"Can kuşum. Neler söylüyorsun bana? İnanmaktan öte bir şeysöylediklerin. Bütün ruhunla inanmak. Çağlayanlar gibi taşmak. Birlik yoluna;ne olursan ol, nerede olursan ol aynı yürekte "bir" olarak girmek. Her türlüsınavdan geçmeye rıza göstermek. Hiç baş eğmemek. 'KORKMA!' diyen sese uyarakhilâlin altında toplanmak. "
Cumhuriyet'in 100.yıl coşkusunu tüm benliğimle hissederkenCumhuriyet'e dair yazılan yazıları okuyordum. Birden Prof Dr Ayşe İLKER hocamın"Dedem Yaşasaydı" başlıklı yazısını okurken zamanda yolculuğa çıktım.Cumhuriyet'in ilan edildiği zamanların heyecanıyla kendimden geçtim. Her bircümlesinde millete, vatana, bayrağa ve de Cumhuriyet'e kanat geren ruhlargözümde canlandı. Cetlerimizin ruhunu şad etmek için ne kadar büyük birsorumluluk taşıdığımı fark ettirdi, kendime getirdi.
Ayşe İlker hocam, söze "Dedem Yaşasaydı." diye başlıyor veyazısını şu cümlelerle tamamlıyor : "Yaşasaydı, yüzyıllık bir çınar olarak, avuçlarından parmaklarına yayılan bütün güvenle,bakışlarındaki olanca müsamaha ile ve davranışlarındaki hakperestlik vedürüstlükle şunu diyecekti bana: Bu devleti Türkler kurdu. Burası TürkiyeCumhuriyeti Devleti! Son Türk Devleti! Ahmet, Ayşe, Neşe! Uyanın bu sanrıdan vesilkinin! Örülmüşve yükseltilmiş bir burcun söküldüğü hangi Türk tarihinin sayfalarındagörülmüştür ki siz göreceksiniz! Kimin haddine Türk Devletini sökmek vebölüşmek!"
"Korkma!"seslenişiyle uyanan ve dirilişe geçen atalarımın kurduğu devlet bir asrayaklaşan bir ömre sahip olmak üzere. Cumhuriyet'in ilanından bugüne bir asırgeçmiş. Cumhuriyet nesiller yetiştirmiş. Cumhuriyet'in kurucusu Ulu Önderimizinsözleri rehberlik ediyor Cumhuriyet'in yetiştirdiği nesillere:
"Eyyükselen yeni nesil! Gelecek sizsiniz. Cumhuriyet'i biz kurduk, onu yükseltecekve yaşatacak sizsiniz."
Cumhuriyet'ikuran nesil gözlerimin önünde. Liderlerinin mavi gökleri aydınlatan gözlerininışığı sonsuz ufuklara gark ediyor bakışlarını. Yürekler; yüksek ideallerin,inancın ve imanın kanıtlanmış bir zaferini yaşıyorlar. İnsanlık onurunukaybetmiş gözü hiçbir zaman doymayacak medeniyet timsali sömürgenlerin zulmüaltında dökülen nice gözyaşının, vatan uğruna, millet uğruna verilen nicecanların ardında yokluğun savaşını onuruyla, inancıyla kazanmış bir milletinzaferi var.
9Eylül sabahı İzmir'in dağlarında çiçekler açarken giydiği kefenin rengine,emdiği anasının sütünün rengine timsal olmuş ak günlerin habercisi bir zaferi kazananlarıngözlerindeki ışık sadece Anadolu'yu değil bütün dünyayı aydınlatacaktı.Yokluğun içerisinden yana yana çıkanların zaferiydi Cumhuriyet'e çıkan yol. Ogünlere bir an bile olsa gitsek, o zaferi kazanan yüce ruhlardan biriningözlerinden bakabilsek şu dünyaya. Onların taşıdıkları imanın, yaşadıkları ruhyüceliğinin doruklarında kanat çırpsak. Ne muhteşem anlar olurdu. Bugünlerdendoksan altı yıl öncesini düşünmek, hatta yaşamak. Yükselen ruhlar, öyleyükselen ruhlar ki vecd içinde kalırdı. An'a hükmederdi. Ne de olsa hükmetti.
İstiklâlHarbi sonu ile Cumhuriyet'in ilanı zamanları. Muğla'dayım.. Belki Yunanişgalindeki topraklar gibi savaş zulmünün karanlığını görmese de yaşadığıtoprakların düşman çizmesi altında kaldığını görmüş, yaşamış nesiller. İçteniçe zafere dönmüş yüzünü, aklı Ankara'da. Şehrin ileri gelenleri Koca Han'daMilli Mücadeleye destek vermek için toplanmışlar. Bu destek öyle bir destek kitüm yükselen ruhların üzerinde. "Bağımsızlık benim karakterimdir." diyenUlu Önderimizi desteklercesine karakterleri yücelten inançla dolu. Anadolu'nunher bir yerinde olduğu gibi Muğla'da da yüreklerdeki yangının ancak bir zaferlesöneceğine inançlar tam. Hakk'ın ve halkın zaferi ile.
KocaHan'dan çıkıyorum büyük babamın peşine takılıyorum. Büyükbabam on yedi yaşında.Yüreğindeki ateş bütün bedenine yayılıyor. Belediye Reisi aynı zamandaMuğla'daki Kuvay-ı Milliye'nin liderlerinden Ragıp Bey'in sözleri aklınanakşedilmiş, devamlı dile geliyor : "Mağlûbun harabîsi, galibin tatminîihtirası." yaşanılan işgale karşı bir çığlığa dönüşüyor. Tek bir yürekten çıkanbir ses kurtuluş çağrısına sonuna kadar her türlü desteği verme sözüylemühürleniyor. Yaralı yüreklere birazcık olsun serinlik veriyor bu kararlılık.
Büyükbabambir an evvel eve varıp alınan kararları dayısı Hacıköselerin Demirci Şükrü'ye, nice savaşları ve acılarınıyaşamış iki şehit anası büyükannesine yetiştirme telaşında. Önce Hamamönü'neuğruyor. Yaşadığı onca acıyı ruhuna sindirmiş Hacı Ana'nın gözleri kapıda.Torununun vereceği haberleri bekliyor heyecanla. Aldığı haberle adetagençleşiyor. Gözlerinde torununun o güne kadar görmediği bir mana. Dudaklarında"Asr" suresi. "Asra yemin olsun ki, insan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler,salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrıtavsiye edenler bunun dışındadır."
"Zamanı geldi oğul! Zamanı geldi. Sabırve şükür Rabbimin inayetiyle bu karanlık günler de geçecek. Şimdi güçlü veiradeli olma zamanıdır." Ki o Hacı Ana nice çileler çekmiş, çileleri yumakyumak edip ateşlerden geçip bugünlere gelmişti. İşte iman dolu ruhların anasıbu yürekteydi. Büyükbabam nelere şahitlik ediyordu böyle. Ben onun gölgesindesinen bir ruh sanki semadan fezaya uçuyordum.
VeSekibaşı'ndaki eve doğru yollanıyor adımlarımız. Demirci Şükrü'nün ateş başındademire verdiği kıvam için ateşi harlayan körüğü sabaha kadar nasıl çektiğigeliyor büyükbabamın aklına. Neden sabaha kadar çekiç sesleri hiç eksikolmamıştı bu dükkândan. Sabah olduğunda gelen atlılara emanetlerin teslimiyledayısının yüzündeki aydınlanmayı hiç unutamıyordu. Çok sonradan öğrenecektiMuğla'dan yola çıkan milli orduya kazandırılan uçağın öyküsünü. Dayısı ilekahve içerken alınan kararları anlatıyor büyük bir heyecanla. Koca adam o kadarmutlu oluyor ki orada zeybek oynayacak. Eskisi gibi her diz vuruşunda tozudumana katacak.
Ayşeİlker hocamın yazısının etkisi ile büyükbabamı takip ediyorum. Cumhuriyet'inilanı duyuruluyor Muğlalılara. Bütün şehir tek yürek olmuş. Gözlerdeki ışık,yüreklerdeki heyecanı duyuyorum. Tek bir yürek olmuşlar. Artık bu şehircumhuriyetin ve devrimlerin en büyük takipçilerinden biri olacak. Büyük biraşkla bağlanmış yürekler Cumhuriyet'e. Yepyeni bir devlet kuruluyor. Türk'ünruhu yükseliyor Muğla semalarında. Zeybekler, efeler kanatlanıyorlar adeta.Kartal olup gökyüzünde Ankara'ya kanat açıyorlar.
Artıkbu şehirde her 29 Ekim hem bayramın kutlanışı hem de Karabağlar'dan şehre göçüntarihi olacak. Göç sonrası yürekten gelen bayram kutlamaları. 29 Ekim 1923Muğla'da Saburhane Meydanı, Kurşunlu önü, Arasta, Koca Han, Yağcılar Hanı,Konakaltı, Sekibaşı ve Düğerek her yerde bayraklar asılmış, insanların hemgözleri,hem gönülleri aydınlık ufuklara bakıyor. Her bir insan onca yaşananfelaketin, ıstırabın ardından Cumhuriyet'le gelen doğuma şükrediyor.
Büyükbabamda bu sevdalılardan. Hiç görmediğim büyükbabamın yüreğinde hissediyorum buheyecanı. İşte tüm ruhunla bir yüce bir davaya sonuna kadar inanmak ve deuğruna her şeyi göze alıp çalışmak, üretmek hiç dinlenmeden, yorulmadan.Azimle, aşkla. Cumhuriyet'e kanat geren bu gözlerde aşkı görüyorum. Cumhuriyetaşkını. Onlar için Cumhuriyet sadece özgürlük demek değil yaşatılması gerekenbüyük emanet, taşınması gereken bir onur! Cumhuriyet'le insanlarımız onursahibi oluyor.
Ve kendime geliyorum. Cumhuriyet'e dair söylenecek o kadarçok sözüm vardı ki aslında. Ama büyükbabamın gölgesinde hissettiklerim imanın,inancın, birliğin, dirliğin, yüce ideallerin Hakk'a teslimiyetinin bir insanolarak ruhları yükselten güzelliklerini yaşadığımı fark ediyorum. En azındanyüreğimde hissettiklerimle ben de onurlanıyorum.
Analara, babalara, ninelere, dedelere bu ruhu mayalayanatalarıma şükran borçluyum. Ezelden ebede her daim takipçisi olacağım bukarakterin, bu onurun. Her düşüşümde daha bir kuvvetle kalkacağım. Cumhuriyet'inmayasında işte bu kuvvet var. Ne diyor bana: "KORKMA!"
Can kuşum. Neler söyletiyorsun bugün bana? İnanmaktan öte birşey söylediklerin. Bütün ruhunla inanmak. Çağlayanlar gibi taşmak. Birlikyoluna; ne olursan ol, nerede olursan ol aynı yürekte "bir" olarak girmek. Hertürlü sınavdan geçmeye rıza göstermek. Hiç baş eğmemek. 'KORKMA!' diyen seseuyarak hilâlin altında toplanmak.
Bugün 29 Ekim 2023! Cumhuriyet'imiz tam yüz yaşında. Kutluolsun. Cumhuriyet'i kuran başta Ulu Önderimiz olmak üzere bu vatanı bugünleregetiren tüm nesillerin ruhları şad olsun.