Cumhuriyetyönetimi 100 yaşına girdi.

Türkiyeyönetim biçimi ulu önderimiz Mustafa Kemal Paşa tarafından 29 Ekim 1923 günüCumhuriyet olarak değiştirdi.

Dahaönce devlet yönetiminin başında bir hanedan, yanlı bir aile vardı.

Hanedanlıklayönetilen ülkeler halen dünyada varlıklarını devam ettiriyorlar.

İngiltere,Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka, Belçika, Lüksemburg, İspanya ve Japonyagibi ülküler halen hanedanlıklar ile yönetiliyorlar.

Cumhuriyetyönetimi, halkın seçtiği kadrolar ile yönetilen bir sistemin adidir.

Cumhuriyetyönetimi Partiler ile var olabiliyor.

Bunedenle, partilerde ne kadar demokrasi var ise, Cumhuriyet yönetimi de oderecede demokrasi var oluyor.

Cumhuriyetyöntemi adeta yumurta mı tavuktan, tavuktan mı yumurta olayına benziyor.

Cumhuriyetyani demokrasi ile yönetilen ülkelerde basının kamuoyu oluşmasında kilit birrolü var.

Basın,algı yaratarak gerçekleri gölgede bırakabiliyor.

Buda basını elinde tutanların, devlet yönetiminde ağırlıkları olmasına nedenoluyor.

Cumhuriyetve Demokrasi ile yönetilen ülkelerde, basının bu gücüne çok dikkat edilmesigerekiyor.

Demokrasininmükemmel bir yönetim biçimi olmadığı kabul ediliyor.

Amadaha iyi bir yönetim biçimi bulunamadığı için, Demokrasinin defolu yanları olmasınarağmen hâlen dünyada kabul görüyor.

Demokrasiile yönetildiği iddia edilen devletlerin çoğunun emperyalist devletler olduğunubiliyoruz.

Demokrasiile yönetilen bir devlet nasıl emperyalist olabilir, nasıl sömürgeci olabilir?

Busoru insanı rahatsız ediyor.

Enkahredici silahları, savaş gemilerini, savaş uçaklarını Demokrasi ile yönetilendevletler üretiyor ve kullanıyorlar.

Tümbu silahlar uzaylılara karşı insanlığı korumak için yapılmadığına göre,Demokrasi ve Cumhuriyet gibi kavramlar niçin gündemde?

Birileribizi kandırıyor mu acaba?

21.Asırda yanı günümüzde bile bir kısım insanlar hâlâ sevmedikleri insanları"Hayvansı insanlar" olarak niteliyor ve bu insanların çoluk çocuköldürülmelerini doğal karşılıyor.

Butip insanların yönettiği devleti de Demokrasi havarisi geçinen ülkeler dedestekliyor.

Buişte bir gariplik yok mu?

Tümbunları yaşadıktan sonra sistemlerin, ideolojilerin boş olgunu noktasınageliyor insan.

İyiinsan ve kötü insan olarak sade bir noktaya geliyor insan..

İyiinsan kimdir?

İyiinsan vicdanının sesini dinleyen merhametli, karşısındaki insanın da var olmahakkı olduğuna inanan, insandır.

Kötüinsan kimdir?

Kötüinsan, doyumsuz nefsinin sesine kulak veren ve hiç ölmeyecekmiş gibi davrananzalim olan insandır.

"Kadıninsandır, erkek de insanoğludur" diyen Neşet Ertaş'ın tespiti belkigöründüğünden çok daha derin, anlamlı ve değerli.

Tüminsanları kadınlar doğuruyor, emziriyor ve büyütüyor.

Tümcanlıları da anneleri doğuruyor ve besliyor.

Büyüttüğüneinanınca da onu doğaya bırakıyor.

Eğerdünyamızın yaşanır bir yer olmasını istiyorsak, çocukları büyütenkadınlarımızın üstünde daha fazla ve daha ciddi şekilde durmalıyız.

Çocukyuvalarında, yabancı kadınların ellerinde büyütülen çocuklar istediğimizkalitede yetişmiyorlar.

İnsanoğludaha sağlıklı ortamlarda, yanı sevgi dolu ortamlarda yetiştirilmelidir.

Buda ancak annelerin sevgi dolu kucağında yakınında yetişmekle mümkün oluyor.

İş,dönüyor dolaşıyor yine annelerimize geliyor.

Huzurlubir dünya istiyorsak iyi insanlara ihtiyacımız var.

İyiinsanları da yedi yaşına kadar öz anneleri yetiştirebilir.

Nedenyedi sene derseniz, "Bir insan yedisinde ne ise, yetmişinde deaynısıdır" ata sözümüzden esinlendim diyeceğim..

Cumhuriyetimizin100. yaş günü tekrar kutlu olsun.

Hedefimiz,iyi insanların yönettiği ve iyi insanlardan oluşan bir Cumhuriyet yaratmak olmalıdır.