Evet bugün MHP İl Başkanı Burak Demirel’i yazacaktım.
Kuş gözlemcisi, Fotoğraf Sanatçısı Serdar Şatırlar dostumun gönderdiği bir makale nedeniyle erteledim. Aygün Can Yağcızeybek imzalı makale başlıktan da anlaşılacağı gibi, bugünlerde “Nail Çakırhan Mimarisini” tehdit eden ve Akyaka’ya, Dalyan’a büyük zarar vermesi beklenen “Yangın Yönetmeliği” tartışmalarına katkı yapabilir diye düşündüm.
Çok okunacağını sanmıyorum (Belki de bu önyargımdır) ama ilgililer okusun yeter. Oldukça uzun bir makale… Özetleyeceğim. Tamamını merak edenler https://lskyapi.com.tr/ahsap-ve-yangin-dogru-bilinen-yanlislar/ linki tıklayarak okuyabilirler…
*
Son dönemlerde, ABD’nin Los Angeles çevresinde etkili olan orman yangınları ve bu yangınlar sırasında ahşap yapıların da zarar görmesi, ahşap yapılara dair yanılgıların yeniden gündeme gelmesine neden oluyor.
Amerika’daki yangınlar gibi, ülkemizde de – ola ki- ahşap bir binada yangın çıkması durumunda, özellikle vurgulanarak ‘Ahşap bina yandı!’ manşetleriyle bu doğal ve sürdürülebilir malzemenin haksızca hedef alındığını görmekteyiz. Buna karşın, aynı medya, yangınlarda çelik kolonların erimesi ya da betonarme binaların toksik gazlar, vb. radon gazlar salarak ve demir aksamlarının erimesiyle birlikte yaşanan çökmelerle ölümcül tuzaklara dönüşmesi gerçeğini pek dile getirmemektedir.
‘Betonarme binada yangın!’ ya da ‘Çelik gökdelende yangın!’ gibi manşetler göremiyoruz. Peki, neden? Ahşaba karşı bilinçli bir algısal hedef mi örgütleniyor?
Sorun ahşapta değil, algıda; Ahşap… evet yanar, ama diğer her şey de yanmaz mı/yanamaz mı? Betonarme veya çelik aksamlı binalar yangına karşı daha mı güvenli? Nedir bu kadim yapı malzemesi olan ahşapla alıp veremediğimiz?
Gelin, bunları iç sorgulamalarla ve bilimin ne dediğine bakarak hep birlikte cevaplar bulmaya çalışalım…
*
Evet, her yapı malzemesi gibi ahşap da yanabilir. Ancak önemli olan, yangının hangi koşullarda ve hangi malzemelerin etkisiyle öldürücü bir hal aldığıdır. Bilinenin aksine, çelik ve demir sıcaklığı anında diğer uzak uçlara hızla iletir; lakin ahşap bu sıcaklık iletimini gerçekleştiremez.
Bu sıcaklığın iletilememesi, aslında yangına karşı mukavemet açısından ahşabı çok daha dirayetli kılar. Bolu Kartalkaya otel yangını buna çarpıcı bir örnektir. Yangında tam sekiz saat boyunca tomruk çatılı lobi yanmış, fakat çökmemiş olduğu basına yansımıştır… (8 saat ciddi bir süredir)
Buna karşın, yangın sırasında çıkan zehirli dumanlar, betonarme yapıların radon gazı salınımı, köpük vb. izolasyon malzemeleri ve yanan eşyalar, toksik gaz salınımları, artı olarak yangın yönetmenliğine uygun olmayan durumlar (yangın merdiveni vb.) can kayıplarının başlıca nedenleridir.
Çünkü ahşap, sanıldığı gibi bir kıvılcımla kül olan bir malzeme değildir; yapısal ahşapta yangının yayılımı son derece yavaştır. Fırınlanıp içindeki reçineden ve çıramsı sıvılardan arındırılan yapısal ahşap, özel ateş öteleyici solüsyonlarla kaplandığında neredeyse yanmaz/yanamaz hale gelir, yanması oldukça güçleşir.
*
Maalesef ki çok katlılık, yapı malzemesi her ne olursa olsun, kısa zamanda tahliyeyi zorlaştırmaktadır. Amerika’daki 4 milyon nüfuslu bir ahşap şehirde çıkan yangında yalnızca 22 kişi hayatını kaybetmiştir ve bunların birçoğu tahliye etmeye direnen, belki evimi söndürebilirim diye evinden ayrılmayan, ayak süren bireylerdir. Buna karşılık, aynı yangın dikey mimari bir betonarme binada meydana gelseydi, kayıplar inanın ki çok çok daha trajik olabilirdi
Amerika’daki yangında asıl sorunun, ahşap yapılarda kullanılan iki ahşap lambri arasına yerleştirilen yanıcı kimyevi malzemeler olduğu görülmüştür. Bu malzemeler yangını tetikleyen başlıca unsurlardı.
Ayrıca bölgenin yangın kuşağında bulunması ve çevredeki su rezervlerinin bazı rant çevreleri tarafından kendilerine mal edilmesi gibi nedenlerle etkili bir şekilde kullanılamamıştır, tüm bu parametreler yangının yayılmasını kolaylaştırmıştır.
Ahşap yapıların arasına yerleştirilen kimyasal izolasyon malzemeleri, yangının hızlanmasına, yoğun toksik gaz ve duman oluşumuna neden olarak ölümlere yol açmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ahşap değil; kullanılan yanıcı kimyasal maddelerin etkileridir. Aslında ahşap, özellikle solid masif ahşap (içi dolu ahşap), zaten doğal ve etkili bir izolasyon malzemesidir, ayrıca bir izolasyona gerek duyulmamaktadır.
Karkas yapılarda illaki bir izolasyon malzemesi kullanılacaksa, yanıcı kimyasal malzemelerden (örneğin, köpük vb. gibi) kaçınılmalı; bunun yerine doğal ve yanmaz özellikte yalıtım malzemeleri tercih edilmelidir. Yangın yönetmeliğine uygun ürünler ve malzemeler kullanmamak, daha en başından büyük bir hata anlamına gelir. Bu durum, yapı malzemesinin ahşap, taş, çelik ya da demir olmasından bağımsızdır; her durumda geçerlidir.
*
Dikey, çok katlı mimari; yangın ve deprem gibi afetlerde en büyük risklerden biridir. Yüksek katlı yapılarda ister ahşap ister çelik ister beton olsun; tahliye, karmaşık ve çoğu zaman ölümcül bir süreçtir. Yangın merdivenlerinin yetersizliği, yoğun duman ve toksik gazlar, insanları hapseden bir girdaba, bir tuzağa dönüşür.
Oysa yatay mimaride bu riskler minimize hatta yok edilir. Tahliye kolaydır, insanlar doğrudan bahçeye veya açık alanlara yönlendirilebilir. Aynı zamanda yatay mimari, insana özgür bir yaşam alanı sağlar. Bahçesinde huzur içinde yıldızları izleyen bir ailedir. Bu aile bir apartman katında gardiyan gibi davranan komşuların sık boğazlığına da maruz kalmaz. Çocuklar özgürce koşuşturur, oynaşırlar, yatay mimarinin bireysel ve toplumsal hayatımıza dair olumlu etkileri saymakla bitmez bir gerçek olduğu aşikardır.
*
Sorun ahşap mı? Bence değil. İllaki ahşap mı sorun? Hayır, asla değil… Sorun zihinlerimizde! Algılarımızda!
Yatay mimariye geçelim, artık uyanalım. Sen ahşap yapma, okey; lakin git kerpiç var, taş var onlardan yap… Taşımız mı bitti bizim? Topraklarımız mı bitti de kerpiç üreten fabrikalarımız yok oldu? Tüm Türkiye halkına yetecek uzun uzadıya engin topraklarımız, dağlarımız, yamaçlarımız yok mu bizim? Uçsuz bucaksız kıraç topraklarımız da mı yok? Verin halka, bırakın halk kendisi kendi elleriyle yapar yuvasını. Sen standartları belirle, arsayı ver, insanlar yapsın yuvalarını.
Bu kadar mı betona mecburuz? Bu kadar mı çok katlı binalara, bu ucubelere mecburuz? Sahi, mecbur muyuz biz bu işkenceye, bu zulme, kendi ellerimizle yarattığımız bu cehenneme?!!
Ahşap, yalnızca dayanıklı ve çevre dostu değil, aynı zamanda insan doğasına uygun bir yaşam alanı sunar.
Betonarme binalar genelde 30-40 yılda yıkılmak zorunda kalırken, ahşap yapılar asırlarca ayakta kalabilir. Bu, ülke ekonomisine büyük bir katkı sağlar ve israf edilen onca paramız da buhar olup gitmez. Paralarımız da emeklerimiz de ceplerimizde kalır. Bu bir kaos, bu bir cehennem, bu tam da bir saçmalık diyorum. Etimizle, tırnağımızla kazandığımız paralar ve emekler 30-40 yıl sonra çöpe gidiyor, torunlarımıza miras olarak bile aktarılamıyor.
Uzun ömürlü ahşap yapılar, yeniden yapım ihtiyacını ortadan kaldırır. Binlerce yıl ayakta duran yapılarla kültürümüz, kültürel mirasımız, hafızamız ve ananelerimiz de yaşar ve aktarılır. Nereden baksak, kâr üstüne kâr…
Ancak bu, rant döngüsünü sekteye uğratan bir durumdur. Bundan, ranttan kesinlikle vazgeçmeliyiz. İnşaat sektörü yatay mimariden de kâr elde edebilir. Yatırımcılarımızın bu kadar korkmasına gerek yok. Bırakın ülke yaşasın, insanlık yaşasın, çocuklarımız geleceğe umutla baksın diyorum… Demeliyiz…
*
Ahşap, yani yapısal ahşap, yalnızca bir malzeme değil, bir yaşam tarzıdır. Doğayla uyumlu, insanı özgürleştiren ve yüzlerce yıl dayanabilen bu yapı malzemesi hem geleneksel hem de modern mimariyle büyük bir uyum içindedir.
Ahşap evler korkutmaz; aksine huzur ve güven sunar. Ancak bu gerçeği görebilmek için, yanlış algılardan kurtulup bilimsel gerçeklere kulak vermemiz gerekiyor.
Doğru bilgilerle hareket ettiğimizde, ahşap yapıların—ki ahşap yapılar çoğunlukla tek katlı ve yatay mimari şeklindedir—deprem olduğunda veya olası yangın çıktığında kendinizi dışarı atmak saniyeler kadar kısa sürecektir.
Hal böyleyken, gerçek buyken, ne diye ahşaba dem vurmak, ahşabı kötülemek? Çok katlılığı lanetleyelim, çok katlılığa dem vuralım! Çok katlılıktır can yakan, betondur can yakan, kaçamamamıza sebep olan… Betondur, çok katlılıktır depreme yenik düşen! Çok katlılıktır tahliye sürecini sekteye uğratan, canları alan. Ahşap değil, ahşap değil…!
Tüm bunları göz önüne alıp derinlemesine tefekkür ettiğimizde, ahşabın ve özellikle yatay mimarili ahşap yapıların insanlık için nasıl bir nimet olduğunu daha iyi anlayacağız. Betona, özellikle çok katlı betona, apartmanlara hayır; ahşaba, yatay mimariyle kurulmuş evlere, yuvalara, mahallelere, köylere, şehirlere evet!
*
Kültürümüzü yaşatan, doğayla uyum içinde, özgür ve güvenli bir yaşam sunan yatay mimari, yalnızca bireysel değil, toplumsal geleceğimizin de teminatıdır. Köklerimizi koruyarak, doğaya ve insana saygılı bir gelecek inşa etmek bizim elimizde.
“Şimdi, geçmişten de ilham alarak kültürel mirasımızı, anılarımızı, hafızamızı, hatıralarımızı, aşklarımızı, acı, tatlı, hüzünlü, sevinçli tüm yaşanmışlıklarımızı da koruyarak; tüm birikimleriyle birlikte var olanları torunlarımıza aktaran bir yatay mimari anlayışıyla geleceği yeniden inşa etme zamanıdır!” diyerek burada yazımıza son verelim…
01 Mart 2025 / Aygün Can Yağcızeybek
*
Benim bu makaleden anladığım; Akyaka veya Dalyan’da bir ahşap tesis yansa bu “can kaybına” değil, “mal kaybına” neden olacak bir yangın olacaktır. Yani mal sahibi zarar görecektir…
Kartalkaya’da yanan otel ile Akyaka’nın, Dalyan’ın iki, hatta tek katlı tesisleri ile karıştıran Ankara’ya ne demeli bilemiyorum da umarım bu makale Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı tarafından okunur…
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; Bazen fikirlerini de değiştirmelisin. Çünkü sen fikirlerinin kölesi değil, sahibisin. --Namık Kemal