Atatürkyaşamının son yılında İsmet İnönü'yle yollarını ayırdı. Buna rağmen Atatürk,İsmet İnönü'nün çocukları Ömer, Erdal ve Özden İnönü'yü neden mirasçısı yaptı?İşte o ilginç sebep?

TARİH: 20 Eylül 1937.

Atatürkile İsmet İnönü'nün yolları bu tarihte ayrıldı. Atatürk'ün isteği üzerine İnönü başbakanlıktanistife etmek zorunda kaldı.

Buayrılığın sebepleri arasında; Atatürk Orman Çiftliği'nin harcamaları gibiiçsel; Nyon Antlaşması gibi dışsal siyasal anlaşmazlıkları gösterilse deaslında gözden kaçan temel sebep, Atatürk'ün henüz teşhis edilmemişhastalığıydı.

Atatürkasabileşmişti. Başkan İnönü her sözünü kendisine yapılmış bir tehdit gibi algılıyordu.Ve ne yazık ki Atatürk'ün bu türdavranışlarının sebebi üzerinde kimse durmuyordu.

Onane hastalık ne ölüm yakıştırılıyordu!

Hastalık bilinse belki böyle birayrılık olmayacaktı.

? VASİYETİNİYAZDIRIYOR

5Eylül 1938 ayrılığın üzerinden bir yıl geçmişti.

Atatürk'ünhastalığı gün geçtikçe ağırlaşmaktaydı. Tesadüf: İsmet İnönü de hastaydı. Safrakesesi, İltihap kapmıştı.İnönü'nün çok ağır bir hastalığa yakalandığı bilgisi Atatürk'e ulaştı.İnönü'nün yaşamasının güç olduğu söylendi. Atatürk Fransa'dan getirttiği iç hastalıklar uzmanı Prof. Fissenger'iİnönü'yü tedavi etmesi için Ankara'ya gönderdi. O gün, yani 5 Eylülde ÖzelKalem Müdürü Hasan Rıza Soyak'ı yanına çağırarak vasiyetinin yazılmasınayardımcı olmasını rica etti. Mirasındanİnönü'nün çocuklarına pay edilmesini istiyordu. Dava arkadaşı İnönü ölürse üççocuğunun ortada kalacağından endişe ediyordu. Çocukların amcası Hasan RızaTemelli'nin Ömer, Erdal ve Özden'e bakamayacağını düşünüyordu. Atatürk, Özel Kalem Müdürü Soyak ile vasiyetnamesiüzerine kısa bir çalışma yaptıktan bir gün sonra İstanbul 6. Noteri İsmailKunter, Dolmabahçe'ye çağrıldı. Bu davetherkesten gizli tutuldu Noter Kunter, saray çalışanlarına Atatürk'ün özeldoktoru Prof. Neşet Ömer konsültasyon için gelen doktor arkadaşı olarakgösterildi.

Atatürk'ünodasına gizlilikle girdiler. Atatürk, ''Kapıyı kapatın, içeri kimse girmesin"talimatını verdi. Sonra yatağından doğruldu, önüne ayaklı yemek tablasını aldı.Vasiyeti üzerindeki değişikleri eline aldığı Kalemle yaparak notere yazdırmayabaşladı.

İŞTE ATATÜRK'ÜN VASİYETİ

Ağırhasta olmasına rağmen çok sakindi. Hâlbuki odada bulunan herkes heyecandantitriyordu.

Onlariçin hiç kolay değildi; Atatürk vasiyetini hazırlıyordu.

Yorulmasınarağmen, o gün vasiyetini bitirdi. Vasiyeti kısaydı.

"Malikolduğum bütün nukut (para) ve hisse "netleri ile Çankaya'daki menkul vegayrimenkul emvalimi (mallarımı) Halk Partisi'ne atideki şartlarla terk vevasiyet ediyorum.

1- Nutuk ve hissesenetleri şimdiki gibi İş bankasıtarafından nemalandırılacaktır.

2- Her seneki nemadan bana nispetlerişerefli mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, (kız kardeşi ) Makbule'ye ayda1000 (manevi kızları) Afet'e 800, SabihaGökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira Atatürk, vasiyetinde İsmet İnönü'nün çocukları Ömer, Erdal, Özden İnönü'nün öğrenim masraflarının karşılanmasınıistedi..." ve Rukiye ile Nebile'yeşimdiki 100'er lira verilecektir.

3-SabihaGökçen'e bir ev de alınabilecek para Verilecektir.

4-Makbule yaşadığı müddetçe Çankaya'da Oturduğu ev de emrinde kalacaktır.

5-İsmet İnönü'nün çocuklarına, yüksek Tahsillerini ikmal için muhtaç olacaklarıyardım Yapılacaktır.

6- Her sene nemadan mütebaki miktaryarı yarıya Türk Tarih ve Türk Dil Kurumları'na tahsis edilecektir."

? CUMHURBAŞKANIADAYI

İsmet İnönü'nün vefat edeceğini veçocuklarının ortada kalacağını düşünen Atatürk mirasından Ömer, Erdal veÖzden'e pay vermesine rağmen "siyasi mirasından İsmet İnönü'ye bir şeybırakmadı!

İnönü'nünyaşamayacağından mı, kızgınlığın

Hâlâsürmesinden mi bilinmez, kendisinden sonra

Cumhurbaşkanlığıkoltuğuna Fevzi Çakmak'ın

Oturmasınıarzulamıştı. İddianın sahibi özel Kalem Müdürü Haşan Rıza Soyak'tı. Atatürkkendi el yazısıyla yazdığı vasiyetini zarfa koyup kapatmış ve başucundakikomodinin

Çekmecesineyerleştirmişti. Herkes odadan çıktıktan sonra Atatürk, özel Kalem Müdürü

Soyakile 15-20 dakika sohbet etmişti. İşte bu sohbet sırasında Atatürk, kendindensonra Cumhurbaşkanlığına Fevzi Çakmak'ın Getirilmesinin doğru olacağınısöylemişti: "Elbette bunda söz ve intihap (seçme) hakkı sadece milletin ve onunmümessili olan Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. yalnız ben bu meseledekimütalaamı ifade edeceğim. Evvela akla İsmet Paşa gelir; memlekete pek büyükhizmetler ifa etmiştir. Fakat nedense umumun sempatisini kazanamadığıgörülüyor; bu yüzden pek de cazip olmasa gerek. Bir de Mareşal Fevzi Çakmakvar.' O, hem memlekete büyük hizmetler etmiş hem de

Herkesleiyi geçinmiş, salahiyet sahiplerinin Mütalaalarına daima kıymet vermiştir; kimse ile münazaa (tartışma)halinde değildir. Bu itibarla bence Devlet Başkanlığı için en münasip arkadaşodur." ("Atatürk'ten Hatıralar" s. 717)

Atatürk'ün bu talebinin neden yerinegetirilmediği, ayrı bir yazı konusudur.

Sonmuharebesini ölüme karşı verirken niye çok şanssızdı? Onu, hangi yakınarkadaşının vefatı perişan etti? Çevresinin büyük bir hatası neden hayatına maloldu? Açılışını yaptığı Yalova Termal Oteli'nde tesadüfen neyi öğrendi? İşteAtatürk'ü acı sona götüren büyük bir ihmalin hikâyesi.

Tarih(10Ocak 1937) Atatürk acı haberi İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda aldı; Nuri Conker (Ünlü sosyolog Prof. NurVergi'nin dedesi) vefat etmişti.Haber duyulunca sarayda derin bir sükût hâkimoldu. Herkes biliyordu ki, Nuri Bey, Atatürk'ün en yakın arkadaşıydı. Deyimyerindeyse 'ruh ikiziydi' Atatürk'ün yaşamında senli benli konuştuğu,şakalaştığı tek isimdi. Mahalle arkadaşlığıyla başlayan ilişkileri askeriokullar, savaş cepheleri, yeni bir cumhuriyetin kurulması gibi güç koşullardasürüp gitmişti. Atatürk, arkadaşının ölüm haberini aldığı gün ve daha sonrakigünlerde nedense hep otomobille Şişli ve çevresini gezdi. Bu gezilerindeyalnızdı. Yanına kimseyi istemiyordu. Zaten Nuri Conker'in ölümüyle ilgilikimseyle de konuşmuyordu. Sadece; bir hafta sonra İstanbul'da oturan çocuklukarkadaşı Asaf İlbay'ın ziyaretine gitti. Geçmişe. Çocukluk anılarına döndülerama yine de orada da pek kalmadı.

Yaşadığıdramı kimseyle paylaşmamayı sürdürdü. Kimse de çekinip soramıyordu zaten.

Depresifbir ruh halindeydi. Manevi kızı Ülkü'yle oyalanarak moral bulmaya çalışıyordu.İşte tam o günlerde Atatürk'ün vücudunda fiziksel değişiklikler olmaya başladı.Yüzü sararmıştı. Baş ağrısı ve ateşi vardı sürekli. Yorgun ve zayıf hissediyordu kendini! Asabileşmişti.Yakın çevresi, bu durumu Nuri Bey'in ölümüne duyduğu büyük acıya bağlıyordu.

HASTALIĞINSEMPTOMLARI

Ankara'ya dönmesi bile ruh halinde birdeğişiklik yapmadı. Ankara'da vücudunda kaşınmalar başladı, özelikle solbacağının kasık ile dizkapağı arası çok kaşınıyordu. Burası tırnak izi yaralarıyla kaplıydı. Kaşıntılarcanından bezdirmişti. Yaralar merhemle iyileştirilmeye çalışılıyordu. Kaşıntıların sebebi olarak ÇankayaKöşkü'ndeki karıncalar gösterildi! Köşk dezenfekte edildi ama kaşıntılar sona ermedi.