Ezoterik öğretilerle çok ilgileniyorum.
Bana kazandırdığı değerlerle
Farklı pencerelerden bakmayı öğrendim
Bu öğretilerden öğrendiğim birçok konuyu içselleştirdim.
Burada öğrendiğim çok önemli bir hususlardan biriside;
Büyük araştırma ve çabalardan sonra,
Belli bir sadeleşmeyle birlikte,
Elde edilen anlayışların,
Olgunlaştırılmasından sonra,
Zeminde bir birikim olacak şekilde,
Eski edinilen anlayışların terk edilerek,
Daha yeni bilgilerle yolların yürünmesidir.
Eğer ki belli bir anlayışa takılırsak,
İlerlememiz mümkün olamamaktadır.
Yani elde edilen her bir realitenin,
Bir üstü olduğunu,
Hiçbir zaman unutulmaması gerekir.
Bu nedenle de bu paradigma ayrı bir değer taşıyor.
Hint mitolojisini incelediğimiz de de
Eski realitenin mutlak suretle terk edilmesi gerektiği aşikar şekildeişlenir.
Ve bunu çok ilginç bir örneklemle anlatırlar.
Titankaraların öyküsü işte bunun hikayesidir.
Bu hikayede;
Nehrin karşısına geçilecektir.
Nehrin hemen kıyısında bulunan Titankaralar,
Yolcuları kayıkla karşıdan karşıya geçirmektedir.
Ancak kimi yolcular karşı kıyıya geçtikten sonra,
Kayığı bir türlü terk etmek istemezler.
Sırtlarına kayığı alarak,
Dağları tepeleri bu şekilde geçmeye çalışırlar.
Tabi kısa süre sonra,
Yorgunluktan yürüyemez bir hale gelerek,
Oldukları yerde çöküp kalırlar.
Buna karşılık kayıklarını nehir bitince terk edebilenler,
Rahatlıkla yollarına devam edebilirler.
Ve varmak istedikleri hedefe rahatlıkla ulaşırlar.
Çok kısa özetini satırlarıma taşıdığım,
Bu mitolojik hikaye,
Anlayışlarını sürekli yenilemeyenlerin,
Ve karşılaştıkları bilgileri yeri ve zamanı geldiğinde,
Daha bir üst bilgi ile değiştirmeyenlerin halini anlatması açısında,
Çok ama çok önemli bir öğreti,
Ben diyorum ki;
Strateji geliştirirken,
Yönetirken,
Olgu ve olaylara müdahale ederken,
Yeni bakış açısı geliştirmeliyiz.
Egodan arınmalıyız.
Toplumsal hassasiyetlere özen göstermeliyiz.
Biz siyasi liderlerden,
Ve yerel yöneticilerden çok büyük anlayış bekliyoruz.
Kavramlarını ve eylemlerini üstbilgi ile değiştirmiyorlar.
Çapayı attık,
Koltuğa demirledik,
Nanik yapıp,
Kudreti olan gelsin de beni buradan atsın anlayışı ile hareket ediliyor.
Bu anlayış millete saygısızlık.
Üst bir demokrasi anlayışı ile,
Milletime saygı duyuyorum,
Beni bu günlere kadar saygı ile taşıdılar,
Başka kişilerde milletimize hizmet edebilme şansı bulsun,
Yüce bir duygu ile
Görevimi bırakıyorum' deme erdemliliği gösterilmiyor.
Buda çok büyük erdemsizlik.
Vatandaş çok kızıyor.
Bu koltuk sevdası da nedir? diyorlar.
Peki, liderler neden koltuğu terk etmiyor,
Yeni geleceklere niçin yer açmıyorlar?
Demokratik toplumlarda normal olan liderlerin seçim yoluyla yenilenmesidir
Bazı sistemlerde lider ve örgütlerin yenilenmesi için,
Bir süre konuluyor.
"Bunun en canlı örneği ABD'dir.
Bir kişi iki dönemden fazla başkanlık yapamaz.
Bu bir gelenektir.
Franklin D. Roosevelt bu geleneği ihlal edip,
Dört dönem seçilince bunun tekrarlanmaması için,
Anayasaya bir madde eklemek zorunda kalıyorlar.
Dünyada başarısız olan liderler hemen değiştirilir.
Ancak Türkiye'de partilerin yapısı böyle bir değişime,
Olanak vermeyecek şekilde ortaya çıkmıştır.
Bunun da başlıca sorumlusu,
Genel başkanların kendi ekiplerini,
Partiyi kontrol edecek şekilde konumlandırmalarıdır.
Bu durumun en temel sebebi,
Türkiye'deki parti içi demokrasi sorunu.
Çünkü siyasi partiler kanunu,
Liderlere partiyi istedikleri kadar elinde tutma imkanı veriyor.
Ve ayrıca da;
Kurumsal işleyişten çok kişileri öne çıkaran ve kişileri kolaycakültleştiren geleneklere sahibiz.
Kısaca özetlersek;
Güya lider partinin kurumsal kimliğinin önüne geçiyor.
Öylesine Avanak Avni'yiz ki,
Ve ahlaklı olmayan bir tutulma,
Lider önce kendisini seçecekleri köşe başlarına yerleştiriyor.
Sonra sahneye çıkıyor.
Bir show perdesi açılıyor.
'Sana vermiştim gülüm',
'Şimdide sıra sende, bana ver gülüm' diyor.
Al Gülüm Ver Gülüm Demokrasisi.
Bu güya ileri demokrasi oluyor.
Başarısızda olsa, koltuğa çimento döktü.
Poposu çimentoya bulaştı.
Kalkamaz artık.
Tabi ki bunlar ülke kültürü ile de alakalı.
Değişimin riskini almak yerine,
Eksiklerine rağmen mevcut olanı,
Alışık olduğumuz düzeni tercih edebiliyoruz.
O kadar ilkel şuurlu liderler var ki sorma gitsin.
Lider sultası kızıyor.
'Sen değişim istedin seni kara listeye aldım' diyor.
Çimentolu koltukta oturmak liderin hoşuna gidiyor.
Çimentoda çok ısıttı sanırım.
Bu koltuk işlerinde kurtulmamız için,
Zihniyet değişimi,
Köklü bir zihniyet devrimi gerekir.
Hem liderler de hem de vatandaşlarımız da.
Duyan var mı?
Biz değişim istiyoruz.
Al Gülüm Ver Gülüm sirkinden sıkıldık.
Ve halk liderleri yerel öneticileri titankaraların kayıklarıgibi,
Omuzlarında taşıdığı sürece,
Milletin geleceği balçığa saplanıp kalıyor.
Duyan var mı?