Özcan Özgür

Özcan Özgür

ÖZGÜRCE
Özcan ÖZGÜR'ün ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Aşı başladı, moraller yükseldi, umutlar yeşerdi

Eklenme : 22.01.2021 00:00:00
Görüntülenme: 1054

Dün bir arkadaşım aradı, "Farkında mısın pandemide vaka sayısı ve ölüm sayısında düşüş başladı." dedi, ardından "Muğla'da da düşüş varmış. Anlaşılan aşılama etkisini göstermeye başladı." diye ekledi.

Ne olacak bizim halimiz bunlarla bilmiyorum..!

Zaman zaman kendisinden alıntı yaptığım Av. Emin Özler de geçenlerde "Aşıyı bulduk da, Biontech'ini arıyoruz... Sırası gelen ses etmeden vurulsun." dedi. Ben de Ondan alıp "ÇİVİ" de kullanmıştım.

Hala "Aşıya karşıyız" diyenler çıktığı gibi "Ben yerli aşıyı bekliyorum" veya "Alman Pfizer / BioNTech olursa olurum" diyenler çıkıyor. Allah'tan "Amerikan Novovax", "İngiliz Oxford-Astra Zeneca" ve "Rus Sputnik V" aşısı diyen yok. "Ben Çin Sinovac aşısına karşıyım" diyen de çok...

Emin Özler Bey çok kibar yazmış. Böylelerine, "Şeyi bulmuş da şeylisini arıyor" derler.

Oysa karşılaştırma yapınca aşıların içinde "en iyisi" olarak "Çin Sinovac aşısı" öne çıkıyor...

xx           xx           xx

Geçen hafta Almanya'da Pfizer/BioNTech aşısı olan 10 kişi hayatını kaybetti. Norveç'te de aynı aşıyı olan 23 yaşlının yaşamını yitirdiği açıklandı. Peki ölümlerin nedeni endişe edildiği gibi Pfizer/BioNTech aşısı mı?

Bilmiyoruz, tartışılıyor...

Aslında bütün aşılar tartışılıyor. Tartışılmayan tek aşı "Rus Sputnik V" aşısı. Ona da kimse güvenmiyor. Rusya ve Çin "demokratik" olmayan ülkeler. Bu ülkelerin ürünlerine genel olarak kuşkuyla bakılıyor. Ülkemizde Çin mallarının ünü malum. Taklitçi, kopyacı ülke...

Tabi keşke bizde Çinliler kadar kopyacı olabilseydik..!

Aslına bakılırsa artık Covıd-19'u tanıyoruz ve kendimizi nasıl koruyabileceğimizi biliyoruz.

İlk günlerdeki korku, endişe ve acemiliğimiz yok. Şimdi aşı konusunda korku, endişe ve acemiliğimiz var...

xx           xx           xx

Herkesin aradığı güvenilir, etkili ve ucuz aşı. Böylesi yok, ama güvenilir, etkili ve pahalı olanı var: Çin aşısı... Bu aşıda inaktif virüs teknolojisi kullanılmış. Türkiye'de çalışılmakta olan aşılarda (yerli) da bu teknoloji kullanılıyor. Bu aşılar da, ölü virüs verilerek bağışıklık sisteminin virüsü tanıması ve antikor üretmesi hedefleniyor.

Ölü virüs, daha önce çiçek hastalığı, kızıl, kızamık, hepatit gibi birçok virüs salgınında kullanılmış ve başarılı olmuş.. Güvenilirliği de yüksek ama maliyeti yüksek. Avrupalılar, "kapitalist anlayışın sonucu olmalı" çalışmalarını "hızlı ve ucuz üretim" için yaparlarken, Çinliler maliyeti dert edinmeden insan için "güvenilir ve etkili aşı" derdine düşmüş olmalılar. Pahalı ama güvenilir ve etkili bir aşı üretmişler.

İşte bu noktada herkesin yanıtını aradığı soru ise "Çin, Türkiye'ye sattığı aşıyı neden kullanmıyor?" oluyor... Bu sorunun yanıtını da Prof. Dr. Dilek Arman şöyle veriyor:

"Çünkü Çin'de bizdeki gibi büyük bir salgın yok. Çin, son dönemde ülke dışından gelenlerle birlikte 100'lü sayılarla ifade edilecek vaka sayılarına ulaştıysa bile, bizim gibi acilen salgını sonlandırmak üzere bir silah gereksiniminde değil"

xx           xx           xx

Bir diğer soru da "tedarik" ile ilgili soru..

Av. Emin Özler'in "Aşıyı bulduk da, Biontech'ini arıyoruz... Sırası gelen ses etmeden vurulsun." ifadesi bu noktada daha da anlamlı hale geliyor. Çelişkili açıklamalara bakılırsa, tedarikte sıkıntı var.

Kim ne derse desin Çin Sinovac aşısı güvenilir ve etkili görünüyor. En azından şu anda Avrupa'da ve Amerika'da üretilen aşılar kadar tartışılmıyor.. Çağrıldığınız zaman düşünmeden gidin aşınızı olun. İlk etapta sağlıkçılar aşılandı. Sinovac'ın ne kadar etkili olduğu konusunda kim ne derse desin sağlıkçılarımızın Mart ayında antikor üretmiş olmaları gerekiyor. O zaman oranı görür anlarız.

En önemlisi şu ana kadar bir yan etkisi görülmedi ve ölen de olmadı...

Araştırmalara göre aşıya karşı olanların oranı aşılama başladıktan sonra düşmeye başladı. Daha da düşecektir. Umarız kampanyanın sonuna gelinceye kadar "aşıya hayır" diyen kalmaz. Şu anda aşılanma hızında Dünya'da en başarılı ülke biziz. Aşılanma sonunda vaka ve ölü sayısının sıfırlanmasında da en başarılı olabilmemiz için uzmanlara göre 130 bin doz aşı lazım. Bu aşıyı tedarik edip 6-7 ayda uygulamamız gerekli.

Başarabilir miyiz derseniz, sağlıkçılarımız başarır, ama tedarik sağlanırsa...

Sorular malum; Çin acaba Doğu Türkistan'a destek olmamamızı veya olmayacak başka bir şey istiyor olabilir mi? Çin talebi karşılayamıyor mu? Yoksa paramız mı yetmiyor?

Bence sorun "aşıya direnenler" değil, sorun bu sorular konusunda herkesin kafasının karışık olması ve kamuoyunda "aşı olamama" kaygısının yaygınlaşmaya başlaması olması..!

xx           xx           xx

Gerçekten de son günlerde rakamları bilinmese bile vaka ve ölüm sayılarında düşüş hissediliyor. Bunun elbette aşılamanın başlaması ile bir ilgisi yok. Ancak aşılamanın özlemini duyduğumuz "toplumsal morali" geri getirdiği de bir gerçek...

Moraller yükseldi, umutlar yeşerdi.

Vakalarda ve kayıplarda düşüşün sebebinin de "kalabalıklar" oluşturduğumuz mekanların kapalı olması, mesailerin kısaltılması ve 65'liklerin temelli evlere kapanması yanında hafta sonları da herkesi evlere kapanması olduğu da bir gerçek...

Keşke personelin "dönüşümlü" çalışmaları da bir süre daha devam etmiş olsaydı...

AB ülkelerinden çok daha iyiyiz. Ancak yaz aylarında şımarıp Kasım-Aralık'ta yaşadığımız "dehşeti" yaşama ihtimalimiz de hep var... Bunu istemiyorsak, "şımarmamalıyız"; dikkati elden bırakmamalıyız. Hiçkimse kendini düşünmemeli; hepimiz birbirimizi düşünmeliyiz. Bu kaostan birlikte çıkmak istiyorsak dikkati elden bırakmamalıyız. "Aşı da geldi" deyip gevşememeliyiz...

Aşı olanlar da "Tamam ben kurtuldum" diye havaya girmemeli. Kovid-19'dan tek tek kurtulma şansımız yok... Tek kurtuluş "toplu bağışıklık"...

O yüzden aşılamada "aşılandık şımarıklılığı ve aşı tercih lüksü" içine girmemeliyiz...

xx           xx           xx

Nüfusumuza göre tedarik sağlanabilse inanıyorum ki en geç Nisan-Mayıs gibi Türkiye'de aşılanmadık kişi kalmaz. Ki Muğla'da 13 bin kişi oldukları belirtilen sağlık teşkilatının aşılanması Salı günü tamamlandı. Sağlıkçıların içinde nedendir bilen yok, emekli sağlıkçılar da var.

Çarşamba günü de huzurevi sakinlerimiz ile Muğla'da 6 bin kişi oldukları belirtilen 90 yaş ve üstündekilerin aşılanmaları tamamlandı. "85 yaş üstü" kişilerin aşılanmalarına da dün başlandı.

Gerçek Türkiye olarak, millet olarak büyüğüz. "İnsan yanımız" başka yerlerde yok. Belki de 80 milyonu aşılatacak bütçemiz yok. Bilmiyoruz, ama "Bu yaştan sonra aşılansalar ne olacak" demiyoruz. Kendimizle gurur duyalım...

Dün sanıyorum, 85 ve üstündeki vatandaşlarımız yanında engellilere ve kronik hastalığı olanlara da geçildi. Bugün 65 yaş üstü bireylerin aşılanmasına geçilmiş olmalı... Olmadı, yarın geçilir.

Muğla iyi gidiyor. Hafta sonunda aşılamada ilk aşama sona ermiş olabilir.

- İkinci aşamada ise hizmetin sürdürülmesi için gerekli öncelikli sektörler aşılanacak. Buna göre Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı çalışanları ile kritik görevde bulunan kişiler aşılanacak.

- Üçüncü aşamada ise artık yaş kriterine geçilecek. İlk olarak 40-49 yaş arası bireyler aşılacak daha sonra yaşlar azaltılarak son etapta 18-29 yaş arası kişiler aşılanmış olacak.

- Dördüncü ve son aşamada ise sırası geldiği halde aşı yaptırmayanlar aşı olabilecekler. "Aşıya hayır" diyenlere bir fırsat daha verilmiş olacak...

Tabi bütün mesele tedarikte...

xx           xx           xx

Ülkemizde pandemiyle mücadelede yeni bir aşamaya geçmiş bulunuyoruz.

Toplumda aşı olup bağışıklık kazanan insanların sayısının belli bir eşiğe yükselmesiyle birlikte, virüs, nüfuz edemeyeceği bir duvarla karşılaşacak ve başka salgınlarda yaşandığı gibi saldırısında yenik düşecektir.

Savaşın bu evresinde zaman faktörü çok önemli. Virüse karşı başlatılan aşı kampanyasının yüksek bir tempoda ve süreklilik içinde, kesintisiz bir şekilde yürütülmesi gerekiyor. Eğer bu yapılabilirse, Nisan-Mayıs gibi bakarsınız "İkinci Yeni Normale" geçebiliriz.

Bunun için ille de "tedarik" diyoruz. Ve ben Haziran'a kadar herkesin aşılanacağını umuyorum...

--------------------------------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Eğer kaçamıyorsan, insanlar hep çevrendeyse, gülümseyerek ağlamayı öğreniyorsun. -İçimdeki Deniz

ÇİVİ

Muğla'da 151 bin 672 öğrenci 3 haftalık yarıyıl tatiline girecek. Arkadaşım "Onlar okulda mıydı?" dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı:)))))

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft