuz günler, tarihler içinde en haz almadığımdır. ‘Kuş’ mu ‘Deve’ mi belli değil. Kimine göre ‘Kuş’, kimine göre ‘Deve’... Kimileri de uyanıklık yapıp hem deveyi, hem kuşu, yani ‘Deve Kuşu’nu kutladılar...
‘Deve kuşu” olmayan “gazeteciler”; ki onlar “kafalarını kuma gömmeyen Kelaynaklardır”, onlar için 24 Temmuz “Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü”dür... Zinhar ‘Bayram’ değildir...
Bu 24 Temmuz benim için Muğla’da anlaşılması anlatılması zor bir gün oldu.
Kimilerinin de “ Orman yangını şehitlerimizi” bahane ederek, kutlamalara uzak durması da tuhaf kaçtı...
+
AK Parti Muğla İl Başkanı Haluk Laçin günün anlam ve önemine binaen yaptığı paylaşımda “24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramımızı en içten dileklerimizle kutluyor; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına büyük bir özveriyle görev yapan tüm basın emekçilerine teşekkür ediyoruz.” dedi. Biz de teşekkür ediyoruz, ama önceki gün biz gazeteciler “bayram” etmiyorduk... Başkan Laçin iseşöyle devam etti:
“Ancak Eskişehir Seyitgazi’de meydana gelen orman yangınında şehit düşen orman işçilerimizin acısı hepimizin yüreğini yakmıştır. Bu elim olay sebebiyle, bu özel günde gerçekleştirmeyi planladığımız gazeteci ziyaretlerimizi ileri bir tarihe ertelemiş bulunuyoruz.”
Her zaman bekleriz... 24 Temmuz’un ne olup ne olmadığını da o zaman anlatırız... Benim anlayamadığım AK Partili Seydikemer Belediye Başkanı Önder Akdenizli gazetecileri toplayarak pasta kesmiş... Serap Ülkü’nün paylaşımında gördüm... Dijital Medya ve Yayıncılar Derneği Başkanı Serap Ülkü “24 Temmuz Basın Bayramı ve Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü dolayısıyla tüm meslektaşlarımız ile bizleri bir araya getiren Seydikemer Belediye Başkanımız sayın Önder Akdenizli'ye teşekkür ediyorum. Yerel Basına vermiş olduğu değer ve samimiyetin dolayı da şükranlarımı sunuyorum.” ifadesinde bulunmuş.
AK Partili Akdenizli’ye biz de teşekkür ederiz. CHP’li Fethiye Başkanı Alim Karaca’ya da teşekkür ederiz. Yine Serap arkadaşın paylaşımdan gördüm, O da basın ile kahvaltıda bir araya gelmiş...
+
Kavaklıdere Belediye Başkanı da AK Partili... Şimdi “O ne yapmış?” diye soranlar çıkacaktır. O bir şey yapmadı. Kavaklıdere de “basın” yok.. Belki o yüzden gerek duyulmamıştır, bilmiyorum. Ancak Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın neredeyse “gelenek” haline getirmek üzere olduğu “24 Temmuz Buluşmasını” AK Parti İl Başkanı Laçin gibi şehitlerimize sığınarak erteledi...
Başkan Aras, Menteşe/Alyans’ta yapılacağı açıklanan buluşmayı erteleyip “Eskişehir’de meydana gelen orman yangını müdahalesinde yaşanan acı olay nedeniyle, 24 Temmuz Perşembe günü düzenlemeyi planladığımız yemek organizasyonu ve tüm etkinliklerimiz iptal edilmiştir. Yangın şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.” diye paylaşımda bulundu.
Duyumlarımıza göre, bu buluşma biraz da “çalgılı çengili” tasarlanmış olduğu için ertelenmiş. Doğru olmuş, ama yine de buluşulurdu ve Başkan Aras “Arkadaşlar sizler için keyifli bir akşam hazırlamıştık, ama malum acılıyız. Bu günde sohbet edelim.” diye bir açış konuşması yapabilirdi.
Anlaşılan danışmanı uygun görmemiş...
+
Ertelemenin görünen gerekçesi “şehitlerimiz”, ama bir de görünmeyen gerekçe var.
Aynı gün (24 Temmuz) Menteşe Belediyesi’nin yeniden düzenlediği “Basın Parkı”nın açılışı vardı. Açılış saat 18.30’daydı... Büyükşehir buluşması 19.00’da... Oradan oraya geçilecekti. Açılıştan önce kriz çıkmış. Söyleyenlerin yalancısıyım. “Basın Parkı”nın fikir babası Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut’tur... Belediye yönetimi parkta belediye logosuna yer verirken, cemiyet logosuna yer vermemiş.. Galiba Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti’nin de bir gaz vermesi varmış. Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal “Logo için meclis kararı gerekir” demiş. Haklı...
Tabii Süleyman Akbulut da talebinde haklı, ama bu “Peki öteki cemiyetin rahmetli üyelerinin adı o parkta yer almayacak mı?” sorusunu da akla gelebilir. Vallahi soru aklıma şahsım için gelmedi, iki cemiyete de üye değilim ve ayrıca aileme “Ölümümden sonra adımın o parkta yer almaması” yönünde vasiyetim var...
Sanırım bu gelişmeden sonra Muğla Gazeteciler Cemiyeti yönetimi açılışa gitmeme kararı almış... Gonca Başkan ise açılışı şu paylaşım ile erteledi: “Ekişehir’deki orman yangınını söndürme çalışmaları sırasında 10 Orman Emekçimizin şehit olması nedeniyle yarın yapmayı planladığımız BASIN PARKI AÇILIŞ TÖRENİMİZ İPTAL edilmiştir. Tüm şehitlerimize Allah rahmet eylesin. Sevenlerinin ve milletimizin başı sağolsun.”
Görüyorsunuz değil mi, şehitlerimiz nelere kadir.. Açılış programında belediye bandosu mu vardı acaba?
İhtimal, Büyükehir bu yapılamayan açılıştan kaynaklanabilecek tatsızlığın yemeğe taşınmasını istemedi...
+
Ahmet Aras Başkan her ne kadar “24 Temmuz Perşembe günü düzenlemeyi planladığımız yemek organizasyonu ve tüm etkinliklerimiz iptal edilmiştir.” dese de sanki AK Parti İl Başkanı Haluk Laçin’e inat önceki gün “gazete ziyaretlerinde” bulundu. Aynı şekilde Gonca Başkan da ziyaretler yaptı. Hatta ziyaretlerin ardından şu paylaşımı geldi: “Günün sonunda, 7/24 bizimle yan yana koşturan belediyemizin basın emekçisi arkadaşlarımızla da bir araya geldik. Verdikleri emek, bu mücadelenin görünmeyen ama en kıymetli parçalarından biri. Baskılara rağmen kalemini doğruluktan yana kullanan, halkın haber alma hakkını cesaretle savunan tüm basın emekçilerine bir kez daha teşekkür ediyorum.”
Evet bu memlekette “baskılara rağmen halkın haber alma hakkını cesaretle savunan gazeteciler” var.. Onların, bizim “Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Gününü” ben de kutluyorum... Ve bu mücadelenin nasıl verildiğini cümle alem biliyor... Ben her gün yazımı gazeteye göndermeden önce Vatandaş Ahmet’e “Efem bak bakam adliyelik bir şey var mı?” diyorum...
Sevgili Gonca Başkan sizin basın halkla ilişkiler çalışanlarınız bu mücadelenin Allah aşkına neresindeler?
“Gazetecilik” hafife almaya gelmez...
+
Bu 24 Temmuz’a bir de Bodrum’dan Metin Yazarı Deniz Özbaş ile AK Parti Milletvekili Kadem Mete vurdu.
Yok, Kadem Mete gaf yapmadı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Sera Kadıgil’in, kendisinin maden yasası görüşmeleri sırasında köylüleri meclise aldırtmadığı yönündeki iddiasını yalanladı. Göreniniz olmuştur o Serra Kadıgil videosu değişik kanallardan bana da gönderildi. Keyifle paylaşırdım, ama google da sorguladım, doğrulatamadım ve kullanmadım.
Milletvekili Mete, “Bırakın hemşehrilerimin girişini yasaklatmayı aksine hemşehrilerimle o gün bir araya geldim. Kendilerini odamda misafir ettim. Ben Muğla milletvekili olarak hem işçilerimizle, hem de köylülerimizle görüştüm.” diye yalanlamada bulundu.
O videoyu kullansaydım Kadem Mete de “İspatlamayan şerefsizdir” demekle yetinmez keyifle dava açardı!
Ben Serra Kadıgil’in kasıtlı paylaşım yapacağını da sanmam. Yapay zeka işi olabilir. Mesleğimiz bu ‘yapay zeka’ denilen gelişmeyle de mücadele etmekle karşı karşıya.. “Gazetecilik” gerçekten hafife almaya gelmez..
+
Deniz Özbaş kim mi?
Geçmişte gazetecilik yapmış. Sonra Bodrum Belediyesi’nde Bodrum’un kültürel belleğini oluşturan 28 kitabın yayımlanmasında görev almış. Kendi kaleme aldığı yaklaşık 20 kitabı belediye çatısı altında Bodrum’a kazandırmış. Bir meslektaşımın tabiri ile ‘kalem emekçisi’...
Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci işten çıkarmış. Neden bilmiyoruz. Başkan Mandalinci açıklamadığı gibi kendisi de açıklamadı... Ama öyle bir algı yaratıldı, ki kerkes bir “basın emekçisinin” işten atıldığını sanıyor. Bugünlerde herkes Bodrum Belediyesi merdivenlerinde O’nunla poz veriyor...
“Mesleği” için “Ne fark eder?” denilebilir. Çok şey fark eder. ‘Basın emekçisi’ başka, ‘Kalem emekçisi’ başka... Bir gazeteci olarak haksızlığa uğrayan tüm emekçilere sahip çıkmak görevimiz. Ama bu arkadaş “gazeteci” olarak karşımıza çıkarıldı ve 24 Temmuz’da basının mücadele günü ile Lozan’ı birlikte anan Başkan Mandalinci “Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Basın, bir milletin müşterek sesidir.’ sözü bugün bize bir hatırlatmadan fazlasını söylüyor. Çünkü o ses kısıldığında halkın iradesi yönünü şaşırır, demokrasinin rotası bozulur. Basın özgürlüğü hem gazetecilerin görevini yapabilmesinin hem de halkın gerçeğe ulaşabilmesinin güvencesidir. Özgürlük yeniden bayram olana dek tüm basın emekçilerinin mücadelelerinde yanlarında olduğumu ifade ediyorum.” deyince, “Yanınızdayım diyemezsin” diye karşı çıkan arkadaşlarımız oldu...
Şaşkınım, üzgünüm...
+
Ben ilkesel davranarak Bodrum Belediyesi merdivenlerinde süren, arkadaşlarıma gire ‘direnişe’, bana göre ‘şova’ uzak durdum. Ki Ahmet Aras Başkan için koparılan kıyamete de uzak durdum. Zamanı gelince nedenini paylaşırız. Gerçekten ‘kalem emekçisi’ Deniz Özbaş baştan benimle de ilişki kurdu. Kullanmasam da mücadelesinin bütün seyrini paylaşıyor. 24 Temmuz’da da özetle şu iletisini aldım:
“Ben gazeteciyim. Ben yazmazsam, o yazmazsa, kim yazacak?’, diye sormuştu, öldürülen gazeteci Çetin Emeç. Bugün 24 Temmuz: Basın özgürlüğü için mücadele günü... Hukuka aykırı, hakları gasbedilerek, Bodrum Belediyesi tarafından metin yazarlığı görevinden atılmış meslektaşınızım. Dört gündür Bodrum Belediyesi merdivenlerinde, hukuka aykırı işten atılmamı protesto ediyorum. Hak, hukuk ve adalet talep ediyorum. Mücadelemi gelerek, yazarak, destekleyen meslektaşlarım da görmezden gelen ve susan meslektaşlarım da oldu.Yaşadığım hayatın sanığı olmak yerine, tanığı olmak için seçtiğim mesleğimin onurunu tanıklık ederek ve direnerek korumaya çalışıyorum.”
Deniz Özbaş iletisini katledilen gazeteci Musa Anter’in “Mesele özgürlük dilenmekte değil, mesele özgürlüğü her gün yeniden yaratmakta.” sözü ile noktalarken ben de şöyle karşılık verdim:
“Beyefendi sapla samanı karıştırmamak gerekir. Hak hukuk adalet belediye kapısında değil, adliye kapısında aranır... Siz haklı olarak ekmeğinizin mücadelesini vereceksiniz. Haklısınız. Saygı duyarım. Ancak ben sizinle adliye kapısında birlikte olabilirim... Başarılar dilerim.”
Bilmem anlatabildim mi?
+
Evet AK Parti İl Başkanı Haluk Laçin’in paylaşımı ile başladık, CHP İl Başkanı Av. Zekican Balcı’nın paylaşımı ile noktalayalım. “24 Temmuz Basın Bayramı” diye başlayan İl Başkanı Balcı özetle “Sansürün kaldırıldığı bu anlamlı gün, basın emekçilerinin halk adına hakikati savunma sorumluluğunun simgesidir.Gerçeklerin karartılmaya çalışıldığı bir dönemde, gazetecilik görevini onurla sürdüren tüm basın emekçilerini saygıyla selamlıyoruz. Özgür, bağımsız ve halktan yana bir medya için mücadelemiz sürecek.” ifadesinde bulunmuş.
Şoke oldum... Süren mücadele ne? Hem Ekrem İmamoğlu ile Fatih Altaylı’yı karıştırmamak lazım...
Tabii belki ben Sayın Başkanın paylaşımını yanlış anlamış da olabilirim. Yanlış anladıysam da sevinirim. Ben asıl bu paylaşıma eklenen “Zincirlenmiş mikrofon” fotoğrafını anlayamadım...
Fatih Altaylı’nın mikrofonu ile karıştırmış olabilir mi bilmiyorum. Altaylı’nın mikrofonu konuğu içindir, kendisi hep ‘kalem’ tutar... Fatih Altaylıların gününü kutluyorum...
--------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Doğru yolu bilip de oradan gitmemek, yüreksizliktir.--Elias Canetti