"Hiçyıkılmaz denilen dağlar bile doğanın hükmünde kayalara, taşlara, tozlaradönüşürken, erirken insan yaşadığı en büyük sıkıntılarda, acılarda bile ayaktakalmaya ve de yaşamaya devam ediyor."

Hayatsen nelere kadirsin? Kimi zaman acılar denizine gark ederken insanı, kimi zamanumudun ışıkları ile ayağa kaldırıp her şeye rağmen yaşamın içerisinde olmanın inancınıaşılıyorsun. Kimi zaman karanlığın dipsiz kuyularında Yusufça sabırbasamaklarından geçirirken "insan" olma manasınca en dar zamanlarında; yalçınkayalar gibi güçlü kılınmanın tarifsiz ayrıcalığını da yaşatıyorsun. Hiçyıkılmaz denilen dağlar bile doğanın hükmünde kayalara, taşlara, tozlaradönüşürken, erirken insan yaşadığı en büyük sıkıntılarda, acılarda bile ayaktakalmaya ve de yaşamaya devam ediyor.

İnsanıninancının, azminin önünde kim ve ne durabilir? Öyle insanlar tanırsınız kiincecik, narin bedenine karşın en güç mücadelelerin altından başı dimdikkalkar. Boyun eğmez, direnir, savaşır. Onun mücadelesi tüm insanlığa emsalteşkil eder. O insanların en değerli örneğidir. İnsanlar, ona bakıp bakıp ibretalır, hâllerine şükrederler. Her şeye rağmen hayat yaşanmaya değerdir onlarsayesinde..

İştebu azim ve kararlılık hikâyeleri bizi kendimize getirir. Deriz ki dahayapılacak çok şeyimiz var, ne duruyoruz? Oturmanın vakti değil! İnsan olmamanasınca bize bahşedilen en büyük hazine aklın ve de düşünmenin farkınca bizedüşeni yapmalıyız. Yapmalıyız ki biz de tamamlanalım. Benim hikâyem de butemada gelişiyor. Çerçeveye oturtacağımız tablo da çiğdemin apayrı bir yeri vardostlar..

Çiğdem deyince onun söze geldiği bir ÂşıkVeysel türküsünden sözler de bize eşlik ediyor. İşte başarı hikâyemize esinkaynağı olacak mısralar : " Çiğdem der ki ben elayım./.Hepsinden benalayım /Benden âlâ çiçek var mı çiçek var mı hey!.." Mısralar hep nakarat halinde bir can suyuoluyor sözlerimize: "Benden âlâ çiçek var mı?."

Evet,ey Çiğdem! Senden âlâ çiçek var mı? Var mı senden âlâ hiçbir zorluk karşısındayılmayan, her imkânsızlıkta daha bir inançla mücadele eden, herbaşarısızlığında kendinden vazgeçmeyen, diri ve dik duran! Sen bu duruşunlaasaletin timsalisin ey Çiğdem! Saygınlığın duruşundaki vakar, duruşundakiinançtır senin.

Evet,ben bu dünyada senin varlığından habersiz yaşarken hiç ummadığım bir andaçıktın karşıma. En doğal, en masum, en sevgi dolu halinle. Beliklerin örülmüşiki tutamlı bir ak alından düşmüş bir güzellikte ellerimdeydin. Senden en güzelhatıra, gönülden gelmiş bir teşekkürün yansımasıydın sen. Topraktaki o küçücüksoğanların saplarından örülmüş bir halde avucuma kondun. O günden beridirkütüphanemin en güzel yerinde sakladım seni. Sana baktıkça bana teslim edilmişvefa emanetinin huzurunu yaşadım.

Senibana veren ellerin, gönlün sahibi de bir Çiğdem'di aslında. Bundan dolayıhikâyemin kahramanı da Çiğdem adı altında dile gelecek. Çiğdem'in dersinegirdiğimde en arka sırada oturuyordu. Dersin başından sonuna beni dikkatletakip eden gözler diğerlerinden daha farklı dinliyordu. Bu farklılık onunsorduğu sorularla daha da ayrı bir mana kazanıyordu. Öğrenirken kendi içindefarklı bir tamamlanma yaşıyordu Çiğdem. Önceleri hiç konuşmadı, sessizce takipetti. Sonra bir soru, başka bir soru. Bir tecessüs, bir derinlik, sorgulamahali. Bu gençlerimiz, yavrularımız bizim için ayrı bir hazine değerindedir."Ben"li cümlelere daha erken geçerler, daha farklı yere götürürler bizi.Yaratıcılıkları, içlerinde sakladıkları binbir baharı ve zenginliğipaylaşacakları zamanı beklemektedir.

Çiğdemkızım da bir gün bana hiç ummadığım bir şey sordu: "Öğretmenim, siz çiğdemsever misiniz?" Aklıma çekirdek geldi, severim dedim. Gülümseyerek ve de herzamanki utangaçlığıyla yüzü hafif pembeleşerek yanımdan ayrıldı. Aradan birzaman geçti. Bir saç örgüsü şeklinde toplanmış bir demet çiğdem çiçeğininsoğanları avucumda bakakaldım. Hemen toparlandım, teşekkür ettim Çiğdem'e. Obütün asaletiyle hiç unutmadığım, unutamayacağım bir cevap verdi bana."Öğretmenim siz bize büyük bir değer verdiniz. Bize değer verenler bizimkıymetlimizdir." O an gözlerim yaşardı. Anadolu'nun bağrından gelen bu asaletkarşısında onunla büyük bir onur duydum.

Dahasonraki zamanlarda dersine girmesem de iletişimimiz hiç kopmadı. O tüm vefa vesadakat duygusuyla saygısını ve sevgisini göstermeye devam etti. Derslerindekizorluklardan hiç yılmadı, sonuna kadar mücadelesini sürdürdü. Kimi zaman başarıgöstergeleri istediği hedeflerden uzak olsa da o, durmadı. Başı dimdik yürümeyedevam etti. Okuluna çok uzaklardan geldi, vasıtalar değiştirdi, ailesindenuzaklarda kaldı. Dershaneye de gitmedi. Okulun ona sunduğu tüm imkânlardankendine yeter olanı en mütevazı ve kanaatkâr haliyle aldı. Bu asil çiçeği öğretmenleri,arkadaşları da çok sevdi. Onun duruşundaki tamamlanmadan herkes de payını aldıO azmin, mücadelenin ve de sabrın bir zaferiydi. Hayata gol atan niceyiğitlerden biri oldu. Emsal oldu tüm umut bekleyenlere..

EyÇiğdem, seni bana teslim eden ellerin sahibi yepyeni ufuklara kanat çırpıyor.Bütün kararlığıyla, bütün inancıyla.. Gittiği yerlerde büyük zaferlere, büyükbaşarılara imza atacak biliyorum. O içimizden biri, içimizdeki azmin, inancınsesi. Onun sayesinde kendimize geliyoruz. Uyanıyoruz, diriliyoruz. Başlarımızdimdik, ufka umutla bakıyoruz.

Artıkemaneti sahibine verme vakti geldi. Çiğdem soğanlarını saç örgüsü saplarındanayırıyorum. Hazinenin kaynağına, toprağa bırakıyorum. Biliyorum oradan yeniÇiğdem'ler çıkacak. Azimleriyle, sabırlarıyla, inançlarıyla insanlığa umudadair yeni zaferler kazandıracaklar , umutışığı olacaklar.

"Çiğdemder ki ben elayım

Hepsindenben alayım

Bendenâlâ çiçek var mı çiçek var mı hey!"