Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın Özel Danışmanı Levent Arkan dünkü yazıma hemen sosyal medya hesabından yıldırım hızıyla cevap verdi.

Aslında ben dünkü yazıma Başkan Aras’tan yanıt bekliyordum, ama Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde oluyor böyle şeyler. Tabii Levent Arkan’da yanıt verme hakkına sahiptir. Çünkü yazıma O da muhatap...

Benim anlayamadığım, bana verilmiş yanıtın bir meslektaşımız tarafından haber yapılmış olmasıdır!

Dün yıldırım hızıyla gelen cevap yine dün yıldırım hızıyla haber oldu.

Şaşkınlık içindeyim.

Arkadaş madem böyle bir haber yapma gereği duymuşsun, bunu hakkıyla yapsaydın. Haberi yapmadan önce beni de arayıp, “Levent Arkan’ın yanıtına bir cevabınız olacak mı?” diye sorsaydınız da benim bugün bu köşede çıkacak yanıtımı da benden önce dün haberinizde vermiş olma başarısını göstermiş olsaydınız...

*

Hızlı meslektaşım haberine “Aras’ın Danışmanı Arkan’dan Şok İddia, Muğla’daki O Müzeyi Isıtmak İçin 270 Adet Elektrik Sobası Kullanılmış” başlığı atmış.

Arkadaş sorsam “Abi o binanın 270 elektrik sobası ile ısıtılması ve hatta bu yüzden bir kamu zararı doğmuş olması olasılığının haber değeri vardır” diyebilir. Bu anlamda bence de haber değeri vardır...

Hatta böyle bir haberi ben de yapabilirdim. Ve hatta Sayın Arkan’a yanıt verirken bu yazıma “Danışman Arkan’ın ihbarlarına bir yenisi daha eklendi; Cengiz Bektaş Kent Belleği 270 Elektrik Sobasıyla Isıtılıyormuş” başlığı da atardım. Ve böyle bir yazıda “Burada Levent Arkan’ın iddia ettiği gibi bir kamu zararı varsa, bu zarar Osman Gürün’den mi, Ahmet Aras’tan mı tahsil edilecek?” diye de sorardım.

Bir de ayrıca “Allah aşkına bu danışman kimin danışmanı? Belediye içindeki yanlışları kendi içlerinde düzeltebilecekleri, engelleyebilecekleri halde Sayın Danışman neden böyle ‘örtülü’ ihbarlarda bulunuyor?” yorumu da yapardım...

*

Bu noktada Danışman Levent Arkan’ın dün bana yanıtında yer alan iddiayı da sizlerle paylaşmam gerekiyor. Dün kendisi için “Muğlalı bile değil” dediğim Sayın Arkan, bu sözüm için “Ayrıca Muğla’lı olmayan Levent Arkan sadece İlber Ortaylı’nın sözlerine karşı değil, karşı olduğu başka şeyler de var.” diyerek, o başka şeylerle ilgili iddiasını şöyle ortaya koymuş:

Mesela, 16 Mart 2018 günü temeli atılan, 370 günde biteceği söylenilen, 14 Milyon 277.000 TL’ye mal olacağı açıklanan, yüzde doksan tamamlanma aşamasına gelindiğinde 12 milyon TL ödenerek müteahhitle sözleşmesi feshedilen, bu rakamın üstüne 35 Milyon 970.000 TL bedelle yeniden ihale edilen, 270 adet elektrik sobası satın alınarak ısıtılmaya kalkışılacak kadar akıl tutulmaları yaşanan, 2024 yılının Ocak ayının parasıyla bir ayda 600 bin lira elektrik parası gelince sobalarla ısıtmaktan da vazgeçilen ve an itibarıyla proje dışındaki hatalı imalatlardan oluşan büyük sorunların yanı sıra, ısıtma, soğutma ve izolasyon sorunları nedeniyle tam 7 yıldır ve halen kullanılamaz durumda olan bir binanın içine milyonlarca lira masraf edilerek müze açılmasına da karşıyım ben.

Ben de “Sayın Arkan İlber Ortaylı adına mı, Müzeye mi karşı? Müzeye ‘ısıtma, soğutma ve izolasyon sorunları’ yaşandığı için mi yoksa müzeye mi karşı olduğu içinmi karşı?” diye sormak isterim...

*

Keşke Muğla’nın sayılı profesyonel gazetecilerinden biri olan meslektaşım bu soruyu Sayın Arkan’a sormayı da akıl edebilmiş ve Ahmet Aras Başkan’a da “Danışmanınızın bu iddiası ile ilgili ne diyorsunuz?” diye sormuş olsaydı...

Hatta Sayın Danışmanın bana yanıtını olduğu gibi verirken, benim dükü yazıma da haberinde olduğu gibi vermiş olsaydı.

Neyse böylesi de iyi olmuş. Bu durum, dünkü yazımın okunurluğuna katkı yapmıştır!

Tabii yanlış anlaşılmasın arkadaşımıza gazetecilik dersi verme niyetinde değilim, haddimi de bilirim. Hangi niyetle böyle bir şey yapıldığını bilmeyince insan biraz kırılıyor. Benimki bir serzeniş işte...

*

Peki şimdi Danışman Levent Arkan’ın yanıtına yanıt vermeyecek miyim?

Meslektaşımın haberi ile biraz şevkim kırıldı. Şevkim yerine gelince ve gerekiyorsa yanıt veririm.

Şimdilik “Muğlalılar Vicdan Sahibidir” başlığı altında yaptığı açıklamanın şu giriş bölümüne yanıt vermek isterim.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin uzun yıllar boyunca ulaşamadığı bir başarıya ulaşmasının mimarı olan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı her türlü engele rağmen iptal edilen ilk seçim de dahil olmak üzere 3 defa üst üste kazanan, halkın bu olağanüstü teveccühü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Cumhurbaşkanı Adaylığına layık görülen ve bu adaylığı, Türkiye’de bir ilk olarak gerçekleştirilen halk oylamasında 15 milyondan fazla vatandaşımız tarafından onaylanan bir insan için kameraların karşısına geçip ‘Ben onun belediye başkanlığı yaptığını görmedim, partinin kendi kuruluşu ile uğraştı’ diyebilen bir insan, daha sonra toplumdan gelen büyük tepki sonrasında U dönüşü yaparak durumu kurtarmaya kalkışsa da; Ekrem İmamoğlu’na karşı söylenen sözlerin vicdanlardaki karşılığı, vicdansızlıktır. İlber Ortaylı tarafından kameranın karşısında söylenmiş olan bu sözlere rağmen, Muğla’nın ortasında açılacak bir kütüphaneye Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı tarafından İlber Ortaylı adının verilmesi, düşünülemez. Ben söylediklerimin sonuna kadar arkasındayım.

Ben de dünkü yazımın arkasındayım...

Tabii ne CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ne de Muğla İl Başkanı Zekican Balcı’nın böyle bir açıklaması olmadı, yok... Ayrıca bu işler buraya gelinceye kadar sayın danışman da yurt dışında değildi..

Sayın Danışman “daha sonra toplumdan gelen büyük tepki sonrasında U dönüşü yaparak durumu kurtarmaya kalkışsa da” ifadeniz sadece vicdansızlık değil, nezaketsizliğin ve saygısızlığın dibi olmuş...

Siz en iyisi o binaları “İlber Ortaylı’dan kurtarıp” ne yapacaksınız onu söyleyin.

Belki Muğlalılar ve bizde “yakışır” deriz... Belli mi olur...

*

Aklıma nedense Halk TV Yazarlarından Sedat Kaya’nın “İmamoğlu, Sen Ne Diyorsun?” başlıklı yazısı geldi. Usta gazeteci Kaya, o yazısında “CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bu yıl Nobel Barış Ödülü verilen Venezuela muhalefet lideri Maria Corina Machado’yu kutladı. Ve dedi ki;

‘Venezuela’da demokrasi ve özgürlük mücadelesi verenlerin bu onurlu başarısı, sadece Latin Amerika için değil, otoriter rejimlerin gölgesinde yaşayan tüm halklar için ilham vericidir.’

Gerçekten mi?” diyerek özetle şu ifadelerde bulundu:

‘İlham verici!’ kişi, ülkesini yıllardır ABD ambargosu altında inim inim inleten bir operasyonun yerli taşeronudur. Maria Corina Machado, Washington’un desteğiyle Maduro hükümetini devirmek için çalışan, Venezuela halkının yoksulluğunu ‘demokrasi’ diye pazarlayan biridir.

Yani barışın değil, emperyalizmin piyonudur. Ve İmamoğlu onu ‘ilham verici’ buluyor.

Belki diyecekler ki: ‘Bir danışman hatası.’

Ama bu ilk değil.

Bir zamanlar Topal Osman’ı da övmüştü. Mustafa Suphi’leri Karadeniz’in sularına gömen o karanlık figürü, ‘vatan kahramanı’ diye andı. Daha sonra bir karikatür yüzünden tutuklanan Leman Dergisi yöneticilerini eleştirdi. Şimdi de Latin Amerika’nın halk düşmanı Machado’suna selam gönderiyor.

Bu bir tesadüf olamaz.

*

Meslektaşım Sedat Kaya’nın yazısı bu kadar değil tabii..

Tamamını merak edenler Facebook’daki sayfasına adını yazarak girip görebilirler.

Sedat Kaya’nın bu yazısı vallahi tesadüf oldu...

Sedat Kaya’nın dediği gibi İmamoğlu’nun paylaşımı ‘Bir Danışman Hatası’ olabilir. Ama yine O’nun dediği gibi bu bir ilk değil...

Ahmet Aras Başkanın Özel Danışmanının “İlber Ortaylı” çıkışı da bir ilk değil.

Ben yine de Sayın Arkan’ı, danışmanlığını yaptığı kişinin sıfatı nedeniyle ciddiye alıyorum. “Cengiz Bektaş Kent Belleği ve Bölge Müzesi” ihalelerinin ve kesin kabullerinin mercek altına alınmasında yarar var.

İnsan “Bu işte karanlıkta kalan bir şeyler var da Ahmet Aras Başkan ‘kol kırılır yen için kalır’ tutumu içinde midir?” diye merak ediyor.

Kimsenin kimseyi töhmet altında bırakmaya hakkı yok...

---------------                 --------------

GÜNÜN SÖZÜ;Düşen bir çığda hiçbir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz. --Oscar Wilde