MUĞLA’DAN HAYATİ YAZICI GEÇTİ
Hafta sonunda Muğla’dan AK Parti’nin canlı tarihi, kurucuların önde gelenlerinden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a en yakın isimlerden AK Parti’nin Hukukçu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı geçti.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin uzun zamandır doldurulamayan AKM 15 Temmuz Salonunu dolduran Yazıcı, “Yeni bir Anayasa’nın önemini” anlattığı İl Danışma Meclisi’nde “Terörle mücadele devam edecek.” dedi.
İl Danışma Meclisi’ni ayrıca ele alırız. Danışma Meclisi’nden geriye sanki yine Kadem Mete gafları kaldı! Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı överken “Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’de yaşayan hiç kimseye bir borcu yoktur, ama herkesin Erdoğan’a borcu vardır. Doğacak çocuklarınızın bile borcu vardır. A’dan Z’ye bu ülkede yaşayan, nefes alan herkesin vefa borcu vardır.” diyerek salonda büyük alkış almış, ama Muğla’da tepki çekmeyi de yine başardı!
“Onların kale dediklerine bakmayın, karton kutulardan ibarettir onlar. Devirir, geçeriz.” sözleriyle de CHP’lileri kızdırdı. Mete’ye gecikmeden yanıt CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan’dan geldi. Özcan, “AK Parti Milletvekili Kadem Mete’nin talihsiz açıklamaları, Muğla’nın tarihine, toplumsal dokusuna ve kardeşliği esas alan eşitlikçi siyasal kültürüne yakıştıramadığımı özellikle belirtmek isterim.” diyerek şu ifadelerde bulundu:
“Sayın Mete’nin ifadeleri yalnızca partimize değil; Muğla’da oy veren ya da vermeyen, çocuklarının geleceği için söz söyleme hakkına sahip tüm Muğlalıların demokratik iradesine yönelmiştir. Muğlalının iradesi bir ‘karton kutu’ değildir. Muğla ise harcı emekle, akılla ve halk iradesiyle karılmış bir Cumhuriyet kentidir. Muğla’nın kalesi sandıkta kurulur. Muğla’nın mayasında laiklik vardır, sosyal adalet vardır, kamuculuk vardır. Korku yoktur, teslimiyet yoktur. En önemlisi: bu kentte tehdit diliyle, ötekileştirme diliyle siyaset yapılamaz. Geçici hesaplar çöker; ama halkın iradesi ayakta kalır.”
*
KADEM METE’NİN BORCU TARTIŞILMAZ
Sanırım Kadem Mete borç meselesinde maksadını aşmış. Bari doğmamış çocukları karıştırmasaymış. Onlar zaten iktidarların borçlanmalarını ödemekle karşı karşıya kalacaklar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elbette bu ülkeye, millete hizmetleri, iyilikleri olmuştur. Olmaktadır da… Ancak bu kimseyi borçlu kılmaz. Bunun karşılığı olarak şükran duyulur, minnet duyulur, duacı olunur… Borçlu olunmaz. Mesela benim bir engelli olarak minnet duyduğum konular var, ama bir emekli olarak da alacaklıyım… Sayın Mete gibi Muğla’ya bir bavulla gelip 5 otel işletir, tesislere sıvılaştırılmış gaz satar, bir de beyaz eşya ve elektronik cihaz mümessili olmakla kalmayıp üstüne milletvekili yapılsaydım Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’a hiçbir şekilde borcumu ödeyemezdim…
Milletvekili Gizem Özcan da Milletvekili Mete’nin “borç” konusundaki sözlerine ise “Sayın Mete’nin bu ifadesi ise meseleyi çok daha vahim bir noktaya taşımaktadır. Bu söz, Cumhuriyet ile tek adam rejimi arasındaki tarihsel fay hattının açık bir itirafıdır. Yurttaşı hak sahibi birey olmaktan çıkarıp, geleceği daha doğmadan bir kişiye zimmetleme iddiasıdır. Bu, demokratik siyaset dili değil; biat rejiminin açık beyanıdır.” diyerek şöyle devam etti:
“Oysa bu topraklar başka bir anlayışla kuruldu. ‘Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır.’… Bu söz; mütevazı bir devrimciliğin, kişilere değil halka, ilkelere ve Cumhuriyet’e yaslanan bir siyasi anlayışın ifadesidir. Bugün asıl mücadele tam da buradadır: Herkesi bir kişiye borçlu ilan eden hoyrat tek adamcılıkla, egemenliği millete emanet eden Cumhuriyetçi, kamucu ve eşitlikçi anlayış arasındaki mücadeledir. Türkiye bir kişinin lütfuyla ayakta duran bir ülke değildir. Bu ülkede çocuklar borçla değil, haklarla dünyaya gelir. Yurttaşlık, minnetle değil; eşitlik, özgürlük ve hukukla tanımlanır. Kimseye borçlu değiliz; yalnızca halka karşı sorumluyuz.”
*
BAŞKAN DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN
Muğla il merkezinde parkların mermerle betonlaşmasında yaşanan tepki ve tartışmaya Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın özel danışmanı Levent Arkan’da “Halkın parasıyla, halka rağmen hizmet olmaz.” diyerek katıldı.
Levent Arkan bu konuda yaptığı paylaşımda “Gerçek gazeteci seçilenin yalakası olan değil, vicdanın ve vatandaşın sesi olandır.” diyor. Doğru söylüyor. Daha önce de bir doğrusuna teşekkür etmiştim. Buna da teşekkür ediyorum. İki oldu…
Levent Arkan’ın önceki günkü yazısını ayrıca ele alırız, “Ahmet Aras, halkı üzecek iş yapmaz.” diye noktalamış. Dün de Ahmet Aras Başkan paylaşımda bulundu. “56 yıl önce bugün, Bodrum’da dünyaya geldiğim günden itibaren, cennet Muğla’mızın insanlarını üzmek aklımdan bile geçmedi, geçmez.” diye başlamış. Danışmanı “üzmez” diye noktalarken, Başkan Aras “üzmek aklımdan bile geçmedi, geçmez.” diye başlamış. Tevafuk mu ne… Neyse, biz Ahmet Aras Başkan’ın doğumunu kutlayalım:
Sevdikleriyle daha nice huzurlu, sağlıklı, başarılı yıllar dilerim…
Başkan Aras’ın paylaşımına dün anında Kurtuluş Oğan Hocam’dan yanıt geldi. O da benim takıldığım yerlere takılmış. Başkan Aras’ın “Akbelen’in altı üstüne getirilirken, halkımızın suyu termik santrallere tahsis edilirken sesi çıkmayanların, park yenileme çalışmaları dahilinde gerçekleştirilen ağaç budama çalışmalarını eleştirmesi, samimiyetsizliğin zirvesidir.” sözüne karşı “Bu ‘samimiyetsizlik’ kime yöneliktir?Rakip partiler mi? Siyasi aktörler mi? Yoksa bugün parkında ağacını, gölgesini savunan bir avuç yurttaş mı?” diye sormuş.
Bende soruyorum… En iyisi Başkan Aras ve özel danışmanının paylaşımlarına yarın bakalım…
*
Fecri Ebcioğlu rahmetlinin yazdığı gibi, “Ahmet, Mehmet, Süreyya hepsi boş hepsi rüya...” …
“Bir gün hayat bitecek. Dersin ‘Görmüşüm rüya!’… Boş vermişim, boş vermişim…”
Boş veremiyoruz işte… Gerçek olan ne, kim? Godot mu?
Su tartışmaları karşısında herkes konuşurken susan, adeta “Godot’u bekler gibi” bekleyen CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl’dan biz de adeta “Godot’u bekler gibi” açıklama bekliyorduk. O açıklama önceki gün Nail Kızıl’dan değil, nihayet Nail Kızıl ve 13 ilçe başkanından “senkronize” olarak geldi. Senkronize olmak zordur. Belki de bu yüzden gecikilmiştir.
*
“MUĞLA’NIN SUYU, BAŞKA YANLIŞ POLİTİKALARIN FATURASI OLAMAZ”
“Su Krizi Doğal Değil, Siyasidir. Muğla’nın Suyu Rant Ve Algı Politikalarına Kurban Edilemez” başlığını taşıyan o açıklama özetle şöyle:
“Son günlerde Muğla genelinde yaşanan su sorunu üzerinden, sorumluluğun yerel yönetimlere yıkılmaya çalışıldığına tanık oluyoruz. Devlet Su İşleri’nin yaptığı açıklamalar ve AKP İl Başkanı’nın beyanları, sorunun gerçek kaynağını açıklamak yerine kamuoyunu yanlış yönlendirmeye dönük bir algı oluşturma çabasıdır. Biz buradan bir kez daha açık ve net biçimde ifade ediyoruz: Muğla’daki su sorunu bir doğa olayı değil, yıllardır sürdürülen yanlış planlama, ihmaller ve siyasi tercihler zincirinin sonucudur.
SORUN BELEDİYELERDE DEĞİL, MERKEZİ YÖNETİMİN POLİTİKALARINDADIR
İçme ve kullanma suyunun planlanması, tahsisi ve ana iletim altyapısı DSİ ve merkezi idarenin sorumluluğundadır. Yerel yönetimlerin görevi ise kendilerine tahsis edilen suyu arıtmak ve halka ulaştırmaktır. Buna rağmen; Yıllardır ‘Muğla’nın su sorunu çözüldü’ denilmesine karşın gerekli yatırımlar tamamlanmamış, artan nüfus, turizm baskısı ve iklim krizi bilinçli biçimde görmezden gelinmiş, DSİ’nin verdiği taahhütler hayata geçirilmemiştir. DSİ tarafından yapılan son açıklama, Muğla’ya bugün için somut bir su çözümü sunmamakta; ‘planlandı’, ‘çalışılıyor’ gibi ifadelerle sorunu zamana yaymaktadır. Açıklamada Muğla’ya yönelik net ve bağlayıcı bir içme suyu tahsisi bulunmamaktadır. Bu yaklaşım, su krizini çözmez; yalnızca gerçeğin üzerini örter.
MUĞLA’NIN SUYU, BAŞKA YANLIŞ POLİTİKALARIN FATURASI OLAMAZ
Muğla’nın suyunun başka havzalarda yaratılan sorunları örtmek için gündeme getirilmesi kabul edilemez. Bu yaklaşım; Havza yönetimi ilkesine, Ekolojik dengeye, Su tahsisinde adalet anlayışına aykırıdır. Bu çerçevede, Dalaman Çayı gibi Muğla’yı besleyen bir su kaynağıyla ilgili çarpıcı bir çelişki ortadadır. Muğla, Dalaman Çayı’ndan kendi içme ve kullanma suyu ihtiyacı için yaklaşık 50 milyon metreküp su talep etmiş; bu talep DSİ tarafından karşılanmamıştır. Buna karşın DSİ, kendi havzasında dahi su ihtiyacını karşılamakta zorlanan Muğla’ya bu miktar verilmezken, yaklaşık 240 milyon metreküp suyu Aydın’a tahsis etmiştir. Muğla’nın bugünkü ve gelecekteki su güvenliği bu tercihle riske atılmaktadır; bu yaklaşım ne bilimsel ne de vicdanidir. Su, şirketler için değil; önce halk ve yaşam için planlanmalıdır.
ÇAĞRIMIZ NETTİR
Anayasa’nın 17. ve 56. maddeleri ile Su Tahsisleri Hakkında Yönetmelik açıktır: İçme ve kullanma suyu birinci önceliktir. Bu kadar net bir hukuki çerçeve varken Muğla halkının susuz bırakılması, yaşam hakkının ihlalidir. Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ; Bilimsel ve teknik çalışmaları yürütmekte, Sürdürülebilir su kaynakları için projeler üretmekte, Muğla’nın geleceğini güvence altına alacak çözümler geliştirmektedir. Sorun, yerel yönetimlerin çabası değil; merkezi yönetimin yerine getirmediği sorumluluklardır. Muğla’nın su politikaları bilimsel, kamucu ve ekolojik temelde yeniden ele alınmalıdır. DSİ, verdiği taahhütleri derhal yerine getirmelidir. Su yönetimi, rant ve enerji odaklı değil, yaşam odaklı olmak zorundadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; Muğla’nın suyunu, doğasını ve geleceğini savunmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
*
“6.1 MİLYARLIK PROJE BU TARTIŞMANIN NERESİNDE?”
Katıldığım yerler, katılmadığım yerler var. Önemli tespitler de yapılmış. Ancak bana sorarsanız Sezen Aksu’nun dediği gibi, “Hiçbirimiz masum değiliz” …
CHP İl Yönetim Kurulu Üyelerinden Duran Öztürk hafta sonunda (1 Şubat Pazar) Ali Turbalıoğlu ve 18 diğer kişiyi etiketlediği paylaşımının başlığında “Kelime Oyunlarıyla ‘Su’ Yönetilemez… Muğla’da Günlerdir ‘Su’ Konuşuluyor” diyordu… Evet kelime oyunları ile ne parti yönetilir ne şehir… Muğla’da günlerdir su konuşuluyor, ama CHP İl Başkanlığı anca AK Parti İl Başkanı’nın açıklaması karşısında suskunluğunu bozabiliyor.
Orhan Okutan arkadaşımız da CHP İl Başkanı ve 13 İlçe Başkanının senkronize açıklamasını “Fethiye Alternatif Bakış” da ele almış. Okutan “Dalaman Çayı Su Kavgası Başladı / Daha Önce De Gündeme Gelmişti” başlıklı yazısında “Dalaman Çayı’nın suyunun Aydın’a verileceği iddiaları ilk kez bugün ortaya çıkmadı. Aylar önce Demokrat Parti İl Başkanı Atınç Koylu ve gazeteci Özcan Özgür, bu ihtimali kamuoyunun gündemine taşımış; Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle havzalar arası su transferine yasal zemin oluşturulduğunu açıkça hatırlatmıştı.” derken, “Kamuoyunun beklediği; kimsenin nutku değil, herkesin belgesi. Ve aynı masaya oturup, Muğla için çözüm üretme iradesi.” diye noktalamış.
Orhan Okutan bir de “6.1 Milyarlık Proje Bu Tartışmanın Neresinde?” diye sormuş.
Orhan Okutan’ın yazısına da döneceğiz…
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ:Her gün yüzlerce hayal kurarsın ve hiç biri gerçek olmaz; ama bir gün bir gerçek yaşarsın, hiçbir hayale sığmaz. --Paul Auster