Ukrayna’daki NATO varlığı dünyayı 3. Dünya Savaşı’nın eşiğine getirebilir. (Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin) İstenmeyen bir gerilim ve topyekûn bir savaş riski her geçen gün artıyor. (Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock) Şu anda insanlık iklimi karbondan hızlı şekilde ayırması gerekirken 3. Dünya savaşının eşiğindeyiz. Abd’nin pratik olarak soykırıma destek vermesi fitili ateşledi. (Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro) 3. Dünya savaşı bizim çıkarımıza değil. (ABD Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki) İsrail’in Gazze katliamları ve Rusya- Ukrayna Savaşı 3. Dünya savaşına yol açabilir. ( Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan)

Yukarıda üst üste farklı ülkelerden yapılan açıklamalar dünyanın yeni bir sürece hazırlandığına işaret ediyor. Yakın döneme kadar büyük savaşların devrinin kapandığı iddiası vardı. İnsanlığın kendisini daima gelişmeye adadığına inanan bu anlayış, şu saatten sonra küçük savaş ve çatışmalar olsa da dünyayı riske atacak savaş kesinlikle beklemiyordu. Oysaki insanın doğasında bitmek tükenmek bilmeyen hırs ve mücadele isteği var. Tam hakimiyet için yapmayacağı şey yoktur. Burası atlandı. Küresel salgın sürecinden sonra dünyada gerilim alanlarında bir artış meydana geldi. Ayrıca yeni dünya düzeni ajandası da önümüzde duruyor. Küresel elitlerin bu yeni döneme nasıl geçmek isteyeceği tam olarak belli değil. Bir yandan da dünya nüfusunun çok fazla olduğunu düşünen gruplar var. Ezoterik örgütlerin de çeşitli işaret ve tarihlerden yola çıkarak dünya için hayal ettikleri var. Belirtilen durumlar ister istemez ülkelerin yeni çatışmalara hazır olması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

Gelelim Türkiye’ye…

Türkiye olası bir dünya savaşına hazır mı? Birinci Dünya Savaşı’nın göbeğinde kalan İkinci Dünya Savaşı’nda tarafsız kalan ülkemiz yeniden savaşla karşı karşıya kalırsa neler yapar. Öncelikle birkaç gün önce Milli Savunma Bakanlığımızın yaptığı açıklamaya bakalım. “Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’ndaki gibi Üçüncü Dünya Savaşı riski var mı derseniz tabi ki bir ihtimal. Biz MSB olarak savunma ve güvenliğimize yönelik değerlendirmelerimizi yapıyor güncellenmesi gereken bütün planlarımızı yeni değerlendirmeler ışığında yapıyoruz. En hazırlıklı ülkelerden biri olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.” Bu açıklamalar ışığında Türkiye’nin süreci ciddiye aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu bizim açımızdan ferahlatıcı bir gelişme. Savaşların seyrinin ne olacağını pek bilemeyiz ama hazırlıklı ve güçlü ordusu olan ülkelerin kazanmaya yakın olduğu gerçeğini de rahatlıkla görebiliriz. Türk ordusunun geçmişe dayanan savaş tecrübesi, sıcak çatışma kabiliyeti açısından terörle mücadele, dünyanın çeşitli coğrafyalarında gösterdiği kabiliyetli eylemler bu söylenenleri destekliyor. 

Bunun yanında sadece ordunun hazır olması yeterli değildir. Böyle bir süreçte halkın da sürece her yönüyle hazır olması gerekir. Bireysel ve toplumsal olarak üzerimize düşen görevler vardır.  Savaşın kapıya dayandığını gören halkın bilinçli hareket etmesi gerekir. Ayrıca bu süreci kendi açısından yönetecek bir psikolojiye sahip olması gerekir. Savaş tamtamlarının çaldığı bir süreçte kişi ekonomik harcamalarını minimuma çekip en kötü zamanın nasıl karşılanacağını idrak etmelidir. Ülkenin özellikle tarımsal üretim açısından en üst seviyede alarm vermesi gerekir. Örneğin buğday, arpa ve bakliyat çeşitleri, et ürünleri savaş zamanında hayati önem taşır. Çiftçi de bu bilinçle zor zamanda neyin lazım olduğunu bilerek ekim ve üretim yapmaya çalışmalıdır. Su kaynakları konusunda çok dikkatli olmalıyız. Zira susuzlukla verilen sınav çok çetin olur. Bunun dışında toplumun tarih bilinci üst düzeye çıkarılmalı. Tarihte yaşanan gelişmelerin sebep sonuç yönüyle olumlu ve olumsuz karşılıklarını anlamaya çalışmalıyız. Medya diliyle halkın süreci anlamaya çalışması için de programlar yapılmalıdır. Unutmayalım ki Bosna’yı kötü duruma düşüren noktalardan birisi de halkın Avrupa’nın göbeğinde 20. Yüzyılda bir daha katliam olmayacağına inanmasıydı. Maalesef bu inancın tam aksine büyük bir kıyım oldu. Acıları hala hafızalarda ve taze. O zaman kendimize şu soruyu soralım. 3. Dünya savaşına hazır mıyız? Böyle bir savaşın çıkmasını elbet istemeyiz ve olmamasını da dilemeliyiz ama böyle yıkıcı bir savaşa da hazır olmalıyız.