İfade tutanağı şöyle başlıyor:
“Şüpheli İfade tutanağı
CMK Madde 147
Tutanağın Düzenlendiği Yer: Güvenlik Şube Müdürlüğü.
Olay Adı: Türk Milletini, Cumhuriyeti, Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama, Suçu ve Suçluyu Övme, Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik ve Aşağılama.”
Haluk Özsoy, Korcan Yılmaz, Mehmet Yapıcı ve Abdülkadir Suiçmez, “ Muğla Emek ve Demokrasi Güçleri” tarafından düzenlenen “Adalet ve Demokrasi Yürüyüşü” eyleminin/etkinliğinin “şüphelisi” olarak Menteşe’nin Akyol Semtindeki Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne ifade vermeye çağrıldıklarında ciddiye almamıştım... “Herhalde bunlar izin almadan bu işi yaptılar, ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet’ ile suçlanıyorlar” diye düşünmüştüm.
Bu yüzden haber yapmak veya yorumda bulunmak yerine önceki akşam sosyal medya hesabımdan bilgilendirme yapmakla yetinmiştim. Meğer ciddi bir suçlama ile karşı karşıyalarmış...
Eğer suçlama soruşturmaya, soruşturma davaya dönüşürse adı geçenler ciddi cezalar alabilirler.
Nede olsa durup dururken kahraman yaratma alışkanlığımız var.
xx xx xx
Önceki gün yaptığım paylaşımda “Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde... Bir de niyeti namaz olanın kulağı ezandadır derler...” diyerek şu ifadelerde bulunmuştum:
“Muğla il merkezi Menteşe'de 3 Aralık'ta Akyol Pazarı'nda başlayıp, Muğla Adliyesi önünde noktalanan ADALET VE DEMOKRASİ yürüyüşünden sonra göz altına alınıp, Savcılıkça salıverilen Haluk Özsoy, Korcan Yılmaz, Mehmet Yapıcı ve Abdülkadir Suiçmez bugün Akyol'daki Emniyet biriminde ifade verdiler.
İfade işlemleri sırasında desteğe gelen topluluk içinde CHP'li Belediye Başkanı aday adaylarından sadece Burak Erbay ve Nazlı Tepeli'nin bulunması dikkati çekti...”
Olumlu olumsuz tepkiler geldi... Onlardan birinde CHP’nin Menteşe Başkanı aday adaylarından Umut Barış Baykara’nın ekibinden Meclis Üyesi aday adayı Uğur Ürper “Özcan abi bizde oradaydık, kim bilgi verdiyse ya bizi görmemiş yada görmezlikten gelmiş?” diye yazdı. Ben de “Siz kimsiniz?” diye sordum, yanıtı “Umut Barış Baykara” oldu. Bu sefer “Varsa Onu da ekleriz. Ben de neden yok acaba diye merak etmiştim. Bana bir şey diyen de yok. Fotoğraflara baktım.” diye bilgilendirmede bulundum...
xx xx xx
Sanıyorum o 3 Aralık’ta Akyol Pazarı’nda başlayıp Muğla Adliyesi önünde basın açıklaması ile noktalanan “Adalet ve Demokrasi Yürüyüşü” Türk Tabipler Birliği (TTB) ne kayyum atanınca düzenlenmişti. Ancak çevre ve kadın katliamları başta her türlü hukuksuzluğa, demokrasisizliğe karşı pankartlar taşınmış, sloganlar atılmıştı...
Ünlü sol siyasetçilerden Fikri Sağlar ile CHP Muğla İl Başkanı Zekican Balcı’nın yanı sıra Muğla Tabip Odası ve Muğla Barosu yönetici ve üyeleri cübbeleriyle, önlükleriyle katılırken, CHP’nin Muğla’daki belediye başkanı aday adaylarından sadece sendikacı Nazlı Tepeli, Diş Tabibi Umut Barış Baykara, CHP Muğla eski milletvekilleri Av. Akın Üstündağ ve Av. Burak Erbay’ın katılmış olmaları dikkati çekmişti.
O gün Menteşe Akyol Pazarı’ndan Muğla Adliye binası önüne uzun bir rotada yürüyüş yapılmış, Adliye binası önünde basın açıklamasını Muğla Emek ve Demokrasi Güçleri adına Haluk Özsoy okumuştu.
Muğla uzun yıllar sonra oldukça kalabalık bir toplulukla meydanlara çıkmıştı...
Böylesine güçlü bir eylemin ardından bu eylemle ilgili “şüpheli” görülenler ifade verirlerken CHP’den aday adayı olanların hepsi emniyetin önüne yığılırlar diye bekliyordum... Çünkü aday adaylığı sürecinde “aday” olabilmek için her yerden fotoğraf paylaşılıyor... Yanılmışım...
“Fişlenme kaygısı” mı (!) taşıyorlardı, yoksa kadın ve çevre cinayeti, demokrasi vs. gibi dertleri olmadığından mı ne Burak Erbay ve Nazlı Tepeli dışında kimse gelmemişti... Uğur Ürper’e göre Umut Barış Baykara da oradaymış... Haluk Özsoy’a sordum, doğruymuş. Bir ara gelip görünüp gitmişler... Keşke oradan fotoğraf paylaşımı yapmış olsalarmış...
xx xx xx
Haluk Özsoy, Korcan Yılmaz, Mehmet Yapıcı ve Abdülkadir Suiçmez önceki gün Akyol'daki Emniyet biriminde ifade verirlerken avukatları Füsun Ünlüsoy ve Barış Aydın da yanlarında hazır bulundu.
Şüphelilerden Haluk Özsoy’a etkinliğin “ortak basın açıklamasını” okuduğu için ötekilerinden farklı sorular sorulduğu ve Özsoy’un o soruların çoğuna yanıt vermediği görüldü. Yanıtlanmayan sorularla ilgili “Kanaat açıklamaya zorlayıcı sorular” nitelemesi yapan avukatlar Füsun Ünlüsoy ve Barış Aydın’ın ifade tutanağının sonunda şu ifadelerinin yer aldığı görüldü:
“... Beyanın dillendirildiği yer ve zaman dikkate alındığında mevcut suçlama açısından açık ve yakın tehlike testinden geçirilmesi gerekmektedir. Bu yönü ile metin içeriklerinin suç oluşturmadığı açıktır. Yine müvekkile TCK 301 kapsamında da suç isnat edilmiş durumdadır. Ancak TCK 301/4 madde gereğince soruşturmanın yapılması Adalet Bakanlığının iznine tabidir. Yine Adalet Bakanlığının 09/05/2008 tarih ve 18/1 sayılı genelgesinin B-2 maddesi uyarınca soruşturmanın doğrudan Cumhuriyet Savcısı tarafından yürütülmesi ve yine B-3 maddesi uyarınca soruşturmanın doğrudan Cumhuriyet Savcısı tarafından yürütülmesi ve yine B-3 maddesi uyarınca soruşturma izni alınmadan şüpheli savunmasının alınmaması gerektiği açıktır. Bu açıdan soruşturma izni alınmadan verilen savcılık talimatı ve bu talimata dayalı olarak yapılan işlem hukuksuzdur. Atılı suçlar yönünden takipsizlik kararı verilmesini talep ediyoruz.”
xx xx xx
Haluk Özsoy’un yanıtladığı sorulardan bazıları ve yanıtları ise şöyle:
S4- Etkinlik ile ilgili olarak sosyal medya hesabınızdan katılım çağrısında bulunduğunuz, etkinlik sırasında grubu yönlendirdiğiniz, slogan attırdığınız tespit edilmiştir. Bahse konu etkinliği düzenlenmesi ve organizasyonunda kimlerle birlikte yer aldınız?
C4- 03/12/2023 tarihinde Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından yapılan etkinliği ben organize etmedim. Kimler tarafından düzenlendiğini bilmiyorum. Sosyal medya üzerinde görmem üzerine şu an hatırlamadığım sosyal medya hesaplarımdan paylaşım yaptım. Bahse konu etkinliğe katılımda bulundum ve yürüyüş sırasında atılan sloganlara eşlik ettim ve bazen de ben slogan attırdım.
S6- ..Emek ve Demokrasi Güçleri adı altında gerçekleştirilen eylem/etkinlik ile ilgili olarak basın yayın organlarının davet edildiği, eylemin ve saat 13.00 sıralarında Muğla Adliyesi önünde yapılan açıklamanın basın yayın araçları ve sosyal medya üzerinden yayıldığı görülmüştür. Bu kişiler tarafınızdan mı davet edildi. Haberin yapılmasını siz mi talep ettiniz?
C6- Bahse konu zamanda gerçekleştirilen eylem ve etkinlikte ben sadece katılımcı olarak bulundum. Herhangi bir haber organını davet etmedim. Sadece kendime ait sosyal medya hesaplarım üzerinden paylaşımda bulundum. Habercilerin konu hakkında nereden bilgi sahibi olarak geldiklerini bilmiyorum. Bahse konu etkinlik sonrası etkinlikle ilgili sosyal medya hesaplarım üzerinden paylaşım yapmış olabilirim.
S7- 03/12/2023 günü saat 13.30 sıralarında Muğla Adliyesi önünde yapılan açıklamada tarafınızca okunan basın açıklaması metnini kim hazırladı?
C7- 03/12/2023 günü saat 13.30 da Muğla Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında okumuş bulunduğum basın metninin kimin tarafından hazırlandığını bilmiyorum. Ben Muğla kamuoyunda tanınan biri olduğum için yürüyüş esnasında basın metnini benim okumamı talep ettiler. Hatırlamadığım biri tarafından bana verilen basın metni tarafımca okundu.
S8- ... ‘Toplum sözleşmemizi ihlal ettiniz. Bağımsızlığımızın bir kısmından hukukun üstünlüğü güvencesiyle vazgeçiş akdimize ihanet ettiniz. Artık meşru değilsiniz’ beyanı ile kastettiğiniz nedir? İhanet eden ve meşru olmayan kimdir?
C8- Ben olay günü Muğla adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında yine yukarıda belirttiğim üzere kimin tarafından hazırlandığını ve ve yine kimin tarafından bana okumam için verildiğini bilmediğim basın metnini okudum. Bahse konu basın metninde geçen ‘Toplum sözleşmemizi ihlal ettiniz. Bağımsızlığımızın bir kısmından hukukun üstünlüğü güvencesiyle vazgeçiş akdimize ihanet ettiniz. Artık meşru değilsiniz’ beyanı ile ilgili olarak herhangi bir fikrim yoktur.”
xx xx xx
Bildiğim kadarıyla önceki gün alınan ifadeler doğrultusunda avukatların talepleri de dikkate alınarak Cumhuriyet Savcılığı tarafından ya adı geçenlerle ilgili “soruşturma” açılarak savcılıkça ifadelerine yeniden başvurulacak ya da takipsizlik kararı verilecektir.
İfadeler yeniden alındıktan sonra şüpheliler hakkında “Türk Milletini, Cumhuriyeti, Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama, Suçu ve Suçluyu Övme, Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik ve Aşağılama.” iddiasıyla dava da açılabilir.
Bekleyip göreceğiz...
------------------
GÜNÜN SÖZÜ: Hepimiz karşımızdakinin bizi anlamasını isteriz ama, ayna gibi içimiz dışımız görünsün istemeyiz. --Trevanian