Muğlaspor ve yönetimi ile ilgili bir yıl oldu mu bilmiyorum, yorum paylaşım yapmıyorum.
Nedenini söylemek de istemiyorum. Gerekmedikçe açıklamayacağım.
İlgilenmediğim için Muğlaspor ile Şanlıurfaspor arasında ne olup bittiğinden haberim yoktu.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın da haberi yok muydu bilmiyorum, 8 gün önce iki kulüp Muğla’da oynanan maçta berabere kalmış ve tatsız olaylar yaşanmış. Herkes konuşurken susan Ahmet Aras Başkan’ın 5 gün sonra (Cuma) hangi akla hizmetse konuşası gelmiş…!
Ahmet Aras Başkan küllenmeye başlamış istenmedik olaydan 5 gün sonra iki kulübün, dolayısıyla iki şehrin arasına girmeye kalkıştı. Kıyamet koptu… Her topa girmeyeceksin… “Önemli olan haklı olmak değil, haklı kalmaktır” diye bir söz vardır, Başkan Aras adeta o sözü haklı çıkardı…
*
Cuma gününden beri tam bir bilgi kirliliği ve polemik yaşanıyor… Cuma gününden beri ağzı olan konuşuyor ve Başkan Aras linç ediliyor.
Edindiğim bilgilere göre o gün neler olduysa, gergin ve golsüz biten karşılaşma sonrası yaşanan olaylar disiplin sürecini beraberinde getirmiş. Stat birkaç maç kapanmakla ve Muğlaspor seyircisiz oynamakla karşı karşıya kalmış.
Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık ve Muğla Milletvekilleri o günlerde “gerilimi giderici” açıklamalarda bulunmuşlar, o açıklamalar işe yaramış olabilir mi bilmiyorum, sonuç olarak PFDK tarafından “Muğlaspor taraftarları” ve “kulüp mensuplarının neden olduğu” saha olayları nedeniyle kulübe 165 bin TL para cezası verilirken, Kulüp Başkanı Menaf Kıyanç “sportmenliğe aykırı hareket” gerekçesiyle 20 bin TL para cezasına çarptırılmış. Şanlıurfaspor da benzer gerekçelerle 55 bin TL para cezası almış, ama Kulüp Başkanları Mustafa Kemal Saraçoğlu hakkında “disiplin ihlali oluşmadığına” karar verilmiş…
Bugün bu cezalar ve cezalara neden olan olaylar tartışılacağına, Ahmet Aras Başkan’ın tepkiler karşısında önce değiştirip yorumlara kapattığı, sonra kaldırdığı paylaşımı tartışılıp, eleştiriliyor…
*
Geçen Cuma günü sosyal medyada yaşanan linçe kayıtsız kalamadım. Bende Facebook sayfamda Gazeteci Yazar Sedat Kaya’nın konuya ilişkin görselini paylaşarak özetle şu ifadelerde bulundum:
“Görsel de Ahmet Aras Muğlalılara ‘Hadsiz’ dedi mi? diye soruluyor. Ahmet Aras Başkan Muğlalılara ‘Hadsiz’ demez, geri zekalı mı? Elbette geri zekalı değildir... Ben çok ağır ‘mental yorgunluk’ yaşadığını düşünüyorum. (….) Tabii bu talihsiz açıklama bazı mecralarda genelleştirilerek ‘Muğlalılara hadsiz dedi’ başlığıyla servis edildi. Oysa söz konusu ifade tüm kente değil, sınırlı bir gruba yönelikti; tepkilerin ardından metnin ilgili bölümü de paylaşımın sonraki versiyonlarından çıkarıldı. Ben olsam o ifadeyi çıkarmazdım. Ne demek istediğimi anlatırdım. Bir daha da daha dikkatli davranırdım veya sosyal medya paylaşımlarımı kim yönetiyorsa onun elinden telefonumu ‘Bu oyuncak değil’ diye alırdım...
Sadece bu şehrin değil, Ahmet Aras Başkan'ın da kimyası bozuldu. Neyse bu bilmiyorum, adeta bir çaresizliğin içinde çıkış arıyor halleri gözleniyor. Telafisi imkansız hatalar yapmamak için bence her şeyden uzak bir tatil yapmasında yarar var.”
*
Benim bu paylaşımımın altında da kıyametler koptu.
Bizim Vatandaş Ahmet (Tan Karaosmanoğlu) siftahı yaparcasına “Efem.. Bu konudaki eleştirim ve kızgınlığım, üslup… Bir belediye başkanı şehrinin vatandaşı için böyle konuşamaz. Kınarsın, kızarsın, yakışık almadı dersin, Urfa’dan özür dilersin. Ama kimsenin insanlığını masaya yatıracak cürete sahip olamazsın. O kim ki de şahsın insanlığını yargılayabilecek bir durumda olduğunu hissediyor. O kim ki had bildirmeye çalışıyor. Biz de herkese haddini bildirmeye çıkalım bari. Futbolda fanatizm vardır. Buna bu şekilde holiganca davranış diyebilirsin. Ancak üslup bu değil. Sorun ne biliyor musun, Aras’ın dokusu Muğla’ya uymadı. Ahmet Aras’ı çok tanımam. Bir kere görüştüm. Aras farklı bir kültürle hareket ediyor. O Sepetçioğlu oynar biz Zeybek.. Bilmem anlatabildim mi?” derken, bu köşenin takipçilerinden ve adeta “Sosyologdan köşe yazıları” edasında paylaşımlar yapan Aslı Yokaş şöyle yazdı:
“Ahmet Aras ile Levent Arkan örneği, siyasette üslubun makamdan daha hızlı çürüdüğünü gösteriyor. Diplomasi dili; öfkeyi cümleye değil, akla teslim etmektir. Ama bizde bazıları makam büyüdükçe kelime küçültüyor. Eleştiriye cevap vermek yerine ya ‘hadsiz’ deniyor ya da ima ve küçümsemeyle siyaset yapılıyor. Sonra da ‘yanlış anlaşıldım’ tiyatrosu başlıyor. Oysa devlet dili kahvehane dili değildir. Belediye Başkanlığı da sosyal medya öfke terapisi merkezi hiç değildir. Bir şehri yönetirken kullandığın kelime, attığın imzadan daha çok iz bırakır. Çünkü imza dosyada kalır, dil hafızada. Bir siyasetçi halka karşı dilini kaybettiğinde aslında meşruiyetinin zeminini de kaybetmeye başlar. Hele ki yanında alkış tayfası varsa, her yanlışı ‘başkanım vizyon’ diye pazarlayanlar… işte esas felaket orada başlar. Çünkü en tehlikeli çürüme yanlışın normalleşmesidir. Ahmet Aras’ın ‘hadsiz’ tartışması da Levent Arkan etrafındaki kibirli üslup da aynı yere çıkıyor: makam var, diplomasi yok; koltuk var, devlet dili yok.”
*
Bodrum’dan bir Hukukçu, CHP’li Av. Emine Yenilmez Aydemir de “Muğlaspor-Şanlıurfaspor maçında bir kısım Muğlaspor taraftarının karşı takım taraftarına küfrettiği haberini Sayın Başkanın açıklamasının haber yapılması ile öğrenmiş oldum.” diyerek (Vallahi ben de) şu ifadelerde bulundu:
“Her statta yeterli sayıda Spor Şube Polisi ve Özel Güvenlik görevlisi bulunuyor. Küfredenlerin tespiti çok kolay. Bu hadsizliği yapanlar hakkında gereği o an yapılsa, tribünler tüm taraftarlar için daha güvenli yerler haline gelir. Aynı zamanda güvenliğin olduğu, küfrün olmadığı yerde her kesimden sporsever maçları statta izleyerek takımına destek olmak isteyecektir. Dolu tribünler önünde futbol oynayan takım da her zaman daha güçlü hisseder düşünesindeyim. Velhasıl yaşanan kuralsızlıklara anında müdahale edilebilseydi ne Muğlalılar ve Urfalılar bu kadar gerilir ne de Sayın Başkan danışmanın üslup sorunlu paylaşımı nedeni ile gereksiz polemiğin içine düşmezdi.”
Dağcılık Sporcusu Hüseyin Koca “Birkaç haddini bilmez, demek Muğlalılara hadsiz demek anlamına gelmez. Hadsize de hadsiz denir. Başkan doğruyu söylemiş.” derken, Marmaris’ten Sosyolog Yazar Perrin Pebi Helvacı “Özür dilerim Özcan Özgür, beni aydınlatabilir misiniz? Bir belediye başkanı, bir spor müsabakasında çıkan tartışma için niye açıklama yapar? Bu konu belediyenin görev alanına giriyor mu?” diye sormuş.
*
Bodrumlife’den Grafiker Necip Damar “Ahmet Aras demez, ama o mesajı yazan Levent Arkan çok rahat söyleyebilir.” ifadesinde bulunurken, Marmaris’ten Muğlaspor’dan yetişme Milli Hakemlerimizden Mutlu Çelik “Neden insanlar üstüne alınıyor ki? ‘Birkaç kendini bilmez’i herkes kullanır. Yok mu böyle taraftarlar? Spor müsabakalarında 48 yılını vermiş birisi olarak konuşuyorum neler yaşadık neler, bu ne ki? Birkaç kendini bilmez, bunun içine kendini dahil edenleri de toplarsak üstüne alınanlar bayağı olmuş. Lütfen okuduğunu anlayanlar yorum yaparsa sevinirim.” dedi.
Milas’tan CHP’li Aktivist Hülya Scobie “Tek bir cümleyi bağlamından koparıp tüm Muğlalılara mal ederek algı oluşturmaya çalışanlar iyi niyetli bir yaklaşım içinde değildirler görüşündeyim. Elbette her yerde olduğu gibi hadsizler de var ve bu kişiler hem takımlarına hem spor centilmenliğine zarar veriyorlar. Hadsiz kelimesi bu kişiler için az bile!” ifadesinde bulunurken, Datça’dan Gazeteci Yazar Sedat Kaya şöyle yazdı:
“Meslekte asıl branşım spor yazarlığı. Türkiye'de her takımın taraftarı arasında bir avuç kendini bilmez hadsiz vardır ve bunlar tüm camiaya ve kente bilmeden de olsa zarar verirler. Bu hadsizlere prim vermemek ve sporseverlerin arasından ayıklamak gerek. Özellikle bu konuda kulüp yönetimlerine ve medyaya görev düşüyor. Ben Ahmet Aras'ın yerinde olsaydım, o cümleyi silmez, daha ağırını yazardım. Muğla'yı, Muğlaspor'u, Muğlaspor taraftarını birkaç hadsiz temsil edemez.”
Fethiye Alternatif Bakış’tan arkadaşımız Orhan Okutan ise “Ahmet Aras’ın bir grup taraftara ‘hadsiz’ demesi doğru değil. Evet, yanlış yapan eleştirilir ama bir belediye başkanı insanları azarlamaz, yol gösterir. Bu makamda oturan biri konuşurken daha dikkatli olmak zorunda. Öfkeyle söylenen söz, sorunu çözmez, büyütür. Bu lafı tüm Muğla’ya söyledi demek abartı olur ama ‘hadsiz’ demek de hafife alınacak bir şey değil. Bu yüzden bu sözü eleştirenler haklıdır.” diye kaydetti.
*
Yorumlar hala devam ediyor olmalı. Ben bu yazıyı kaleme alırken Milas’tan Akdemir Matbaası’ndan Mehmet Akdemir “Evet bir kenti üç beş kişi zor durumda bırakıyorsa evet hadsizdir. Bu insanlar o kenti temsil edemez. Az bile söylemiş.” diyerek adeta noktayı koydu.
O gün yorumlardan ikisine yanıt verdim. Hüseyin Koca’ya “Keşke o doğruyu silmeseydi.” derken, Perrin Pebi Helvacı’ya “Güzel soru. Yanıtı Sayın Başkanın danışmanları verse daha yararlı olur.” diye yanıt verdim.
Ha unutmadan, yazıma nokta koyarken paylaşımıma bir daha baktım Menteşe’den Büro Makinaları Bayii Nadir İnan’ın “Nedense aklıma, Can Yücel’in hakim karşısında anlattığı fıkra geldi.” diye paylaşım yapmış olduğunu gördüm. Çok güldüm…
Benim yorumum mu?
Yarın…
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ: Sorumluluk duygusu olmayan bir siyasetçi tehlikelidir. --Max Weber